A-Doğumu ve Eğitimi:
Müslim b. el-Haccâc b. Verd; İslam dünyasının en önemli hadis alimlerinden biridir. Künyesi, Ebu'l-Hüseyn’dir.
Nesebinden dolayı “Kuşeyrî”, doğduğu yerden dolayı ise “Nisaburî” olarak bilindi.
Doğum tarihi konusunda ihtilaf vardır. H. 204’te doğduğunu söyleyenler olduğu gibi H. 206 yılını telaffuz edenler de vardır.
İlk eğitimine küçük yaşlarda başlayan İmam Müslim, 12-13 yaşlarında iken hadis dersleri almaya başladı. O dönem; hadis ilminin canlılık kazandığı, büyük alimlerin olduğu bir dönemdi. Aynı zamanda hadis konusunda yanlışların da çokça yapıldığı bir dönem…
İmam Müslim henüz çocuk yaşlarda iken hocası Yahya b. Yahya et-Temîmî'den hadis dinlemeye başladı. Zekası, dikkati ve ilimdeki ciddiyeti ile fark edildi.
Hicri 220’de Peygamber (Aleyhisselatu Vesselam)’ın yaşadığı yerlere gitme arzusuyla yola çıktı. Belki de İmam Müslim için “hadis yolculukları” dediğimiz zahmetli; ama o ölçüde de kıymetli yolculukların başlangıcı bu Hicaz seferidir. Burada hac farizasının akabinde bir süre kalıp hadis dinledikten sonra Nisabur’a döndü.
Hadis yolculukları, Orijinal ismiyle “er-Rıhle fi Talebi’l Hadis”…
“Hadis yolculukları” hem hadis ilmi hem de hadis alimleri açısından son derece önemlidir.
Burada “Hadis yolculukları”nın önemini Prof. Talat Koçyiğit’in Hadis Tarihi isimli eserinden naklen alıyoruz:
“Aslında dine taalluk eden bir şeyi öğrenmek maksadı ile günlerce ve hatta haftalarca süren seyahatlerin başlangıcını Hz. Peygamber (Aleyhisselatu Vesselam)’ın hayatta bulunduğu devreye kadar indirmek mümkündür. Medine’ye bir hayli uzak yerlerde oturan kabile mensuplarının tek başlarına veya heyetler halinde sık sık Hz. Peygamber (Aleyhisselatu Vesselam)’a gelerek din hakkında sualler sordukları, ondan nasihat dinleyip tavsiyesini aldıkları bilinen hususlardandır. Hatta bu o kadar meşhur olmuştur ki, Sahih-i Müslim rivayetiyle Enes b. Malik, bir hadisinin başında şunları söyler: “Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vessellem)’e sual sormaktan nehy olunmuştuk. Bundan dolayı çöl ahalisinden akıllı bir kimsenin gelmesi ve bizler dinlerken Hz. Peygamber (Aleyhisselatu Vesselam)’a sual sorması hoşumuza giderdi.”
Bu rivayet, bir şeyler öğrenmek maksadıyla Hz. Peygamber’in (Aleyhisselatu Vesselam) yanına gelmek için uzun seyahatlerin göze alındığını ve bunun sık sık tekerrür ettiğini açık bir şekilde ortaya koymuştur.
Yeni bir dinin vazolunduğu sırada bu dine intisap edenlerin onun gereğini yapmak için birçok şeyleri öğrenmek zorunda kalacaklarını ve bunun için de en sağlam yolun o dini vazedene başvurmak olduğunu tabii karşılamak icap eder. Hatta Hz. Peygamber’in (Aleyhisselatu Vesselam) vefatından sonra bile dini en iyi bildiklerinde şüphe olmayan en yakın arkadaşlarına danışmak maksadıyla bu seyahatlerin devam etmiş olacağı da tabiidir.
