Gazze, uzun yıllardır dünyanın gözü önünde adeta açık hava hapishanesine çevrilmiş bir toprak parçasıydı. israilin yıllardır süren abluka, bombardıman ve sistematik yıldırma politikalarına karşılık Filistin halkı dimdik ayakta durmaya devam etti. Ancak 2023 sonlarında başlayan ve 2024 boyunca süren Gazze saldırıları, artık sadece bir askeri çatışma değil, aynı zamanda bir medeniyet krizi, bir insanlık sınavı ve bir küresel vicdan muhasebesine dönüştü.
Bu süreçte Batı’nın çifte standardı, demokrasi, insan hakları ve özgürlük gibi kavramları sadece kendi menfaatleri doğrultusunda kullandığını bir kez daha gözler önüne serdi. Aynı şekilde, siyonizm ideolojisinin meşruiyet arayışı, Filistin’de sergilenen vahşetle birlikte giderek daha fazla sorgulanır hale geldi. Çünkü Gazze’de akan kan; sadece Filistinli çocuklara, kadınlara, sivillere ait değil; aynı zamanda Batı'nın iddia ettiği değerlerin ayaklar altına alınması anlamına gelmektedir. siyonizmin bu soykırımı, bütün insanlığın medeniyet değerlerini hedef almaktadır. İnsanlık tarihini şekillendiren değerler, bombalarla Gazze’nin kumlarına ve molozların altına gömülüyor.
Özellikle küresel intifada ruhunun tesiri altına giren halklar, bu soykırımı sadece Filistinlilere yönelik değil, aynı zamanda tüm evrensel insan varlığına yönelik bir suikast olarak görmektedir.
Tüm insanlık, medeniyet değerlerinden uzaklaştırılarak tutsak edilmek istenmektedir.
Batı'nın İkiyüzlülüğü Çöküyor
Batılı ülkeler, özellikle ABD ve birçok Avrupa devleti, israile siyasi, ekonomik ve askeri destek sağlarken, bir yandan da “barış”, “çözüm”, “ateşkes” gibi süslü kelimelerle uluslararası kamuoyunu oyalamaya çalıştı. Fakat artık bu söylemlerin inandırıcılığı kalmadı. Çünkü Gazze’de yaşananlar karşısında sessiz kalan, hatta katliamı teşvik eden bir Batı görüntüsü oluştu.
Özellikle sosyal medya üzerinden yayılan görüntüler ve bağımsız gazetecilik çabaları, Batı medyasının manipülasyon gücünü kırdı. Artık manipülasyonlar ve siyonist propaganda, hakikatleri örtemiyor.
Artık dünyanın dört bir yanındaki insanlar, Filistinli sivillerin yaşadığı zulmü doğrudan izleyebiliyor. Böylece Batı’nın insan hakları söylemi büyük bir çöküş yaşadı. Artık üniversitelerinde protestoların yapıldığı, sokaklarında “Free Palestine” sloganlarının yankılandığı bir Batı var karşımızda.
Özellikle sanat camiası içinde nice özgür ruhlu insanlar, konserlerinde rahatlıkla israile ölüm sloganları atıp bunu bir mottoya dönüştürüyorlar.Bu da gösteriyor ki; Batı kendi içinde de kaybediyor.
Siyonizmin İdeolojik Çöküşü
Siyonizm, israil’in kuruluşundan bu yana kendisini daima bir “mağduriyet” anlatısıyla meşrulaştırmaya çalıştı. Yahudi halkının tarihte yaşadığı acılar, siyonist ideolojinin kalkanı haline getirildi. Ancak bu kalkan, Gazze’de yapılan soykırım görüntüleri karşısında parçalanmaya başladı. Çünkü artık dünya kamuoyu, israilin yaptığı katliamları mazur gösterecek hiç bir gerekçeyi kabul etmiyor.
Siyonist söylem artık sadece israil içinde ve bazı lobi çevrelerinde yankı buluyor. Uluslararası arenada, özellikle genç kuşaklar arasında bu söylem ciddi şekilde itibar kaybediyor. israilin Gazze’deki sivilleri hedef alması, altyapıyı yok etmesi, hastaneleri bombalaması, çocukları öldürmesi artık “güvenlik” gerekçesiyle açıklanamaz hale geldi. Bu da siyonizmin meşruiyet krizine girmesine neden oldu.
Direniş Kazanıyor
Tüm bu tabloya rağmen Filistin halkı pes etmedi; iman ve iradenin birleştiği ufukta doğan muhteşem direnişi tüm dünyaya gösterdi.Gazze'de yokluk, yıkım ve ölümle kuşatılmış bir halk, direnerek tüm dünyaya insanlık dersi veriyor. Her gün ölümle burun buruna yaşayan, suyu ve elektriği olmayan, ama onurundan taviz vermeyen bu halk, Batı ve siyonizm karşısında büyük bir ahlaki üstünlük kazandı.
Direnişin sadece silahla değil, inançla, kararlılıkla ve dayanışmayla yürütüldüğü görüldü. Dünya genelinde Filistin ile dayanışma gösterileri arttı. Sanatçılar, akademisyenler, sporcular, hatta bazı siyasetçiler bile açıkça israili ve Batı'nın desteğini eleştirmeye başladı. Bu da gösteriyor ki, Gazze sadece bombalanan bir şehir değil, aynı zamanda Batı'nın vicdanının sorgulandığı bir aynadır.
Yeni Bir Dünya Mümkün
Gazze direnişi, dünyaya yeni bir gerçeklik sundu. Artık mesele sadece Filistin meselesi değil; emperyalizmin, sömürünün, medya yalanlarının ve ikiyüzlü küresel düzenin teşhiri haline geldi. Batı, yıllardır inşa ettiği “medeniyet” imajını kendi eliyle yerle bir etti. siyonizm ise sadece bir ideoloji değil; artık bir insanlık suçu olarak görülmeye başlandı.
Bu değişim, yeni bir dünyanın habercisi olabilir. Adaletin, insan haklarının, eşitliğin gerçekten savunulduğu bir düzenin temelleri Gazze’nin yıkıntıları arasında atılıyor olabilir. Çünkü halklar görüyor, anlıyor ve tepki gösteriyor. Bu da küresel güç dengelerinde ciddi kırılmaların yaşanacağının habercisi.
Sonuç olarak: Batı ve siyonizm, Gazze’de sadece askeri değil; ahlaki, ideolojik ve siyasi olarak da kaybediyor. Kazanan ise insanlık, adalet ve onur oluyor. Gazze'nin karanlığından doğan bu umut, belki de tüm dünyanın vicdanını yeniden uyandıracaktır.
Bugün Gazze'de başlayan zulme karşı direniş ve insanlık onurunu ayakta tutma refkeksi, yeni bir dünyanın, daha adil ve yaşanılabilir bir dünyanın temellerini atabilir. Bu mefkure zaten insanlığı kuşattı. Küresel şer güçlere isyan eden tüm mazlum haklar, bu ruh ile bir arayışın içerisine girebilir.
Zira tüm insanlık varlık ve değerleri ile kendisini tehdit altına hissetmektedir.
Artık Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana kurulan ve tüm insanlığı ezen bir çarka dönen sistem, mazlum haklar tarafından sorgulanmaktadır.
Gazze intifadasının evrensel bir kurtuluş meşalesine dönüşmesi dileğiyle.
Selam ve dua ile