FİLİSTİN'İN ASLANI
"Kendi aslanlarınıza sahip çıkmazsanız, başkasının köpeklerine yem olursunuz."
Bu söz, kitabın ortasından bir hakikate işaret etmektedir. Filistinli yiğitler, bu ümmetin aslanlarıdır. Bu topraklar çok kaliteli zeytin yetiştirdiği gibi çok kaliteli yiğitler yetiştirmektedir. İşte bu yiğitler ve onların davalarının kıymeti bilinmeli ki, Mescid-i Aksa özgür olsun. Zira bu yiğitler, İslam Ümmeti adına siyonizme karşı Kudüs cephesini ayakta tutmaktadır.
Filistin ve Gazze bir okuldur, bir mekteptir, bir direniş ekolüdür. Tüm İslam Ümmeti ve insanlık için özgürlük ufkudur. Bu beldenin kahraman evlatları, şehadet gülistanın kan çiçekleridir. Gazze, adeta bir hayat ve özgürlük iksiridir. Ölmek üzere olan İslam Ümmeti'nin kalbine şehit kanı pompalamakta ve şehadet nehfası üflemektedir.
İşte bu şehadet ve direniş mektebinin evlatlarından ve aziz öğretmenlerinden birisi de Abdülaziz Rantisi'dir. Filistin davası, Rantisi’den önce ve sonra kendilerini feda eden serdengeçtiler sayesinde bu seviyeye gelmiştir. İşte Aksa Tufanı ve beraberindeki direniş dalgası, Abdülaziz Rantisilerin şehadeti ile mümkün olmuştur. Bu yiğit lider ve komutanlar, bu kutlu kavgada en ön saflarda savaşmış ve liderliğin nasıllığı konusunda bütün dünyaya ders vermiştir.
Filistin coğrafyasında ve Filistinlilerin ruhunda ve fikrinde ilmek ilmek direniş ruhunu ve fikrini dokudular. Daha sonra da kurdukları mükemmel teşkilat ağı sayesinde, müthiş ve örneklik oluşturan bir direniş oluşturdular.
Şehid Abdülaziz Rantisi şehadet sevdalısı idi ve hürlerin şeyhi Şehid Şeyh Ahmed Yasin'den sonra direniş bayrağını devraldı. O meşhur sözü ile İslam Ümmetinin gençlerinin kalbine şehadet aşkı tohumlarını bir kez daha serpti:
"Ben Apaçi ile şehit olmayı tercih ederim."
Şehid Abdülaziz Rantisi sadece bir lider değildi; o aynı zamanda bir ekol ve ufuk idi. Neredeyse tüm öngörüleri gerçekleşti. İşte böyle feraset ve basiret sahibi bir liderdi. Hatta o dönemdeki dava arkadaşları, Rantisi'nin o zamanki sözlerine hayret ettiklerini ama sonraki zamanda bunun tek tek gerçekleştiğini ifade etmektedir.
Ortadoğu’nun son yıllardaki en sarsıcı gelişmelerinden biri, 7 Ekim 2023’te gerçekleşen ve HAMAS'ın merkezde olduğu Filistin direnişinin terör çetesi israile karşı başlattığı “Aksa Tufanı” operasyonudur. Bu olay, yalnızca askeri ve siyasi sonuçlarıyla değil, aynı zamanda Filistin direniş tarihindeki fikirsel ve tarihsel arka planıyla da dikkatleri çekmiştir. Bu arka planın önemli isimlerinden biri ise Filistinli doktor, siyasetçi ve HAMAS liderlerinden Abdülaziz Rantisi’dir.
Rantisi, hayatı boyunca Filistin davasının en güçlü savunucularından biri olmuş, düşünceleri ve mücadelesiyle Gazze’deki direniş hareketinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Onun hayat hikâyesi, Filistin halkının yaşadığı trajedilerin, sürgünlerin ve direniş ruhunun bir özeti gibidir. Rantisi yaşayan bir direniş tarihi idi ya da direnişin ete kemiğe bürünmüş hâli idi, denilebilir.
