İnzar Dergisi - Sait Okunur
Medineli Müslümanların fedakârlıkları onlardan övgüyle söz eden ayetlerin inmesine vesile olmuştu. Eşsiz fedakârlığından dolayı hakkında ayet inen sahabilerden biri Ebu Talha (radiyallahu anh) idi. Allah Resulü bir gün ashabıyla oturmuş sohbet ederken yanlarına gelen biri:
– Ya Resulallah! Açlıktan ölecek gibiyim, dedi.
Allah Resulü evine bir sahabiyi göndererek yiyecek olup olmadığını sordurdu. Evde sudan başka hiçbir şeyin olmadığı haberi gelince yanındakilere,
– Kardeşinizi bugün konuk edecek biri yok mu? diye sordu. Ebu Talha (radiyallahu anh):
– Ben götürürüm ya Resulallah! dedi.
Ebu Talha (radiyallahu anh) evine gidince eşiyle aralarında şöyle bir konuşma geçti:
– Bu gelen Allah Resulü’nün misafiridir. Ona ikram edecek neyimiz var?
– Evde çocuklar için ayırdığım yiyecekten başka bir şey yok. O da yalnızca misafire yeter.
– O zaman ışığı yak, yemeği hazırla, çocuklar yemek yiyecekleri zaman onları uyut. Sofrayı kurduktan sonra kazara ışığı söndür. Misafir yemek yemeye başlayınca biz yemek yiyormuş gibi yapalım. Misafir yiyip karnını doyursun.
Konuştukları gibi yaptılar. Aile halkı geceyi aç geçirdi. Sabah olunca misafirini yanına alan Ebu Talha (radiyallahu anh) namaza gitti. Allah Resulü onu sevinçle karşıladı. Yaptığı davranışı takdir ederek haklarında şu ayetin indirildiğini bildirdi: “Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler ve onlara verilen ganimetlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri sıkıntı içinde olsalar da onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Haşr suresi, 9. ayet.) (Buhârî, Menâkıbü’l-ensâr, 10; Aynî, Umdetü’l-kârî, C 11, s. 510.)
Kardeşlik
Mekkeli Müslümanlar, Ensar’ın yüce gönüllülüğünü suistimal etmediler. Muhacirlerden olan Abdurrahman b. Avf’a, kendisiyle kardeş ilan edilen Sa’d b. Rebî şöyle dedi:
− Allah Resulü bizi kardeş yaptı. İşte mallarım, onların yarısını sana veriyorum.
Müslüman kardeşinin bu fedakârlığı karşısında duygulanan Abdurrahman b. Avf ise:
− Allah, mallarını bereketli kılsın. Aile halkına da afiyet versin. Sen bana Medine çarşısını göster, kâfi, karşılığını verdi.
Bu şekilde ticarete başlayıp çalışan Abdurrahman (radiyallahu anh), kısa zamanda zengin oldu. (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 3.)
Hayırda Yarış
Hz. Ebu Bekir’in halifeliği sırasında Medine’nin dış mahallelerinin birinde yaşlı, gözleri görmeyen bir kadın yaşıyordu. Kadının yardıma ihtiyacı olduğunu tespit eden Hz. Ömer, iyilik yapmak için bunu fırsat bildi. Kadını mahcup etmemek için gece gizlice onun evine gider, yanında götürdüğü yiyecekleri sessizce kapısının önüne bırakırdı.
Bir süre sonra tekrar evin önüne gittiğinde kapının önünde erzak dolu bir çuval gördü. Belli ki kadının durumunu öğrenen biri, ondan önce davranıp kadının yiyeceklerini bırakmıştı. İçinden:
− Bugün hayrı kardeşim yapmış olsun, diye geçirdi.
Ertesi gün biraz daha erken gitti. O gün de aynı şeyle karşılaşınca Müslüman kardeşi adına sevinse de hayırda yarışı kaybettiği için üzüldü. Kendisini bu hayır yarışında geçen insanı merak ediyordu.
Bu durum günlerce devam etti. Hayır yarışından geri kalmamak için her defasında daha erken gitmeye çalıştı. Ancak biri hep ondan önce davranıyordu. Bunu yapan kimdi? Merakı her geçen gün biraz daha artıyordu.
Sonunda dayanamadı, gece orada kalarak kadının evini gözlemeye karar verdi. Sabaha doğru biri gelip evin önüne yiyecek bıraktı. Hz. Ömer eve doğru yaklaştığında yardım eden kişinin halife Ebu Bekir (radiyallahu anh) olduğunu gördü. (Suyûtî, Târihi Hulefâ, s. 80.)
Cennetlik:
Allah Resulü ashabı ile oturmuş sohbet ediyordu. Bir ara onlara döndü ve:
– Birazdan şu kapıdan cennet ehlinden biri girecek, buyurdu.
Biraz sonra içeri Sa’d b. Ebi Vakkas girdi. Ertesi gün Peygamberimiz aynı sözleri söyledi. Yine Sa’d (radiyallahu anh) içeri girdi. Üçüncü gün de aynı şeyler tekrarlandı.
Olaya şahit olan genç sahabilerden Abdullah b. Amr, Sa’d’ı (radiyallahu anh) yakından tanımak istedi. Yanına giderek:
– Bu günlerde babama biraz kırıldım. Birkaç gün eve gitmek istemiyorum. Beni misafir eder misin? diye sordu.
Sa’d (radiyallahu anh) kabul edince birlikte eve gittiler. Sa’d’ı (radiyallahu anh) gözleyen Abdullah b. Amr, üç gün sonra arkadaşlarına gördüklerini şöyle anlattı:
“Gece olunca Sa’d, Allah’ı zikir ve tesbih ederek yattı. Sabah namazına kadar uyudu. Sabah namazı olunca kalktı, güzelce abdest aldı. Birlikte Mescid-i Nebi’ye gidip namaz kıldık. Namazdan sonra oruç tutmayıp yemek yedi. Üç gün bu şekilde geçti. Onun fazladan bir ibadet yaptığını görmedim. Ancak üç gün boyunca ağzından hayırdan başka bir söz çıkmadı. Onun yaptığı ibadetler bana az geldi. Üçüncü günün sonunda ona:
– Aslında babama kırılmamıştım. Allah Resulü seni cennetle müjdeleyince bunun nedenini öğrenmek ve senin gibi olmak istedim. Fakat senin yaptığın özel bir şey göremedim, dedim. Sa’d (radiyallahu anh):
– Ben gördüğün gibiyim, dedi. Ancak bir özelliğim var. Müslümanlar hakkında asla suizan etmem, kötülük düşünmem, dedi. Ben:
– Seni cennetlik yapan, işte bu özelliğindir, dedim.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, C 2, s. 719; Beyhakî, Şu’abu’l-îmân, C 5, s. 264.)
Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu: “Ashabım hakkında Allah'tan korkunuz! Ashabım aleyhinde konuşmayınız! Benden sonra onları hedef alıp düşmanlık etmeyiniz! Kim onları severse bana olan sevgisinden dolayı sever.” (Tirmizî, Menâkıb, 56.)