İletişim çağındayız ve bu çağda tüm araç ve çeşitleriyle medya büyük önem arz ediyor. Doğru ve etkili kullanım ile çok büyük faydalar sağlayabilecekken, yanlış kullanım durumunda büyük tahribatlara yol açar.
Günümüz dünyasında küresel anlamda toplumları dizayn etmeye çalışan odaklar medyadan ciddi biçimde faydalanıyorlar. Hem bireysel hem de toplumsal alana yönelik mühendislik çalışmaları ile alanı tümüyle doldurma, gündemi tümüyle meşgul etme, yönelimlere göre farklı çalışma alanları oluşturma, yeni gelişme ve hedeften sapmalara karşı yedek planları devreye koymaya dair projeler geliştiriyor ve büyük kaynaklar ayırarak bunları devreye sokuyorlar.
Liberalizme dayalı, özgürlükleri ve bireyciliği savunduğunu iddia eden küresel kurumların bu alana bu kadar kaynak ayırmasının sadece çok büyük rakamlarla ifade edilen kazançla alakalı olmadığı, bunun yanı sıra inanç ve değerleri hedef alan ideolojik bir yönünün bulunduğunun artık hemen herkes farkında. Edindikleri taban, büyüyen sektör ve arkalarındaki büyük siyasi ve askeri güçleri göz önünde bulundurduğumuzda pek de başarısız olduklarını söyleyemeyiz.
Bediüzzaman Said Nursi, yaklaşık bir asır önce “Kökü dışarıda zındıka komitesi” diye tarif ettiği bu şebeke, zaman ve zemine göre araçlarını değiştirse de tahribat hedefinde herhangi bir değişikliğe gitmemektedir.
Üstad, “Gençlik Rehberi”nde bu ifsat şebekesinden ve yöntemlerinden şöyle söz etmektedir:
“Bu zamanda zındıka dalâleti, İslamiyet’e karşı muharebesinde nefs-i emmarenin planıyla Şeytan kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi yarım çıplak hanımlardır ki, açık bacağıyla dehşetli bıçaklarla ehl-i imana taarruz edip saldırıyorlar. Nikâh yolunu kapamaya, fuhuşhane yolunu genişletmeye çalışarak; çokların nefislerini birden esir edip kalp ve ruhlarını kebair ile yaralıyorlar. Belki o kalplerden bir kısmını öldürüyorlar.”
Günümüzde özellikle faaliyetlerini medya üzerinden yürüten bu şebekeyi ve yöntemlerini anlamak önemlidir. Biz burada bazı kısa başlıklarla algılara oynayarak nasıl bir yöntem izlediklerini anlatmaya çalışacağız.
Dikkati Çekmek
Medya normalde ahlaki değerler ve erdemler açısından çok kötü durumda olan birilerini çok fazla gündeme getirerek büyük kitlelerin dikkatini çekmektedir. Sosyal medyada ise kullanıcıların büyük çoğunluğunda bunun yansımaları olarak “dikkati çekme” çabası öne çıkmaktadır. Oluşan gettolaşmalarda aşırı dikkat çekme ve onay arayışı bununla birlikte kontrolsüz davranışların ortaya çıkmasına neden olabilir. Belli yaşlardaki masum dikkati çekme hareketleri, sosyal medyada ahlaki değerlerin tümüyle göz ardı edilmesine varacak noktalara kadar gelir.
Maalesef bu dikkati çekme hastalığında “sosyal medya alimleri” de nasibini almaktadır. Son derece nezaketsiz ve saldırgan bir dil kullanılarak, dini konular ve kişilikleri polemik konusu yaparak dikkati çekme, etkileşim alma, toplumun bir kesiminde hassasiyetin zedelenmesine ve kolay bir şekilde dini değerlerin sorgulanmasına yol açmaktadır.
