Bismillah
“Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi insanı arşının gölgesinde barındıracaktır:
Âdil devlet başkanı, Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç, kalbi mescidlere bağlı Müslüman, birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan, güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine “Ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan yiğit, sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse, tenhada Allah’ı anıp gözyaşı döken kişi… “ (Buhârî, Ezân 36, Zekât 16, Rikak 24, Hudûd 19; Müslim, Zekât 91; Tirmizî, Zühd 53; Nesâî, Kudât 2)
Yeni eğitim ve öğretim döneminin başlaması münasebetiyle öğrenci kardeşlerimizle bir hasbihal yapmak ve bazı hatırlatmalarda bulunmak istedik.
Müslümanlar olarak zor ve sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Birçok kurum ve kuruluş; fesat ve ahlaksızlığın yaygın olduğu, insanları şehvete davet eden yerler olarak tesis edilmiş adeta. Maalesef bu kurumlardan biri de eğitim-öğretim kurumlarımızdır.
Genel olarak eğitim kurumları İslam’a düşmanlık ve İslam’dan uzaklaştırma hedefine hizmet etmektedirler. Buralarda insanı yoldan çıkaracak ve günaha sürükleyecek melanetler teşvik edilmekte, gençler günah tuzaklarının içine çekilmeye çalışılmaktadır.
Bu tür ortamlarda genç kardeşlerimizin sorumluluğu daha da artmaktadır. Bir taraftan ferdi olarak bu çirkef ortamdan kendisini korumaya çalışırken diğer taraftan da çevresindeki insanları bu ortamın olumsuzluklarından koruma ve onları İslam’a ve Müslümanlara faydalı hale sokma sorumluluğumuz vardır. Bu ortamda her bir genç kardeşimiz olarak sizler, bir kişinin hidayetine vesile olmanın dünya ve içindekilerden daha hayırlı olduğu düşüncesiyle hareket etmelisiniz.
Her biriniz hem kendinizi hem de diğer insanlarımızı korumak için büyük gayretler içinde olmalısınız; okulda, yurtta, öğrenci evlerinde, dershanede, kantinde bu duyarlılığınızı sürekli olarak muhafaza etmelisiniz.
Bütün bu karanlıkların içerisinde iman dolu kalbinizle Allah’ın (Celle Celaluhu) numune bir kulu olmak için çabalamalı, çevrenizdeki gençleri bataklıktan kurtarmak için ciddi bir gayret içinde olmalısınız.
Allah’ın (Celle Celaluhu) rızasını kazanmak ilk hedefiniz olmalıdır. Bütün davranış ve fiillerinizi bu çerçevede yerine getirmelisiniz.
Bu eğitim sürecinde tahsil ettiğiniz alanı en iyi şekilde tamamlamak için çabalamalı, bunun yanında İslami ilimlere yoğunlaşıp bir İslam davetçisinin ihtiyaç duyduğu bilgilerle donanmalısınız.
Öğrencilik yılları, Müslüman bir gencin yetişmesi, gelişmesi ve örnek bir İslami kişilik haline gelmesi için en uygun zamanlardır. Buradaki imkân, fırsat ve uygun zamana sonraları rastlamak mümkün değildir. Onun için bu yılları büyük fırsat olarak telakki edip en güzel şekilde değerlendirmelisiniz.
Bulunduğunuz yerde İslami kişiliğinizle, tutum ve davranışlarınızla herkesin gıpta ettiği güzel bir iz bırakmalısınız.
Gençlerin İslam’ın hakikatinden haberdar olması ve hayatlarını İslam’a göre düzenlemeleri için fırsatını bulduğunuz her alanda İslam’ı tebliğ etmeye çalışmalısınız.
Her alan ve konuda dengeli ve mutedil bir anlayışa sahip olmalısınız. İfrat ve tefrite hayatınızda yer vermemelisiniz. Attığınız her adımda ve yaptığınız her işte Kur’an ve Sünneti ölçü olmalı, Allah (Celle Celaluhu)’ın rızasını kazanmayı hedef almalısınız.
Gerek yurtlarda gerekse de evlerde birlikte kaldığınız arkadaşlarınızla ilişkilerinizi kardeşlik esası üzere geliştirmelisiniz. Her alanda birbirinizin elinden tutup yardımlaşmalı ve varsa eksikliklerinizi gidermelisiniz. Birbirinizden en güzel şekilde istifade etmeye çalışmalısınız.
Programlı hareket etmezseniz zamanınızın heba olacağını, birçok alanda geri kalacağınızı bilmeli, tüm işlerinizde programlı olmalısınız.