Çocukluk Yılları ve Mülteci Hayatı
Abdülaziz Rantisi, 23 Ekim 1947’de Filistin’in güneyinde bulunan Yibna köyünde doğdu. Ancak henüz bir yaşına bile gelmeden ailesi, 1948’de yaşanan 1948 Arap-israil Savaşı sırasında köylerinden ayrılmak zorunda kaldı. Bu savaş, Filistinlilerin “Nekbe” (Büyük Felaket) olarak adlandırdığı büyük göç dalgasına yol açmıştı.
Rantisi’nin ailesi de binlerce Filistinli gibi Gazze’ye sığındı ve Gazze’deki mülteci kamplarından biri olan Han Yunus Kampı’na yerleşti. Bu kamp hayatı, Rantisi’nin karakterini ve dünya görüşünü derinden etkiledi. Çocukluğu yoksulluk, sıkışmışlık ve kimlik arayışı içinde geçti.
Mülteci kamplarında büyüyen birçok Filistinli genç gibi o da eğitim yoluyla hayatını değiştirmeye çalıştı. Başarılı bir öğrenci olan Rantisi, lise eğitiminden sonra Mısır’a giderek tıp eğitimi almaya hak kazandı.
Tıp Eğitimi ve Doktorluk Hayatı
Rantisi, Mısır’daki İskenderiye Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitim gördü ve 1972 yılında çocuk doktoru olarak mezun oldu. Mezuniyetinin ardından Gazze’ye döndü ve burada uzun yıllar çocuk doktoru olarak çalıştı.
Doktorluğu sırasında Gazze’deki yoksul ailelerle yakından ilgilendi. Mülteci kamplarında yaşayan çocukların sağlık sorunlarını tedavi etmeye çalışırken, aynı zamanda Filistin toplumunun içinde bulunduğu sosyal ve siyasi durumla daha da yakından ilgilenmeye başladı.
Rantisi’ye göre Filistin meselesi yalnızca bir siyasi sorun değil, aynı zamanda insanî ve ahlaki bir meseleydi. Bir doktor olarak insanların acısını görmek, onun siyasi bilincini daha da güçlendirdi.
HAMAS’ın Kuruluşu ve Siyasi Mücadele
1980’li yılların sonunda Filistin’de yeni bir dönem başladı. 1987 yılında patlak veren Birinci İntifada, terör devleti israil işgaline karşı geniş çaplı bir halk ayaklanmasıydı. Bu süreçte Filistin’de birçok yeni siyasi ve direniş hareketi ortaya çıktı.
Bu hareketlerin en önemlilerinden biri HAMAS idi. HAMAS’ın kurucuları arasında yer alan isimlerden biri de Şeyh Ahmed Yasin’di. Abdülaziz Rantisi ise bu hareketin kurucu kadrolarında yer alan en önemli isimlerden biri olarak öne çıktı.
Rantisi, HAMAS’ın siyasi ve fikirsel çizgisinin şekillenmesinde etkili oldu. Hareket içinde hem entelektüel bir figür hem de güçlü bir hatip olarak tanınıyordu. Filistin halkının özgürlük mücadelesi üzerine yaptığı konuşmalar, özellikle Gazze’de geniş yankı buluyordu.
Tutuklamalar ve Sürgün Yılları
Rantisi’nin siyasi faaliyetleri, israil yönetimi tarafından yakından takip ediliyordu. 1988 yılında işgalci israil tarafından tutuklandı ve uzun süre hapiste kaldı.
1992 yılında ise işgalci yönetim, HAMAS ve İslami Cihad’dan yaklaşık 400 aktivisti Lübnan’ın güneyine sürgün etti. Rantisi de bu sürgün grubunun içindeydi.
Lübnan’daki bu sürgün dönemi Filistin direnişi açısından önemli bir süreç oldu. Sürgüne gönderilen liderler uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti ve Filistin meselesi dünya gündeminde daha fazla yer buldu. Yaklaşık bir yıl sonra sürgün edilen grup Gazze’ye geri dönebildi.