Filhakika, ister dine taalluk eden bir şeyi öğrenmek için olsun ister Hz. Peygamber’in (Aleyhisselatu Vesselam) bir hadisini işitmek için olsun, “er-Rıhle fi Talebi’l Hadis” adıyla şöhret kazanan bu seyahatler, sahabe arasında olduğu gibi daha sonraki tabakalarda da giderek artmış ve hadis toplamanın başta gelen şartlarından biri olmuştur. Bir sahabinin bilmediği ve Hz. Peygamber’den (Aleyhisselatu Vesselam) duymadığı bir hadisi öğrenmek yahut bildiği halde sonradan tereddüde düştüğü birkaç kelimesini yeniden işiterek ondan emin olmak için her türlü yolculuk meşakkatini göze alarak uzak bir ülkede yaşayan başka sahabinin yanına gittiğini gösteren enteresan haberler vardır.
Ata b. Ebi Rebah’tan nakledildiğine göre Medine’de bulunan Ebu Eyyüb el-Ensari, Hz. Peygamber’den (Aleyhisselatu Vesselam) işittiği bir hadisi Mısır’da bulunan Ukbe b. Amir’e sormak için hayvanına binip yola çıkmıştır. Zira bu hadisi Hz. Peygamber’den (Aleyhisselatu Vesselam) işiten kendisi ile Ukbe’den başka kimse kalmamıştır. Ebu Eyyüb, Mısır’a geldiği zaman o sırada Mısır emiri olan Mesleme b. Mahled’in evine uğramış ve kendisini Ukbe’nin evine götürecek bir rehber alarak Ukbe’ye gelmiştir. Ona “Her kim dünyada bir müminin ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter” hadisini sormuş ve “Bu hadisi Hz. Peygamber’den işiten senden ve benden başka kimse kalmadı” demiştir. Ukbe’nin, hadisi Hz. Peygamber’den işittiği şekilde tekrarlaması üzerine yine hayvanına binerek Medine’ye geri dönmüştür.
Öyle anlaşılıyor ki, Ebu Eyyüb, bu hadisten bazı şeyleri unuttuğu korkusuna kapılmış, onu hafızasında tazelemek için Hz. Peygamber’den (Aleyhisselatu Vesselam) işitmiş kendisinden sonra tek kişi kalan Ukbe b. Amir’i aramaya koyulmuştur. Bunun için Medine’den Mısır’a, bir komşu evine gider gibi yola çıkmış, Ukbe’den hadisi dinledikten sonra tekrar memleketine dönmüştür.”
İşte sahabe neslinin bu konudaki hassasiyeti sonraki nesilleri de etkilemiş ve yıllar süren “Hadis yolculukları” yapılmıştır. Fetihler sonrası sahabenin geniş bir alana dağılması da yolculukların süresinin artmasına ve daha da zahmetli olmasına neden olmuştur.
B-Hadis Yolculukları:
Birinci Yolculuk: H. 220 yılında Hicaz'a yaptığı hac yolculuğudur. Henüz çok küçük bir yaşta çıktığı bu yolculukta Mekke'de hadis şeyhi Abdullah b. Mesleme ile görüşmüş ve ondan hadis dinlemiştir. Dönüş yolunda uğradığı Kûfe'de Ahmed b. Yunus ve bir topluluktan hadis dersi aldıktan sonra Nisabur’a dönmüştür.
İkinci Yolculuk: Hadis talebiyle çıktığı asıl yolculuktur. H. 230 yılında çıkmış ve birçok beldeyi dolaşmıştır. Bu seferinde hadiste imam olmasını sağlayacak sayıda hadis şeyhi ile görüşmüş ve onlardan hadis dinlemiştir.
Bu yolculuklarında Horasan çevresi, Rey, Irak (Kûfe, Bağdat, Basra) gibi yerlere defalarca uğramış, en son H. 259 yılında hadis imamı olarak nakil ve rivayette bulunmak için gitmiştir. Bunların haricinde Mekke, Medine, Şam ve Mısır’a da hadis için yolculuklar yapmıştır.
İmam Müslim, bu yolculukların sonunda hazırladığı muhteşem eseri Camiu’s Sahih için şunları söylemektedir:
"Bu sahih eseri, bizzat dinlenmiş üç yüz bin hadis arasından eleyerek tasnif ettim. Bu esere koyduğum her hadisi bir hüccete dayanarak koydum. Yer vermediğim her rivayeti de bir hüccete dayanarak eledim."
Müslim, bu dev eseri tam on beş yıllık bir çalışma sonucunda ortaya koymuş ve bu uzun yıllar boyunca değerlendirme ve elemeye devam etmiş, sonunda Yüce Allah'ın tevfiki ile bu eser ortaya çıkmıştır.
