İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

“Yetimlerin hem maddi hem de manevi ihtiyaçları için uğraşıyoruz”

2015-04-27
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Kendisi de bir yetim olarak büyüyen YETİM DER Başkanı Fikri Karavil ile dernek çalışmaları ve projeleri hakkında konuştuk. Yetimlere yönelik maddi ve manevi çeşitli projeleri bulunan Karavil, insanların yetimler konusunda daha duyarlı olmaları gerektiğini vurguladı.
YETİM DER BAŞKANI FİKRİ KARAVİL;

“Yetimlerin hem maddi hem de manevi ihtiyaçları için uğraşıyoruz”

Kendisi de bir yetim olarak büyüyen YETİM DER Başkanı Fikri Karavil ile dernek çalışmaları ve projeleri hakkında konuştuk. Yetimlere yönelik maddi ve manevi çeşitli projeleri bulunan Karavil, insanların yetimler konusunda daha duyarlı olmaları gerektiğini vurguladı.

Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.” (Bakara Suresi 215)

"Bir kimse, Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Allah Teâlâ onu mutlaka cennete koyar". (Tirmizî, Birr 14)

Türkiye’de birçok yetime çeşitli projelerle yardımda bulunup, yanlarında yer alan YETİM DER başkanı ile dernek çalışmaları hakkında konuştuk. Kendisinin de küçük yaşlarda yetim kaldığını ve yetimliğin ne kadar zor olduğunu bildiğini aktaran YETİM DER Başkanı Fikri Karavil, “Yetimlere yönelik birçok alanda yardım kampanyamız bulunuyor. Bu yardımlar; evlilik çağına gelip evlenememişler için çeyiz yardımı, Ramazan ve Kurban bayramlarında giyecek, okul dönemlerinde kırtasiye, yetimleri okutmaya yönelik yardımcı olmak, yetime sponsorlar bulmak, çok sayıda yetime aylık bir gelir bağlamak, gezi ve pikniklere götürmek gibi… Bu tür yardımların yanı sıra onları düzenli olarak ziyaret ederek her zaman yanlarında olduğumuzu gösteriyoruz” şeklinde konuştu.

Yetim Der gibi bir kuruluşu kurma fikri nereden doğdu? Çoktan hayalini kurmuş olduğunuz bir hizmet alanı mıdır? Yoksa başınızdan geçen özel bir olayın sizi teşvik etmesi neticesinde doğmuş bir fikir midir? Ya da bu ikisinin birleşmesi neticesinde doğan bir fikir midir?

Ben 1977 yılında babamı kaybettim. Yani biz yetim büyüdük. Sürekli bir şekilde yetimlerle ilgili kafamda ileriki dönemlerde yapabilmek üzere bir şeyler vardı. Sorunlarına bir çözüm, dertlerini hafifletebilme adına çalışmalar yapma hayalim vardı. Belki de yetim olarak büyümüş olmam benim bu işe girişmemde önemli yeri vardır diyebilirim. Çünkü o yetimlerin çekmiş olduğu sıkıntıları birebir yaşayan birisi olarak da yetimlerle ilgili bir şeyler yapma ihtiyacı hâsıl oldu. Bunun yanında daha ileriki dönemlerde de İslam coğrafyalarının birçok bölgesinde savaş ve felaketler dolayısıyla çocukların yetim, kimsesiz kalması, onlara uzatılması gereken bir elin olması gerektiği kanaati ile böyle bir çalışma içine girdik.

Yetimliği yaşamış biri olarak da yetim denildiği zaman kafanızda ne canlanıyor? Ya da sizde nasıl bir psikolojik etki oluşturuyor? Nasıl bir haleti ruhiye içerisine giriyorsunuz?