İkinci İntifada ve Liderlik Dönemi
2000 yılında başlayan İkinci İntifada, Filistin-israil çatışmasının en yoğun dönemlerinden biri oldu. Bu süreçte Rantisi, HAMAS’ın Gazze’deki en önemli siyasi figürlerinden biri haline geldi.
2004 yılında terör örgütü israil tarafından düzenlenen bir hava saldırısında HAMAS’ın kurucu lideri Şeyh Ahmed Yasin şehid oldu. Bu olayın ardından, HAMAS’ın Gazze’deki liderliği Abdülaziz Rantisi’ye geçti.
Rantisi’nin liderliği kısa sürdü ancak oldukça yoğun bir dönemdi. O, hem siyasi hem de ideolojik açıdan direniş hareketini sürdürmeye çalıştı. Filistin toplumunda özellikle kararlı duruşu ve sert söylemleriyle tanınıyordu.
Şehadeti
17 Nisan 2004’te Gazze’de gerçekleşen bir hava saldırısı sırasında Abdülaziz Rantisi şehid oldu. İşgalci tarafından gerçekleştirilen bu saldırı, Filistin toplumunda büyük bir yankı uyandırdı.
Rantisi’nin şehadeti, Filistin direniş hareketi için önemli bir dönüm noktası olarak görüldü.
Gazze’de ve Filistin’in farklı bölgelerinde birçok kişi onu direnişin sembol isimlerinden biri olarak görmeye devam etti.
Aksa Tufanı ve Rantisi’nin Mirası
2023 yılında başlayan Aksa Tufanı Operasyonu, Filistin-israil çatışmasında yeni bir dönemi temsil etti. Bu operasyon, HAMAS tarafından gerçekleştirilen en büyük askeri girişimlerden biri olarak değerlendirildi.
Her ne kadar Rantisi bu olaydan yaklaşık yirmi yıl önce şehit olsa da birçok gözlemci, onun ve benzeri liderlerin ortaya koyduğu düşünsel zeminin, Filistin direniş hareketinin düşünsel temelini oluşturduğunu belirtmektedir.
Rantisi’nin konuşmalarında sık sık silahlı mücadelenin tek çözüm ve kurtuluş yolu olduğunu belirtip Filistinlilerin direniş stratejisi etrafında bir araya gelmesinin önemini belirtiyordu.
Bu fikirler, Gazze’deki siyasi ve toplumsal hareketlerin önemli bir kısmında etkisini sürdürmeye devam etti.
Sonuç
Abdülaziz Rantisi’nin hayatı, bir mülteci kampında başlayan ve Filistin direnişinin önde gelen liderlerinden biri olarak sona eren uzun ve zorlu bir hikâyedir. O, hem bir doktor hem de siyasi bir figür olarak Filistin toplumunda iz bırakan isimlerden biri olmuştur.
Onun hayatı aynı zamanda Filistin meselesinin karmaşık doğasını da yansıtır. Mültecilik, savaş, siyasi mücadele ve ideolojik çatışmalar Rantisi’nin yaşamının her aşamasında belirleyici olmuştur.
Bugün Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, özellikle Aksa Tufanı gibi olaylar, Filistin direniş hareketinin tarihsel köklerini yeniden gündeme getirmektedir. Bu tarihsel süreç içinde Abdülaziz Rantisi’nin adı, Filistin siyasetinde ve direniş tarihinde önemli bir yer tutmaya devam etmektedir.
İşte bu yiğide ve onun davasına sahip çıkmak her Müslümanın borcudur.
Bu yiğitleri ve onların şehadet mektebinin ruhunu anlamayanlar ve misyon edinmeyenler, siyonistlerin ve emperyalistlerin köleliğinden ve tasmasından asla kurtulamazlar.
Bugün Rantisi’nin ve diğer ölümsüz şehitlerin kanı, sadece Filistinlilerin değil, tüm mazlumların yolunu aydınlatmaktadır ve emperyalizme karşı itirazın sembolü olmuştur.