İnzar Dergisi- Mehmet Gülsever
Zihinleri tedricen iğfal etmeyi başarıyor siyonist çete. İşgal edilmiş Filistin topraklarının tamamının talebi, bugün uzunluğu 41 kilometre, genişliği 6 ile 12 kilometre arasında olan 363 km²'den müteşekkil, toplamı bir küçücük Beykoz semti kadar bir yere; yani Gazze şeridine hasredilmiş, hapsedilmiş. 1947'den itibaren ev ev belde belde işgal ediliyor Filistin. Bu işgale dünya müstekbirlerinin de desteğiyle önce gözler, sonra zihin, sonra da gönüller razı ediliyor. Üstüne üstlük geriye kalan topraklarda bağımsızlık mücadelesi veren Filistinlilere terörist muamelesi yapılıyor.
Hain Arap liderleri halklarının tepkisine ve konjonktüre göre ve siyonizmin kendilerine ısmarladığı stratejilere göre hareket ediyorlar. Bu “stratejiler”de israil ile görece savaş bile vardır. Hatırlayın Altı Gün Savaşlarında bir tek israillinin burnu kanamadan İslam'a düşman gerici, ırkçı ve hain Arap rejimleri tek tek yenildi. Mısır, Suriye ve Ürdün ve Lübnan’ın toprakları işgal edildi. Eğer Hamas, Hizbullah ve Ensarullah'ın işgalci çeteye tattırdıkları yenilgiler olmasaydı belki de Arap diktatörlerinin bu “danışıklı savaş yenilgileri”ne inanacaktık. Bu, görece ve danışıklı savaşlarla Siyonistlerin işgali genişletmesine ve yenilmez görünmelerine hizmet ettiler.
Ümmetin Arap olmayan ülkelerinin yine devşirme yönetimleri de meseleyi milliyetçi mülahazaya indirgeyerek halklarının nezdinde Filistin davasını Arap-İsrail çatışmasına indirgeme gayretindeydiler. Başta ABD olmak üzere Batılılar zaten askeri, ekonomik, siyasi olarak tastamam işgalinin yanında yer almaktan imtina etmediler. Zaman zaman gaz alma, nabız düşürme, gönül hoş etme, zaman kazanma, kafaları karıştırma adına kimi beyanatları veya BM kararları olmuşsa da bu söylem ve tutumları asla bir yaptırıma dönüşmemiştir.
Filistin işgali önce ümmetin meselesi iken bu stratejiler ile önce Arap-İsrail sorununa, sonra Filistin-İsrail sorununa, daha sonra Kudüs davasına, şimdi de Gazze-İsrail sorununa indirgemeyi başardılar. Ve son kale olan Gazze sonrası bitiş ve tükeniştir. Batı Şeria da hem kent ve köyler arasında geçiş yasağı ile hem de hain Abbas yönetimi ile şeytani bir işgale mahkumu olmuştur.
Arz-ı Mev’ud hayali ve hedefi ile Lübnan'a, Suriye'ye, Mısır'a, Irak'a, İran ve Türkiye'nin bir kısmına göz dikmiş; Güney Lübnan'ı, Ürdün Vadisi'ni, Golan Tepeleri'ni ve Sina'yı işgal etmiş Siyonistlerin ilhak ve imha ettiği Gazze'yi gönül rızasıyla vermesini beklemek ancak akıl dışı ahmakların, vicdan mahrumu hainlerin iddiası ve dayatması olabilir.
Gazze Filistin'in son elde kalan şeridi. O düşerse Filistin davası da düşer. O düşerse ümitler de düşer. O düşerse esaret ve emperyal işgalin ömrü bir yüzyıl daha uzar. O düşerse Bağdat, Şam, Tahran, Mısır ve Ankara'nın son lambaları da söner. O düşerse "direniş meşalesi" de söner. O düşerse sadece ve sadece Allah'a sığınan ve "Allah bana yeter O ne güzel vekildir" diyenlerin takati tükenir. O düşerse tarihin kaydedebileceği en zayıf topluluğun, tarihin kaydedebileceği en güçlü ve en zalim topluluk ile savaşının hazin sonu olur.
