Eyyüb bin Musa babasının aracılığıyla dedesinden (Radiyallahu Anhum) rivayet etmiştir. Dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu: “Hiçbir baba çocuğuna güzel edepten daha iyi bir bağışta bulunmamıştır” (Tirmizi: Birr 33/25)
Dünyalık hiçbir şey güzel edebin yerini tutamaz. Güzel edeple insan gerçek insan olur. Güzel edeple köle, sultan olur.
Esmaî şöyle demiştir: Bir A’rabî bana: “Mesleğin nedir?” diye sordu. “Edeptir” dedim. Bunun üzerine dedi ki: “Bu çok güzel bir şeydir. Bu işi hiç bırakma, şüphesiz o köleyi padişahların seviyesine yükseltir.” (el-Camiu-s sağîr Serhi et-Teysîr)
Güzel edep, İslamî örfe uygun, şeriata muvafık olandır. (el-Camiu-s Sağîr Şerhi et-Teysîr)
Edeplerin en önemlisi Allah’a karşı kişinin iç aleminde, kalben iman adabı ile edeplenmesidir. Allah’ı yüceltmek, ta’zîm, haya ve tevekkül gibi… Zahiri olarak da Allah’ın koyduğu sınırları ve hakları muhafaza ederek İslam’ın ahlakı ile ahlaklanmaktır. Sonra Muhammed Mustafa’ya (Sallallahu Aleyhi Vesellem) karşı edepli olmaktır ki sünnetlerinde; büyüğünde, küçüğünde, önemli-önemsiz meselelerinde ona uymaktır. Sonra Kur’an-ı Kerim’e karşı edepli olmaktır. Bu da onu yücelterek ona uymakla olur. Sonra İslamî ilimleri öğrenmektir ki orada tüm edeplerin kaynağı vardır. Sonra da halka karşı olan edeptir. Onları idare etmek, onlara karşı samîmî olup yumuşak davranmak, onları gözetmek, onlara tahammül etmek vb. edeplerdir. Çocuğa öğretilen edebin sevabı ise bildiği ve öğrendiği şeylerin değeri kadardır. (el-Camiu-s Sağîr Şerhi Feyd-ül Kadîr)
Güzel edep, öğretmekle hasıl olur. Bu da göstermek, açıklamak, canlı örnek olmakla meydana gelir. Duruma göre iyiliği yapmak, iyiliğe alışmak ve kötülükten uzak durmak için bazen azarlamak, korkutmak hatta sert davranmak da lazım gelebilir. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) buyuruyor: “Çocuklarınıza yedi yaşlarına geldiklerinde namazı emredin. On yaşlarına geldiklerinde kılmamakta ısrar ederlerse onları dövün ve (bu yaşta) yataklarını birbirinden ayırın.” (Ebu Davud: Namaz)
Bu terbiye işi babaların, çocuklarının iyiliği için yöneldikleri çok önemli işlerdendir. Allah Teâlâ buyuruyor: “Kendinizi ve ehlinizi ateşten koruyun…” (Tahrîm: 7)
İnsanlar arasında iyilik yapmanda en öncelikli olan ve herkesten çok hak sahibi olan çocuklarındır. Çünkü Allah (Celle Celaluh) onları emanet olarak sana vermiştir. Onların bedenlerini ve kalplerini doğru ve güzel bir terbiye ile terbiye etmeni tavsiye etmiştir. Büyük olsun küçük olsun bu konuda onlar için her ne yaparsan bu senin yapman gereken aslî görevin ve seni Allah’a yaklaştıracak en faziletli amelindir. Bu nedenle bu konuda gayret et ve karşılığını Allah’tan bekle.
Evet, onları yedirdiğin, giydirdiğin ve bedenlerini terbiye ettiğin zaman nasıl ki sen hakkı yerine getirmiş ve sevabı kazanmış olursun, aynı şekilde hatta daha büyük ölçüde kalplerini ve ruhlarını faydalı ilimlerle, doğru ve samimi marifetlerle, güzel ahlaka yönlendirip zıtlarından sakındırmayla terbiye ettiğin zaman da sevabı kazanmış olursun.