Yetim denildiği zaman kendi küçüklüğüm aklıma geliyor. 1977’de babam vefat etmişti. Bizim evin yanındaki demirlerden yapılmış basamaklı elektrik direklerinin üzerine çıkar beş yıl boyunca oradan, köşe başından babamın çıkabileceği ihtimali ile bekliyordum. Bir tişört almıştım. Üzerinde bir hayvan resmi vardı. Babam bana demişti ki; ‘sen bu tişörtü giyme’. Tabi evin en küçüğü olduğum için biraz daha fazla muhabbetten dolayı fazla üzerime de gelmiyordu. Ama ‘senin yerinde olsaydım bunu giymezdim’ diyordu. Babamın vefat ettiğini ilk gün anlamamıştım. Yaşımın küçüklüğünden olsa gerek daha sonraki günlerde 2-3 gün sonra babamın öldüğünü anladım. Hemen o üzerimdeki tişörtü çıkarıp yırtmıştım. Babam giymemi istemediği halde ben nasıl giyerim diye…

Tabi yetim olmanın sadece dezavantajları yok. Bunun yanında faydalarını da gördüm. Çok sıkıntı çektiğimiz günler oldu ama bu sıkıntılardan hemen sonra sanki Allah (c.c.); ‘evet ben sizi yetim bıraktım, siz bu sıkıntıyı çekiyorsunuz ama anında sana birilerini yardım etmesi için, sana kol kanat germesi için bu işle görevlendiriyorum. Sana kol kanat geren birini aldım ama bu işe bütün ümmeti seferber ettim’ diyor. Babamı çokça aradığım anda Allah u Teâlâ’nın birilerini bu iş için görevlendirdiğini yaşadığım günler çok olmuştur.

Hiç unutmam, okula giderken bütün çocuklar gibi soğuk havalarda benim de ayaklarım üşüyordu. Benim aklıma şöyle bir fikir gelmişti: Babası olmayan çocukların ayakları üşümesin diye kaloriferli bir ayakkabı yapmayı hayal ediyordum.

İslami hassasiyetler ve şuurlanmayla birlikte biraz daha bu işin üzerinde gayret sarf ettik. Büyüklerimiz bu yolda gerçekten bizleri iyi teşvik ettiler. Yani bu sadece bizim ortaya koymuş olduğumuz bir proje değil elbette ki âlimlerimizin, büyüklerimizin, seydalarımızın bu konuda bizi teşvik etmeleri Yetim Der’in kurulmasından büyük faydaları, katkıları olmuştur.

Sizde bir nüvesi vardı âlimler de onu sulayıp yeşerttiler.

Biraz öyle oldu…

Kurumunuza gelecek olursak, Yetim Der olarak ilkeleriniz nelerdir? Şu ana kadar yaptığımız faaliyetleriniz, projeleriniz bir de gelecekte yapmayı tasarladığınız projeleriniz nelerdir?

Yetim Der olarak 2009 yılında yetimlerle özel olarak ilgilenmeyi kurumsal olarak tasarladık. 2009’dan önce de fakir ve muhtaç ailelerle ilgili olarak, hatta bu çalışmalarımız dernek kurulmadan önce, daha 2000’li yıllardan önce camia olarak bazı hizmetlerimiz oluyordu. Ancak 2009’da sadece yetimlerle ilgilenecek bir dernek kurma kararına vardık. Ve böylece 2009’un Aralık ayında Yetim Der’i kurduk.

Öncelikle babası ve annesi olmayan çocuklar, bunların yanı sıra sokak çocuklarını da eğitip topluma faydalı bir birey haline getirme çabası içerisine girdik.

Yetim Der’in amacı çocukların maddi noktadaki ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra aynı zamanda manevi yönden de onları geliştirip kendilerine ve topluma birer faydalı birey haline getirme ilkesi hakimdir. İnsanları sadece doyurmakla onlara bir şeyler vermiş olunmuyor. Hatta yetimlerle ilgili özel bir şey söyleyeyim siz dünya ve içindekileri yetimlere verseniz bile onların yanında fazla bir şey ifade etmez. Çünkü en önemli parçalarını yitirmişler. Onun için manevi destek ve sahiplenme daha ön plandadır. Yetimlerle ilgili olarak en çok ilgimi çeken şey gözlerine baktığım zaman gerçekten gözlerinden bir sevgi, bir muhabbet, bir şefkat beklediklerini görülebilmesidir.

Yetim Der’in projelerine biraz değinecek olursam; projelerimiz içerisinde bir yetimi doyur diye bir projemiz var, halen de devam ediyor.

Projeniz istediğiniz seviyeye ulaşmış mıdır, yoksa alınması gereken yol var mıdır hâlâ?

