İnsan dostunu hiç unutmamalı, düşmanını da. Hepimizin ortak unuttuğu ama onun ise bizi hiç unutmadığı bir düşmanımızı hatırlayalım: Evet tahmin edeceğiniz üzere şeytandan bahsediyoruz. Bu yazıyı okuduğumuzda unuttuğumuz şeytanın aslında yanı başımızda olduğunu onun bizi insanlık tarihinin başından beri unutmadığını fark edeceğiz:
İnancımıza göre şeytan, insanın yaratılışından itibaren bizi doğru yoldan uzaklaştırmayı hedefleyen düşmanımızdır. Biz onu unutsak da o bizi hiç unutmuyor. Biz uyurken ve onu unuturken o hiç boş durmadı. Binlerce dost ve eğitimli asker edindi.
Kur'an-ı Kerim, şeytanın bize zorla günah işletme gücüne sahip olmadığını bildirir. Ya ne yapar? Onun en önemli silahlarından biri olan vesvese verir, kötülüğü süsler, bizi aldatır, hakikati çarpıtır. Denizde kum, şeytanda hile…
Bu nedenle yapmamız gereken, şeytanın yöntemlerini veya şeytanın şeytanlığını tanımak, onun hilelerine karşı bilinçli olmak ve Allah'ın gösterdiği korunma yollarına sarılmaktır.
Şeytanın en büyük hilelerinde biri de günahı önemsiz göstermesidir. İnsan çoğu zaman büyük hatalara küçük tavizlerle sürüklenir. Şeytan, "Bir kereden bir şey olmaz.", "Herkes bunu yapıyor." veya "Daha sonra tövbe edersin." gibi seslerle kişiyi yanlış davranışlara yönlendirmeye çalışır. Hepimizin bir şekilde kulağımıza böyle bir ses geldi değil mi? Özellikle şu ses: “Herkes yapıyor”…
Sanki bir yanlışı milyonlarca kişinin yapması, onu doğruya dönüştürüyormuş gibi…
Oysa küçük görülen günahların sürekli işlenmesinin, zamanla kalbimizi katılaştıracağını ve vicdanımızın zayıflamasına sebep olacağını küçüklüğümüzden beri birbirimize söylüyorduk.
Bu yüzden Âlimlerimiz, küçük günahların da hafife alınmaması gerektiğini özellikle belirtmişlerdir.
Bir diğer önemli hile, insanı ümitsizliğe düşürmektir. Günah işleyen bir kimseye, "Artık sen affedilmezsin." "Allah seni bağışlamaz." düşüncesini telkin ederek tövbe kapısından uzaklaştırmak, arabamızı yokuş aşağı boşa atmamızı ister.
Halbuki Kur'an'da Allah'ın rahmetinden ümit kesilmemesi gerektiği bildirilmiştir. Samimi bir tövbe ile Allah'a yönelen kimse için bağışlanma ümidi her zaman vardır. Şeytanın amacı, insanı hem günaha sürüklemek hem de işlediği günah sebebiyle Allah'ın rahmetinden uzaklaştırmaktır.
Şeytanın kullandığı hilelerden biri de kibir ve gururdur. Nitekim şeytanın Allah'ın emrine karşı gelmesinin temelinde kibir yatmaktadır. Kendini üstün görmüş, Hz. Adem'e secde etmeyi reddetmiştir. Kibir hilesini de çok iyi kullanır şeytan aleyhi la’ne.
Aynı hastalığı bize de bulaştırmak için elinde kaliteli yöntemler var. Kişinin kendisini başkalarından üstün görmesi, nasihati kabul etmemesi, hatasını kabul etmemesi ve övülme arzusu, şeytanın çaldığı sazın kulağımıza hoş gelen nameleri veya telleridir. Hastalığın bize bulaştığının alametleridir.
Hele şu hile veya silah! Tam anlamıyla bazuka: Dünya sevgisini biayar ölçüsüz bir hale getirmek.
Şeytan durmaksızın mal, makam, şöhret ve güç arzusunu, hayatımızda Allah'ın rızasının önüne geçirmeye çalışır, geçici dünya nimetlerini kalıcıymış gibi gösterip ahireti unutturmaya çalışır. Şeytan da olsa hakkını verelim. Bu konuda da çok başarılı.
Oysa İslam, dünyayı tamamen terk etmeyi değil, dünyayı ahiretin tarlası olarak görmeyi öğütler. Dünya nimetlerinden faydalanırken onların esiri olmamayı ister.
Alın size müthiş diyebileceğimiz başka bir hilesi: İbadetlerde gevşeklik oluşturmak. Namazı ertelemek, sünnet namazları ve sair sünnetleri terk etmek, Kur'an okumayı ihmal etmek, zikri azaltmak ve ibadetleri ağır bir yük gibi göstermek.
Başlangıçta küçük ihmaller şeklinde görülen bu durumlar zamanla alışkanlığa dönüşür. Bu nedenle, ibadetlerimizde istikrarlı olmaya gayret etmek ve manevi hayatını canlı tutmaya özen göstermek şeytana karşı bir kalkandır.
Boş vakitlerin faydasız işlerle geçirilmesi de şeytanın etkili yöntemlerinden biridir. Hemen aklınıza telefon gelmiş olmalı. Belki de acıkmasak günümüzün tümünü Tik Tok’ta geçirebiliriz. Bir videodan diğerine, bir paylaşımdan diğerine sürüklenirken saatlerin nasıl geçtiğini fark etmeyiz.
İnsan, zamanını gereksiz uğraşlarla tükettiğinde ilim öğrenmeye, ibadet etmeye, ailesiyle ilgilenmeye ve topluma faydalı olmaya zaman ayırmaz. Oysa zaman, geri getirilemeyen en değerli nimetlerden biridir. Bilinçli bir Müslüman, zamanını faydalı işler için değerlendirmeye çalışır.
Şeytanın hilelerinden korunmanın en önemli yollarından biri Allah'a sığınmaktır. Kur'an okumak, namazlarımızı hakkıyla eda etmek, sabah ve akşam zikirlerine devam etmek, dua etmek ve salih kimselerle beraber bulunmak…
Helal lokmaya dikkat etmek, haramlardan uzak durmak, ilim öğrenmek ve nefis muhasebesi yapmak da şeytanın hilelerine karşı daha güçlü olmamızı sağlar.