Çocuklara verilen güzel edepler hem dünyada hem ahirette onlar için altın gümüş ve çeşitli dünyevî metaı vermekten daha hayırlıdır. Çünkü edep ve iyi ahlak ile yükselirler ve mutlu olurlar, üzerlerinde var olan Allah’ın ve kulların hukukunu eda ederler, çeşitli zararlardan korunurlar, anne ve babalarına karşı iyi davranırlar. (Behcetu Kulûb-il Ebrâr)
Özellikle kız çocuklarının terbiyesi bahusus bu zamanda çok önem arz etmektedir. Zira ehl-i küfür kadını hiç olmadığı kadar istismar etmekte ve son derece ustaca fitnelerinde kullanmaktadır. Onları tamamen zevklerine, servetlerinin gelişmesine ve ahlakı ortadan kaldırıp yok etmeye alet etmişlerdir.
Ebû Saîd el-Hudrî’nin naklettiğine göre, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurmuştur: “Kim üç kız çocuğunun geçimini üstlenir, onları terbiye edip evlendirir ve onlara güzel davranırsa, ona cennet vardır.” (Ebû Dâvûd, Edeb: 120-121, İbn Hanbel: III, 96)
İşte bu sebeplerden dolayı kız olsun erkek olsun çocuk ihmale gelmez. Terbiyelerinin ihmali hem dünyada hem ahirette felaketi beraberinde getirir.
Abdullah bin Amr’den (Radiyallahu Anhuma) Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Kişiye, bakmakla yükümlü olduklarını zayi edip terbiyelerini ihmal etmesi günah olarak yeter.” (Nesaî: Sünen-i Kübra)
Hiç şüphesiz çocukları ihmal etmenin zararı büyüktür, tehlikesi ciddidir. Söyler misin? Şayet kişinin bir bağı, bir bostanı olur da onu yetiştirse ta ki ağaçları gelişti, meyveleri olgunlaştı, ekinleri ve çiçekleri süslenip bezendi. Sonra onu ihmal etti, muhafaza etmedi, sulamadı, yabancı maddelerden, zararlı otlardan ve afetlerden temizlemedi, her zaman gelişmesi için onu hazır hale getirmedi bu en büyük cehalet ve akılsızlık değil midir? O halde senin ciğerparelerin, gönlünün meyveleri, ruhunun kopyaları olan, yaşamında ve ölümünde senin yerini tutan evladını nasıl ihmal edersin? Onlar ki mutlu olmaları ile mutlu olursun. Kurtuluşları ve başarmaları ile birçok hayır kazanırsın. “…Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.” (Bakara: 269) (Behcetu Kulûb-il Ebrâr)
Kısacası: İman ve İslam’ın güzel terbiyesini alan çocuk hem kendine hem ailesine hem diğer insanlara faydalı olur. Kimseye zararı dokunmaz. İnsanların dünya ve ahiret huzuru için çalışır, gayret eder. İyi terbiye alan çocuk peygamberler, sahabeler, alimler ve salihlerin yolunu takip ederek derecesine göre; Selahaddîn olur, Bediüzzaman olur, el-Benna olur, Heniyye, ed-Dayf, Ebu Ubeyde olur.
Bu terbiyeyi almayan çocuk ise şeytanın oyuncağı ve askeri olur. Artık imkan ve duruma göre; soytarı olur, serseri olur; içkici, kumarbaz, zinakar olur; cani olur, cellad olur, vahşi olur, saldırgan olur, seri katil ve soykırımcı olur. Huzursuzluğun, fitne ve fesadın kaynağı ve aracı olur. Hem dünyasını hem ahiretini harab eder. Gerek memleketimizde gerekse dünyada bunun sayısız örneklerini ve şahitlerini görüyor ve müşahede ediyoruz.
O halde şu fani dünya hayatında; ahir zaman fitnelerinin, ahlaksızlık ve terbiyesizliğin zirve yapıp her tarafı kasıp kavurduğu bu çağda en çok dikkat etmemiz gereken öncelikli şeylerden birisi de çocuklarımıza imanı, İslam’ı, Kur’an’ı, Peygamberi (Sallallahu Aleyhi Vesellem), namazı, ibadetleri ve İslam ahlakını sevdirerek öğretmek ve uygulamaktır. Bu konuda bizim de onlara canlı ve görsel örnek olmamız gerekir. Şunu da unutmayalım ki çocuğun her dediğini yapmak, her istediğini vermek, böylece onu şımartmak çocuğa yapılan en büyük kötülüktür.
Rabbim muvaffak ve müyesser eylesin!... Âmîn!...