Bizim her gün her saat hatta her an için yetimlerle ilgili bir tefekkürümüzün olması gerekir. Bizde eksik olan ya da yetersiz olan şeyi söylemek istiyorum. Bir yetimi gördüğümüz zaman belki duygularımız harekete geçiyor, fakat daha sonra gözümüzün önünden gittikten sonra, maalesef unutuluyor. Oysa hayat sürüyor, bizim ihtiyaçlarımız nasıl devam ediyorsa, onların da yıl boyunca ihtiyaçları vardır. Müslümanlar veya insanlar genel olarak Ramazan ve Kurban bayramlarında maneviyatları yüksek olduğu dönemlerde yardımlar, hayır ve hasenatlar yapıyorlar. Oysaki insan olarak hepimizin ihtiyacı süreklilik arz ediyor. Bundan dolayı çalışmalarımız elbetteki istediğimiz düzeye gelmiş değildir. Ama bunun için çaba sarf ediyoruz. ‘Bir yetimi sen de doyur’ kampanyasından gıda paketi hazırlayarak kendileri ya da bizim aracılığımızla onlara ulaşabiliyorlar. Şu ana kadar bunu dönemsel yapıyorduk ancak ocak ayından itibaren bu programlarımızı süreklilik kazandıracak bir duruma getirdik.

Bununla birlikte ‘Bir yetimi sen de giydir’ projemiz var. Özellikle Ramazan ve Kurban bayramlarında onlara elbise alma programlarımız var. Onun dışında yaz ve kışa girdiğimiz dönemlerde onlara elbise yardımlarında bulunuyoruz.

Bunlara ek olarak; ‘Bir yetimi sen de sevindir’ programımız var. O da yaz dönemlerinde muhtelif zamanlarda çocukları geziye, pikniklere, yüzmeye götürmek gibi faaliyetlerimiz kapsamında bu çocukların yanında olduğumuzu göstermeye çalışıyoruz.

Bütün yetimleri düzenli olarak ziyaret etmeye çalışıyoruz. Sadece onlara aylık ödemede bulunduğumuz zaman değil onun dışında da düzenli olarak ziyaret etmeye çalışıyoruz. Bir sorunları var mıdır diye ilgilenmeye çalışıyoruz.

Ayrıca ‘Bir yetimi sen de okut’ diye bir kampanyamız vardır. İsteyen kardeşimiz onların okul ihtiyaçlarını karşılayabilir. Dershane, okul eğitiminde araç ve gereçleri alma konusunda katkı sağlayacak olanlar destek olabilirler. Genellikle bu okul açıldığı dönemlerde biraz daha ileri bir seviyededir. Onun dışında medresede ya da hafızlık dersi alan, yetim çocuklar Bir yetimi sen de okut kampanyası çerçevesinde değerlendiriyoruz. Onların da ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz.

Onun dışında ocak ayında başlatmış olduğumuz ‘Bir yetime sen de sponsor ol’ ya da ‘Bir sponsor bul’ şeklinde bir projemiz var. Kampanyanın ismi ‘İyilikte sınır yoktur’. Bu şu anlama geliyor. Bizim bir yetime sahip çıkmamız için fakir olmamız sorun/mesele olmamalı… Yetimlere ulaştırma konusunda insanları hem teşvik etmeyen ve böylece onların yaşamını karşılığını noktasında bir yetime sen de sponsor olursun, eğer imkanın yoksa bunu yapamıyorsan etrafındaki insanları teşvik etmede, onlara bu yetimlere sahip çıkmaları için kampanyalarımızı anlatmak projesini başlatmış bulunuyoruz.

Aylık olarak bir yetim için 70 TL ödeyerek sponsor olan arkadaşlarımızdan istediğimiz, bize belirli bir süre söyleyerek banka hesaplarımızdan bu sponsorlarımız için para yatırıyorlar. Bunlar, ailelere çocukların annelerine bankadan EFT yapıyoruz. Daha sonra ailelerini ziyaret edip paralarını alıp almadığını soruyoruz. Bunun yanında yetim gençlerimizin evlenmesini teşvik maksadıyla çeyiz yardımında bulunuyoruz. Genellikle yatak odası, buzdolabı, fırın, çamaşır makinesi… Yani bir evin temel ihtiyaçlarını karşılama noktasında çeyiz paketleri hazırlıyoruz ve evlenecek kardeşlerimize yardımda bulunuyoruz. Bu konuda onları teşvik ediyoruz.

