İmran İbnu Huseyn Radiyallahu anh anlatıyor: “Resulullah Sallallahu Aleyhi vesellem buyurdular ki: “İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra bunları takip edenlerdir, sonra da bunları takip edenlerdir.” İmran Radiyallahu anh der ki: “Kendi asrını zikrettikten sonra iki asır mı, üç asır mı zikretti bilemiyorum.” “Bu sonuncuları takiben öyle insanlar gelir ki kendilerinden şahidlik istenmediği halde şahidlikte bulunurlar, onlar ihanet içindedirler, itimad olunmazlar. Nezirlerde (adak) bulunurlar, yerine getirmezler. Aralarında şişmanlık zuhur eder.” Bir rivayette şu ziyade var: “Yemin talep edilmeden yemin ederler.” (Buhari, Şehadat 9, Fezailu’l-Ashab 1)
Hz. Cabir Radiyallahu anh anlatıyor: “Resulullah Sallallahu Aleyhi vesellem buyurdular ki: “Ashabıma sebbetmeyin (dil uzatmayın). Nefsim elinde olan Zat-ı Zülcelal’e yemin olsun (sizden) biri, Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin infak ettiği bir müdd’e hatta yarım müdd’e bedel olmaz.” (Müslim, Fedailu’s-Sahabe 221)
Hz. Ebu Musa Radiyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam ile beraber akşam namazı kılmıştık. Aramızda: “Burada oturup yatsıyı da onunla birlikte kılsak” dedik ve oturduk. Derken yanımıza geldi ve:
“Hala burada mısınız?” buyurdular.
“Evet!” dedik.
“İyi yapmışsınız!” buyurdu ve başını semaya kaldırdı. Başını sıkça semaya kaldırdı ve şöyle buyurdu:
“Yıldızlar semanın emniyetidir. Yıldızlar gitti mi, vaat edilen şey semaya gelir. Ben de Ashabım için bir emniyetim. Ben gittim mi, onlara vaat edilen şey gelecektir. Ashabım da ümmetim için bir emniyettir. Ashabım gitti mi ümmetime vaat edilen şey gelir.” (Müslim, Fedailu’s-Sahabe 207)
Said İbnu’l-Müseyyeb, Hz. Ömer Radiyallahu anh’tan naklediyor: Demişti ki: “Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam’ı dinledim, buyurmuştu ki: “Ben, Rabbimden Ashabımın benden sonra düşeceği ihtilaf hakkında sordum. Bunun üzerine şöyle vahyetti: “Ey Muhammed! Senin Ashabın benim nezdimde, gökteki yıldızlar gibidir. Bazıları diğerlerinden daha kavidirler. Her biri için bir nur vardır. Öyleyse, kim onların ihtilaf ettikleri meselelerden birini alırsa, o kimse benim nazarımda hidayet üzeredir.” Hz. Ömer der ki: “Resulullah aleyhissalatu vesselam (devamla) ilave etti: “Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz.” (Cami’u’us-Sağir, Suyuti/İbnu Abdi’l-Berr, Cami’u’l-İlm)
Said İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın şöyle söylediğini işittim: “Ebu Bekr cennetliktir, Ömer cennetliktir, Osman cennetliktir, Ali cennetliktir, Talha cennetliktir, Zübeyr cennetliktir, Sa’d İbnu Malik cennetliktir, Abdurrahman İbnu Avf cennetliktir, Ebu Ubeyde İbnu’l-Cerrah cennetliktir.” (Ravi der ki: Zeyd) onuncuda sükut etti. Dinleyenler: “Onuncu kim?” diye sordular. (Bu taleb üzerine): “Said İbnu Zeyd!” dedi. Yani bu, kendisi idi. Zeyd sonra ilave etti: “Allah’a yemin ederim. Onlardan birinin Resulullah aleyhissalatu vesselam ile birlikte yüzü tozlanacak kadar bulunuvermesi, sizden birinin ömrü boyu çalışmasından daha hayırlıdır, hatta ömrü, Hz. Nuh aleyhisselam’ın ömrü kadar uzun olsa bile” (Ebu Davud, Sünnet 9)
Usame İbnu Zeyd Radiyallahu anh anlatıyor: “Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın yanında oturuyordum. Ali ve Abbas radıyallahu anhüma gelip (huzuruna girmek için) izin istediler. Aleyhissalatu vesselam:
“Ne getirdiler biliyor musun?” buyurdular.
“Hayır, bilmiyorum!” dedim.
“Ama ben biliyorum, onlara izin ver!” buyurdular. (İçeri aldım), onlar da girdiler:
“Ey Allah’ın Resulü! Ehlinden hangisi sana daha sevgili? Sormaya geldik!” dediler. Aleyhissalatu vesselam:
“Fatıma Bintu Muhammed” buyurdular.
“(Kan bağı) olan ailenden kimi sevdiğinizi sormuyoruz. (Yakınlarından kimi sevdiğini) soruyoruz” dediler.
“Ehlimin bana en sevgili olanı, kendisine (hidayet ederek) Allah’ın nimetlendirdiği, (azad edip evlat edinmemle de) kendimin ikram etmiş olduğu kimsedir!” buyurdu ve Zeyd radıyallahu anhüma’yı zikretti.
“Pekala sonra kim?” dediler.
“Sonra Ali İbnu Ebi Talib!” buyurdular. Bunun üzerine amcası Abbas radıyallahu anh:
“Ey Allah’ın Resulü! Amcanı en sona bıraktın!” dedi.
“Ali hicrette senden önce davrandı!” cevabını verdiler.” (Tirmizi, Menakıb)
İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Biz Resulullah aleyhissalatu vesselam zamanında insanları derecelendirir ve şöyle sıralardık: (Ümmet-i Muhammed’in, Resulullah aleyhissalatu vesselam’dan sonra en efdali) Ebu Bekr, sonra Ömer, sonra Osman, (Resulullah aleyhissalatu vesselam bu sıralamayı işitir) bize itiraz etmezdi (Radıyallahu anhüm ecmain).” (Buhari, Fezailu’l-Ashab 4, 7)
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Üseyd İbnu Hudayr ve Abbad İbnu Bişr radıyallahu anhüma karanlık bir gecede Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın yanında idiler. (Sohbet bitince) yanından ayrıldılar. Derken önlerinde iki nur peydah oldu. Yolları ayrıldığı zaman her birinin bir nuru vardı.” (Buhari, Mesa’ıd 78)