İşte emperyal zalim dünya bunun farkında. Ancak bir gafil var ise o da bizlerizdir, ümmettir. Ümmeti zihinsel ve fiziksel coğrafyalar ile bölük pörçük etmişler. Bugün Batı uygarlığı dediğimiz şey siyonist kafanın ürettiği bir uygarlıktır ve Batı, yuları siyonizmin elinde olan koca bir "dolap beygiri" mesabesindedir. Batı uygarlığının başını da ABD çekiyor. Avrupa'yı silahsız, ordusuz kılma, ABD'yi de olabildiğince güçlü kılmak siyonizmin dünya hakimiyetinin yegane seçeneğidir. Avrupa öyle veya böyle bir geçmişe ve köke sahiptir. ABD ise tamamen toplama, geçmişi olmayan medeniyet karakteri oluşmamış bir devlettir. Avrupa, Macron ile bir orduya sahip olma fikrinin bedelini yıllarca "Sarı Yelekliler"in isyanı ile ödedi. Dönemin Trump'ının bu fikre tepkisi çok sertti. Müttefik olmalarına rağmen mutlak bir kontrolü sağlayamayacakları güçlü bir ordu asla istemezler.
ABD'de Yahudi lobisine rağmen iş başına gelmek mümkün değildir. Mücadeleyi birbiriyle aynı vaatlerde bulunan tek renkli iki partiye indirgemişler adeta. Siyasi düşünce yelpazeleri yok maalesef. Son seçimde Trump ve Biden, seçim stratejilerini "kim İsrail'e daha çok yardım eder" üzerine inşa ettiler. Biden dönemindeki Gazze vahşeti tüm şiddetiyle artarak devam ediyor. Siyonist lobi ABD gibi güçlü bir “aygır” eliyle dünyaya nizam veriyor. Yahudilerin güvenliği neyi gerektiriyorsa onu yaptırmaktan imtina etmiyorlar. Güç merkezlerinin tamamını kendi iç meseleleriyle zayıflatıyorlar. On yıllık, elli yıllık, yüz yıllık planlar yapıyorlar. İşlemeyen planları revize ediyorlar. Sıkışınca naif görünme kabiliyetine bürünüyorlar.
Rusya'yı Ukrayna ile Avrupa'yı Rusya ile Türkiye'yi ekonomi, Yunanistan ve terör ile Çin'i ekonomik savaş ile Pakistan ve Hindistan çatışması ile Uzak Doğu ve Asya’yı birbirleriyle, Güney Amerika'yı uyuşturucu ve mafya ile olmadı ekonomik yaptırımlar ile İran'ı doğrudan askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel müdahale ile terbiye ediyorlar; etmeye çalışıyorlar. Her bir kuvveti kendi sorunu ile uğraştırarak zayıflatıyorlar.
Trump'ın damadı Yahudi ve Yahudi lobisinin en etkin elemanlarından biri. Aslında Trump'ın hafif meşrep karakteri üzerinden ABD toplumunu da okuyabiliriz. Bazen bir mahalle kabadayısı, bazen bir lakayt, bazen bir kumarbaz resti ile arzı endam ediyor. Gazze'yi boşaltma planı ve animasyon yayınlaması öyle sıradan bir eylem değil elbet ya da Gazze'nin yönetiminin HAMAS dışında birilerine verilmesi fikri...
Trump halen en ağır silahları siyonistlere vermeye devam ediyor. Bütün kuvveti ile coğrafyaya tahakküm ediyor. Bu fikre bütün Arap Şeyhlerini ve Arap olmayan liderleri razı ediyor. Netanyahu ile birlikte basın önünde açıkladığı Gazze'yi boşaltma ve yönetimini ABD'ye bırakma planı, Siyonist işgalcinin bizatihi planıdır ve Siyonist Çete, Gazze'yi ilhak kısmını sözde meclislerinde onaylarken, ABD'nin yönetimine bırakılma kısmını gündem dahi etmedi. Trump'ın kendine ait bir Gazze planı asla olmadı ve olmayacak. Siyonist planları icra için başa gelmiştir ve bu akla ziyan plan, ancak bu kadar hafif meşrep biri tarafından icra edilebilirdi.
Bir tek avantajı var bu adamın ki büyük imparatorlukların ve devletlerin yıkılışı genellikle bu tür soytarıların başa gelmesiyle başlar. Dünya halkları nezdinde ABD hegemonyasının zihinlerde yıkılmış olması ve antipati oluşması bu vahşetin tek kazançlı yönü olsa gerek.