İmkânlarınız kıt bunu biliyoruz, büyük projelere kalkışıyorsunuz. Bu imkânlarınızla bu büyük projelerin uygulanışını kıyas ettiğinizde Allah u Teâlâ’nın yetimler dolayısıyla size yardım ettiğine şahit olduğunuz olaylar başınızdan geçti mi?

Gerçekten çok fazla olay var. Normalde bir pazar günü hiçbir programın olmamasına rağmen o günümü ailemle geçirmeyi düşünüyordum. Ama öğleden sonra göğüs kafesimin sıkıştığını bir an evvel kendimi evden dışarı atma hissi oluştu. Bütün duvarlar üstüme geliyordu. Göğüs kafesim sıkışıyordu. Sanki bir güç beni bir an evvel evden çıkarmak istedi ve bilmediğimiz bir güzergâhta yola çıktım. Bizim eski hal bölgesine gittim. Normalde işim olmaz orada. O esnada birisi araba camımı tıklattı. Camı indirdim baktım yaşlı bir bayan elinde bir reçete dedi ki ‘benim çocuğum hastadır bugün eczaneler kapalı babaları da yok evde hiçbir şey yok. Ne yapacağımı hiç bilmiyorum kendimi bir süre dışarı attım belki birileri bu konuda bana yardım eder diye’. Ben de reçeteyi aldım kendisinden orada bir eczaneye baktım. Eczaneye girdim ilaçlarını aldım verdim kendisine. Kendi kendime düşündüm Allah u Teâlâ beni aldı evden çıkardı o yetimlerin hizmetine gönderdi. Allah u Teâlâ onlara bir kapı açtı. Beni gönderdi. Onlardan haberdar olacak bir durumum yoktu. Niye gittiğimi bilmiyordum ama Allah û Teâlâ o yetimlerin hizmetine gönderdi. İlaçlarını aldık adreslerini aldık. Evlerine gittiğimizde gerçekten çok büyük sıkıntılar içinde olduğunu gördük. Şu anda o yetimlere yardım ediyoruz.

Yetim çocuklara bakmakla yükümlü olan birini Allah alınca bütün ümmetini üzerine o yetime bakmayı farz kılıyor ve bir şekilde Allah u Teâlâ birilerini onlara musahhar kılıyor. Bunun gibi birçok olayla karşılaştık. Hiç tanımadığımız bazı insanlar bize başvuru yapıyorlar.

İnsan bulma noktasında çok sıkıntılı olduğunuz bir zamanda bakmışsın birisi derneğe gelmiş işte ‘bir işiniz varsa ben hazırım yapmaya’ diyor. Geçen kurban eti gelmişti. Biliyorsunuz kurban eti uzun süre kalırsa kokar. Aklıma gelebilecek on kişiyi aradım ama müsait olan kimse yoktu. Umutların tükendiği bir noktada ummadığım kişiler gelip ‘Abi iş var mı?’ dedi. Allah hayır yapan kişilerin içerisinde de seçiyor. Birilerini kiminin manevi açıdan kirlerini temizlemek için kimini de gerçekten seçerek gönderiyor Allah. Bu tür durumlarla gerçekten çok karşılaşıyoruz.

Genelde yurtdışında yetimhaneler çok fazladır. Mesela Asya ve Afrika gibi ülkelerde ve Türkiye`den de bazı kurum ve kuruluşlar bu ülkelerde bu gibi faaliyetler yapıyor. Sizin gözleminiz ne yöndedir? Türkiye`de böyle bir proje var mı?

Devlet tarafından bu gibi projelere yönelik engeller var. Devlet tarafından açılan yetiştirme yurtları da var tabii. Bunlar kısmen faydalı olsa da maalesef istenilen eğitim verilemiyor. Bu yetiştirme yurdunda büyüyen birçok insanın toplum açısından çok zararlı bir hale geldiğini müşahede etmişiz.

