İnzar Dergisi - Ayhan Aktan
Acziyet, bedenî veya malî yetersizlik sebebiyle dinî, hukukî yükümlülükleri ve işlemleri yapamama veya eksik yapma hali. Güç yetirememe. Niyeti ve isteği olmasına rağmen yetersizlik veya yeteneksizlik halinden yapamama.. Zıt anlamlısı olan kudret ise malî veya bedenî bir yükümlülüğe yahut ifaya güç yetirebilmesi.
Aslında insan özü itibarı ile emel ve hayallerine mukayesen hem acizdir, hem fakirdir hem yetersiz ve hem de yeteneksizdir. Bu nedenle acziyetinin farkına vardığında kudret edinmek için gayrete gelir. Aynı şekilde de acizliğinin ve fakirliğinin bilincinde olan kul Rabb-i Rahman’a iltica eder. Duaya, ibadete, say’a sarılır.
Sistematik duyarsızlaştırma ise Güney Afrikalı psikiyatrist Joseph Wolpe tarafından geliştirilen, bireylere ya da nesnelere karşı gösterilen aşırı korku ve kaygı eğilimlerini tedavi etmek amacıyla tasarlanmıştır. Aslında klasik koşullanmanın ilkelerine dayanan sistematik duyarsızlaştırma, bilişsel davranışçı terapide kullanılmaktadır.
Sistematik duyarsızlaştırmanın üç ana aşaması bulunur: Terapist evvela gevşeme egzersizlerini öğretir. Sonra bireye korku ve kaygıya sürükleyen durumları çoktan aza doğru sıralatır. Son aşamada kaygı uyandıran durumu hayal etmesi istenir veya adım adım bu durumla karşılaştırılır. En az kaygıya sürükleyen olaydan en çoğuna doğru… Seansların tekrarlanması sonucu birey korku ve kaygı uyandıran duruma, sistematik olarak alıştırılmış olunur. Özellikle fobik tepkilerde birey kendisi de bu yöntemle alışabilir.
Ahir zamanda en çok başvurulan algı manipülasyonları, kandırma ve yanıltma yöntemleri de aslında bu yöntemin alt yollarıdır. Dünyanın sömürgeci despotları hür halkları köle kolonyallara dönüştürürken hep bu yöntemleri kullanmışlardır.
Bu yöntemler aslında şeytanın yöntemleridir.
İnsan doğası gereği, Müslümanlar da özü itibarı ile harama, günaha, zulme, adaletsizliğe karşı fıtrî bir direnç sahibidir. Bu karşı koyma, direnme güdüsü ilk anda çok daha belirgindir. Şeytan evvela bu direnç güdüsünü yavaş yavaş törpülemeye başlar. Karşı koyma ve dayanım azaldıkça insanı, Müslüman’ı bu istenmeyen durum ve davranışlara yakınlaştırır. Sonra azar azar uygulatarak özünde var olan direnci kırar. Kötülüğe karşı dirençsiz kalanlar kötülüğü normal görmeye, alışmaya ve işlemeye başlar. Sistematik olarak dirençsizleştirilir, duyarsızlaştırılır.
İmam Şafii’nin şu tespiti de bu minvaldedir.
“Haramın en zoru başıdır.
Sonra kolaylaşır.
Sonra sıradanlaşır.
Sonra alışkanlık olur.
Sonra tatlanır.
Sonra kalbe yerleşir.(Olması gerekenmiş gibi kabul edilir.)
Sonra da kalp başka bir haram arar.”
Aynı şekilde günümüzde özellikle İslam beldelerinde haramın, günahın, zulmün rahatça işlenmesinin asıl nedeni budur.
Sosyal hayatta olmaması gereken muzır tüm davranışların sürekli işleniyor olması şu basamaklardan geçtikten sonra olmuştur.
Muzır davranış ilk görüldüğünde müdahale edilmeyecek kadar küçük sanılması.
Müdahale etmektense görmezlikten gelinmesi.
Nasıl olsa ben işlemiyorum diyerek içsel tatmine gidilmesi.
Çoğu yapmıyor, bazıların yapması gayet normal.
Artık çoğu yapıyor, sanırım normal.