Manipüle Etme
Bazen sosyal medya hesaplarından kimliği belirsiz hesaplar üzerinden asılsız haberler servis edilir ve bu haberler çok takipçili hesaplar tarafından yayılır. Bu manipülasyon bazen buna sebep olanlar tarafından bile tam olarak anlaşılmaz. Ya toplumun hassas olduğu konularda ya da ilginç bulunan ve etkileşim meraklısı kişiler tarafından bu yalan haberlerin yayılması toplumun bazı kesimlerini manipüle eder, toplumsal olaylara neden olabilir. Buna karşı alınacak en önemli önlem, temel kaynaklara vakıf olma, araştırma ve bilenlere sorarak işin hakikatini öğrenmektir. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat/6)
Şu ayetler de bu konuda rehberlik etmektedir:
“Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Şüphesiz kulak, göz ve kalb; bunların tümü ondan sorumludur." (İsra/36)
"İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında onu gözetleyen ve dediklerini kayda geçen bir melek hazır bulunmasın." (Kaf/18)
Rasulullah (Aleyhissalatu Vesselam)’ın şu sözü de bu konuda önemli bir koruma kalkanı oluşturmaktadır: "Her duyduğunu nakletmesi kişiye yalan olarak yeter." (Müslim, Mukaddime, 5)
Yönlendirme
Sosyal medya, iktisat alanında da kullanıldığı için artık hemen her firma buna önemli bir zaman ve kaynak ayırmaktadır. Bunun farkında olan küresel dizayn ediciler de kullanıcıları yönlendirmek için çeşitli alanlarda uzmanlaşmış kişiler istihdam etmektedirler. Kullanıcıları yönlendirmek için etkili yolları araştıran uzmanlar kısa, görsele dayalı, yaş ve ilgi profillerine göre daha geniş yelpazeye hitap edecek yöntemler geliştirmektedirler. Özellikle kararların çabuk değiştiği yaşlarda yanlış yönlendirmeler birçok yeteneğin heba olmasına neden olabilmektedir. Bu konularda güvenilir ve ilim ehli kişilerle istişare edilmeli, alan seçme gibi konularda kabiliyetler dikkatle takip edilmelidir.
Yozlaştırma
İnsan, değerleriyle şekillendiğinde hedef belirsizliğinden kurtulmuş, ilkeli ve ahlaklı bir birey olarak yetişebilir. Sosyal medyada özellikle mizah ve eğlencenin hayatın her alanını doldurması hedeflenmektedir. Mizah ve eğlencenin olmadığı yerde kullanıcıda bir boşluk oluşmakta, sıkılma belirtileri kendini göstermektedir.
Toplumu köksüzleştirmek, bireyleri değerlerinden uzaklaştırmak için çabalayanlar, özellikle inanç ve ahlak değerlerini yozlaştırma çabasına girişmekte ve bunun için de mizah ve eğlenceyi kullanmaktadırlar. Tabii meselenin dikkati çekmek ile de bağlantısı vardır.
Hristiyan toplumlarda tüm dini değerlerin mizah konusu yapıldığı ve küresel zındıka komitesinin bu konuda oldukça başarılı olduğu bilinmektedir. Aynı taktiğin Müslüman toplumlarda da uygulanmak istendiği dikkatlerden kaçmamaktadır. Özellikle son zamanlarda dikkati çekme ve etkileşim alma meraklısı gençler ve çocuklar üzerinden namazla alay edilmesi görüntülerinin servis edilmesi, değerlerin yozlaştırılması ve mizah malzemesi olarak kullanılmasının kabul ettirilmesi amaçlı bir çalışmadır.
Rol Modeller
Popüler kültürün en tehlikeli yanlarından biri ahlaki ve insani açıdan diplerde kalan kişilerin “rol model” olarak sunulması, sinema ve müzik sektörünün de bu amaçla kullanılmasıdır. Bu rol modeller üzerinden şiddet, ahlak dışı ve gayri meşru ilişkiler, aldatma ve ihanetler, müstehcenlik ve teşhircilik normalleştirilmekte, değerlerine sahip kişilikler saf ve işe yaramaz olarak lanse edilmektedir.
Sonuç olarak;
Sosyal medya ve popüler kültürün tahribatına karşı yapılacak şey bu alanı terk etmek değil ilkeli, ahlaklı ve kararlı bir şekilde doğru amaçlar için kullanmaktır. Sağlam bir irade ve inanç değerlerine bağlı, kolay yalpalamayan alimler ortaya çıkmalı, alanı “medya maymunlarına” bırakmamalıdır.
Günümüzde yaşananları tarihin kırılma anlarından biri olarak kabul etmeli, ilke ve değerlerimize daha sıkı sarılarak, kaynaklara daha fazla yönelerek şeytanizmin daha fazla at koşturmasına imkan verilmemelidir.
Asıl olan kararlılıktır ve Bediüzzaman bunu çok güzel ifade etmiştir:
‘Değil böyle bir kaç vehhamı, belki dünyayı aleyhimize sevk etseler, Kur’ân’ın kuvvetiyle, Allah’ın inayetiyle kaçmayız. O irtidatkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silah etmeyiz!’ (Tarihçe-i Hayat)
Hasan Sabaz