Yetim ve kimsesiz çocuklarla ilgili çalışmalar, maddiyatın dışında ruhla alakala olan yönleri de vardır. Manevi bir şefkat, istek olması lazım. İnsanın bir şey yaparken canı gönülden aşk ve şevkle yapmalıdır. Bu doğrultuda devletin hassasiyeti olan sivil toplum kuruluşlarının önündeki engelleri kaldırıp, hatta devletin yapamadığı bir takım şeyleri sivil toplum kuruluşları üzerinden daha verimli hale getirebilirler. Çünkü bu yetimlere hizmet etmek için gecesini gündüzüne katan, ailelerinden vazgeçen insanlar var. Eğer bunların bu noktada önleri açılırsa bu yetim ve kimsesiz çocukların topluma daha çok faydalı olacağını ve katkı vereceğini düşünüyorum.

Devlet bu noktada kısıtlama getirmiştir. Belki kar veya zarar konusunda hesaplar konusunda kontrol zor mesele olduğu için. Belki ondan da kaynaklanıyor olabilir. Ama bu işe duyarlı olan, gönül veren insanlar sivil toplum kuruluşlarının bu noktada devletin en azından bu konularda projelerine destek vermeleri konusunda izin vermeleri gerekir.

Peki diyelim ki bu noktada devlet izin vermiyor çocuk esirgeme kurumu var diye. Özel kuruluşların mesela Yetim Der gibi bir kuruluşun esirgeme kurumları ile işbirliğine girip manevi destek sunma veya gözlemleme gibi bir işbirliğine gidilebilir mi? Veya orada çalışanlar özel bir eğitimden geçirilebilir mi? Örneğin yurtdışında kiliselerde bu eğitim veriliyor. Burada da mesela özellikle örneğin âlimlerin terbiyesinden veya tasavvufi bir eğitimden geçirilmesi daha iyi olmaz mı?

Kanaatimce bu işin sivil toplum kuruluşları üzerinden, belki yarım resmi bir şekilde bu sorunların çok daha aza indirilebileceğini düşünüyorum. Bizim yapabileceğimiz çok güzel projeler var. Bununla ilgili hazırlamış olduğumuz bir proje var. İnşallah ileriki günlerde bunu hükümet yetkilileri ile görüşmeyi planlıyoruz. Bu noktada ne kadar yardımcı olurlar bilemiyorum. Fakat yapılabilecek çok şey var. Bu bir şefkat ve ruhla alakalı bir şeydir. Bu işe meyilli olan insanlara devletin bu noktada katkı sunması gerekir.

Mesela bizim dernek olarak yaptığımız bir projemiz var. Yetimlerin yatılı olarak kalabilecek, hem bilim, teknoloji alanında geliştirilme ve yetiştirme noktasında, hem de sanat alanında yetiştirilebilecek bir okul projemiz var. Tabi büyük bir külfeti var bunun. Şu anda da bunun altından kalkmamız mümkün değil. Fakat bu alandaki çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah ileriki dönelerde bunu faaliyete geçiririz.

Yetim Der olarak nasıl bir perspektife sahipsiniz? Kapsama alanınızda geleceğe dair ön görünüz nelerdir? Sizin beraber çalıştığınız kurum, kuruluşlar var mıdır?

Bizim birlikte farklı yerlerde çalıştığımız sivil toplum kuruluşları ve vakıflar var. Onlarla işbirliği yapıyoruz. Bazı projelerimizi onları sunuyoruz. Bazı imkânı olmayan derneklere biz destek veriyoruz. Özellikle bu evlilik projesi ile ilgili bize destek veren bazı sivil toplum kuruluşları ve dernekler vardır.

Biz yetimlere bakmayı bir insani görev olarak görüyoruz. İnancına, düşüncesine, diline, ırkına bakmayıp hiç bir ayrım yapmadan yetimlere sahip çıkılması gerektiğine inanıyoruz. Sadece yetimlere değil, fakirlere ve mağdurlara da yardım ediyoruz. Mağdurun dini sorulmaz. Allah u Teâlâ bu yetimleri muhafaza altına almıştır. Bir zırh çevirmiştir onların etrafına. Bütün Müslümanların üzerine onlara bakmak farzdır. Biz de bu çerçevede onlara sahip çıkıyoruz.

Toplumun yetimlere yönelik bakışları veya bir Yetim Der olarak yetimlere olan çalışmalarınızı nasıl görüyorlar?

