Modern zamanın adeta çer çöp gibi değersizleştirdiği zaman… İnsan hayatının ta kendisi ve israf edenin de yine insanın ta kendisi olduğu gariplik. Yorgunluk, yoğunluk ve bir türlü yetmeyen zaman… Adeta herkesçe yitirilmiş muazzam bir imkân… Her bir anı dünyalara değecek kadar kıymetli olduğu bilinen ancak birçok anı boşa harcanan sermaye…
Zaman. Vakit.
En çok sahip olduğumuz, en çok savurduğumuz ve en çok ihtiyaç duyduğumuz… En çok ama hiç yok! En kıymetli ancak en değersiz! Zıtlıklarla ördüğümüz kendi girdabımız…
Bir vakti tüketince bir diğer vakte yönelmek! Aslında Rabbimiz, “Bir işi bitirince hemen başka bir işe giriş, onunla uğraş! Hep Rabbine yönel” buyurmakta… Bu İlah-i Emirden habersizce hayatı harabeye çevirmek…
Mevcudatın tümünü kayıt altında ve sınır dahilinde tutan… Yaratılmışı zamanın ötesinde bulunmayan dünya… Zamandan münezzeh Zat-ı Zül Celal’in muhteşem ve mukaddes nimeti… Zaman..
Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) insanları zaman hakkında şöyle ikaz ve inzar edişini bilmemek namümkün: “Sağlık ve boş vakit, insanlardan pek çoğunun bunlardan faydalanmak hususunda aldandıkları iki büyük nimettir.” [1]
Aldanmak, boş vakit… Aldanarak vakitlerin boşaltılması.. Hayat sermayesinin tümünü yavaş yavaş heba etmek, beyhude işler uğruna harcamak… Hüsran olmak…
Kıyamet gününde belki de en çok mustarip olunacak husustur boş vakit... İsraf edilen zamanlar ile telef edilmiş hayatlar…
“Kıyâmet gününde dört şeyden sorgulanmadıkça, kulun ayakları yerinden kımıldamaz:
1. Ömründen; onu ne ile yok etti?
2. Gençliğinden; onu nerede çürüttü?
3. Malından; onu nereden kazandı ve nereye sarf etti?
4. İlminden; onunla ne yaptı?” [2]
Ömür, gençlik, mal ve ilim… Dördü de zaman nimetinin eseri değil midir? Yani hesabın özünde zaman var. Allah için harcanarak kıymetlendirildi mi yoksa heva, heves için heba mı edildi?
Her an tükenen ancak hiç tükenmeyecek gibi bilinen o süreyi mübarek... Gaflet ehlinin en büyük cürümlerinden biri de zaman hakikatinden bihaber oluşudur.
Zaman; geçirmek için, geçiştirmek için öylece alude edilecek sıradan bir nimet değildir. Ömrün mahiyetini, hayatın hakikatini kavramış her bir Müslüman, zamanını nasıl geçireceğiyle, vaktini nasıl geçiştireceğiyle değil zamanını nasıl tasarruf edeceğiyle ne için kullanacağı ile ilgilenir.
Hayat hem mühim hem kısa ve hem de muhasebe edilmesi gereken bir gerçek… Hayat gerçeğini gerçekleştiren ise zamandır. Evet, geçen zaman değil geçen ömürdür, geçiştirilen ise hayat…
Zamanın idraki bu zamanda pek nadir görülmekte. Çağımın en büyük israfı, en büyük çıkmazı ve en büyük imtihanı zaman iledir denilse abartılmış olmasa gerek.
Zamanın irade ve idrak ile irdelenerek kalıcı bir bilince ulaşması için gayret gerek. Zamanı kavramak en az insanın kendisini kavramak kadar elzem ve önemlidir. Çünkü insan hayat ile yani zaman ile vardır.
Kayıp gittikten sonra asla geri gelmeyecek bir nimet hiç heder edilir mi? El üstünde tutulmalı, korunmalı…
İmam Şafii’nin buyurduğu gibi: “Zaman kılıç gibidir. Sen onu kesmezsen o seni keser. Nefsin en büyük düşmanındır. Sen onu hayırla meşgul etmezsen o seni şerle meşgul eder.”
Bir anlık ömür için dünyaları feda etmekten geri durmayacak olan insanoğlu nasıl olur da her anını heba eder? Kıymet bilmeli, verimli ve titiz kullanmalı.
Sahip olabileceği en değerli, en nadir nimeti kendi hayatı iken hiç akıl kârı mıdır ki bu hayat israf edile? Tasarruf edilmeli, kontrollü ve korunaklı kullanılmalı.
Malını, parasını sıkıca tutup cimri olmak ancak zamanını, ömrünü savurup müsrif olmak! Tersi olması gerekmez mi?
Zamanı bize bahşeden Rabb-i Rahman’ın âli hatırı dururken zamanı zayi etmek asla ehl-i imanın ve dahi ehl-i vicdanın işi olamaz. Zayi edilen sadece zaman değildir, ömürdür, hayattır. Bu ise zamana, zamandan münezzeh olan Rabb-i Rahman’ın nimetlerine karşı hürmetsizliktir.
Hayrı, iyiyi, güzeli ertelemek ve her ertelenen vakti boşa geçiştirmek! Erteleyenler ertelenmez mi?
Dünün muhasebesi, anın değerlendirilmesi ve yarının hazırlanması gerek… Yoksa üçünü de şimdiden kaybetmiş oluruz.
Hiç en çok olan hiç yokmuş gibi olabilir mi?
Zaman çok ancak kıymeti bilinmez. Ömür yeter fakat farkına varılmaz. Hayat gerekli elbet, ebetten bihaber ne bilsin bu gerekliliği…
Evet, zaman her zaman var.
Yani zaman yönetimi ve zaman bilinci her zaman gerekli.