İnsanlık tarihi boyunca görülen en kötü örneklerden birisi, Yahudiler ve onların meş'um ahlâkıdır. Öyle ki; kötülük, ihanet ve sözünde durmamanın sembolü olmuştur.
Bu yüzden Yahudiler, tarih boyunca hiç bir millet tarafından sevilmemiş ve bazen de büyük soykırımlara uğramışlardır. İçinde yaşamış oldukları toplumlarda fitnenin, yıkıcılığın ve komploların merkezi olmuşlardır. İyilik gördükleri tüm toplumlara istisnasız ihanet etmişlerdir. En zor zamanlarında kendilerine el uzatanlara, iki yakaları bir araya geldiğinde hayat hakkı tanımamışlardır. Özellikle Müslümanlara ihanet etmişler; iyiliklerine, kötülük ile mukabelede bulunmuşlardır. Oysa Müslümanlardan, iyilikten başka bir şey görmemişlerdi. Asr-ı Saadet'te Medine İslam devleti kurulduğu zaman, Medine Vesikası ile herkes gibi onların da temel insani hakları teminat ve güvence altına alınmıştı. İslam devletinin himayesinde güven içinde yaşıyor ve İslâm Devleti'nin tüm nimetlerinden istifade ediyorlardı. İslam devleti, onların zulüm ve tefeciliklerine, sömürgeci uygulamalarına müsade etmiyordu. Artık insanları sömüremedikleri için İslam Devletine düşman kesilmişlerdi. Bu habis taife, Peygamber'e suikast yapmaya varıncaya kadar her türlü ihanetin içerisine girdiler. Zaten tarih içerisinde kendi peygamberlerini bile katletmekten çekinmemislerdi. Allah'a ve insanlara verdikleri ahdi çok rahat bir şekilde çignemeyi alışkanlık haline getirmislerdir. Kendileri, Ehli kitap oldukları halde, daima Tevhid ehline karşı putperestler ile ittifak kurup mü'minleri imha etmeye çalışmışlardır. Azgınlık, hainlik ve isyankârlıkları sebebiyle; Davut Peygamber ve Meryem oğlu İsa'nın dili ile lanetlenmişlerdir.
Medine'de ise peşpeşe çıkardıkları fitne ve işledikleri cürümler nedeniyle Medine'den sürüldüler. Medine şehir devletinin vatandaşı olmaları hesabı ile yapılan anlaşma gereği, dış saldırılara karşı Medine'yi savunmaları gerekirken, bunu yapmamakla yetinmeyip her zamanki gibi Tevhid ehlinin aleyhinde Mekkeli putperestler ile işbirliği yapmışlardır. Yine Hayber'de toplandıktan sonra bu sefer, Şam başta olmak üzere Medine dışına giden Müslümanların ticari kervanlarına saldırdılar. Her seferinde Aziz İslam Peygamberi, onları şiddetli bir şekilde cezalandırıp darmadağın etti ve kalanları da yurtlarından sürdü. Yani tam da anladıkları ve layık oldukları şekilde onlara muamele etti.
Tarihin sonraki dönemlerinden bir örnek daha vereyim Yahudilerin değişmez karakterleri için:
Yahudiler, İspanya'da katliamdan geçirildi. Kalan Yahudilerin kurtarılması için Osmanlı imparatorluğu tahliye gemileri gönderdi. Buradan alınan Yahudiler, Selanik başta olmak üzere bazı Osmanlı şehirlerine yerleştirildi. Sonra ne mi oldu? Uzun yıllar Osmanlı himayesinde huzurla yaşadılar ve güçlerine güç kattılar. Ne zamanki Osmanlı zayıfladı, Selanik'teki Yahudiler, Osmanlı'nın yıkılmasında başrol oynadılar.
"Besle kargayı, oysun gözünü" ya da "Besle köpeği, yesin seni" sözleri bir kez daha tecelli etti.
Daha sonraki dönemde, Hitler Almanyası'nda Yahudiler öldürüldüler. Bu kıyımdan kurtulan Yahudiler, gemilerle Lübnan ve Filistin kıyılarına geldi. O güne ait fotoğraflarda, açmış oldukları pankartalarda uğradıkları zulmü dile getirip kovulmamaları için Filistin ve Lübnanlılara yalvardıkları görülmemektedir.
