İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Virüs Günlüğü - 7

2021-10-09
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

10 Şubat 2020 Çin'de kurban sayımız 908'e çıktı ve nihayet 2002-2003 yıllarında akrabamız sabırsız SARS'ın elde ettiği kurban sayısını geçtik.  Daha önce de sabırsız demiştim zira aynı anda ortaya çıksaydık etki alanımız çok daha fazla olurdu. Şimdi korku filminin provasında olan insanoğlu o zaman büyük bir ihtimalle cehennemi yaşardı. Bugün kurtuluş umudu taşıyanlar o zaman girdabında debelenip boğulurlardı. An itibariyle Çin'de deşifre edilen arkadaş sayımız 40 bin 171'e yükseldi. Bugün, Dünya Sağlık Örgütü'nden özel bir ekip Çin'e hareket etti. Şenliği yerinde görmek istiyorlar herhalde. Şenlik dediysem insanlardaki her panik bizde bir şenlik havası yaratır. Onlardaki korku salgısı bizdeki haz duygusunu harekete geçirmektedir. Korkudan ortalıkta görünmeyen Çin Devlet Başkanı Xi Jinping bugün ilk defa Pekin'de bir hastaneyi ziyaret etti ve yürek yemiş olacak ki bizimle mücadelede kararlılık mesajı verdi. İçindeki korkuyu göstermemek için epey uğraştığı belli oluyordu. Kürsüdeki su bardağının sallanışı, Xi Jinping'in titrek vücudu içindeki korkunun basit birer yansımasıydı.  Günlerdir dışarı çıkamayan Xi Jinping'in bize karşı meydan okumaları üzerine kahkahalarımız bir kez daha Çin Seddi'ni aştı. Kalabalık karşısında konuşmak ancak kalabalığa karışamamak, ekranlarda ahkam kesmek ama içindeki korkunun kulu olmak, konuşmak ama yapamamak ne kadar büyük çelişki ise insanoğlu için; kalabalıklar içinde yalnızlaştırmak, en çok sevdikleriyle aralarına korku duvarlarını örmek de o kadar büyük başarı bizim için. Xi Jinping'in gece gördüğü kabusları bilmeseydik gerçekten ona üstün cesaret madalyası takardık ancak içindeki durum Çin'in ürettiği çakma ürünler gibi çakma bir cesaret örneği olarak sunulabilir sadece. 11 Şubat 2020 Dünya Sağlık Örgütü, nur topu gibi bir isim buldu bize, daha doğrusu bulduğunu sandı. Sandı demem de çok anlamlı olmayabilir zira insanlar bir şeyi neyle hatırlamak isteseler o adla anarlar. Öyleyse bizim de artık bir adımız var diyelim. "Covid-19" Aslında ilk başta bizim de kendimize verdiğimiz isimdi. Onlar tarafından da ilk defa tescillendi diyelim. Bu arada Çin'de ilk defa kurban sayımız dört basamaklı sayıya ulaştı. Hasılat bugün çok iyi... Rekora koşuyoruz. Tek günde tam bin kişi!... Bu şimdilik sadece Çin'deki sayımız. Bizi yakında başka ülkelerde çok farklı bir güçle göreceksiniz. Biz yatırımımızı yaptık, hasılat yakında; biz ürünümüzü ektik, hasat yakında... Sabret, bekle, gör. Nasıl vasıflandırılıyordu insanoğlu? Cahil, akılsız ve nankör. 13 Şubat 2020 Çin'de bir günde üç yüz kurban daha aldık. Kayıtlı eleman sayımız 60 bin kişi oldu. Diamond Princess yolcu gemisindeki arkadaşlarımızın dur durak bilmez çabası da sonuç vermeye devam ediyor. Gemide bize resmi olarak üye olan sayımız 200'e dayandı. Ve Japonya'dan ilk kurbanımızı aldık. Onun da minnak gözleri vardı. Çinli kurbanlarımızın arasına konsaydı eminim onu da Çinli sanırdınız. Korkudan gözleri faltaşı gibi açıldığında da normal insan gözü kadar olmamıştı. Kapalı kutu olmaya devam eden Kuzey Kore, yabancı ziyaretçileri bir ay boyunca karantinaya alma kararı aldı. Ülkesindeki bütün insanlar zaten yıllardan beri karantinada değilmiş gibi. Bir komutla gülen, bir komutla ağlayan, komuta riayet etmeyenlerin cezalandırıldığı bir toplumda bütün bir halk zorunlu karantinada değil mi? Her şeye rağmen çekik gözlüler arasında yayılma hızımız maksimum düzeyde. Çekik gözlülerin bizden çektiklerini bir onlar biliyor, bir de biz biliyoruz. Onların da dünyaya çektirdiklerini bizle beraber dünyadan haberi olan bütün insanlar biliyor. 