Allah’ın selamı, rahmeti, mağfireti, yardımı ve bereketi tüm Mü’minlerin, muvahhidlerin; İslam ve Müslümanların izzetini koruma gayreti içinde olanların; içinde olduğumuz sıkıntılardan dolayı gözyaşı dökenlerin ve bu yüzden rahatı bozulanların; zamanını en kuvvetli bir sermaye bilip bu sermayesini Allah’ı razı etme gayreti için kullananların üzerine olsun.
Bugün yine siyonistlerin tahrik ve oyunlarıyla ABD, işgalci terör rejimi ve yerli işbirlikçileri hep beraber İslam coğrafyasında, belki tarihin daha fazlasına şahit olmadığı bir işgal, kuşatma, yıkım, baskı ve taarruz yaşatmaktadır. Müslümanları Kur’an-ı Kerim ve Sünnetten uzaklaştırma gayretleri, hiç olmadığı kadar açık-gizli, sinsi ve gaddarca planlarla ortaya konulmaktadır.
Bütün bunlara rağmen canlarını, evlatlarını, evlerini, barklarını, iş, mevki ve makamlarını kaybetme pahasına Allah’ın dini için dünyanın her tarafında kendilerini ortaya koyan Müslümanların varlığı, azim ve sebatla mücadeleleri; sıkıntı içinde döktüğümüz gözyaşlarına rağmen sevinmemize ve moral bulmamıza sebep oluyor.
Bu teslimiyetin, bu fedakârlığın ve bu sabrın neticesinde güzelliklerin ve mü’minlerin razı olacağı günlerin geleceği inancıyla seviniyor ve moral buluyoruz. Bütün bu işgaller, katliamlar, yıkımlar, sıkıntı ve zorluklara rağmen Allah’a olan kulluk vazifelerimizi hakkıyla yerine getirme çabası içinde olmamız sebebiyle bir huzur ve sevinç hali yaşıyoruz. Kalbimiz buruk, gönlümüz kırık, yüreğimiz hasret dolu olsa da yaşadığımız bu huzur ve sevinçle Kurban Bayramı’na giriyoruz.
Ümmet, belki tarihin hiçbir döneminde böylesine genel bir işgal ve zulüm altında olmamıştı. Müslümanlar, böylesine toplu katliamlara uğramamış; İslam’ın kutsal değerlerine ve mübarek beldelerine böylesine saldırılmamıştı. Müslümanların ırz, namus, şeref ve onuru, içinde yaşadığımız bu an kadar böylesine ayaklar altına alınmamıştı.
İşte bu şartlar altında bir bayram geçireceğiz/geçiriyoruz. Cenab-ı Allah’tan isteğimiz, hayra vesile kılmasıdır.
Hem bu mübarek günlerde hem de diğer günlerde, bacılarımız çocuklarıyla beraber; tutuklularımız, mahkûmlarımız, muhacirlerimiz, hastalarımız duanın en makbul olduğu zamanlarda dualarını ihmal etmesinler.
Dua ederken, özellikle aşağıdaki hususları unutmayalım:
-Yıllardır Kur’an ve sünnetten uzaklaşan ya da uzaklaştırılmış bulunan Müslümanların gafletten uyanıp yeniden Kur’an ve sünnete sarılmaları için;
-Her coğrafyada bulunan Müslümanların, İslam ümmetinin bir ferdi ve bu doğrultuda hadisin de işaret ettiği gibi büyük vücudun azalarından biri olduğu anlayışını kazanmaları için;
-Nerede olursa olsun çeşitli ihtilaflar sebebiyle birbirlerinin kanını döken ve dökmüş olan Müslümanlar arasındaki düşmanlığın kalkması, vahdet ve İslam kardeşliği çerçevesinde birleşmeleri için;
-İslam topraklarını işgal eden işgalcilerin, her konuda İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık edenlerin ve nerede olursa olsun Müslümanların can, mal, namus, akıl ve nesline el uzatanların kahr û perişan olması için;
-İşgalci ve emperyalist ülkelerin Müslümanların eliyle yenilginin acısını tatması için;
-İnsanlar arasında döndürülüp dolaştırılan güç, hâkimiyet ve zafer günlerinin kâfirlerin elinden alınıp Müslümanlara verilmesi için;
-Yeryüzünde sıkıntı içinde olan tüm mazlum kardeşlerimizin ve İslam’a hizmet eden bütün Müslümanların dualarının kabulü için;
-Tüm İslam coğrafyasında, zulmen zindanlara atılmış bulunan Müslüman tutuklular, özellikle Filistin gibi yerlerde siyonist rejimin elinde esir tutulan bütün Müslümanların bir an önce özgürlüklerine, sevdiklerine, ailelerine kavuşmaları ve kutsal İslam davasının mücadele saflarına geri dönmeleri için;
-İslam düşmanlarının ve kâfirlerin hile, oyun, desise ve planlarının bozulması, Müslümanların aleyhine kazdıkları kuyulara kendilerinin düşmeleri, hilelerinin kendi aleyhlerine dönmesi ve kendi şerleri içinde boğulmaları için;
-Yüce Rabbimizin bütün hasta Müslümanlara sabır vermesi ve acil şifa bahşetmesi için;
-Bütün mahkûm, muhacir ve şehid çocuklarına, eşlerine, ana-babalarına sabır, kanaat ve mukavemet vermesi için;
Evet, tüm bunlar için dualara icabet eden Rabbimizden yalvararak, gözyaşı dökerek, aczimizi ifade ederek, dualarımızın kabul olacağına inanarak dua ve niyazda bulunalım.
