Bismihi Teâlâ
Ders yılı sona erdi.
20 milyon öğrenci uzun soluklu yaz tatiline girdi.
Yaklaşık 7 milyon yükseköğrenim öğrencisi de gün sayıyor.
Öğretimde araların olması tabiidir.
Hatta zihin ve bedenin istirahati için gereklidir.
Fakat eğitim için aranın olması başka deyişle tatil düşünülemez.
Son nefese kadar eğitimle muhatabız.
Pedagoglar eğitimi genel anlamda iki kategoriye ayırırlar:
Formal ve informal.
Diğer deyişle resmi ve resmi olmayan eğitim.
“Formel eğitim okul veya üniversitelerde resmi eğitim kurumlarında verilir.
İnformel eğitim, aile, arkadaş ve çevre tarafından verilir.’’
İkisinde de lider konumunda başat rol ailenin olması beklenir.
Toplumda bana göre temel yanılgı;
-BİR: Ailelerin çocuğunu okula göndermekle eğitim ve öğretim
meselesini hal ettiklerini düşünmeleridir.
Keşke olsaydı.
Bizdeki sistem o olgunlukta olsaydı…
Geçenlerde yurt dışında yaşayan bir arkadaşla hasbihal ediyordum.
Satır arasında;
“Onlar eğitimi ciddi veriyor, biz de manevi aşılamayı yapıyoruz.
Başaran velilerimiz çok güzel bir prototip ortaya koyuyor.” demesi sahiden ilgimi çekti.
-İKİ: Ailelerin ödül olarak sınırsız şekilde çocuğu tablet, telefonla meşgul etmesi…
Yararsız olmakla birlikte verimsiz bir tatil geçirmesi için ‘baltayı ayağa vurmak’ gibi bir şey.
-ÜÇ: Cami kurslarını küçümsemeleri…
Sanırım 2 aylık zamanda kimse çocuğun hafız olmasını beklemez.
Fakat çocuğun cami atmosferiyle soluklanması,
elifbayla temas etmesi,
cami ortamında akranlarıyla buluşması,
temel dini bilgilere kulak aşinalığı kurması
ciddi kazanımlardır.