İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Ümmetin yeni bir Hutbeyi Şamiye’ye ihtiyacı var -2-

2020-10-10
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

            Üstad  Bediüzzeman Hazretlerinin İslam aleminin gerilemesine neden olarak gösterdiği üçüncü hastalık, sıdkın yani doğruluğun gerek toplumsal hayatta gerekse de siyasi hayatta yok olması, bitmesidir. Sıdk yani doğruluk, sözlükte kizbin, yani yalanın zıddı olarak kullanılmaktadır. “ Sıdk, İslamiyet’in üssü'l esasıdır ve ulvî seciyelerinin rabıtasıdır ve hissiyat-ı ulviyesinin mizacıdır. Öyle ise, hayat-ı içtimaiyemizin esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihya edip onunla manevî hastalıklarımızı tedavi etmeliyiz. Evet, sıdk ve doğruluk, İslamiyet’in hayat-ı içtimaiyesinde ukde-i hayatiyesidir. Riyakârlık, fiilî bir nevi yalancılıktır. Dalkavukluk ve tasannu, alçakça bir yalancılıktır. Nifak ve münafıklık, muzır bir yalancılıktır. Yalancılık ise, Sâni'-i Zülcelal'in kudretine iftira etmektir.”[1]  Doğruluk müminin özelliklerindendir. Mümin asla yalan sözlü olamaz. Peygamber Efendimiz (sav)’in şu hadisi şerifleri, yalanın ve yalancılığın çirkinliğinin boyutunu gözler önüne seriyor: “Mümin, her hataya düşebilir, ama hainlik yapamaz ve yalan söyleyemez.” Üstadımız; "Evet sıdk ve doğruluk İslamiyet’in hayat-ı içtimaiyesinde ukde-i hayatiyesidir” buyurarak, sıdkın toplumsal hayatın en önemli unsuru olduğunu vurgulamıştır. Toplumu ifsad eden yalancılık ise İslam’da münafığın alameti olarak sayılmıştır. Manevi kalbi öldüren en büyük hastalıklardan olan, riya ve nifakın meydana geliş sebebi yalandır. “Riyakârlık, fiilî bir nevi yalancılıktır. Dalkavukluk ve tasannu, alçakça bir yalancılıktır. Nifak ve münafıklık, muzır bir yalancılıktır. Yalancılık ise, Sâni-i Zülcelâlin kudretine iftira etmektir." Bu tür kalbi hastalıklara sahip insanlar, olduklarından farklı görünerek insanlara hem söz hem de davranışlarıyla yalan söylemektedirler. Bu da nifakın ve münafıkların alametlerindendir. Üstadımız Bakara Suresi’nin tefsirini yaparken kizbin (yalan) çirkinliği hakkında şunları söylemektedir: “Zira kizb, küfrün esasıdır. Kizb, nifâkın birinci alâmetidir. Kizb, kudret-i İlâhiyeye bir iftiradır. Kizb, hikmet-i Rabbaniyeye zıttır. Ahlâk-ı âliyeyi tahrip eden, kizbdir. Âlem-i İslâmı zehirlendiren, ancak kizbdir. Âlem-i beşerin ahvâlini fesada veren, kizbdir. Nev-i beşeri kemalâttan geri bırakan, kizbdir. Müseylime-i Kezzab ile emsalini âlemde rezil ve rüsvây eden, kizbdir.”[2] Hadisi şerifte de meleklerin, yalan söyleyen insandan üç fersah uzaklaştığı belirtilmiştir.[3] Bir mazeretleri olmadığı halde savaştan geri kalan, Kab b. Malik ve diğer iki arkadaşı hakkında inen ayette Allah, doğru sözlü bu insanların tövbelerini kabul ettiğini müjde veriyordu. Bununla beraber doğrularla beraber olmaları da emrediliyordu. "Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğrularla beraber olun!"[4] "İslamiyet’in esası, sıdktır. İmanın hassası, sıdktır. Bütün kemâlata isal (ulaştırıcı) edici, sıdktır. Ahlak-ı âliye'nin(yüksek ahlakın) hayatı, sıdktır. Terakkiyatın mihveri, sıdktır. Alem-i İslam'ın nizamı, sıdktır. Nev-i beşeri, Ka'be-i kemâlata îsal eden [ulaştıran], sıdktır. Ashab-ı kirâmı bütün insanlara tefevvuk ettiren [üstün kılan], sıdktır. Muhammed-i Hâşimî Aleyhissalatu Vesselam'ı merâtib-i beşerîyenin en yükseğine çıkaran, sıdktır." [5] Peygamber efendimiz (sav), hayatının hiçbir yerinde yalan söylememiştir. İstemediği bir durumla karşılaşınca susmayı tercih etmiştir. Nitekim Hudeybiye Anlaşması’nı tekrar uzatmak için gelen Ebu Süfyan’la konuşmaması da bundandır. Düşmanı olan bir müşriğe dahi yalan söylememiş ve söylenmesine müsaade