Hafız İbn es-Salâh, İmam Müslim ve eseri için şöyle der: "Yüce Allah “Sahih” eseriyle onu yıldızların mertebesine yükseltmiş, bir imam ve hüccet olmuştur. Hadis ilmi ve diğer ilimler, artık onun ismiyle başlanıp onun ismiyle bitirilecektir."
İmam Müslim, gerçekleştirdiği yolculuklar sayesinde hadis şeyhi birçok büyük hafız ve sika râviden hadis dinleme imkânı bulmuştur. Bunları tasnif edenlerden Zehebî, sayının 220 kişi olduğunu söylemektedir.
C-Önde Gelen Hocaları:
1- Abdullah b. Mesleme: En büyük hocasıdır.
2- Ahmed b. Hanbel
3- İshâk b. Râheveyh
4- Yahya b. Maîn
5- İshâk b. Mansûr el-Kevsec
6- Ebu Bekr b. Ebî Şeybe
7- Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî
8- Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ
9- Muhammed b. Abdullah b. Numeyr
10- Abd b. Humeyd
Buhârî ile uzun süre birlikte olmuş, âdeta gölge gibi yanından ayrılmayarak onun ilim denizinden kana kana içmiştir. Hadis yolunda onun izini sürmüş, yolunu takip etmiştir. O kadar ki Dârekutnî bununla ilgili olarak şöyle demiştir:
"Buhârî olmasaydı, Müslim bu yollara ne gidebilir ne gelebilirdi."
Hatîb de şöyle demiştir: "Müslim, sadece Buhârî'nin yolunu izlemiş, onun ilmini incelemiş, adım adım onu takip etmiştir. Buhârî son yıllarında Nisâbur'a gelince, Müslim ondan ayrılmaz olmuş ve meclisine sürekli gelip gitmiştir."
İmam Müslim'in hadis ilimleri alanındaki bilgi, imamet ve hıfzına hem hocaları hem de öğrencileri tanıklık etmişlerdir. Bu tanıklıklardan bazılarını zikretmek istiyoruz:
Hocası İshâk el-Kevsec: “Allah seni Müslümanlara sakladıkça hayırdan mahrum kalmayız.”
Hocası Muhammed b. Beşşâr Bendâr: “Dünyanın hafızları dörttür: Rey'de Ebû Zur'a, Nisâbur'da Müslim, Semerkant'ta Abdullah ed-Dârimî ve Buhara'da Muhammed b. İsmail el-Buhârî.”
Hocası Muhammed b. Abdilvehhâb el-Ferrâ: “Alimlerden ve ilim kapılarından biriydi. Hakkında yalnız hayır bilirim.”
Arkadaşı Ahmed b. Seleme en-Nisâbûrî: “Ebû Zur'a ve Ebû Hâtim'in sahih hadis bilgisinde Müslim b. El-Haccâc’ı kendi hocalarının üstünde değerlendirdiklerini gördüm.”
Öğrencisi Abdurrahman b. Ebî Hatim: “Ondan Rey şehrinde hadis yazdım. Sika bir hafızdı. Hadis bilgisi derindi. Babama sorulduğunda şöyle demişti: Özü sözü doğru bir insandır.”
D- Vefatı:
İmam Müslim b. Haccâc 25 Receb 261’de (5 Mayıs 875) Nîşâbur’da vefat etti ve şehrin dışındaki Nasrâbâd Kabristanı’na defnedildi. Kabrinin ziyaretgâh olduğu belirtilmektedir.
E-Bazı Eserleri:
2. Kitâbü’t-Temyîz:
3. eṭ-Ṭabaḳāt
4. Kitâbü’l-Künâ ve’l-Esmâʾ
5. el-Münferidât ve’l-Vuḥdân (el-Efrâd):
6. Ricâlü ʿUrve b. ez-Zübeyr ve Cemâʿatün Mine’t-Tâbiʿîn ve Ġayrihim
7. el-Müsnedü’l-Kebîr ʿale’r-Ricâl
8. İntiḫâbü Müslim ʿalâ Ebî Aḥmed el-Ferrâʾ