Gerek okulda gerekse de yurtlarda, sizinle birlikte olmadıkları halde namazlarına riayet eden, İslam’ı yaşamaya çalışan ve ahlakları düzgün insanlarla iyi ilişkiler içerisinde bulunmalısınız.
Bulunduğunuz yerlerde başka İslami grup ve çevrelere bağlı Müslümanların düşünce ve bakış açıları farklı olabilir. Bu farklılıklara rağmen İslami kardeşlik çerçevesinde onlara saygılı davranmalı, ihtilaflı konuları gündeme getirerek onlarla tartışmamalısınız. İhtilaflı şeylerin konuşulduğu ortamlarda durmalı, Müslümanların üzerinde ittifak ettikleri konuları konuşmalısınız.
Kardeşlerimizle ilişkilerimizde İslam’ın yasakladığı şeylerden uzak durmalısınız. Gıybet, dedikodu, söz götürüp getirme ve fesattan kaçınmalı, insanları çekiştirmekten ve küçümsemekten sakınmalısınız. Hayırdan başka bir şey konuşmamalısınız.
Ahdinize, sözünüze vefa göstermelisiniz.
Toplumun her alanında, özellikle de üniversitelerde kız erkek ilişkileri tabii görülmekte ve yaygınlaşmaktadır. İslam’a göre haram olan, harama götürecek tüm ilişkilerden uzak durmalısınız.
Kin, haset, bencillik, egoistlik ve başkalarının yaptığı küçük kusurları görüp kendi olumsuzluklarınızı ve kusurlarınızı görmeme gibi nefsi hastalıklardan uzak durmalısınız.
Namazlarınızı sünnetleriyle birlikte ikame edip mümkün mertebe vakit namazlarını cemaatle kılmalısınız. Tesbihatları düzenli şekilde yerine getirmeli, gece namazına kalkıp namazla birlikte kendinize, ailenize ve bütün Müslümanlara dua etmelisiniz.
Her gün Kur’an–ı Kerim’den bir miktar okumalısınız.
İslami basını düzenli şekilde takip edip ülkedeki ve dünyadaki Müslümanların durumlarından ve farklı yerlerdeki Müslümanların çektikleri sıkıntılardan haberdar olmalısınız.
Günahlarınıza karşı sürekli tövbe ve istiğfar edip uyumadan evvel birkaç dakikanızı nefsinizi muhasebeye ayırmalısınız.
Haramlara hiçbir şekilde yaklaşmayıp şüpheli şeylerden kaçınarak harama düşmemelisiniz
İmkânınız elverdikçe sünnet oruçları tutmaya çalışıp Sünnet oruçların sizi şeytanın ve nefsin baskılarına karşı koruyacağını unutmamalısınız.
Başınıza gelen sıkıntılar hiçbir zaman duraklamanıza ve geri adım atmanıza yol açmamalıdır. Sabredip sabitkadem olarak İslami çalışmalarınızı sürdürmelisiniz. İmtihan dünyasında yaşadığınızı, İslami sorumlulukları yerine getirirken çoğu zaman karşınıza engeller, sıkıntılar ve zorlukların çıkacağını, bütün bunları Allah’a(Celle Celaluhu) dayanarak, tevekkül ederek ve sabrederek aşabileceğinizi unutmamalısınız.
Hem bilen, hem bildikleriyle amel eden, hem yararlanan hem de yararlandıran, hoş ağaç ve suyu kabul eden toprak cinsi gibi olmalısınız.
“İmtihan ne kadar zor olsa mükâfatı da o kadar büyük olur” İslami düsturu, kendinize kılavuz edinmelisiniz. En zor ve sıkıntılı olan ortam ve şartları, büyük sevapları devşireceğiniz alanlara dönüştürmeye çalışmalısınız.
Allah (Celle Celaluhu)’ın sizi gözettiğini, yaptıklarınızı gördüğünü, meleklerin de yaptıklarınızı kaydettiğini ve bütün bu yaptıklarınızdan hesaba çekilip cezalandırılacağınızı unutmamalısınız. Siz gençleri her türlü kötülükten koruyup muhafaza edecek olan, sağlam akide ve inancınız olduğunu bilmelisiniz. Bu inancınız, münkerata karşı koruyucu zırhınız olacaktır. Bu sağlam akideye sahip olan bir genç, en kötü ortamlarda dahi, kendini muhafaza ederek kötülüklere asla prim vermemelidir. İmanınızı salih amellerle ve İslami yükümlülüklerinizi eda etmekle güçlendirmenizi, İslam’a ve Müslümanlara hizmetle pekiştirmenizi özellikle tavsiye ettiğimizi bilmelisiniz.