Zihinleri tedricen iğfal etmeyi başarıyor siyonist çete. İşgal edilmiş Filistin topraklarının tamamının talebi, bugün uzunluğu 41 kilometre, genişliği 6 ile 12 kilometre arasında olan 363 km²'den müteşekkil, toplamı bir küçücük Beykoz semti kadar bir yere; yani Gazze şeridine hasredilmiş, hapsedilmiş. 1947'den itibaren ev ev belde belde işgal ediliyor Filistin. Bu işgale dünya müstekbirlerinin de desteğiyle önce gözler, sonra zihin, sonra da gönüller razı ediliyor. Üstüne üstlük geriye kalan topraklarda bağımsızlık mücadelesi veren Filistinlilere terörist muamelesi yapılıyor.
Hain Arap liderleri halklarının tepkisine ve konjonktüre göre ve siyonizmin kendilerine ısmarladığı stratejilere göre hareket ediyorlar. Bu “stratejiler”de israil ile görece savaş bile vardır. Hatırlayın Altı Gün Savaşlarında bir tek israillinin burnu kanamadan İslam'a düşman gerici, ırkçı ve hain Arap rejimleri tek tek yenildi. Mısır, Suriye ve Ürdün ve Lübnan’ın toprakları işgal edildi. Eğer Hamas, Hizbullah ve Ensarullah'ın işgalci çeteye tattırdıkları yenilgiler olmasaydı belki de Arap diktatörlerinin bu “danışıklı savaş yenilgileri”ne inanacaktık. Bu, görece ve danışıklı savaşlarla Siyonistlerin işgali genişletmesine ve yenilmez görünmelerine hizmet ettiler.
Ümmetin Arap olmayan ülkelerinin yine devşirme yönetimleri de meseleyi milliyetçi mülahazaya indirgeyerek halklarının nezdinde Filistin davasını Arap-İsrail çatışmasına indirgeme gayretindeydiler. Başta ABD olmak üzere Batılılar zaten askeri, ekonomik, siyasi olarak tastamam işgalinin yanında yer almaktan imtina etmediler. Zaman zaman gaz alma, nabız düşürme, gönül hoş etme, zaman kazanma, kafaları karıştırma adına kimi beyanatları veya BM kararları olmuşsa da bu söylem ve tutumları asla bir yaptırıma dönüşmemiştir.
Filistin işgali önce ümmetin meselesi iken bu stratejiler ile önce Arap-İsrail sorununa, sonra Filistin-İsrail sorununa, daha sonra Kudüs davasına, şimdi de Gazze-İsrail sorununa indirgemeyi başardılar. Ve son kale olan Gazze sonrası bitiş ve tükeniştir. Batı Şeria da hem kent ve köyler arasında geçiş yasağı ile hem de hain Abbas yönetimi ile şeytani bir işgale mahkumu olmuştur.
Arz-ı Mev’ud hayali ve hedefi ile Lübnan'a, Suriye'ye, Mısır'a, Irak'a, İran ve Türkiye'nin bir kısmına göz dikmiş; Güney Lübnan'ı, Ürdün Vadisi'ni, Golan Tepeleri'ni ve Sina'yı işgal etmiş Siyonistlerin ilhak ve imha ettiği Gazze'yi gönül rızasıyla vermesini beklemek ancak akıl dışı ahmakların, vicdan mahrumu hainlerin iddiası ve dayatması olabilir.
Gazze Filistin'in son elde kalan şeridi. O düşerse Filistin davası da düşer. O düşerse ümitler de düşer. O düşerse esaret ve emperyal işgalin ömrü bir yüzyıl daha uzar. O düşerse Bağdat, Şam, Tahran, Mısır ve Ankara'nın son lambaları da söner. O düşerse "direniş meşalesi" de söner. O düşerse sadece ve sadece Allah'a sığınan ve "Allah bana yeter O ne güzel vekildir" diyenlerin takati tükenir. O düşerse tarihin kaydedebileceği en zayıf topluluğun, tarihin kaydedebileceği en güçlü ve en zalim topluluk ile savaşının hazin sonu olur.