Şüphesiz Rabbimiz “Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar” (Bakara Suresi: 186) diye buyurmaktadır.
MEVLİD-İ NEBİ ETKİNLİKLERİNDEN SONRA
“De ki: Eğer siz Allah’ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” (Al-i İmran: 31)
“Nefsim elinde olana yemin ederim ki sizden herhangi bir kimse beni babasından ve çocuğundan daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz.” (Buhari, İman 7)
“Üç husus vardır ki bunlar kimde bulunursa imanın tadını alır: Allah’ı ve Resulünü her şeyden daha çok sevmek, sevdiği kimseyi ancak Allah için sevmek ve ateşe atılmaktan hoşlanmadığı gibi tekrar küfre dönmekten hoşlanmamak.” (Buhari, İman 9; Müslim, İman 67)
Bize Kur’an-ı Kerim’i nasıl yaşamamız gerektiğini baştan sona hikmetlerle dolu hayatıyla öğreten, küfür fırtınası karşısında necat gemisi olarak imdadımıza yetişen Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e her zamandan daha fazla ihtiyacımız vardır. Uzunca zamandır vahdetini yitirmiş, izzeti zedelenmiş İslam ümmetinin çaresi, yine Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e yönelmek ve O’nun sünnetini yaşayarak ihya etmektir. İslam düşmanlarının Müslümanların gücünü zayıflatmak ve vahdetlerini engellemek için kurdukları çirkin tuzakların ve oynadıkları kirli oyunların karşısında durabilmenin tek yolu Kur’an’a ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in sünnetine sarılmaktır. Ancak o zaman izzet ve onurumuzu muhafaza edebiliriz.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’i yâd etme, O’na olan biatimizi tazeleme imkânı sunan Kutlu Doğum etkinlikleri, Müslüman halkımız tarafından her geçen yıl daha görkemli bir şekilde kutlanmaktadır. Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) söz konusu olunca sevgi ve muhabbetlerini ifade etmek isteyen insanlarımız kadın-erkek, yaşlı-genç, büyük-küçük demeden meydanlara akmakta, tekbirler ve salavatlarla O’na karşı sevgilerini dile getirmektedirler. Özellikle bu yıl ki Mevlid-i Nebi etkinliklerine daha canlı ve coşkulu katılan insanlarımız, tekbirlerle ve salavatlarla O’na bağlılığını bir kez daha ilan ettiler.
Yapılan etkinliklere insanlarımızın yoğun katılımı Resulullah ((Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e olan teveccühü ortaya koymaktadır. Bu güzel yöneliş ve bu muhteşem sevgi seli her renkten Müslümanları aynı safta birleştirirken İslam düşmanlarının Müslümanlara yönelik hesaplarının da bozulmasına neden olacaktır inşaallah.
Dünyanın farklı ülkelerinden birçok Müslümanın iştirak ettiği; her gruptan, meslekten, dilden ve renkten insanların katıldığı bu güzel etkinlikler, şimdiden Müslümanlara bozulan vahdetlerini temin etme ve parçalanmışlıklarını sona erdirme imkânı sunduğunun müjdecisidir inşaallah. Kutlamalarda bütün Müslümanların ortak değeri olan tevhid bayraklarının dalgalanması, meydanların tekbir ve salavatlarla inletilmesi her renkten, dilden ve meşrepten insanların bu merasimlere katılmasına imkân sunmaktadır.
