KAYNANAYA BAKMANIN FAZİLETİ: MERHAMETİN EN GİZLİ İMTİHANI
İnsan hayatında bazı iyilikler vardır ki çok görünmezdir; alkışlanmaz, takdir edilmez, hatta çoğu zaman kimse fark etmez. Fakat Allah katında en büyük amellerden biri olabilir. Yaşlı bir kaynanaya sabırla bakmak işte böyle bir iyiliktir. Bu görev çoğu zaman sessiz, yorucu ve görünmeyen bir fedakârlık ister. Ama bu fedakârlığın sevabı Allah katında çok büyüktür.
Çünkü İslam’da yaşlıya hürmet, zayıfa merhamet ve aile bağlarını korumak en büyük ibadetlerden sayılmıştır.
Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ anne babaya iyiliği emrederken şöyle buyurur:
“Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi ve ana-babaya iyilik yapmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara ‘öf’ bile deme.” (İsrâ 23)
Bu âyet-i kerîme, doğrudan insanın kendi anne babasını emreder. Fakat İslam alimleri bu ayetin ruhunun bütün yaşlılara merhameti kapsadığını söylemişlerdir. Çünkü yaşlı insanın ihtiyacı çocuk gibidir: İlgi, sabır ve şefkat.
Bir kadın, eşinin annesine baktığında aslında iki büyük iyiliği aynı anda yapmış olur:
- Bir yaşlıya merhamet göstermiş olur
- Eşinin kalbini sevindirmiş olur
Bu ise sıla-i rahim ve aileyi koruma anlamına gelir.
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Yaşlı bir Müslümana ikram eden kimseye Allah da yaşlılığında kendisine ikram edecek kimseler nasip eder.” (Tirmizî, Birr, 75)
Bir başka hadisinde ise şöyle buyurur:
“Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” (Buhârî, Edeb 18)
Yaşlı bir kaynanaya sabırla hizmet eden bir kadın aslında Allah’ın merhametini kendi üzerine çekmektedir.
Çünkü yaşlı insan bazen huysuz olabilir, bazen unutkan olabilir, bazen tekrar tekrar aynı şeyi söyleyebilir. Bu durumda sabretmek, Peygamberimizin ahlakına yaklaşmak demektir.
Kaynana gelinin annesi değildir. Fakat İslam’da iyilik yalnızca kan bağıyla sınırlı değildir.
Mevlânâ şöyle der:
“Gerçek akrabalık kandan değil, merhametten doğar.”
Bir kadın kendi annesine baktığında bu doğaldır. Fakat kaynanasına sabırla bakıyorsa bu daha yüksek bir ahlaktır. Çünkü bu iyilik çoğu zaman karşılık beklemeden yapılır.
İmam Gazâlî der ki:
“İnsanın fazileti, kolay olan iyilikte değil; zor olan iyilikte ortaya çıkar.”
Bir kadının yaşlı kaynanasına bakması çoğu zaman zordur. Çünkü: Karakter farklıdır, kuşak farklıdır, alışkanlıklar farklıdır.
Ama sabır gösterildiğinde bu büyük bir ahlak terbiyesine dönüşür.
Tasavvuf kitaplarında anlatılan bir menkıbe vardır.
Bir kadın yıllarca kaynanasına bakar. Kaynanası çok huysuzdur. Kadın her gün sabırla onun yemeklerini hazırlar, ilaçlarını verir, temizliğini yapar.
Bir gün bir alim o kadına sorar:
“Bu kadar sabrı nasıl gösteriyorsun?”
Kadın şöyle cevap verir:
“Ben ona hizmet etmiyorum. Allah’ın bana verdiği bir emanete hizmet ediyorum.”
Alim şöyle der:
“Sen farkında değilsin ama yaptığın şey büyük ibadettir.”
Modern psikoloji de yaşlılara bakımın insan üzerinde derin etkileri olduğunu söylüyor.
Araştırmalar gösteriyor ki:
- Başkalarına yardım eden insanların mutluluk hormonu (oksitosin) artar.
- Merhamet davranışları stresi azaltır.
- Aile içinde yaşlıya bakan kişilerde empati yeteneği güçlenir.
Harvard Üniversitesi’nin uzun süreli mutluluk araştırması da şu sonuca varmıştır:
“İnsanı en mutlu eden şey, başkaları için yapılan fedakârlıklardır.”
Kur’ân’da Allah Teala şöyle buyurur:
“Sabredenlere mükâfatları hesapsız verilecektir.” (Zümer 10)
Yaşlı bir insana bakmak sabır ister. Bazen gece uykusuz kalmak. Yer yer tekrar tekrar aynı şeyi anlatmak ve belki de karşılığında nankörlük görmek. Ama sabır devam ettiği sürece sevap da devam eder.
Bir kadın kaynanasına merhamet gösterdiğinde aslında yalnız bir insana iyilik yapmaz.
O davranış: Çocuklarına örnek olur, eşinin kalbini yumuşatır, ailede sevgi oluşturur.
Bir çocuk annesinin büyükannesine nasıl davrandığını görür ve büyüdüğünde aynı merhameti öğrenir.
Alimlerimiz şöyle demiştir:
“Allah’ın bazı kulları vardır; onlar büyük işler yapmazlar ama küçük iyilikleri büyük sabırla yaparlar.”
Bir yaşlı kadına bakmak bazen dışarıdan küçük görünür.
Ama Allah katında belki de o kadının en büyük ameli odur.
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Anne baba cennetin orta kapısıdır.” (Sünen el-Tirmizi 1900)
Bir kadın kendi annesine değil, eşinin annesine bakıyorsa belki de Allah ona farklı bir cennet kapısı açmaktadır.
Çünkü yapılan iyiliğin değeri bazen ne kadar zor olduğuyla ölçülür.
Velhasıl: Yaşlı bir kaynanaya bakmak sadece bir aile görevi değildir. Bu, sabır, merhamet ve ahlakın en güzel imtihanlarından biridir.
Bir kadın bunu sabırla yaptığında:
- Allah’ın merhametini kazanır
- Büyük sevap elde eder
- Ailesinde sevgi oluşturur
- Çocuklarına örnek olur
Ve belki de farkında olmadan cennete götüren bir iyiliği her gün tekrar eder.
Çünkü bazı ibadetler camide yapılır. Ama bazı ibadetler bir yaşlının odasında, sessizce, kimse görmeden yapılır. Ve Allah katında bazen en büyük ibadetler işte o görünmeyen iyiliklerdir