İşte emperyal zalim dünya bunun farkında. Ancak bir gafil var ise o da bizlerizdir, ümmettir. Ümmeti zihinsel ve fiziksel coğrafyalar ile bölük pörçük etmişler. Bugün Batı uygarlığı dediğimiz şey siyonist kafanın ürettiği bir uygarlıktır ve Batı, yuları siyonizmin elinde olan koca bir "dolap beygiri" mesabesindedir. Batı uygarlığının başını da ABD çekiyor. Avrupa'yı silahsız, ordusuz kılma, ABD'yi de olabildiğince güçlü kılmak siyonizmin dünya hakimiyetinin yegane seçeneğidir. Avrupa öyle veya böyle bir geçmişe ve köke sahiptir. ABD ise tamamen toplama, geçmişi olmayan medeniyet karakteri oluşmamış bir devlettir. Avrupa, Macron ile bir orduya sahip olma fikrinin bedelini yıllarca "Sarı Yelekliler"in isyanı ile ödedi. Dönemin Trump'ının bu fikre tepkisi çok sertti. Müttefik olmalarına rağmen mutlak bir kontrolü sağlayamayacakları güçlü bir ordu asla istemezler.
ABD'de Yahudi lobisine rağmen iş başına gelmek mümkün değildir. Mücadeleyi birbiriyle aynı vaatlerde bulunan tek renkli iki partiye indirgemişler adeta. Siyasi düşünce yelpazeleri yok maalesef. Son seçimde Trump ve Biden, seçim stratejilerini "kim İsrail'e daha çok yardım eder" üzerine inşa ettiler. Biden dönemindeki Gazze vahşeti tüm şiddetiyle artarak devam ediyor. Siyonist lobi ABD gibi güçlü bir “aygır” eliyle dünyaya nizam veriyor. Yahudilerin güvenliği neyi gerektiriyorsa onu yaptırmaktan imtina etmiyorlar. Güç merkezlerinin tamamını kendi iç meseleleriyle zayıflatıyorlar. On yıllık, elli yıllık, yüz yıllık planlar yapıyorlar. İşlemeyen planları revize ediyorlar. Sıkışınca naif görünme kabiliyetine bürünüyorlar.
Rusya'yı Ukrayna ile Avrupa'yı Rusya ile Türkiye'yi ekonomi, Yunanistan ve terör ile Çin'i ekonomik savaş ile Pakistan ve Hindistan çatışması ile Uzak Doğu ve Asya’yı birbirleriyle, Güney Amerika'yı uyuşturucu ve mafya ile olmadı ekonomik yaptırımlar ile İran'ı doğrudan askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel müdahale ile terbiye ediyorlar; etmeye çalışıyorlar. Her bir kuvveti kendi sorunu ile uğraştırarak zayıflatıyorlar.
Trump'ın damadı Yahudi ve Yahudi lobisinin en etkin elemanlarından biri. Aslında Trump'ın hafif meşrep karakteri üzerinden ABD toplumunu da okuyabiliriz. Bazen bir mahalle kabadayısı, bazen bir lakayt, bazen bir kumarbaz resti ile arzı endam ediyor. Gazze'yi boşaltma planı ve animasyon yayınlaması öyle sıradan bir eylem değil elbet ya da Gazze'nin yönetiminin HAMAS dışında birilerine verilmesi fikri...
Trump halen en ağır silahları siyonistlere vermeye devam ediyor. Bütün kuvveti ile coğrafyaya tahakküm ediyor. Bu fikre bütün Arap Şeyhlerini ve Arap olmayan liderleri razı ediyor. Netanyahu ile birlikte basın önünde açıkladığı Gazze'yi boşaltma ve yönetimini ABD'ye bırakma planı, Siyonist işgalcinin bizatihi planıdır ve Siyonist Çete, Gazze'yi ilhak kısmını sözde meclislerinde onaylarken, ABD'nin yönetimine bırakılma kısmını gündem dahi etmedi. Trump'ın kendine ait bir Gazze planı asla olmadı ve olmayacak. Siyonist planları icra için başa gelmiştir ve bu akla ziyan plan, ancak bu kadar hafif meşrep biri tarafından icra edilebilirdi.
Bir tek avantajı var bu adamın ki büyük imparatorlukların ve devletlerin yıkılışı genellikle bu tür soytarıların başa gelmesiyle başlar. Dünya halkları nezdinde ABD hegemonyasının zihinlerde yıkılmış olması ve antipati oluşması bu vahşetin tek kazançlı yönü olsa gerek.