Oraya okumak ve eğitim ortamından istifade etmek için gittiğinizi unutmamalısınız. Bu ülkenin eğitim kurumlarının içinde bulunmuş olduğu kötü ortamla beraber, orada istifade edilecek birçok bilgi ve becerinin olduğu ve bunların elde edilebileceğinizi de bilmelisiniz. Zaten buna inandığınız için oralara kadar gitmiş ve birçok masrafa katlanmışsınızdır. Siz inanan gençler; bulundukları sınıflarda ve amfilerde başarılarıyla, çalışkanlıklarıyla, güzel ahlaklarıyla ve örnek şahsiyetleriyle göz doldurmalı, parmakla gösterilenlerden olmalısınız. Bulundukları ortamlarda İslam’ın birer nuru ve kandillerisiniz. Bu isteğimiz, Rabbimize olan niyazımızdır.
Her gün namazlarınızı kılıp tesbihatınızı yaptıktan sonra ellerinizi açıp: “… Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş/cehennem azabından koru!”(Bakara: 201) diyerek Rabbinize yalvarıp niyazda bulunmalısınız. İşte dünyadaki iyiliğinizin bir parçası da siz genç kardeşlerimizin eğitim kurumlarında öğrenmiş olduğu fenni ilimlerdir. Her derse girdiğinizde, öğretmeni dinlediğinizde ve okulda öğrendiğinizi mütalaa ettiğinizde, hep şunu gönlünüzden geçirip niyetinizi halis kılmalı ve demelisiniz ki; “Rabbim! Bu ilmi senin rızanı elde etmek, dinine yardımcı olmak ve halka hizmet etmek için tahsil ediyorum. Bana zihin açıklığı ver, niyetimde halis kıl, İslami çizgi üzeri muhafaza et, gönlümü iman üzeri sabit kıl, ayaklarımı kaydırma, üzerime sabır yağdır ve inayetini benden esirgeme!”
Tabi aynı zamanda bu söyledikleriniz Rabbinize olan bir ahdinizdir. Bu ahde bağlı kaldığınız sürece, haramdan korunduğunuz müddetçe Allah(Celle Celaluhu)’ın lütfuyla her geçirdiğiniz dakika ve saat, amel defterlerinize sevap olarak geçeceğini unutmamalısınız. Hatta bu inanca sahip olduktan sonra geçirdiğiniz uyku, yemek ve diğer ihtiyaçlarınız dahi, sevap olarak amel defterlerinize kaydedilecektir.
Eğitimin en verimli olarak elde edildiği bu dönemi dolu dolu yaşamalısınız. Zira bu yaş döneminde eğitim olarak elde edeceğiniz başarıyı, sonraki dönemlerde elde etmek mümkün olmamaktadır. Onun için hayatınızın bu dönemini ganimet bilip en verimli ve başarılı bir şekilde değerlendirmeye çalışmalısınız. Zamanınızı boşa harcamamalı ve heder etmemelisiniz. Yaşadığınız dakikalardan sorulacağınızı asla unutmamalısınız.
Okullarda öğrenmiş olduğunuz müspet ilimlerle beraber İslami ilimlere de ciddi mesai harcamalı ve bu konuda mükemmel bir alt yapı oluşturmalısınız. Bunu sürekli vurguluyor ve hatırlatıyoruz.
Her kardeşimiz okul derslerinin yanı sıra İslami eğitimiyle ilgili günlük program çıkarıp bol bol İslami kitaplar okumalı. Yine bu yaş ve süreçte okuma fırsatını başka dönemde bulamayabilirsiniz. İnşallah Rabbim sizleri muvaffak edecek ve bütün bu güzelliklerle donatacaktır.
Gerek İslami gerekse de müspet ilimlerde mesafe alanlar olarak öğrendiklerinizi kardeşlerinize öğretmelisiniz. Hem öğrenen hem de öğreten olmanın büyük payesine sahip olmaya gayret etmelisiniz. Bu durumda, İslam ümmeti içinde en üstün payeye sahip olanlardan/çabalayanlardan olmalısınız.
