(Sallallahu Aleyhi Vesellem)
İle Beraber Olmak
Enes bin Malik (Radiyallahu Anh’)'den rivayet edilmiştir. Dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bana şöyle buyurdu: “…Kim sünnetimi ihya ederse o beni sevmiştir kim de beni severse cennette benimle beraber olur” (Tirmizi: İlim, 2678)
Yine Enes bin Malik (Radiyallahu Anh)’dan: Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) buyurdular ki: “…Sünnetimden yüz çeviren benden değildir” (Buhari: Nikah. 5063, Müslim: Nikah, 5)
“Sünnet” sözlükte yol demektir. İslamî terim olarak “Sünnet” Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in söz ve davranışlarından müteşekkil yaşayış tarzı ve takip ettiği yol ve üslup demektir.
“İhya” diriltmek ve diri tutmak demektir.
“Sünneti ihya etmek” tebliğ ederek ve onunla amel ederek onu ortaya çıkarmak ve halk arasında yaymak demektir. (Tuhfetü’l Ahvezî)
Evet, Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in Sünnet’ini uygulayarak canlı tutmak ve ihya etmek Resulullah(Sallallahu Aleyhi Vesellem)’a iman etmek ve O'nu sevmek demektir. O'na iman etmek ve O’nu sevmek ise cennette O'nunla beraber olmaya vesiledir. O halde, cennette (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ile beraber olmayı arzulayan kişi O’nun Sünnet’ine sarılarak ihya etmelidir. Yani Sünnet-i Seniyye’yi yaşayarak kendi şahsında diriltmelidir.
Hiç şüphesiz birini seven kimse sevgisinin derecesine göre ona tabi olur; onu taklid eder; onunla birlikte olmaya çalışır, onun rızasını gözetir, onu rahatsız etmekten sakınır, onu anlatır ve onu müdafaa eder. Bütün bu yaptıklarından büyük bir haz, bir lezzet alır ve bunları yaparken başına gelecek eza ve cefalara severek katlanır, tehlikelere göğüs gerer. Hatta gerektiğinde bu uğurda canını bile feda eder.
İslam âlimleri şöyle demişler: “Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in sünnetine yardım etmek, şeriatını müdafaa etmek ve hayatında yanında hazır bulunup malını ve canını uğrunda sarf etmeyi temenni etmek, O'nun sevgisindendir.”
Demek kâmil bir imanı elde etmek ve bu vesile ile de cennete kavuşmak için;
- Âlemlere rahmet (Furkan, 56),
- Bir şahid, bir müjdeci, bir uyarıcı, Allah'a davet eden aydınlatıcı bir kandil (Ahzab, 45-46),
- Güzel bir örnek (Ahzâb, 21),
- Güzel ahlakı tamamlamak üzere (Beyhaki) ve
- Müsamahakar hanîf din ile gönderilen (Ahmed el-Müsned, Taberani) Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in Sünnet-i Seniyye’sine sarılmamız, gerçek bir sevgi ile O’na bağlanmamız ve bunu fiiliyatımızla, yaşantımızla ispat etmeye gayret etmemiz gerekir. Yani getirdiği hanîf din olan İslam’ı, bu dinin yasakladıklarını, emrettiklerini, hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeyleri iyice öğrenip uygulamamız ve tebliğ yolu ile yaymamız gerekir. Bunlar da ancak O’na vahyedilen kitabı/Kur’an-ı Kerim’i, O’nun siretini ve hadislerini dikkatli bir şekilde okumak, dersini almak ve doğru bir şekilde anlamakla mümkün olur.
Çünkü en doğru yol budur. Allah Teâlâ buyuruyor:
“Şüphesiz ki Sen (ya Muhammed) doğru yola, Allah’ın yoluna götürüyorsun. Göklerde ve yerde bulunanların sahibi olan Allah'ın yoluna götürüyorsun” (Şûrâ: 52-53)
Hem, O’na itaat etmek Allah’a itaat etmektir:
“Kim Resûle itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.” (Nisâ: 80)
Hem, O’nun emrine muhalefet eden bela ve musibetlerin hedefi olur, kıyamette de Allah’ın elîm azabına çarpılır:
“Allah Resûlü’nün emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belânın çarpmasından yahut acı bir azabın uğramasından sakınsınlar.” (Nûr: 63)
“…Peygamber size neyi verdiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan sakının. Ve Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir.” (Haşr: 7)
Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Size bir şeyi yasakladığımda ondan uzak durun ve size bir şeyi emrettiğimde gücünüzün yettiği kadar onu yapın! Sizden önceki milletleri helake götüren şey, çok soru sormaları ve Peygamberlerine muhalefet etmeleridir.” (Buharî: Kitap ve sünnete sarılma, 7288; Müslim: Fezail, 130)
Ayrıca Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyuruyor:
“Hiç şüphesiz din garip başlamış ve garip olarak geri gelecektir. Benden sonra insanların bozup fesada uğrattığı sünnetimi tekrar düzeltip ıslah eden gariplere müjdeler olsun.” (Tirmizi: İman, 2630)
“Benim Sünnet’ime ve doğru yolda olan Hulefâ-i Râşidîn’in sünnetine sarılınız. Bunlara azı dişleriyle tutununuz (sımsıkı sarılınız). Sonradan ortaya çıkarılmış bid’atlardan şiddetle kaçınınız. Çünkü her bid’at dalâlettir, sapıklıktır” (Ebû Dâvûd: sünnet, 4607; Tirmizi: İlim, 2676)
“Kim benden sonra ölmüş (terk edilmiş) bir Sünnet’imi ihya ederse ona, onunla amel edenlerin sevabı kadar sevap vardır ve o amel edenlerin sevabından da eksilme olmayacaktır.” (Tirmizi: İlim, 2677; İbn-u Mace: Sünneti ihya 209)
Bu ayet-i kerime ve hadis-i şerifleri ve ulemanın açıklamalarını gördükten sonra ilk ve kaçınılmaz vazifemiz; kendi hayatımızı, yakınlarımızın ve günümüz Müslümanının hayatını ciddi bir şekilde gözden geçirip sünnete olan uygunluğunu kontrol ederek Sünnet’i ihya seferberliğini başlatmak olmalıdır.
Zira genel olarak ahlak, ticaret, borçlanma, giyim-kuşam, konuşma üslubu, akraba ve komşu ilişkileri, büyük-küçük ilişkileri, düğün, merasim, eğitim, çocuk terbiyesi, zaman değerlendirilmesi ve hayatın hemen hemen tüm alanlarında Sünnet’ten ciddi manada uzaklaşmış bulunuyoruz.
Çünkü hem geçmişte hem günümüzde sünnete ciddi manada düşmanlık yapılmıştır. Bu düşmanlık neticesinde Sünnet-i Seniyye Müslümanların özellikle de genç neslimizin hayatından bilinçli ve sistemli bir şekilde uzaklaştırılmaya, çıkarılıp unutturulmaya çalışılmıştır.
Son olarak:
Seranser ümmette kâinatın efendisi hazreti Muhammed Mustafa (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in mübarek Sünnet-i Seniyyesine ciddi bir dönüşün gerçekleşmesi ve hayatımızda onu ihya etme gayretinin canlanması, filizlenip dal-budak salması temennisi ile…
Allah'a emanet olun.
Allahım! O'nun (Sallallahu Aleyhi Vesellem) zümresinde haşrolmayı, Sünnet’i ile amel edip ihya etmeyi, milleti üzerine vefat etmeyi ve hizbinden olmayı bizlere nasip eyle! Âmin!