etmemiştir. Peygamber efendimiz (sav)’in ashabından olan Huzeyfe Bin Yamani ile müşrikler arasında meydana gelen olayda olduğu gibi, Peygamber hiçbir zaman düşman da olsa ayetin izin verdiği haller dışında yalan söylemeye müsaade etmemiştir. “Bedir Savaşı için hazırlıklar yapılıp İslâm ordusu Medine'den ayrıldığı sırada, Huzeyfe el-Yemâni ile babası Huzeyl, Peygamberimiz (asm) ile birlikte çarpışmak üzere yola çıkmışlardı. Müşrikler, baba-oğulu yolda görerek sorguya çektiler: "Siz herhalde Muhammed'in yanına gitmek istiyorsunuz." "Evet, bizim bundan başka bir niyetimiz yoktur." dediler. Bunun üzerine müşrikler, onlardan Medine'ye dönmek, Peygamberimiz (sav) ile savaşta bulunmamak üzere söz aldılar. Bir müddet sonra Huzeyfe ile babası Bedir'de Peygamberimizin (sav) huzuruna gelerek mücahitlerle birlikte savaşmak istediklerini söylediler, müşriklerle aralarında geçen hadiseyi de anlattılar. Peygamberimiz (sav), onların müşriklere verdikleri sözü öğrenince, insan gücüne o anda çok fazla ihtiyacı olmasına rağmen onlara şöyle dedi: "Hayır, siz Medine'ye dönün. Onlara verdiğiniz sözü yerine getirin. Biz de müşriklere karşı Allah'tan yardım isteriz. Onun yardımı bize kâfidir." buyurmuştur.[6] Sıdkın yerine aramıza yalancılığın yerleşmesi de, Avrupalıların ilerleyip buna karşı İslam ümmetinin duraklama nedenlerinden bir tanesidir. Sayıca çok olmasına rağmen birbirine karşı dürüstçe davranmayan, basit çıkarları uğruna doğruluktan ayrılan İslam âleminin hali pür melali ortadadır. Ka’b bin Malik misalinde olduğu gibi, Allah daima doğruların yardımcısıdır. Bu doğrulardan bir tanesi de Üstadımızın talebelerinden Binbaşı Asım’dır. Binbaşı Asım en sevdiği ve en gayretli talebelerindendir. Kendisi, Burdur’da yaşayan Binbaşı Asım ve  arkadaşları için şunları söylemektedir: “Benim Burdur’da on bin talebem olması lâzımdı, Isparta’da on bin talebem vardır. Burdur’da kemiyete ihtiyaç yok, keyfiyet olduğu için sadece on tane vardır. Binbaşı Asım Bey, Mustafa Çavuş, Rasih Hoca, Abdurrahman Cerrahoğlu” üstadımız bu sözüyle Binbaşı Asım ve arkadaşlarının on bin talebeye bedel olduğunu anlatmaya çalışıyor. Binbaşı Asım, 1935 Nisanında bir olaydan dolayı sorgulanmak için mahkemeye çağrılır. Mahkeme koridorunda sorgulanmasını beklerken, ‘Her şeyi dosdoğru söylesem, belki sevgili Üstadıma zarar gelebilir, doğruyu söylemezsem yalana girme ihtimali vardır’ diyerek, Cenab-ı Hak’tan o anda ruhunun teslim alınmasını niyaz etmiş. Ve hemen orada ruhunu Rahman’a teslim eder.[7] Bu doğru insanların azim ve gayreti sayesinde, tüm sıkıntılara, zorluklara rağmen, Cenab-ı Allah’ın avn ve inayetiyle zalimlerin tüm oyun ve planları akim kaldı. Ceab-ı Allah doğru sözlü bu az sayıdaki insanın hizmetlerine bereket koydu, onları da muhafaza etti. Sözlerime üstadımızın şu sözleriyle son verirken, hepinizi Allah’a emanet ediyor dualarınızı bekliyorum. “Yol ikidir: Ya sükut etmektir; çünkü söylenilen her sözün doğru olması lazımdır. Veya sıdktır; çünkü İslamiyetin esası, sıdktır. İmanın hassası, sıdktır. Bütün kemalata isal edici, sıdktır. Ahlak-ı aliyenin hayatı, sıdktır. Terakkiyatın mihveri sıdktır. alem-i İslamın nizamı, sıdktır. Nev-i beşeri kabe-i kemalata isal eden sıdktır. Ashab-ı Kiramı bütün insanlara tefevvuk ettiren, sıdktır. Muhammed-i Haşimi Aleyhissalatü Vesselamı meratib-i beşeriyenin en yükseğine çıkaran, sıdktır."[8] [1] Hutbei Şamiye [2] İşaretul İcaz [3] Tirmizî, Birr 46. [4] Tövbe suresi 117-119 [5] İşaretul İcaz [6] Mehmed Paksu, Peygamberimizin Örnek Ahlakı [7]  Mufassal Tarihçe-i Hayat A.K. Badıllı, Timaş Yay. S. 634 [8]  İşaratü'l-İ'caz. Bakara Suresi 9-10. AyetlerinTtefsiri.
Mühacid Haksever

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS