Bismillah...
Bismillah...
Bismillah...
Zikri ile dudakları kıpır kıpır. Bir elinde şefkat ile tuttuğu küçük bebek ve dikkatle kavradığı direksiyon...
Diğer eliyle, kalbi duran masum bebeğin minik ve yorgun kalbine sevgi ile dokunan; umut ve tevekkül ile kalp masajı yapan bir ambulans şoförü O…
Ambulansın arkası, zalimce saldırılardan darbeler almış yaralılarla dolu...
Hal böyle iken; tüm bu mazlum, mahrum, yaralı insanları hastaneye ulaştırma çabası ve sorumluluğunda bir kahraman O…
Kısacası baştan aşağı azim, mücadele, sabır ve umudun mücessem bir örneği...
Elindeki imkânı sonuna kadar seferber eden; eliyle, diliyle, kalbiyle ve dahi tüm azalarıyla mücadele eden izzetli bir insan...
Adeta insanlığın kalbine dokunur gibi, vicdanına seslenir gibi bir hali var sanki…
Aylardır Gazze’de gördüğümüz ve asla unutamayacağımız yaşanmışlıklardan, sadece bir tanesi...
Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana süren zulmün elbette bir tarifi yok tam anlamıyla...
Ne yazık ki, toplu katliamlar ve insanlık dışı tarifsiz manzaralar karşısında, dünyanın büyük bir kısmı hâlâ sessiz...
Öyle bir sessizlik ki, vicdanları kanatıyor...
İnsanlık onurunu ayaklar altına alıyor...
Tahrip gücü çok büyük bombalarla yıkılan evlerin, yerle bir edilip yakılan hastanelerin, alevler içinde diri diri kalan, feryat eden çocukların; arz üzerinde yaşanan onca cürmün yankısı kulaklarda çınlarken, kahreden bu sessizlik, sadece bir suskunluk olamaz elbette.
Maalesef bu sessizlik, aynı zamanda bir rızadır, onaydır...
Bu şekilde ifade edince, ne kadar da ağır bir itham gibi geliyor değil mi?
Oysa sükût, ikrardan gelir ve zulme karşı sessizlik bir çeşit rızadır...
Zira böyle bir sessizlik, mazlumun değil zalimin yanında durmaktan başka bir şey değildir!
İşte hepimizin gözleri önünde ve şahitliğinde, Gazze bir furkan olmadı mı?
Zalim ile mazlumu, iyi ile kötüyü, hak ile batılı, vicdanlı ile vicdansızı, izzet ehli ile zillet ehlini birbirinden keskin bir bıçak gibi ayıran...
Mesela bu süreçte Gazze’de yaşanan büyük mezalime rağmen sessiz kalan ve insan hakları söylemini sadece çıkarları uğruna dillendiren insanlık düşmanı, çıkarcı, iki yüzlü canileri daha iyi tanımadık mı?
Hakeza, Gazze’de feryat eden çocukların ağlaması İstanbul’da, Paris’te, New York’ta da yankılanırken; insanlık vicdanı ayağa kalkmışken, sadece ekranları başında hissiz, tepkisiz, kalpleri kanatan bu gerçeğe karşı kör, sağır ve dilsiz kesilenlerin, sessizlikleriyle tüm bu zulümlere ortak olduğunu, daha iyi kavramadık mı?
Ve maalesef öğrendik ki, Gazze’yi işte bu sessizlik öldürüyor...
Bu tepkisizlik…
Ama Gazze için susmayanlar da var.
Gazze için dua edenler, yürüyenler, yazanlar, konuşanlar ve mallarıyla, canlarıyla mücadele eden milyonlar var...
Tıpkı yukarıda zikrettiğimiz ambulans şoförü misali, dört eliyle seferber olan; bir yandan da sinesine bastırdığı yaralı Gazze’nin kalbine şefkatle, minnetle, acıyla dokunan onurlu insanlar...
İşte onlar, insanlık onurunun hâlâ ölmediğini gösteriyor.
