Zaman, çok kıymetlidir ve ilâhî bir nimet olarak onun her anının en iyi şekilde değerlendirilmesi icap eder. Elbette her zaman ve mekân Allah’ın ayetlerinden olması hasebiyle değerli ve kıymetlidir. Böyle olmakla beraber, Allah Teâlâ bazı vakitlere ve mekânlara özel bir anlam ve değer atfetmiştir. Kudüs, Mekke kutsal mekânların, Kadir gecesi de mübarek zamanların birer örneğidir. Kadir kelimesi, "güç, hüküm, değer, şeref" gibi anlamlara gelir.
"Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir." (Kadir, 1-5)
Kadir gecesine bu kıymeti veren ise o gecede nazil olan Kur’an’dır.
Allah'ın kullarına merhametinin ve muhabbetinin bir nişanesi ve onları karanlıklardan aydınlığa çıkaran bir rehber olarak Kur'an-ı Kerim'in bu gece indirilmeye başlanmış olması, Kadir gecesini diğer zamanlardan üstün ve ayrıcalıklı kılan en önemli vasıftır. Bu sebeple diyebiliriz ki Kadir gecesi, bir Kur'an gecesidir.
Kur'an, bir hidayet rehberi olmasının yanında aynı zamanda "Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz..." (İsra, 17/82) ayetinde vurgulandığı üzere, Allah'ın sonsuz merhametinin bir yansıması ve ona inanan gönüllerin şifa kaynağıdır.
Tek bir gece olan Kadir gecesi bir ömre bedeldir denilebilir. "Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır" Bu bin ay, 83 yıllık bir süredir.
Kadir gecesi kapsamında unutulmaması gereken diğer bir husus, bu gece meleklerin Allah'ın rahmeti ve çeşitli görevlerle yeryüzünü teşrif edeceği hakikatidir. Bu gece Yüce Allah, "Rahmân" ism-i şerifiyle yeryüzüne tecelli eder. Allah'ın her türlü iş için görevlendirdiği melekler, gecenin başından itibaren şafak sökünceye kadar gruplar halinde inerek müminlere selâm verir, esenlik ve mağfiret dilerler.
Ve son olarak bu geceye kıymet, şeref ve yücelik veren Kur'an'ın kadrini bilerek onun ölçülerine göre yaşayan müminlerin şifa bulacağı ve rahmet, mağfiret ve esenlik iklimine kavuşacağı müjdesidir. Bu müjde, surenin sonunda ifade edilen esenlik vurgusunda saklıdır ki, zaten bu, Kur'an'ın indiriliş gayesidir. Zira Yunus Suresi'nde şöyle buyurulur: "Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, müminlere doğru yolu gösteren bir hidayet ve rahmet (olan Kur'an) geldi." (Yûnus, 57)
Bu itibarla bilinmelidir ki, mübarek bir iklimin son demlerine tekabül eden Kadir Gecesi, aslında bir nihayetin değil, bilakis yeni bir başlangıcın seher vaktidir.
Çünkü bu gece; Allah'ın ezeli kelamı Kur'an'ın hayatla buluştuğu, hayatın anlamını bulduğu ve insanlığın adeta yeniden dirildiği bir milattır. Sıkıntı, kötülük ve haksızlıklarla bunalan yeryüzünün ufuklarında insanlık için bir umut olarak doğan aydınlık bir şafaktır.
Kısacası bu gece, insanlığın esenlik ve huzur iklimine giriş kapısı; daha huzurlu bir hayat, daha güvenli bir dünya ve daha güzel bir gelecek inşası için karar ve gayret vaktidir.
Nitekim bu vaktin feyzi, bereketi ve bu vakitte yeryüzüyle buluşan Kur'an'ın hidayetiyle tanışan insanlar, büyük bir dönüşüm ve aydınlanma yaşamışlardır. Hayatı yaşanmaz ve dünyayı çekilmez kılan her türlü bunalımdan Kur'an'ın ferahlığıyla sıyrılmışlardır. Cehaletin, bağnazlığın ve her nevi sapkınlığın karanlık dehlizlerinden Kur'an'ın nuruyla kurtulan o insanlar, bütün insanlığa umut ışığı ve dünyaya yeni bir soluk olmuşlardır.
Kur'an'ın rehberliğinde ve Sevgili Peygamberimizin örnekliğinde İslam'ın iman, iffet, adalet, hakkaniyet ve güzel ahlak gibi değerleri üzerine inşa ettikleri merhamet medeniyetiyle tarihin akışına istikamet vermişlerdir.
Kadir gecesi, bugün de taliplilerine aynı ufku işaret etmektedir. Bugünün sıkıntı, bunalım ve savrulmalarından kurtuluşun yolu da yine Kur'an'ın rehberliğinden geçmektedir. Zira Kur'an, insanları en iyiye ve mutlak doğruya yönelten eşsiz bir rehber ve onun rehberliğini özümseyen müminleri büyük mükâfatlarla müjdeleyen ilahî bir haberdir.
Cenab-ı Hakk, bu gerçeği İsra Suresinde şöyle ferman buyurur:
"Kuşkusuz bu Kur'an en doğru olana iletir; dünya ve âhiret için yararlı işler yapan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat oldu'ğunu müjdeler." (İsra, 9)
Elbette Kur'an, sadece bizim için değil; bütün insanlık için kurtuluş umudu ve yegâne çıkış yoludur. Rabbimiz (Azze ve Celle), Kur'an'ın insanlık için taşıdığı önemi şöyle ifade buyurur:
"Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır." (İbrahim, 1)
Peygamber Efendimize hitaben nazil olan bu ayet, O'nun mübarek şahsında hepimize aynı sorumluluğu yüklemektedir. Bu sebeple, Kur'an-ı Kerim'i okumak, anlamak, yaşamak ve onun hikmet yüklü mesajlarını tüm dünyaya anlatmak, biz Müslümanlar için en ulvi gaye ve en temel sorumluluktur.
Ramazan’ın aylar arasındaki konumu:
Ramazan’ın on bir ay içindeki konumu, Yusuf peygamberin diğer on bir kardeşi arasındaki konumu gibidir. Yusuf, on bir kardeşin babasına en sevimlisi idi. Ramazan da aylar içinde Allah'a en sevimli olanıdır..
Öyleyse;
Onu öldürmeyelim.
Onu kuyuya atmayalım.
Ya da değersiz bir para karşılığında satmayalım.
Ramazan’ı özetleyen tek cümle: “Hemen geçer.”
“Ramazan bölünmeyi kabul edemeyecek ölçüde kısa bir zaman dilimidir. Merak etmeyin çok çabuk geçer”.
Mübarek ayın gelişiyle gidişi sanki birdir.
“Yahu geçmiyor” diye tembellik tutunca, “O Ramazan sayılı günlerdir” ayetini hatırla.
Ve şu gerçeği asla unutmayalım: Oruç ve ramazan otokontroldür, şeytana atılan en büyük goldür.