Firavun sistemlerinin yıkılabilmesi için Rabbimiz buyuruyor ki; “Musa’ya ve kardeşine vahyettik ki kavminiz için şehirden evler edinin, evlerinizi kıblegâh edinin, ibadet mahali yapın, namazı kılın ve ondan sonra müminleri müjdele!” (Yunus: 87)
Anlıyoruz ki her şeyden önce müminler evlenmeli, yuva kurmalı, Müslümanca çocuk yetiştirmelidir. Müsaadenizle önceliği evliliğe ayırmak istiyorum…
Çünkü bir Müslüman için mükemmel bir yuva sahibi olmak hem en güvenilir bir savunma hem de en ciddi bir taarruzdur. Sıradan bir Müslümanın başarılı ve düzenli bir evlilik hayatı Nebevî kanuna göre onun dininin yarısını kazanması, yarısını tamamlaması demektir.
Yani sadece dünya mutluluğunu elde etmesi değil, Müslümanca bir hayat yaşamasında da yolun yüzde ellisini kat etmiş olması demektir. Fakat bu kişi aynı zamanda İslami Hareket mensubu aktif biriyse elde edilen kazanç çok daha başka olacaktır. Allah korusun bunun zıddı da mümkündür, yani başarısız ve mutsuz bir evlilik hayatı, sadece o Müslümanın hanesiyle sınırlı kalmayıp harekete yansımak suretiyle olumsuz etkiler yaptığına hepimiz şahit olmaktayız.
Onun için camialar/hareketler bu konu üzerinde yoğunlaşmalı, sadece erdemli bireyler yetiştirmekle kalmamalı, mükemmel ve örnek aileler yetiştirerek hem hareketlere güç ve kalite kazandırmalı hem de günümüzün kokuşmuş aile hayatına örnekler sunmalıdır.
Cemaatlerin, hareketlerin bu konuda ciddi siyasetlerinin olması gerekir. Elbette bu konuda tamamen duyarsız olduklarını söylemiyoruz, şahit olduğumuz kadarıyla bütün camialar kendi mensuplarının evlenmeleri konusunda öncülük yapmakta, özellikle eş seçiminde onlara yardımcı olmakta, eşlerin aynı camiadan olmalarına özen göstermekte, yuvalarını kurarken onlara maddi destek sağlamaktadırlar.
Fakat biz bundan daha fazlasını bekliyoruz, özellikle gençlerin erken evliliğe teşvik edilmelerini, bu konunun geciktirilmemesini istiyoruz. Gençler derhal evlenmeli/evlendirilmelidirler. Evliliğin terk edilmesinden veya geciktirilmesinden dolayı toplumsal hayatta tarih boyunca birtakım bozulmalar, ahlaki yozlaşmalar hep olagelmiştir. Fakat tarihin hiçbir döneminde evlilik müessesesine bugünkü kadar doğrudan hücum yapılmamış, evlilik ve aile kurumu bugünkü kadar büyük bir tehlikeyle karşılaşmamıştır. İblis, yeryüzündeki egemenliğinin önemli bir bölümünü aile kurumunu yıkarak gerçekleştirmekte, toplumsal hayatı kokuşturmaktadır.
Bugün yeryüzünün egemenliğini elinde bulunduran güç odaklarının en büyük hedefleri nikâhtır, tertemiz yuvalardır ve nezih aile yaşantısıdır. Bu arada, Batı dünyasının tarih boyunca karşı karşıya olduğu en büyük tehlike, evlilik hayatının son bulma tehlikesi, kendi kendilerinin köklerini kazıyarak tarih sahnesinden çekilme tehlikesidir. Bu işin detayına inerek rakamlarla görmek isteyenler bu bilgilere kolaylıkla ulaşabilirler.
Kendileri böyle olduğu gibi, işin kötüsü başkalarına da bizlere de bu tehlikeyi dayatmalarıdır. Dikkat ederseniz, örnek almaları için gençlere idol olarak sunulan ses sanatçıları, artistler, oyuncu ve benzerlerinin önemli bir bölümü yuvasızdır, hiçbirinin düzgün bir aile hayatı yoktur, nikahsızdırlar, rezilce bir yaşantıya sahiptirler. Şeytan ve dostları tarafından bilinçli bir şekilde evlilik ve aile hayatı düşmanlığı yapılmakta veya bunda başarılı olamazlarsa, bu defa evlilik hayatı geciktirilmektedir.
