"Ben Baloncu Değilim"
Avukat Kemal Taner anlatıyor: “Eskişehir'de bir gün hapishaneye gittim ve Bediüzzaman'la yalnız görüşmek istedim. Yanına gittim, namazı kılmış, tesbihatını yapıyordu. Elini öptükten sonra:
- "Efendim, sizin için birçok kerametler gösterir diyorlar. Halbuki ben sizi takip ettiğim kadarıyla, sizde harika bir hal görmedim. Eğer gerçekten öyle şeyler gösterebiliyorsanız, bana da gösterin. Mesela şu elinizdeki tesbih kendi kendine yürüsün" dedim.
Benim bu teklifim üzerine Bediüzzaman Hazretleri tebessüm etti ve bana şu temsili hikâyeyi anlattı:
- "Bir adamın çok sevdiği sevimli, sevgili bir tek küçük oğlu varmış. Adam çok kıymetli yavrusuna en değerli bir hediye almak için, bir kuyumcu dükkanına götürmüş. Oğluna, çeşitli elmas ve mücevherlerden hangisini isterse alacağını söylemiş.
Dükkancı; dükkanını süslemek için tavana çeşitli renklerde büyük lastik balonlar da asmış. Çocuk dükkâna girince, gözü tavandaki balonlara takılıp kalmış ve:
- "Baba, ben bu balonlardan istiyorum." deyip tutturmuş… Adam:
- "Oğlum ben sana çok pahalı ve kıymetli elmas ve mücevherlerden almak istiyorum. Yeter ki sen iste" demiş... Ama çocuk:
- "Hayır ben balon istiyorum" diyerek ağlamış ve isteğinde ısrar etmiş..."
Bediüzzaman Hazretleri bu hikâyeyi anlattıktan sonra, bana dedi ki:
- "Ben Kur'an'ın elmas ve mücevherat dükkanının dellalıyım, bekçisiyim. Ben baloncu değilim. Benim dükkanımda, benim pazarımda Kur'an'ın ebedi, ölümsüz elmasları vardır. Ben onları satıyorum, balon satmıyorum."
Bediüzzaman'ın ne demek istediğini anlamıştım. Yaptığım hareketten de mahcup olmuştum."
Kur'an'ın hakikatleri elmas sütunlar ise dünyevî, siyasî meseleler kırılmaya mahkûm cam parçaları gibidir...
Peki, bu Kur'anî mücevherat dükkanının dellalı olması gerekenler, kırılacak cam parçalarına talip olabilir mi?
***
İmam Buhari ve İlmi Haysiyeti
İmam Buhari, ilim tahsili maksadıyla çıktığı yolculuklarından birini gemiyle yapmaktadır. Yol masraflarını karşılasın diye beraberinde bin dinar para vardır. Gemideki yolculardan biri İmam’a yaklaşır ve onu çok sevdiğini ifade eden davranış ve sözlerle ona yakınlaşmayı, güvenini kazanmayı başarır. Buhari, adamı güvenilir sayarak üzerindeki paranın miktarını da ona söyler.
Adam bir gün sabahleyin uyanınca bir sayha ile bağırıp çağırmaya başlar ve bir kese içindeki bin dinarının çalındığını iddia eder. Bunun üzerine gemi görevlileri herkesin üstünü arama, her yeri kontrol etme kararı alırlar.
Kendisine kurulan tuzağı fark eden İmam Buhari, müsait bir anda bütün parayı denize atar. Görevliler, Buhari’nin de üstünü ararlar ama bir şey bulamazlar. Gemi varacağı yere ulaşır ve yolcularını boşaltır. Adam, Buhari’nin yanına gelir ve:
- O parayı ne yaptın, diye sorar.
Buhari:
- Denize attım der.
Adam:
- Bu kadar paraya nasıl kıydın da denize atabildin deyince Buhari:
- Be cahil adam, ben ömrümü Peygamber’in hadislerini toplamakta harcadım. İnsanların bana ne kadar güvendiğini biliyor musun? Birkaç kuruş para için kendimi nasıl töhmet altında bırakabilirim?
(Kaynak: Abdüsselam Mübarekfuri, Buhari’nin Hayatı. C1.s 122)
Çeviri: Mehmet CÖMERT