Kimilerine göre bir “klişe” gibi gelse de kimileri bu hakikate istihzayla gülse de biz yine, yeniden yazmaktan, konuşmaktan asla vazgeçmeyeceğiz!
O muazzam hakikat cümlesini milyon kere de olsa tekrar edeceğiz:
“Zulüm karşısında susan dilsiz şeytandır!!!”
Ve unutmayalım ki, Gazze’nin onurlu ve haklı direnişinin yanında saf tutmayanlar ve zulme sessiz kalanlar, sadece dilsiz şeytanlar değil, aynı zamanda büyük şeytan ve dostlarıyla da aynı safta duranlardır…
Ama şunu da hatırlatmak gerekir ki; zulme rıza ve suskunluk, tarih önünde bir kayıttır.
Tarih, tüm mazlumları izzet elbisesi içinde resmederken; tüm zalimleri de zillet elbisesi içinde resmedip insanlık arşivinde saklayacaktır ve gün gelecek, bir hançer misali zulme reva gösterip sessiz kalanların böğrüne saplayacaktır...
Bilge Kral Aliya’nın dediği gibi:
“Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”
Gazze susmayacak!
Ve inanıyoruz ki, mazlumun sesi, bir gün zalimin duvarlarını yıkacak…
Sadece Aksa Tufanı’ndan sonra, israil’in bombardımanları sonucu 70 binden fazla Filistinli mazlum hayatını kaybetti.
Bu kayıpların büyük çoğunluğunun kadın ve çocuklardan oluşuyor olması, aslında bunun bir savaş değil; bilakis bir soykırım olduğunu anlatmaya yetiyor.
Üstelik yapılan saldırılarda özellikle hedef alınanların, Gazze’nin sağlık altyapısının, hastanelerinin, okullarının ve ibadet yerlerinin olması; zalimin ne denli acımasız, vicdansız ve sınır tanımaz olduğunu da ispatlıyor.
Geldiğimiz noktada, artık Gazze’nin durumunu hakkıyla anlamak ve anlatmak bile mümkün olmuyor. Bu gözlerimiz ne görüntülere tanıklık etti...
Ancak “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden, adil kimseler olun.” düsturu gereği Gazze’nin yanında durmak, Gazze’yi anlatmak, konuşmak, yazmak, çizmek ve haykırmakla mükellefiz...
Zira Gazze’yi öldüren sadece zalimin bombaları ve saldırıları değil, Gazze’yi öldüren sessizliktir...
Ve sessizliktir ye’s, korku, vurdumduymazlık ve gafletten duvarlar ören, insanlığı kendinden geçiren...
Tıpkı şairin şiirinde anlattığı gibi:
“Sessizlik, sessizlik
Duman gibidir sessizlik
Önce görürsün yükseldiğini
Sonra kaybolur gider derinlerde
İçine çektiğinde için sızlar
Sonra kendinden geçersin ciğerlerine dolduğunda”
Ancak tarih boyunca tekerrür eden bir şey vardır ki, nebevî tavsiyelerde de geçer...
İki cihan güneşi Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselem şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz ki insanlar zâlimi görüp de onun zulmüne engel olmazlarsa, Allah’ın kendi katından göndereceği bir azabı hepsine umumileştirmesi yakındır.” (Ebû Dâvûd, Melâhim 17; Tirmizî, Fiten)
Dolayısıyla, ”Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın” felsefesinin, sadece bir efsane olduğunu söyleyebiliriz.
Nitekim Enfal Suresi 25. Ayet-i Kerime’de ise Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:
“İçinizden yalnız zalimlere dokunmakla kalmayacak (gayesiz ve gayretsiz olursanız hepinizi kuşatacak) olan bir fitneden sakının (ki yeryüzündeki zulüm odaklarına destek olanlar da bu beladan kurtulamayacaklardır). Bilin ki gerçekten Allah, (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.”
Ey Rabb’imiz! Her durumda ve koşulda, daima hakkın ve mazlumun sesi ve nefesi olan, hakkı ayakta tutan adil şahitlerden kıl bizleri…