Bir delikanlının, bir genç kızın bekârlık yılları ne kadar çok olursa İblis o kadar kazançlıdır, tamamının bekâr olarak geçmesi şart değil, evlenmesi gereken yıllarının bekâr geçmesidir önemli olan. Evliliğe teşvik konusunda şu ana kadar müstakil bir kitapçık yazmadım ama sayısız konuşmalar yaptım. Düğün konuşmalarımda mutlaka bu konuya temas ettim. Tanıştığım gençlere evli olup olmadıklarını mutlaka sordum, onlara çabucak evlenmelerini, evlilik işini her şeyin önüne almalarını, hatta ilim tahsilinin bile önüne almalarını tavsiye ettim. Çünkü ben evlenmenin ilim tahsiline asla engel olmadığına inanıyorum. Gençlerin yanı sıra eğer mümkünse aynı zamanda onların babalarına ulaşıp aynı tavsiyeleri yaptım. Elhamdülillah az da olsa bunun meyvesini gördüm, hiç gündemlerinde olmadığı halde evlilik konusunu onların gündemlerine aldırdım.
Özellikle İslami hareketler içerisinde yer alan gençlerimiz evlenmeyi her şeyden öne almalıdırlar. Göstereceklerse radikalliklerini bu konuda göstermelidirler. Yani günümüz dünyasının evliliğin önüne çıkardıkları bütün engelleri çiğneyip geçmelidirler. Hani dilimizden düşürmediğimiz kurallarımız vardı ya; Allah’ın kanunlarından başka kanun tanımazdık, hüküm sadece Allah’a aitti, böyle inanıyorduk. Peki, bugün evlilik hayatının önündeki engeller neyin nesidir? Kim koymuş bu kuralları? Yok, efendim önce okul bitmeliymiş, askerlik yapılmalıymış, bir işe girilmeliymiş, hatta beş on kuruş biriktirilmeliymiş...
Söyleyin Allah aşkına, kim koymuş bu kuralları? Bu kurallarla kendimizi bağladığımızda bu işin sonunun nereye varacağını hiç düşündünüz mü? Hiç kayıp vermeden, ara vermeden bir üniversiteyi bitirmek, ardından askerlik yapmak ve bir işe girmek hayatımızın gençlik bölümünü bitiriyor zaten. Eğer bir de sene kaybımız olursa, dershane yıllarımız olursa, üniversiteyi birkaç yıl uzatırsak otuzuna yaklaşmış oluyoruz. Belki biraz ayıp kaçacak ama soruyoruz size; erkekliğin tamamı zaten kaç yıldır ki? Aynı hesap bayanlar için de geçerlidir.
“Evlenin” değil “evlendirin”
Hiç dikkatinizi çekti mi? Nur suresindeki evlilikle ilgili ayet-i kerimede Rabbimiz “evlenin” demiyor, “evlendirin” buyuruyor. Yani evlenme işini Rabbimiz evlenecek kişinin kendisine bırakmıyor, velilerine yüklüyor. Elbette bu işin birtakım zorlukları var, gençler tek başlarına bu işin altından kalkamazlar. Yani İslam kişinin tek başına ayakta durabilme, evlenmeye güç yetirme vaktini beklemesini istemiyor, bundan önce velilerinin onu evlendirmesini istiyor. Veliler öncelikle bu yükümlülüğün farkına varmalıdırlar ama evlenecek gençler de velilerine bu yükümlülüklerini hatırlatmalı, evlilik taleplerini hiç çekinmeden iletmelidirler.
Allah için hiçbir veli, evliliğin önüne engel çıkarmamalıdır. Özellikle kızların anne ve babaları erkeklerin önüne aşılamayacak engeller çıkarmaktan vazgeçmelidirler. Kızlarına talip olanlardan başta müstakil bir ev, eksiksiz beyaz eşya, her bir odanın donanımı ve bunun üstüne bir de ziynet isteyenler ve böylece gençlerin evliliklerini engelleyenler, geciktirenler bunun hesabını Allah’a asla veremeyeceklerdir.