Gerçekten toplum olarak hepimizin unutkanlık zaafı var. Yoksa toplumumuzun duyarlı olduğuna inanıyorum. Mesela bugün Ortadoğu`da çok farklı İslâm coğrafyalarında büyük bir fitnenin olması oradaki Müslümanların kanlarının dökülmesi belki de bu tür sosyal yardımlaşma ve dayanışmadan uzak kaldıklarından kaynaklanıyor. Oysa bizim ülkemizde gerçekten takdire şayan özellikle sivil toplum kuruluşları cemaat ve cemiyetlerin bu sosyal yardımlaşma alanındaki ciddi çalışmaları var.

Bu yardımlaşma ve dayanışmayı bu güne kadar diğer ülkelere benzemememizin bir sebebi olarak görüyorum. Bu da toplumumuzun gerçekten bu noktada hassasiyetli olduğunu gösteriyor. Yetimlere karşı da insanlarımız duyarlıdır. Gözden ırak olan gönülden de ırak olur, misali görmediğimiz zaman onları unutuyor ve yardım etmiyoruz. Onun için diyoruz ki hayatımızın her alanında yetimler ile ilgili muhakkak bir düşüncemiz, bir fikrimiz, bir projemiz olmalıdır. Yetimliği yaşayan birisi olarak söylüyorum, kim dünya ve ahiret saadeti istiyorsa bir yetim ile ilgili sürekli bir şekilde bir projesi olsun, bir çabası olsun.

Yetimlerin şu anki mevcut sayısının 200-250 milyon olduğu söyleniyor. 2015’te uluslararası kuruluşlara göre bu rakamın 400 milyon olacağı öngörülüyor. Bunun artmaması için sizce neler yapılmalıdır? Bu sayının katlanması demek savaşların olması demektir. Ve savaş olursa bu savaşta en fazla zarar görecekler yetimlerdir. Ümmet olarak bu konu hakkında neler yapılmalıdır?

Elbette ki savaşların en büyük mağdurları çocuklar yanı yetimlerdir. Var olan yetimlere yeni yetim eklenmemesi ve yetimlerin zarar görmemesi için savaşların bitmesi gerekir. Bunun için toplumun gerçekten iyi bir ahlakla ahlaklanması, Müslümanların özüne dönmesi, birlik ve beraberlik içinde hareket etmeleri gerekir. Belki bu emperyalist güçlerin bu noktada Müslümanların içerisinde yapacağı fitne fesatları engelleyebilir.

Çünkü düşmanınız sizin zayıf olduğunuzu hissettikçe saldırıları devam edecektir. Müslümanlar birlik beraberlik içerisinde bütün egolarını bir kenara atıp özellikle İslâm ümmetini müdafaa ve muhafaza etmek için bir araya gelmeleri gerekir.

Fikirler üretilmelidir her şeyden önce. Bu savaşların önüne geçmenin yolu şuurlu bir İslam toplumunun oluşmasıdır. Birbirini seven, birbirine saygı duyan, birbirlerinin fikir ve görüşlerine destek veren bir ümmet olması gerekir.

Yani Müslüman kardeşinin 30 güzel hasletini bir kötü hasletine kurban etmemesi lazım. Ortak paydalarımız bulunup birlikte hareket edilmesi lazım. Yoksa Ümmetin yetimlerinin sayısı her geçen gün artar. Yetimler çoğaldıkça da üzerimizdeki yük artmış olacak. Ama bahsetmiş olduğumuz duyarlılık içinde olursak Allah’ın yardım ve inayeti üzerimizde olacaktır.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Bütün kardeşlerimize büyüklerimize diyoruz ki hayatınızda muhakkak ki bir yetiminiz olsun. Siz de bir yetime sponsor olun. Bunun yanında bir sponsor da siz bulun! Bu yetimlere hep beraber bir şefkat ve merhamet eli olalım. Merhamet eli olalım. Hem onlar huzur bulsun, hem de biz huzur bulalım. Allah tüm hayırseverlerden ve sizlerden razı olsun.

Bize zaman ayırarak sorularımıza verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederiz. Yüce Allah, sizleri çalışmalarınızda muvaffak eylesin.

Bize, yetimlerin sorunlarını dile getirme ve çalışmalarımızı anlatma fırsatı verdiğiniz için ben teşekkür ederim.

Röportaj: M. Zeki Ergin / İnzar Dergisi – Nisan 2015 (127. Sayı)
 

 


İnzar Röportaj/Söyleşi

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS