İTHAF:
Bismillahirrahmanirrahim
Mermileri, bombaları güle çeviren ölümsüzlük laleleri…
Şehadet aşıklarının aziz öğretmenleri, cihadın korkusuz savaşçıları
Ölümü diriliş ve direnişe çeviren yiğit kahramanlar.
Toprağa döktüğünüz kanın her damlası yüzlerce çiçek açtı.
Laleler, güller, sümbüller yeşerdi bu çorak topraklarda.
ALLAH’ım onları rahmetinle sevindir
Şubat şehadet ayı, şan ve şeref ayıdır... Toprağın şehit kanına doyduğu aydır. Nice İslam önderinin şehadet şerbetini içtiği şubat ayında hüzün ve öfkeyi bir arada yaşayan Müslümanlar, şubat şehitlerini rahmet ve minnetle yâd ediyor.
Tarih boyunca İslam uğruna can veren nice şehidler oldu. Nice dava önderleri nice âlimler şehadet kervanına katılarak Peygamberlerin bile gıpta ettiği makamlara yükseldi. Yeşil kuşun kursağında yer alan şehidler, en nazdar makamlar/fisebilillah için canlarından vazgeçerek vardılar. Yol gösteren kutup yıldızları gibi parlayarak asırlar sonrasına imzalar attılar.
Yolumuzu aydınlatan birer nur olan şubat şehitleri, rahmet ve minnetle yâd edilirken, tarih boyunca hatıraları hep diri tutuldu.
“Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. Allah'ın lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler.” ayetine mazhar olan “Şubat ayı Şehadet Ayı” şehitlerinden kimi şehitler:
İskilipli Atıf Hoca(4 Şubat 1926)
İskilipli Atıf hoca “Şapka Kararnamesi” ile ilgili olarak bir gece evinden alındı. Önce Giresun’da, sonra İstanbul’da beraat almasına rağmen ısrarla tutuklu bulunduruldu. Sonra Ankara İstiklal Mahkemesi’ne meşakkatli bir yolculukla gönderildi. 3 Şubat Çarşamba günü şapka hadisesiyle alakadar oldukları iddia edilen 44 masum ve mazlum insan, Kel Ali’nin riyasetindeki mahkemenin önüne çıktılar. Atıf hoca, mahkemedeki son duruşmasından önceki akşam arkadaşlarının ısrarıyla kısa bir müdafaa yazdı. Fakat sabah bu müdafaayı yırtması üzerine şaşıran arkadaşlarına cevabı: "Rüyamda Resulullah'ı gördüm. Bana: 'Atıf bize kavuşmak istemiyorsun da müdafaa yazmakla mı uğraşıyorsun?' buyurdu" olmuştu. Hoca mahkemede müdafaa yapmadı.
Müdafaa sırası kendisine gelince de “Savunmaya gerek yoktur” dedi ve Hakim Kel Ali (Ali Çetinkaya) tarafından idama mahkum edildi. 4 Şubat 1926 Perşembe günü asılarak şehit edildi. Son sözü ise şöyleydi: "Zalim ve kâfirlerle elbette mahşer günü hesaplaşacağız."
Şeyh Es’ad Erbili (4 Şubat 1931)
Meşhur Menemen olaylarından dolayı, bu olaylarla hiçbir ilgisi olmadığı halde yargılanan ve idama mahkûm edilen ilim erbabındandı. Yaşı ilerlemiş olduğundan hakkındaki idam kararı resmen infaz edilmedi. Ama onu ortadan kaldırmak isteyenler, 4 Şubat 1931’de kendisini hastanede zehirleyerek bir infazı daha insanlık dışı bir metotla gerçekleştirdiler.
Hasan El-Benna (12 Şubat 1949)
Büyük önder ve âlim Hasan El-Benna, Mısır’da gayretli ve güzel bir çalışma yaptı. Dünyanın birçok yerinde mensupları olan “Müslüman Kardeşler” adlı teşkilatı kurdu. Hasan El Benna, hayatı boyunca İslami bir mücadele içerisinde yaşadı. Filistin meselesini İslam’ın meselesi olarak gündeme getirdi. Filistin’de savaşacak birlikler oluşturup cepheye gönderdi. 1949 yılının şubat ayında bir konferansından çıkarken silahlı saldırıya uğradı. Polis hastaneye müdahale etti, tedavi görmesini engelledi. Orada ruhunu teslim etti.
