“Allah size, …hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işiten, her şeyi görendir.” (Nisa: 58)
Abdullah bin Amr bin el-As (Radiyallahu Anhuma)’dan, Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Yönettikleri insanlara, ailelerine ve sorumlu oldukları kişilere karşı hükümlerinde adaletli davrananlar, Allah katında, Rahmân’ın sağında nurdan minberler (koltuklar) üzerinde ağırlanacaklar.” (Müslim, İmâre 18. Ayrıca bk. Nesâî, Âdâbü’l-Kudât, 1)
Kurtubî şöyle demiştir: “Nurdan minberler” nur saçan yüksek oturma yeri demektir. Övülen ve değeri yüksek mertebe ve derece de kastedilmiş olabilir. İşte bu nedenle “Rahman’ın yemininde” denilmiştir.
İbn-u Arefe de şöyle demiştir: “Rahman’ın yemininde” Rahman olan Allah katında en övülen ve en kıymetli cihette ve mertebede demektir. Zira akıl ve nakil Allah Teâlâ’nın cisimlerin benzerliğinden ve dolayısıyla mekân ve yönden münezzeh olduğuna şahitlik ederler. (Nesaî Haşiyesi: Sindî)
Bu ifadeler bazı âlimlerin dediği gibi mecâzî de olabilir hakiki de. Önemli olan, herkesin bir kurtarıcı beklediği o çaresizlik gününde, mahşerin ve kıyametin yegâne sahibinin iltifatını ve himâyesini kazanabilmektir.
Adalet dengedir. Her bir şeyi yerli yerine koymaktır. Doğru hüküm vermektir. Hak sahibine hakkını teslim etmektir. Böylece hayatın dengeli ve düzenli olmasıdır. Adaletin zıddı zulüm ise ismi gibi zulûmattır, karanlıktır. Dengesizliktir. Haktan ayrılmaktır. Düzeni bozmaktır. Hayatı çıkmaza sokup yolunu karartmak ve kapatmaktır.
Allah Teâlâ’nın “Esma-ül hüsna”sından bir ismi de “El-Adl”dir. “Adl” adalet demektir. Yani her şeyde adaleti gözeten, adaletten hiç ayrılmayan; bütün emirleri, yasakları ve hükümleri adaletin ta kendisi olan zat demektir.
Bu nedenle Allah (Celle Celaluh) adaleti ve adil davranan kullarını sever ve onlara her hususta adil olmayı ve hakkı gözetmeyi ve her hak sahibine hakkını vermeyi emreder. “(Her işte) âdil davranın. Muhakkak ki Allah, âdil davrananları sever.” (Hucurât, 9) ve Allah zulmü ve adaletten ayrılıp zulüm işleyen “zalimleri sevmez” (Al-i İmran, 57) kullarını başkalarının hakkına tecavüz ederek zulüm yapmaktan sakındırır.
Adalet Peygamberlerin (Aleyhimus Selam) özelliği ve görevidir. Bütün Peygamberler (Aleyhimus Selam) adaletle gönderilmişler, adaletle hükmetmişler, adaleti uygulamışlar, adaleti tebliğ etmişler ve adaletin yeryüzüne hâkim olması için zulüm ve zalimlerle mücadele etmişlerdir. Bu uğurda ağır bedeller ödemişler, en ağır eza ve cefayı çekmişler kimi de bu yolda canını vererek şehid olmuştur. Allah’ın salat ve selamı üzerlerine olsun.
Âdil olmak, hakkı gözetmek, hak sahibine hakkını vermek ve kimseye zulmetmemek herkesten önce Müslüman devlet başkanına yakışır ve bu onun görevidir.
Zira Müslüman devlet başkanı olan imam, peygamberin (Sallallahu Aleyhi Vesellem) halifesidir. Sevk ve idarede yetki sahibidir. Devletin gücünü elinde bulundurur. Fertlerin, aşiretlerin ve büyük toplulukların yapamayacağı işi yapabilir. Adaleti, güveni, huzuru ve düzeni tesis edebilecek makama ve imkanlara sahiptir.
Âdil devlet başkanı ifadesinin kapsamına halkı herhangi bir şekilde yöneten ve onların işlerini yürüten bütün adil idareciler girmektedir.
Devlet başkanının veya idarecinin âdil olması demek, yönettiği kimseler arasında akrabalar, yabancılar, müslimler, gayri müslimler, taraftarlar, muhâlifler gibi bir ayırım yapmadan idaresi altında bulunanların bahtiyarlığı için samimi olarak çalışması demektir.