Ben de yapsan ne olacak?
Bazen yapabilirim.
Herkes her zaman yapıyor.
Ben de herkes gibi yapıyorsam niye sorun olsun ki!
Bu ve benzeri duyarsızlaştırma basamakları ile şeytan ve aveneleri istedikleri ton ve dozajda günah, zulüm, adaletsiz işle(t)mekteler.
Özellikle çağımızın kan dondurucu katliamlarına, siyon soykırımına ve işlenmekten çekinilmeyen tüm barbarlıklara sessiz ve de gayretsiz bir şekilde göstermiş olduğumuz tepkisizliğin asıl nedeni acziyet değil işte bu sistematik duyarsızlaştırılmadır. Aciz olmanın mesuliyeti yokken duyarsız ve tepkisiz olmanın büyük sorumlulukları olacaktır.
Sistematik duyarsızlaştırılma insanın kanması, kandırılması, aldanıp aldatılmasıdır. Bu uyuşuk hal, 7 Ekim Aksa Tufanı sayesinde tüm halklar tarafından bilinir oldu. Bu duyarsızlık ve uyuşukluk halinden kurtulmak için gayrete gelindi. Fakat ilerleyen süreçte tekrar bu yöntemler ile duyarsızlaştırıldık.
Özellikle Siyonist teröristlerin ilk hastane katliamını hatırlayın. Ülkemizde ve dünyanın çoğu ülkelerinde halkların göstermiş olduğu o muhteşem direnci düşünelim. Haftalarca meydanlarda verilmesi gereken tepkiler en üst düzeyde veriliyordu. Bu etkin direnç sayesinde Siyonist işgal rejimi yalan ve yanlış sözlerle aslında hedefinin hastane olmadığı, kazara vurulduğu vb. açıklama yaparak dünya kamuoyunun tepkisinden kurtulma çabasına girmişti.
Gelinen noktada Gazze’de kırktan fazla hastane içindeki hastalarla birlikte bombalandı/bombalanıyor. Seksenden fazla sağlık ocağı ve yüz kırktan fazla ambulans hunharca yok edildi. Üç yüz altmıştan fazla cami bombalandı. Her gün yüzlerce sivil dünyanın gözü önünde katledilmekte… Bugüne kadar kırk binden fazla hava saldırısı ile on binlerce ev yıkıldı, yakıldı, binlerce sivil katledildi. Derme çatma çadırlar bile her gün bombalanır oldu.
Peki, dünya halklarının ve özellikle Müslüman halkların göstermesi gereken tepkilere ne oldu? İlk günlerde verilen devasa tepkilerin esamesi bile okunamaz olmuş. Neden? Acziyetten mi? Asla.
Sistematik olarak duyarsızlaştırıldığımızdan… Duyarsız, duygusuz, empatisiz bırakılarak tepkisizleştirildik.
Şeytanın ve küresel şer odaklarının bu tuzağına düşmemek için her gün hatta her an kendimizi bilemeli ve insanlığın vermesi gereken tepkiyi bireysel olarak vermeliyiz. Fıtri direncimizi yitirmemek adına sürekli tepki verebilir olmalıyız. Özellikle boykot ve infak bizim sistematik olarak duyarsızlaştırılmamızı engelleyen en etkili ve sürekli bir bilinç halidir.
Şunu söylemek zor olmasa gerek:
Siyon soykırımına karşı durmak, direnç göstermek ne kadar Gazze Müslümanları içinse de aslında kendimizi korumak ve kurtarmak içindir de. Evet, bizler sistematik duyarsızlaştırılma tuzağına düşmemek için tek başımıza bile kalsak insan/Müslüman kalabilmek için direnç göstermeye, karşı durmaya, tepki vermeye, boykot etmeye devam etmeliyiz. Tarafımızı belli etmek ve kardeşliğimizi unutmamak adına da infağa sarılmalıyız.
Bu direnç belirtilerini/bileyicilerini göstermeyenlerin tamamı acziyetlerinden değil, sistematik duyarsızlaştırılmış olmalarındandır. Sistematik robotlaştırılmışlar… Kandırılmışlar… Kanmışlar…