Malcolm X (25 Şubat 1965)
19 Mayıs 1925’te dünyaya gelen Malcolm X, bir papazın 11 çocuğundan biridir. Malcolm’un hayatındaki en büyük değişiklik, hapishanedeyken oldu. Eliah Muhammed’le tanışarak İslam’ı seçti ve Müslüman oldu. 27 yaşında tahliye olan Malcolm, gayretleriyle göz doldurarak milyonlarca Afro-Amerikalının umut sesi oldu. Hac farizasını yaptığı zaman farklı ırklardan ve renklerden insanlarla birlikte aynı Allah’a secde etmenin güzelliğine kapıldı ve ırkçılığın İslam dışı olduğunu fark etti. Bunu Amerika’ya taşıdı. Malcolm’un ünü, İslam ülkelerini sardı. Amerika’da çok büyük kitleleri peşinden sürükleyen Malcolm, ABD rejimi için tehlikeli olmaya başlayınca 21 Şubat 1965’te bir konferansta suikastçıların kurşunlarına hedef olarak şehit edildi. Cinayetin ABD iç istihbarat birimi FBI tarafından işlendiğine dair ciddi deliller bulundu.
Metin Yüksel (23 Şubat 1979)
“Şahadet bir çağrıdır, tüm çağlara ve nesillere” diyerek bu dava ile sadakatini ispatlayan Molla Sadreddin’in mahdumu ve şahadet eri Metin Yüksel, henüz gencecik bir fidan iken Müminlerin bayram günü olan Cuma günü Fatih Camii avlusunda hain kurşunlara hedef olan cesaret timsali yiğit, şehid oldu.
Hama Katliamı(2 Şubat 1982)
Zalim Hafız Esad, kendi aile sultasını devam ettirmek, yeryüzündeki müstekbir güçleri memnun etmek için Allah adına kıyam eden Hama ve Humus şehirlerindeki kırk bin mazlum Müslüman’ı katletti. Kentin elektrik, su ve telefonları kesildi. Bölgeye gazetecilerin girmesi engellendi. Müslüman Kardeşler, cami minarelerinden cihad ilan edip Hama'yı korumaya çalıştı. Hama'ya giremeyen Suriye ordusu uçaklarla ve kimyasal silahlarla şehri bombalamaya devam etti. Ağır silahlarla Hama, yerle bir edildi.
Şehid Abbas Musavî (17 Şubat 1992)
Şeyh Ragıp’ın şahadet yıl dönümü merasiminden dönerken, işgalci israilin atmış olduğu füzeler sonucu kendisi, hanımı ve bir çocuğu Rahman’a kavuşarak şehid oldular. “Gidin israillilere söyleyin. Biz Muhammed ordusuyuz! Geri döndük ve Kudüs yolunda ilerliyoruz!” sözü ümmete miras kaldı.
Şeyh Zeki (19 Şubat 1992)
Davet ve tebliğ faaliyetlerini artırarak yaptığı için PKK, İslami camianın faaliyetlerinden rahatsız olmaya başlar. İdeolojisiyle karşıt olduğu Müslümanları karalamak, sindirmek ve tesirsiz hale getirmek için İslam'a ve Müslümanlara teveccüh edenleri ve aileleri tehdit etti. İslami hizmetlere katılan veya sempati duyan herkesi korkutarak vazgeçirmeye çalıştı.
Şeyh Zeki, 19 Şubat 1992 tarihinde PKK tarafından kurulan bir pusuda çapraz ateşe tutularak şehid edildi. Şeyh Zeki’nin cenazesini hastaneye götürecek araba bulunamadı. İnsanlar onun cenazesini arabasına bindirmekten korkuyordu. Ertesi gün arkadaşları yağmurlu bir havada kendisini tekbirlerle defnettiler.
Süleyman Akyüz(20 Şubat 1993)
Mersin’de kendisinin ve ailesinin İslami yaşantısı nedeniyle PKK tarafından sık sık tehdit ediliyordu. Dükkanına molotof atılarak yakılsa da 20 Şubat 1993 yılında sabah namazından sonra dükkânını açmaya giden Süleyman Akyüz, 2 PKK'lı tarafından açılan ateş sonucu şehit oldu. Çevresinde takvası ve İslam’a olan teslimiyeti ile bilinen Şehit Süleyman Akyüz’ün cenazesi binlerce samimi Müslüman tarafından defnedildi.