Vazifesini hakkıyla yerine getiren adaletli devlet başkanı, idareci veya aile reisi peygamberin (Sallallahu Aleyhi Vesellem) yolundadır; Halkının ve idaresi altında bulunanların derdine çözüm arar, onları huzur içinde yaşatmaya çalışır ve böylece Allah’ın kullarına iyiliği ve faydası dokunur. Kullarına son derece merhametli olan ve onları seven Allah Teâlâ’nın da onlara iyilik edenlere büyük değer vermesi ve onlara sahip çıkıp kıyamet gününde onları koruması ve büyük mükafatlarla mükafatlandırması son derece tabiidir, Allah’ın adaletinin tecellisi ve gereğidir.
Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şu mübarek ifadesi âdil devlet reisinin ve idarecilerin Allah katındaki üstün derecelerini, zalim olanların ise kötü durumlarını net ve güzel bir şekilde anlatmaktadır:
“Kıyamet gününde insanların Allah Teâlâ’ya en sevgili olanı ve O’na en yakın yerde bulunanı adaletli devlet başkanıdır. İnsanların Allah Teâlâ’ya en sevimsiz olanı ve O’na en uzak mesafede bulunanı da zâlim devlet başkanıdır” (Tirmizî, Ahkâm 4; Ayrıca bk. Nesâî, Zekât 77).
İdaresi altındaki kimselere adaletli davranan yöneticilerin ve idarecilerin Allah Teâlâ yanında pek büyük bir itibara sahip olacaklarını bu iki hadîs-i şerîf göz kamaştırıcı bir ifadeyle ortaya koymaktadır.
İdaresi altındaki insanlara âdil davranan yöneticilere ne mutlu!..
Adaletli devlet başkanı, adaletli vâli, kaymakam, adaletli hâkim, adaletli idareci, aile fertlerine âdil davranan ve onlara haksızlık etmeyen aile reisi, idaresine verilen yetim malını veya vakıf malını adâletli bir şekilde kullanan yönetici ve benzeri kimseler bu müjdenin içine girmektedir.
Muhtelif âyet-i kerîmelerde ve hadis-i şeriflerde Allah Teâlâ’nın adaleti emrettiği ve adaletli davranan kimseleri sevdiği belirtilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:
“Hiç şüphesiz Allah adaleti emreder” (Nahl, 90)
“Hiç şüphesiz Allah adil davrananları sever” (Maide, 42, Mümtehine, 8)
“Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır: onlardan biri Âdil devlet başkanıdır…” (Buharî, Hudud)
“Güneşin doğduğu her gün iki kişi arasında adaletle hükmetmek sadakadır.” (Buharî, Sulh 11)
“Cennetlikler üç gruptur. Bunlar: Âdil ve başarılı devlet başkanı, yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yufka yürekli olan kişi, ailesi kalabalık olduğu halde haram kazançtan sakınıp kimseden bir şey istemeyen adamdır.” (Müslim, Cennet 63)
Devlet reisinin başarısı, Allah Teâlâ’nın ona, hayra ve iyiliğe giden yolları açması ve gerekli imkânları hazırlamasıyla mümkündür. Bir idarecinin ilâhî yardıma ve desteğe hak kazanabilmesi için şüphesiz birinci şartın kendinde bulunması, yani her icraatında adaleti gözetmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle söyleyecek olursak, devlet başkanı halkına karşı iyi niyetli ve adâletli olduğu takdirde arkasında Cenâb-ı Hakk’ı bulacaktır.
“Allah’ın buyruklarını gözet ki, Allah da seni gözetip korusun. Allah’ın (rızâsını) her işte önde tut, Allah’ı önünde (yardımcı) bulursun…” (Tirmizî, Kıyâmet 59)
Ayet ve Hadislerden Öğrendiklerimiz
- Adalet Allah’ın emridir.
- İnsan yaptığı her işte adaletli olmaya çalışmalıdır.
- Yönetimi altındakilere adaletli davranan kimseler, âhirette Cenâb-ı Hakk’ın özel iltifatına nâil olacaklardır.
- Cennet, Allah’ın buyruklarına uyan âdil devlet başkanlarını ağırlayacaktır.
- Akrabası olsun olmasın bütün Müslümanlara karşı merhametli ve yumuşak davrananlar cennete gireceklerdir.
Rabbibimiz!.. Bizi adaletin, adalet öncüleri olan Peygamberlerin, Hulefa-i Raşidînin ve Sahabelerin yolunu hakkıyla takip etmekte muvaffak eyle!... Zulümden, zalimlerin düştüğü sapıklıktan ve bataklıktan muhafaza eyle!... Âmîn!...