“Dünya bir han, konan göçer...” Konma ve göçmenin olduğu bir dünyada yol ve yolcunun varlığı da bir zaruret iktifa eder. Konma ve göçme arasındaki mesafenin nihayetine kimileri uçmak demiş. Hem bu hanın daimi ve tek yolcusu şüphesiz insanoğludur. Öyleyse her insanı bir yolcu addetmek gerekir. Dünyaya bir konak ise kendimizi bu konağın konuğu saymak gerekir. Konak, konuk ve yol…
Ne yazık ki her yol sıratı müstakim değildir. Yol var, yokuş yukarı çıkarsınız; yol var, uçuruma götürür, yol da var kıldan ince, kılıçtan keskincedir. İlk günaha giden yol Cennet’ten kovulma gerekçesi olur, günah kavşakları Cehennem’le neticelenir. Tevbeye giden yol mu? Cennet’e amade…
Amaçsız çıkılan her yolculuk ya çıkmaz sokak olur ya şarampol. Ya bile bile uçurumu menzil sayan gafillere ne demeli? Öyleyse yol kadar yolcuya da dikkat etmek gerekir. Yol ne kadar mühimse birlikte çıkılan yolcu da en az o kadar ehemmiyet arz eder. Yolun başlangıcı Alak suresinde saklı. Ana rahmi bir menzil… Aile bir menzil… Okul, iş, aş… Sırat dönüşü olmayan bir yolsa yolcunun da azıksız olmaması gerekir. İman esaslarıyla ibadet zırhını giyip takva atına binmek gerekir. Yani "Besili atlar hazırlayınız" emri gereğince yola çıkmadan önce hazırlık yapmak gerekir. Kimi zaman daralırsınız, ruhunuz çekilir. Gideceğiniz kapı olmaz, her kapı bir duvar olur, sığınacağınız limanı bulmakta zorlanırsınız. İnsanlar cehalet batağında debelenir. Ebreh’e kâbusu olur kutsal mabedin. Mekke’de kargaşa, kaos ve zulüm…
Yol Hira'ya çıkar, kutlu insana insanlık için muştu olur. İnziva ve Cebrail, vahiy adeta günümüz jargonu ile bir email… Çağları delen mesaj bir yolun neticesiyle bize ulaşır. Kitap bir yolun kılavuzu olarak ayet ayet Cennet yoluna taşlar döşer. Ötelerden gelen kutlu mesaj da bir güzergâh üzerinde yol alır. Mademki yıl bu kadar mühim, mademki yol bu kadar hayati öneme haiz, o zaman yolun doğruluğuna bakmak yetmez, vahiy ışığıyla aydınlatmak gerekir. Doğru yola beylik nasihat ve kuru itaat ile varılmaz. Bu yüzden ayetlerde pusula beyin olur. “… düşünmezler mi, akıl etmezler mi" ayetleri idrak damarlarımıza bir mıh gibi çakılır. Düşünmek bu defa plan ve adres olur. Kutsal mesaj o adrese götüren navigasyon… Yolun doğruluğundan emin olamadığımızda, şüphe kurtçukları kalbimizi kemirmeye başladığında, ikircikli bir duygu bizi tüm benliğimizle kuşattığı bir anda kalbimizden geçene bakmak gerekir. Kalp mizanıyla yapılan ölçüm de zaten gönle bir mavera yolculuğu değil mi? Düşünmek, tefekkür etmek yolculukların en çetini. Bazen Şeytan, tabelasız bir kavşak olur. Nereye gideceğinizi şaşırır, kalakalırsınız öylece. Duygu mizanıyla tartmak, gönle deruni bir yolculuk iken düşünmek beyne yapılan bir yolculuk addedilir.
Ne mutlu duygu mizanıyla beyne yolculuk yapanlara...