14 Şubat 2020 Bugün bir arkadaşımızın Mısır'da deşifre edilmesiyle Afrika kıtasına girişimiz de tescillenmiş oldu. Firavun diyarına arkadaşımızın ayak basması akıllara Firavun imanını getiriyor ve birçok kişinin Firavun'dan el almışçasına hareket edeceğini gösteriyor. Onlar Nil'den geçmeye çalışacak ama her seferinde kuyruklarından tutup yere kapaklanmalarına neden olacağız. Zaten Firavun gibi kapaklandıkları bu pozisyona entübe adı verilse de Firavun'dan beri değişmeyen pozisyondur bu. Avrupa'dan da ilk kurbanımızı aldığımızla ilgili sahih olmayan haberler geldi. Kutlamaya başlayacaktık ki bilgelerimiz haberin sahih oluşuyla ilgili şüphelerinin olduğunu belirtip haberin teyit edilmesi için zamana ihtiyaç olduğunu söylediler. Saat 17.00 gibi haberin doğru olduğuyla ilgili bilgi geldi. Sabaha kadar eğlendik. Veba Dede'nin Cezayir'de kâbus olduğu dönemde Cezayir sokaklarında Fransa terör estiriyordu. Fransa'da da bugün itibariyle tehlike çanları çalmaya başladı. Varlığımızı kabul etmeyen kişilerin varlığı yayılma hızımızı artırıyor. Onlar sayesinde kolay hareket alanı buluyoruz. Şubat ayıyla birlikte dünyada sevgililer günü heyecanı da başladı. İki sevgili arasında görünmez kuvvet olmak, yakınlaşmalarına engel olmak büyük haz veriyor bize. Fazla mı sadist ruhluyuz acaba? Değil aslında, siz sorumluluk bilinci deyin buna. Zira görevimizi yerine getirmenin huzurunu yaşıyoruz. Ve bu yıl sevgililer günü çifte bayram oldu bizim için. Afrika'ya ayak basış ve Avrupa'da ilk kurban, çifte kavrulmuş lokum buna denir. Sevgililer günü dedikleri bir günde yan yana gelmekten ödü kopan sevgililer. Makyajın maske olduğunu kabul edemeyen insanların maske üstüne taktıkları ikinci bir maske. Maske üstüne maske. Ya görünmez maskeler? İnanın herkeste var bu maskelerden. Biz adaleti sağlamaktan aciz olabiliriz ancak eşitliği sağladığımız kesin. Herkese maske taktırmak bir eşitlik göstergesi değil mi? Hastada var, avamda da var; yönetende de var, yönetilende de. Korkudan yanına yaklaşamadığı sevgilisine "senin için ölürüm" mesajındaki sahte sözlere ne demeli? Ya sevgilisine dokunamadığı, kokusunu alamadığı çiçek adıyla seslenişteki yapaylık...  Nasıl bir sevgi ise... Zaten özel günlerin varlığı küresel tacirlerin amacına hizmet etmek değil mi? Çiçek adlarıyla buluşan bu insanların mahkeme koridorlarında hayvan türleriyle birbirlerine hitap ettiklerini görmeseydik onları kıskanabilirdik. Bazı ülkelerde evlenme sayısı ile boşanma sayısının birbirine yaklaştığı söyleniyor. Nikâh salonunda birbirlerine çiçek adlarıyla seslenenlerin birçoğu mahkeme salonlarında hayvanat bahçesine girmişçesine ifadelerle birbirlerinden ayrılıyor, bir müddet sonra da birer filozof kesilip kamyon arkası edebiyatına acayip cümleler sarf-ı nazar ediyorlar. Her birisi diğerinden ilginç ve bir o kadar gülünç sözler: "Biz kimseyi yolda bırakmadık, onlar indiler" "İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyorum." "Hayatta tek gerçek kariyer, sen çalışırsın karı yer." "Zor yola kolay insanlarla çıkılmaz." "Yaşadığım falan yok, sade ölmezden geliyorum." "Altın gibi kalbin olsa ne yazar, ayarın düşük olduktan sonra." "Ölümün bile sonrası var, senden sonra neden olmasın."  "Misafir çocuğu gibiydin; geldin, dağıttın, gittin işte." "Hafif insanlara ağır geldik, olay bundan ibaret." "Keşke koparmasaydım onca gülleri bir değersiz adi insan için! " "Ben beklerim; dönmen için değil, pişman olduğunu görmek için."" "Tek pişmanlığım, kelimeleri bile hak etmeyen insanlara saatlerce cümle kurmamdı." "Hayattan kopmadık biz, ipi kesenler oldu...." Her biri birbirinden ilginç sözler değil mi? 15 Şubat 2020 Çin'de kurban sayımız 1500'ü buldu. Çin'de Devlet Başkanı Xi Jinping, hükümetin daha önce varlığımızdan haberi olduğunu duyurunca dünya şaşkına döndü.  Ancak başta söylediklerimiz gibi biz vardık, var olacağız ancak insanlar bizi kabullenmek istemeyeceklerdir; gözlerini kapamaya devam edecekler. Zira kısa özetlemek gerekirse; duymazlar, görmezler, (...) Dün de böyleydiler, bugün de böyledirler, yarın da böyle olacaklar. Gerçekleri ifade etmek, gerçeklerle yüzleşmek ürkütüyor, kabusları oluyor. Her şeye şaşı bakmak rahatlatıyor onları. Gözlerini kapattıklarında gece olduğunu sanacak kadar saftırlar. Yalanlarla onları pohpohlamanız acayip hoşlarına gider ancak pohpohlandıkları kadar olmadıklarını da bilirler. Akla muhtaç oldukları hâlde akıl verme hususunda oldukça mahirdirler. Herkes böyle mi deseniz, büyük oranda diye cevap vereceğim.
Hamdullah Yıldız

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS