Zalim, her yer ve zamanda zalimdir. Onun kimliği, dini, meşrebi, mezhebi önemli değildir. Bazen Bosna’da “çetnik” adını alır, bazen Filistin’de Siyonist, bazen Çeçenya’da Rus… bazen Suriye’de Esad adını alır, bazen Irak’ta Saddam… “Zalim” ismi en çok Saddam’a yakışıyor; ama… laik, sosyalist, milliyetçi ve dini kimliklerle katliam yapan başka kim vardır ki yeryüzünde? Kim vardır Saddam gibi, gaddarlıkta sınır tanımayan?
Size unutulmayan, unutulamayan bir büyük katliamdan söz edeceğim. Sosyalist Baas partisinin zalim önderliği buna “Enfal Operasyonu” demişti. Kur’an’da “Enfal Suresi” var ya! Savaş ganimetlerini konu alan sure… Emperyalistlere köpeklik yapan Saddam ve avanesi, İran’la savaşının sonlarında Kürtlere yönelik yaptığı soykırıma “Enfal Operasyonu” adını vermişti.
Arap dünyasından büyük desteğe sahipti Saddam. Kimi onu “Kadisiye kahramanı” diye selamlıyor, kimi “Şii-fars yayılmacılığına karşı Sünni- Arap dünyanın büyük lideri” olarak görüyordu. ABD ve Avrupa’ya göre kullanılmaya son derece müsait bir malzeme idi.
Zalim Saddam, 29 Mayıs 1987'de Devrim Komuta Konseyi'nin 160 Sayılı Kararnamesiyle Güney Kürdistan'da operasyonun alt yapısının kurulması emrini verdi.
1988 yılının Şubat sonlarında uygulamaya konulan ve Eylül başlarında sona erse de acısı hiç dinmeyecek olan bu operasyon, Ali Hasan El-Mecid genel komutasında yürütüldü. Operasyonda Cumhuriyet Muhafızları, Özel Kuvvetler gibi zulümde, işkencede uzmanlaşmış, insanlıklarını Saddam’ın parası karşılığında satmış, sureten insana benzeyen sırtlan ruhlu yaratıklar görev aldı. Ön hazırlıklar yapılmış, eyleme geçme zamanı gelmişti.
Ali Hasan El-Mecid, 20 Haziran 1987 tarihinde orduya, polise ve diğer zulüm şebekelerine gönderdiği direktifle katliam operasyonunu başlattı.
Operasyon sürecinde Kürtlerin tasniflendirilerek imha edildikleri toplama kampları da oluşturuldu. Bu toplama kamplarından Leylan, Taqtaq ve Topzawa isimli olanları, dönemin tanıklarına göre en fazla ön plana çıkanlardı.
Zalim Saddam'ın, bu operasyondaki hedefi, Kürdistan'ın kasaba ve köylerinde yaşayan bütün halkı yerlerinden sürmek, köy ve kasabalarını haritadan silmek, buradaki halkın bir kısmını hemen öldürmek, bir kısmını yollarda ve zindanlarda telef etmekti. Kalanlarını çöllerde çukurlara diri diri gömmeyi planlamıştı. Ya geri kalanlar… İnsanın en fazla içini acıtan da bu kalanlar! Genç kızlar, kadınlar… Onları da değişik Arap kabile devletlerine, diktatörlüklere, kendisi gibi emperyalist uşaklarına satıp, dönemeyecekleri şekilde kaybettirmek idi Saddam’ın hedefi…
Arap ırkçılığına iman etmiş olan Saddam’ın zulüm sicili de oldukça parlaktı ya! Halepçe unutulacak gibi mi? Mazlum insanların üzerine kimyasal silahlar yağdırmıştı. Silahlar, Almanya ve Fransa kaynaklıydı. Hani şimdilerde Kürtlere destek çıkma ikiyüzlülüğünde bulunan Avrupalılar…
Efendileri ona iyice güveniyordu. İsmini, Haccac’ların, Yezid’lerin, Cengiz’lerin yanına yazdıracaktı. Sivil halka karşı katliama geçerken ne de cesurdular! Amerikalıların ayağını öpen korkak itler, sivil halka karşı cesurdular. O devasa silah gücüne sahip seçkin(!) Cumhuriyet Muhafızları hiç de direnmemişlerdi işgalcilere.
Enfal, Saddam'ın silahsız ve savunmasız kadınları, çocukları, ihtiyarları, gençleri hedef alıp gerçekleştirdiği bir operasyondu. Operasyon ile tüm kırsal Kürt bölgelerini insansızlaştırmak hedeflenmişti. Tam bir etnik temizlikti. Bunlarla beraber bir daha buralarda kimseyi yaşatmayacak bir şekilde her şeyi yakıp-yıkan ve Ortadoğu tarihi açısından bir yüz karası olan dehşetli bir operasyon idi Enfal…
Bu vahşetten en büyük darbeyi alacak olan Kürt kadınları için tel örgülerle çevrili ve etrafının mayınlarla döşendiği, kendilerine "statüsüz esir" muamelesinin yapılacağı hapishaneler; Musul, Kerkük, Tikrit, Ramadi şehirlerinde inşa edilmişti. Zindanlar, merhamet ve şefkat duyguları olmayan insanlıktan çıkmış yaratıkların kontrolünde olacaktı.
Enfal Operasyonu sonucu Kürdistan'dan kaçırılan yüzlerce genç kızın ve binlerce çocuğun büyük bir bölümünden bir daha haber alınamadı. Sonradan ele geçirilen Saddam'ın gizli belgeleri, bazı görgü tanıklarının ifadeleri, Baasçıların suç ortaklığını yapmış bazı kişilerin sonradan itirafları ve hayatta kalabilmiş çok az insanın anlattıkları, korkunç gerçeği açığa çıkarmıştı. Esir alınan kadınları işkence altında katletme, kum çukurlarına topluca gömme, karanlık zindanlara tıkma ve kendi yandaşları olan şahıslara/ülkelere cariye olarak satma...