Halkımız Resulullah Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’e sevgilerini ortaya koyarken aynı zamanda biatlerini de tazelediler. Bu tavırlarıyla hayatlarında İslam’dan başka bir belirleyiciyi tanımadıklarını ortaya koydular. İslam düşmanlarının Müslüman halkımız üzerindeki hesaplarını bozup hayatlarındaki tek belirleyicinin Hz. Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in bize sunduğu İslami hayat olduğunu gösterdiler.
Peygamber Sevdalıları Platformu bünyesinde çalışan kardeşlerimiz gecelerini gündüzlerine katarak binlerin, on binlerin, yüz binlerin hatta milyona varan insanın katıldığı bu büyük etkinlikleri düzenleyerek bu güzel etkinliklere imza attılar. Bu etkinliklerde görev alan binlerce kardeşimiz büyük fedakârlıklarda bulundular. Kimisi işini gücünü bırakıp çalıştı. Kimi arabalarıyla insanları taşıyarak, kimi güvenliği sağlayarak, kimi başka alanlarda çabalayarak vazifelerini icra ettiler. Bütün bu çabaların neticesinde insanlarımızın katıldığı bu güzel etkinliklerde saatlerce kelime-i tevhid ve salavatlarla meydanları inletmelerine vesile oldular. Ayrıca Müslümanların bir araya gelerek kaynaşmalarına öncülük ettiler.
Bu güzel etkinliklerin gerçekleşmesinde emeği geçen bütün kardeşlerimizden Allah razı olsun diyoruz ve teker teker teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kardeşlerimizden istirhamımız bu heyecanı, bu koşuşturmayı tüm çalışmalarında sürdürmeleridir. Bu etkinliklerde verilen mesajların takipçisi olmaları ve etkinliklere gelen/gelmeyen tüm halkımıza verilen mesajların yerini bulması için yoğun bir gayret içinde olmalarıdır. Bunu yapmadığımız zaman sorumluluğumuzu tam olarak yerine getirmiş sayılmayız.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) söz konusu olunca işini gücünü bırakıp çoluk çocuğuyla, dost ve yakınlarıyla meydanlara akın eden, tekbir ve salavatlarla saatlerce haykırıp O’na biatlerini tazeleyen kardeşlerimizden Allah (Celle Celaluh) razı olsun diyor ve bu fedakârlıklarından dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz. Allah (Celle Celaluh) gani gani ecirlerini versin. Hz. Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in adı zikredilince meydanlara koşup O’na bağlı olduklarını ortaya koyan bu kardeşlerimizden de istirhamımız, hayatlarını O’nun (Sallallahu Aleyhi Vesellem)sünnet-i seniyyesine uydurarak yaşamalarıdır. Aile hayatında, iş hayatında, toplumsal ilişkilerinde, kısaca hayatın her alanında Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in sünnetine göre yaşadıkları takdirde hem dünyada hem de ahirette aziz olacaklardır.
Zulmün, fitne ve fesadın önünde durmanın yolu Hz. Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in sünnetine sarılmaktır. Bugünden sonra bütün çabamız, Mevlid-i Nebi meydanlarında biatimizi tazelediğimiz Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in sünnetine sarılarak O’nun yaşadığı gibi yaşamaya çalışmak olmalıdır. Eksik yönlerimizi tespit edip hayatımızı Hz. Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in istediği gibi düzenlemeye çabalamalıyız.
Rabbim yaptıklarımızı mübarek ve bereketli kılsın. Müslümanlar arasındaki bağların kuvvetlenmesine vesile kılsın.
Bu münasebetle; tüm Müslümanların bayramlarını tekrar kutluyoruz. Haram ve günaha bulaşmadan, Müslümanların çektikleri sıkıntıların da hesabını yaparak israfa kaçmadan bayram hazırlığı yapan, bu mübarek günde sıla-i rahmi ihmal etmeyen; çevresinde bulunan mağdur, mazlum, yaşlı ve hastaları ziyaret edip büyüklerin ellerinden öpen, küçüklerin başlarını şefkatle okşayan kardeşlerimizin ve bacılarımızın bayramlarını kutluyoruz.
Mazlum, mustazaf ve musibete maruz kalmış tüm anne ve babaların, bacıların, bayramlarını tebrik ederek hem bizlere hem de dünyadaki tüm Müslümanlara dualarını esirgememelerini diliyoruz.
Cenab-ı Allah; kurbanlarımızı kendisi için kabul etsin. Kurban Bayramınız mübarek olsun.
Allah’a emanet olun!