Neticede; Filistin ve Lübnanlılar, onları alıp her şeylerini paylaşmışlardır.
Sonuç ne mi oldu?
O gün bu gündür Filistin'de kan, gözyaşı ve acı eksik olmadı.
İşte size Yahudi'nin değişmez yılan karakteri...
Yahudiler, soykırım ve acılar yaşadıkları halde, ellerine fırsat geçince kendilerine zulmedenlerden daha zalim oldular.
Şu an öyle bir zulme ve teröre imza atmaktadırlar ki, insanlık tarihinde eşine az rastlanmıştır.
Tarih boyunca hiç bir zaman sözlerine vefa göstermemişlerdir.
Bu da gösteriyor ki, insanlık ailesinde siyonistlere yer yoktur. Bütün komşuları için tehlike olan ve bulduğu her fırsatı komşuları aleyhinde kullanan bir yılan sürüsüne bu coğrafyada kesinlikle yer yoktur. Sözde kendi terör devletleri için bir sınır belirlemeyip sadece Arzı Mevud safsatası ile yetinmeyen ve ayak bastığı her yeri kendi toprakları olarak gören bu küstah ve hain kavim; tüm insanlığın düşmanıdır. Elbirliği ile haritadan silinmeli ve tarihin tozlu raflarına kaldırılmalıdır.
Kendilerini insanlığın efendisi, diğer insanları ise köle olarak gören bir zihniyetin, herkesin düşmanı olduğu apaçıktır. Siyonistlere yapılacak her iyilik veya hayat hakkı; insanlığın, yağlı urganı kendi boynuna geçirmesi demektir.
Bugün Filistin'de yaşanan olaylar, sadece Filistinlilerin değil tüm insanlığın ortak meselesidir. Burada insanlığın onuru ve tüm insanlık değerleri ayaklar altına alınmaktadır. İnsanlığa karşı açılmış topyekûn bir savaş sözkonusudur. Bu savaş tüm insanlığın savaşıdır. Bir yanda mutlak kötülük olan Siyonistler ve onların destekçisi şer güçler var. Diğer yanda ise barış ve adalete hasret insanlık ailesi. Mutlak iyilik ve mutlak kötülük savaşında insanlık asla geri adım atmamalıdır. İnsanlık ailesinin hiç bir halkı hatta ferdi, mutlak kötülük olan Siyonizmin pençesine bırakılmamalıdır.
Tarihin yazıldığı günden bu yana ahde ihanetin adeta sembolü olan bir milletin kime ne faydası olabilir ki?
Kimsenin kendilerini kabul etmediği bir zamanda kendilerini kabul eden Lübnanlı ve Filistinlilerin bütün varlıklarına el koyup bununla da yetinmeyip katliamdan geçiren bir vahşi taifenin insanlık ailesinde yeri olabilir mi?
Misafir kaldıkları evlerin sahiplerini evlerinden kovan, bir parça eşya almalarına bile müsade etmeyip mülteci kamplarına mahkûm eden hainleri ve haydutları tanımlamak için hangi kelimeler kifayet eder?
Kızılderililerin misafirperverliğine karşılık onların soylarını kurutan Amerikalılar hariç, tarihte Siyonistler gibi nankör canavarlar gelmiş midir, emin değilim.
Hulâsa; bu gün bu nankör ve zalim kavim, klasikleşmiş karakterini ortaya koyarak, İslam Coğrafyasında dehşet saçmaktadır. Ahdi ve barışı olmayan bu alçak millet, İran’ı ve tüm bölge ülkelerini sıraya koyup varlıklarına ve topraklarına göz dikmiştir.
O halde herkes için tehdit olan bu Siyonist varlık, elbirliği ile ortadan kaldırılmalıdır. Bugün yeryüzündeki birçok çatışmanın direkt veya dolaylı sebebi işte bu zalim facirlerdir. Siyonistlerin olmadığı bir dünyanın daha yaşanılabilir ve barışa daha yakın bir dünya olduğu konusunda herkes emin olmalıdır. Daha adil ve yaşanılabilir bir dünya için siyonizm ile savaş tüm insanlık ailesinin önceliği olmalıdır.