Molla Gıyasettin (23 Şubat 1994)
1966 yılında babasının fahri imamlık yaptığı Van'ın Özalp İlçesi'nin Yünkuşak Köyü'nde dünyaya gözlerini açan Molla Gıyasettin, 1974 yılında memleketi Batman'ın Gercüş İlçesine yerleşti. Eğitim hayatına burada başlayan Molla Gıyasettin, okul çıkışlarında Kur'an-ı Kerim eğitimini almak için camiye giderdi. Çocukluk yıllarında camiye ve cemaate olan bağlılığı, okuldaki başarı ve ahlakı, büyükleri ve arkadaşları tarafından hep takdir edildi. Molla Gıyasettin, 1993 yılında Bitlis'in Tatvan ilçesinde müezzinlik görevine başladı. Tatvan'da yaptığı İslami çalışmalarını hazmedemeyen şer odakları, camide onun çevresinde birleşerek Kur'an dersi halkalarına katılan çocukların ailelerini, çocuklarını camiye göndermemeleri konusunda tehdit etmeye başladı. Tehdit, sindirme ve yıldırmalarla Molla Gıyasettin'in azmini kıramayan derin odaklar, son çare olarak kendisini katletmeye karar verirler. Bu hain planlarını devreye koyan şer odakları, Bitlis cezaevinde yatmakta olan bir itirafçıyı cezaevinden çıkarıp, başka bir PKK itirafçısıyla birlikte ellerine silah vererek Molla Gıyasettin'i katletmelerini isterler. 23 Şubat 1994'te, cami cemaatine teravih namazını kıldıran Molla Gıyasettin, daha sonra hain pusudan habersiz bir şekilde evinin yolunu tutar. Devletin cellatları hazırladığı planı devreye koyar ve akşamın karanlığından faydalanarak Molla Gıyasettin'i çapraz ateşe alırlar. Karanlığın sessizliğini tekbir sesleriyle bozan Molla Gıyasettin, ruhunu Rabbine teslim eder.
El Halil Katliamı(25 Şubat 1994)
Filistin’in El Halil kentinde 25 Şubat 1994 tarihinde Cuma gününde sabah namazı kılan cemaatin üzerine bir siyonist tarafından açılan ateşle 67 Müslüman şehid oldu, 300’e yakın Müslüman da yaralandı. Katliamı gerçekleştiren siyonist, israil ordusunda yedek subaylık yapan ve bir siyonist terör örgütüne mensup biriydi. Katliamı askeri kıyafetler giyen iki Yahudi işlemiş, biri boşalan şarjörü doldururken diğeri sürekli mermi sıkıyordu.
Şehid Hacı Musa Şayık (2 Şubat 1997)
Şehid Hacı Musa, İslam davasında aktif rol almaya başlayınca aşireti toplanarak; “Ya bizim başımızda kalırsın ve bu davadan vazgeçersin ya da biz seninle yürümeyiz” dediler. İki tercih arasında kalan Şehid Hacı Musa, aşiret reisliğini bir kenara bırakarak, İslami davayı seçti. 2 Şubat 1997`de Ramazan bayramına 6 gün kala, oruçlu haliyle PKK`nin maşaları tarafından arkadan vurularak şehid edildi.
Van Şehidleri (14 Şubat 2000)
14 Şubat 2000 tarihinde Van`da Terzioğlu Mahallesi`ndeki iki eve saldırı düzenleyen FETÖ artıkları TEM şube ekipleri, evlerde bulunan Sabahaddin Sap, Nuri Balka, Murat Hayva, Zahir Hayva, Nureddin Baran isimli Müslümanları şehit ettiler.
Selimhan Yandarbiyev (13 Şubat 2004)
1996 yılında Cahar Dudayev’in şehit edilmesi üzerine, Çeçen-İçkeriya Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanı oldu. Ayrıca Kuzey Kafkasya'daki İslami Uyanış ve Kalkınma Teşkilatı'nın başkanlığını yürüttü. Yandarbiyev, 13 Şubat 2004 tarihinde Rus istihbaratının arabasına koyduğu bombanın infilak etmesi sonucu şehid edildi.
Şehitler Kervanı: Şehid Nazım Akay, Şehid Halil Avcı, Şehid Mahmut Pürnek, Şehid Hacı Sabri Zengin, Şehid Abdulhadi Zengin, Şehid Hikmet Zengin, Şehid Nesim Demirtaş, Molla Gıyasettin Barlak, Şehid M. Said Bozkurt, Şehid Süleyman Akyüz, Şehid Molla Zeki Atak, Şehid Sabahattin Sap, Şehid Nuri Baran, Şehid Nureddin Baran, Şehid Zahir Hayva, Şehit Murat Hayva, Şehid Abdurrezzak Bozkurt, Şehid Şehmus Bayol, Şehid Nevfel Yoldaş, Şehid Molla Ahmet Kaya, Şehid Nihat Yoldaş, Şehid Halil Tatar, Şehid Davut Kınay, Şehid Hacı Musa Şayık, Şehid Osman Uçak bu ay içinde şehid edilen şehitlerimiz olarak mücadele tarihinde adını altın harflerle yazdırmış unutulmaz aziz şehitlerimizdir.