“De ki: Rabbim ilmimi arttır!” (Taha: 114)
Ebu Hureyre’den (radiyallahu anh) rivayet edilmiştir. Dedi ki: Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurdu: “Sadakanın en faziletlisi Müslüman kişinin bir ilim öğrenmesi sonra da o ilmi Müslüman kardeşine öğretmesidir.” (İbn-u Mace: 243)
İlim öğrenmek ve bilmeyenlere öğretmek sadakanın en faziletlisi, Allah katında en değerlisidir. Zira sadaka ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacını karşılamak olduğuna göre hiç şüphesiz insan oğlunun dünya ve ahirette en çok ihtiyaç duyduğu şey istikamettir, doğru yoldur, yaratılış gayesine uygun yaşamaktır. Aksi halde sonu hüsrandır.
İlim de istikameti doğru yolu bilmek ve öğrenmektir. Bu da başta kâinatın yaratıcısı Allah’ı Allah’ın kitabını, şeriat-ı garrayı, sünnet-i seniyyeyi, din-i mübin-i İslam’ı, yaratılış gayesini bilmek ve dostunu düşmanını tanımaktır. İşte ilim öğrenmek bunları öğrenmek, İlim öğretmek de bilmeyenlere bunları öğretmektir. Diğer bir ifade ile İslam dinini köklü ve detaylı bir şekilde tebliğ etmektir.
Allah'ın elçileri olan peygamberlerin en başta gelen görevi de dini tebliğ etmek, ilâhî hakikatlerin bütün insanlara ulaşmasını sağlamaktır. Bu sebeple Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem) dinin tebliğine büyük önem vermiş ve ümmete de bu konuda birtakım mükellefiyetler yüklemiştir. "Benim tarafımdan bir âyet bile olsa insanlara ulaştırınız.” (Buhârî, Enbiyâ 50)
Kur'an'dan bir tek âyeti bilen kimse, o kadarını da bilmeyene nisbetle ilim sahibi sayılır. O halde bilen, bildiğini başka insanların istifadesine sunmak zorundadır. Bu konudaki Kur'an âyetleri ile Resûl-i Ekrem Efendimiz'in hadislerinde yer alan emirlerden çıkarılan netice, İslâm'ı bilenlerin bilmeyenlere öğretmesinin vâcip olduğudur. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem) birçok kere konuşmalarını bitirdikten veya bir bilgiyi ashâba aktardıktan sonra: "Bu sözlerimi, burada bulunanlarınız bulunmayanlara ulaştırsın" (Buhârî, İlim 9) buyururlardı. Sahâbîler bu emre uyarak, Efendimiz'den işittikleri sözleri, gördükleri davranışları, onun tasviplerini ve her türlü bilgiyi çok iyi muhafaza ederek hem diğer sahâbîlere hem de kendilerinden sonraki nesillere aktardılar.
Sahabenin yolunu takip eden Selef-i salihin alimlerimiz de (Allah’ın rahmeti ve rızası üzerlerine olsun) ilim öğretirken ve talebe yetiştirirken hiçbir zaman menfaat gözetmediler, maaş ve dünyalık peşine düşmediler. Aksine mallarından da harcayarak büyük fedakarlıklarla bu talim ve eğitim vazifesini sürdürdüler. Şu hadis-i şerifi hakkıyla yaşadılar:
Ebu Said el-Hudri’den (radiyallahu anh) rivayet edilmiştir. Dedi ki: Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurdu: “Size ilim taleb edecek bazı insanlar gelecek. Onları gördüğünüzde onlara: Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’in vasiyetine merhaba! merhaba! deyin ve onları eğitin!” (İbn-u Mace: 247)
İslam alimleri kendilerine gelen ilim talebelerini adeta el üstünde tuttular. Onlardan ücret almak şöyle dursun bütün ihtiyaçlarını karşıladılar. Onlar için halktan yardım talep ettiler. Onları gözetmeleri ve ihtiyaçlarını karşılamaları için ayetler ve hadisler ışığında halkı teşvik ettiler. Gelen talebeleri büyük bir sevgi, şefkat ve güler yüzle karşıladılar.