Saddam, 1987-1988 yıllarında yürüttüğü Enfal Operasyonu vahşetinde, ahlaksızlığını resmileştirmiş ve yaygınlaştırmıştır.
Yaşlı olduğundan bir tehlike oluşturmayacakları düşünülerek köylerde bırakılan bir kısım yaşlı kadın da, Saddam askerlerince öldürülen erkek ve kadınları toprağa gömmüşlerdi. Bu kadınlardan Münevver Yasin isimli kadın, cesetleri anlatırken şu dehşetli manzarayı ifşa etmektedir:
"Bazı cesetlerin yüzleri kapkara kesilmişti. Diğerleri normal görünüyordu; ama kaskatı kesilmişlerdi. Bir ölmüş anne gördüm çocuğunu emziriyordu; bu şekilde kaskatı kesilmişti."
Askerler, kamplara-zindanlara bırakılan kadınlara karşı sert ve acımasız davrandılar. Onların her şeylerine el koydukları gibi, can pareleri olan evlatlarını da kendilerinden ayırmış ve bir anne için en şiddetli işkence olan evladının ölüm çığlıkları, kendilerine her gün dinletilmişti:
"Kısa bir süre kadınlar çocuklarıyla bir arada bırakıldıktan sonra, askerler sopalarıyla kendilerine vurarak ve yerlerde sürükleyerek yaşlı kadınları, kızları ve torunlarından ayırmış ve onları(kızları ve çocukları) bilinmeyen bir yere götürmüşlerdi. Kadınların bulunduğu bölmelere ateş açan askerler ve görevliler, kadınlardan çocuklarını zorla ayırmışlardı. Bütün gece kadınlar, yan odadan gelen çocuklarının çığlıklarını duymaya mecbur edilmişlerdi. Onlarca çocuk bu şekilde açlıktan ve ağlamaktan can vermişti."
Katliamdan kurtulan az sayıda görgü tanığının gözlemlerini aktarmaya devam ediyoruz. “Her gün birkaç düzine erkek dövülürdü. Bütün erkekleri gömleklerini çıkartarak, dövüyorlardı. Sonra da ikişer ikişer birbirlerine kelepçeleyip, ayakkabıları çıkartılıyor ve bazı erkeklerin gözleri bağlanıyor, bazıları ise donlarına kadar soyuluyorlardı. Ve sonunda beyaz ya da yeşil boyalı ve penceresiz araçlara bindirilerek bir daha hiç haber almadığımız bir yerlere götürülüyorlardı.”
Penceresiz araçlara doldurularak mekânı belirsiz yönlere doğru götürülen 15 ila 70 yaş arasındaki erkeklerden bir daha hiçbir haber alamayanlar, ancak günümüzde toplu mezarlarının birer birer bulunmasıyla soykırım acılarını yeniden yaşıyorlar.
Hangi zalim usullerle öldürüldükleri bile bilinemedi.
Saddam tarafından Kürdistan'dan toplanıp esir edilen Kürt kadınları, ''Ganimet'' olarak kabul edildi. Şeytani zihniyetin taraftarları, savaşmayan, direnme gücüne sahip olmayan mazlumları ganimet olarak tanıtıyordu.
Bu kadınlarının bir kısmı, Baasçı bürokrat ve Arap aşiretleri arasında bölüştürüldü, geri kalan kısmı da Saddam yandaşı Arap devletlerine satıldı. Sahipsiz Kürt kadınları, Mısır, Kuveyt, Suudi gibi devletler ile Saddam destekçisi bazı Arap kabile reislerine, resmi evrak ve kayıt tutularak satıldı.
Bir televizyoncu, Kahire'de Rojgar ve Nesrin adlı iki kızı bularak bu vahşeti gündeme taşıdı. Kürt kızlar, televizyon aracılığı ile başlarına gelenleri anlatmışlar ve kendilerine sahip çıkılmasını istemişlerdi. Bu büyük trajedi, bu insanı kahreden zulüm böylece ortaya çıktı.
Yaşları 12 ile 29 arasında değişen 18 Kürt kızının isim listesini ve Baas rejiminin resmi mührünü taşıyan 1601 nolu ve 10.12.1989 tarihli satış belgesini medyaya dağıtan kuruluşlar, Stockholm'deki Mısır elçiliğine başvurarak, 18 Kürt kızının akıbeti konusunda bilgi istedi.
Zulüm, daha geniş boyutuyla böylece ortaya çıktı. Kız ve kadınların bir kısmını tecavüz ettikten sonra öldüren Baasçı zalimler, bazılarını da başka ülkelere “cariye” niyetiyle satmışlardı. Bu kadınların bir kısmı fuhuş merkezlerine satılmış, hayatları karartılmıştı.
Yaklaşık 3-4 bin köyün yok edildiği, topluca gömülerek, kurşuna dizilerek ve kimyasal silahlarla 180-200 bin insanın katledildiği, bir katliamdır “Enfal operasyonu”. Yakın tarihin en büyük soykırımlarından biridir. Mezhebi ve milli kaygılardan dolayı zulme ve zalime sahip çıkanlar, Allah’a nasıl hesap vereceklerini düşünsün.
Rabbimiz! Bize Hakkı Hakk olarak göster ve Hakka tabi olanlardan eyle!
Rabbimiz! Bize batılı batıl olarak göster ve batıldan uzak duranlardan eyle!
Mehmet Sait Çimen
Mehmet Sait Çimen