Her nerede olursanız olun, İslami sorumluluklarınızın olduğunu hatırınızdan çıkarmamalısınız. Rabbimiz Müslümanları tanımlayıp özelliklerini zikrederken buyurmuştur ki “Mü’min erkekler ve Mü’min kadınlar birbirlerinin velileri/dostlarıdırlar. İyiliği emrederler, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah merhamet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hâkimdir “ (Tevbe: 71)
İnsanlara iyiliği emredip kötülüklerden alıkoymak, Müslüman olarak öncelikli görevlerimizdendir. Davet ortamını oluşturmak ve toplumu çepeçevre kuşatan kötülükleri izale etmek için yoğun bir çaba içinde olmalısınız. Toplumu çepeçevre saran münkerat ve masiyet tablosu asla sizi ürkütmemeli ve moralinizi bozmamalısınız. İmanla, ihlasla ve takva ile Rabbinize yönelmeli, rızasını dileyip O’ndan yardım dilemelisiniz. En çıkmaz görülen ve aşılmaz sanılan engellerin birer birer aşıldığı görülecek ve Rabbimizin önümüze selametli yollar açtığına şahit olacaksınız.
Toplumu saran bu kara bulutlar geçicidir. Bütün yoğunluklarınıza rağmen Allah’ın izniyle, İslam’a ve Müslümanlara hizmeti sürdürüp bu yolda çaba sarf ettikçe ve mesafeler katettikçe, İslam’ın güneşi ile toplumu aydınlatacaksınız. Bunun için de ciddi bir çaba içinde olmanız, her şart ve ortamda İslam’ın sınırını muhafaza edip helal ve haram konusunda dikkatli olmalısınız.
Sevgili gençler!
Tarih boyunca Peygamberlerin davetine ilk koşanlar, onların etrafında pervaneler gibi dönenler, bedenlerini onlara siper edenler ve İslam davası yolunda öncü olanlar siz gençlersiniz. Bugün de İslami mücadelenin olduğu bütün bölgelerde küfrün belini kıranlar ağırlıklı olarak gençlerdir. Unutmayınız ki bugün Filistin başta olmak üzere perişan halde olan ve kıyımlardan geçirilen İslam ümmetinin yegâne umudu sizlersiniz. Allah (Celle Celaluhu)’ın lütfuyla İslam sancağını yükseklere çıkaracak, küfür, tuğyan ve münkeratı ayaklar altına alıp İslam’ın hâkimiyetini sağlama yolunda örnek bir mücadele sergileyecek olanlar yine siz gençlersiniz. Siz gençlerle ilgili düşünce ve kanaatimiz bu istikamettedir. İnanıyoruz ki umudumuzu boşa çıkarmayacaksınız.
Genel olarak toplumumuzun, İslami noktada istediğimiz seviyede olmadığı hepimizin malumudur/ biliyorsunuz. Ailelerinize, insanlarımıza merhametle ve sabırla yönelmeli, onlara İslami bilinci verip İslami hayata yönlendirmeniz için çaba sarf etmelisiniz. Bütün insanlar içinde en çok anne babanıza, kardeşlerinize, yeğenlerinize, amca, dayı, teyze, hala ve diğer yakınlarınıza şefkat gösterip onları cennete gidecek yola yönlendirmelisiniz. Eğer yakınlarınız gözleriniz önünde cehenneme götürülecek bir ahlak, bir amel, yapı ve bir oluşum içinde iseler, şahit olacağınız bu manzaranın sizleri üzeceğini bilmelisiniz. Bu manzarayla karşılaşmadan önce bunun hesabını yapmalı ve onları cehenneme giden yoldan çevirme gayreti içinde olmalısınız.
İslami yapımıza dört elle sarılıp her çalışma alanında ciddi hamleler yapmasına katkı vermeli, birikim ve donanımınızla öncüler olmanızı istediğimizi biliyorsunuz. Toplumun öncüleri siz imanlı, ihlaslı ve takva sahibi gençler oldukça, Allah’ın izniyle bu toplum hayra yönelecek, münkerattan uzaklaşacak ve toplumun üzerine huzur ve sekinet çökecektir. Sorumluluğunuzun büyük, yükünüzün ağır olduğunu unutmamalısınız. Dünyada İslam’a ve Müslümanlara hizmet yolunda çokça yorulmalı, ahirette Rabbimizin müjdelediği bahtiyar kimselerden olmalısınız: “Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse, işte onlar, Allah’ın, kendilerine nimet verdiği peygamberler, dosdoğru olanlar, şehidler ve iyilerle beraberdirler. İşte onlar, ne güzel arkadaştırlar! (Nisa: 69)
Bu tavsiyelerimiz genç olan tüm bacı ve kardeşlerimiz içindir. İslami yükümlülük noktasında bugün genç yaşlı, erkek kadın bütün Müslümanlar büyük bir sorumluluk altındadır.
Rabbim, genç kardeşlerimizi her türlü kötülükten korusun, şeytan ve nefsin yönlendirmesinden muhafaza etsin, İslam’a hizmette birer önder ve örnek şahsiyetler kılsın.
Allah’a emanet olun