Abdullah bin Amr’den (radiyallahu anhuma) rivayet edilmiştir. Dedi ki, bir gün Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) odalarının birinden çıkıp mescide girdi. Baktı ki iki halka kurulmuş. Halkaların birisinde oturanlar Kur’an okuyorlar ve Allah’a dua ediyorlar, diğerindekiler ise ilim öğreniyorlar ve öğretiyorlar. Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurdu: “Her iki halka da hayır üzeredir. Şunlar Kur’an okuyup dua ediyorlar. Allah dilerse istediklerini verir dilerse vermez. Bunlar da öğrenip öğretiyorlar. Ben de ancak bir öğretici (bir muallim) olarak gönderildim” buyurdu ve yanlarına oturdu. (İbn-u Mace: Alimlerin fazileti 229)
Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve selem) tercihini eğitim ve öğrenimle ilgilenen ikinci halkadan yana verdi. Zira ikinci halkada birinci halkanın yaptıkları ve fazlası vardır. Ayrıca birinci halkada yapılanların faydası kendileri içindir. İkinci halkanın yaptıkları umumîdir. Faydası hem kendilerini hem diğer Müslüman kardeşlerini kapsar.
Bugün bu ilmî eğitim ve öğrenim işine Müslümanların çok daha ehemmiyet vermeleri gerekir. Zira küfrün ve İslam düşmanlarının oyun ve sistemli propagandaları neticesinde inançsızlık, dinden uzaklaşma, dünya sevgisi ve menfaatperestlik cehaleti her tarafı kasıp kavuruyor. Gittikçe ilme rağbet tükeniyor. Bu konuda da Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) bizleri uyarıyor:
Ebu Umame’den rivayet edilmiştir. Dedi ki Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurdu: “Şu ilim kabzedilmeden öğrenmelisiniz. Kabzedilmesi de ortadan kaldırılmasıdır.” Orta ve şehadet parmaklarını şöyle birleştirdi sonra buyurdu ki: “Alim ve ilim öğrenen sevapta ortaktırlar. Diğer insanlarda hayır yoktur.” (İbn-u Mace: Alimlerin fazileti 228)
Alimlerin bu ilmi kendi çocuklarına da öğretmeleri ve buna öncelik vermeleri gerekir.
Urve bin Zübeyr’den çocuklarına şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Oğullarım, bir alimden en çok onun ailesi uzak durur (onun ilminden istifade etmez). O halde bana gelin ve benden ilim öğrenin. Yakında bir kavmin büyüğü olabilirsiniz. Ben küçükken bana bakılmazdı (önemsenmiyordum). Yaşım ilerleyince insanlar bana dini sorular sormaya başladılar. Hiçbir şey kişiye dini hakkında sorulunca cevabını bilmediği kadar zor gelmez.” (Camiu Beyan-İl İlmi ve Fadlihi: 487)
Ebû Hüreyre (radıyallahu anh), Resûlullah (sallallahu aleyhi ve selem)’i şöyle buyururken işittim demiştir: “Uyanık olunuz! Şüphesiz dünya değersizdir. Dünyada olan mal mülk de kıymetsizdir. Ancak Allah Teâlâ’nın zikri ve O’na yaklaştıran şeylerle, öğretici ve öğrenici olmak müstesnadır.” (Tirmizî, Zühd 14. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 3)
Hulasa: Öğretici ve öğrenici olmanın dinimizde üstün bir yeri vardır. Çünkü insanların Allah’ı en iyi bileni, tanıyanı ve insanlara faydalı olanı âlimlerdir. Onlar, ilimle ameli, teori ile pratiği şahıslarında birleştirir, böylece başka insanlara da örnek olurlar. İnsanların büyük çoğunluğu öğretilip eğitilmeye muhtaçtırlar. Onlara karşı bu vazifeyi yerine getirenler de âlimlerdir. O halde ilmin, âlimlerin ve ilim öğrenen talebelerin üstünlüğü dünyalık başka hiçbir şeyle kıyas edilmeyecek ve tartışılmayacak kadar faziletli ve önemlidir.
Rabbim! Bizi ilimden ve ilmin hizmetinden ayırma! Bizi ilmin sadık hizmetkarlarından eyle! Âmîn!...