Bütün bunları kızlarının mutluluğu için yaptıklarını zannedenler çok fena yanılmaktadırlar. Genç erkeklere sesleniyoruz. Evlilik işini hiç geciktirmeyiniz, liseyi bitirir bitirmez evleniniz, üniversitede okuyorsanız bitmesini beklemeyin, askerliği hiç bahane etmeyiniz, işe girmeyi de beklemeyiniz. Söylediğim gibi bu kuralları Allah Teala koymamıştır, çevre koymuştur, kahrolası günümüz hayat tarzı koymuştur. Bizlere düşen ise bu kuralları tepelemektir. Özellikle İslami faaliyetlere katılan gençlere sesleniyoruz. Sizin hiç acı günlerinizi tatmayan, sizin öğrencilik yıllarınızı bilmeyen, sizin işsizlik günlerinizi görmeyen, maaşsız günlerinizi bilmeyen, sizi bir memur olarak, öğretmen olarak hazır bulan, eviyle, işiyle, maaşıyla hazıra konan bir bayan; daha sonra başınıza gelebilecek en ufak bir olayda buna tahammül edemeyecek, hayatın önemli virajlarında savrulacaktır. Daha da önemlisi, İslam için risk almanız gerektiğine inandığınız ve bu riski almak istediğinizde bunun karşısına dikilecektir. Yani yüreğiniz İslam için bir şeyler yapmak için çırpındığında artık geç kalmış olacaksınız.
Bayanlara da sesleniyoruz. Evlilik öncesi şart koşarak elde ettiğiniz dünya malı kesinlikle size mutluluk getirmeyecektir. Çoğu zaman eşiniz taksitlerin kölesi olacaktır. Sizler de doldurduğunuz eşyaların hizmetçisi ve kölesi olacaksınız. Onların bakımı, temizliği, dizaynı sizin gençlik yıllarınızı çalıp götürecektir. Rabbinize ve davanıza ayıracak bir vakit bulamayacaksınız. Geliniz evlilik işini kolaylaştırınız, vaktinizin ve maddenizin önemli bir bölümünü kendinize, erdemlice yetişmenize ayırınız. Böylece İslami Hareket içerisindeki yerinizi güçlendiriniz, sizden sonrakilere örnek olunuz. Aksi takdirde uzaklara savrulup gideceğinizi unutmayınız. İslâmî Hareketlerin Takvâ Sorunu olarak en çok “Evlenelim tamam, ama nerede oturacağız?” sorusuna muhatap oluyoruz. Babanızın evinde oturacaksınız diyoruz. Allah size bir ev verinceye kadar babanızla, annenizle birlikte oturacaksınız. Yeni evlenecek bayanlara sesleniyoruz. Akıllı olun, kayınvalideleriniz sizin ilk yıllarınızda çocuğunuzun bedava bakıcılarıdır. Hem onları torun sevgisinden mahrum etmeyin hem de çocuklarınızı dede ve babaanne hasretiyle yakmayın.
Dedesiz ve babaannesiz büyüyen çocukları şöyle bir gözetleyin, çok büyük eksiklerinin olduğunu göreceksiniz. Ne olur birazcık tahammül edin eşlerinizin anne babalarına. Hiç olmazsa ilk yıllarınızda, hem de onların size değil, sizin onlara muhtaç olduğunuz yıllarda. Onlar çocuklarınızın büyüyeceği şu yıllarda gerçekten size Allah’ın bir lütfudur, yeter ki birazcık sabredin.
Bereket denilen şeyin ne olduğunu hiç düşünmediniz mi? Elinize bir kalem alın, anne-babayla birlikte yaşamanın sizleri ne kadar masraftan, hem de gereksiz masraftan kurtaracağını hesap ediniz. Peki, evliliğin önündeki en büyük engellerden birisi olan müstakil ev problemini bu şekilde aştıktan sonra, söyleyin geriye hangi engel kalıyor?
Müslümanca bir talim ve terbiye tezgâhından geçmiş nesiller yetiştirmek için önce basamağı aşmalıyız.