İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Toplamak sanattır, topladığını elde tutmak bambaşka bir sanattır

2020-09-09
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ لِنْتَ لَهُمْۚ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَل۪يظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَۖ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الْاَمْرِۚ فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّل۪ينَ  Sen onlara sırf Allah’ın lutfu sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever. (Âl-i İmrân Sûresi 159) Böyle buyuruyordu Müslüman rehberlerden değerli bir rehber. “Toplamak sanattır ama topladığını elde tutmak bambaşka bir sanattır.” Diye. Aslında İnzar’ın dosya konusu İLETİŞİM ÇAĞINDA DAVET’tir ve bu daha çok yapının dışına yöneliktir. Yani yapının dışındaki insanlarla diyalog ve bir şekilde onları yapının içine dahil etme ameliyesiyle ilgilidir. Bizim tercih ettiğimiz ayet-i kerime ise daha çok iç ahenge yöneliktir. Yapının içerisinde yer alan davetçilerin dağılmalarına neden olacak unsurlara karşı uyarıdır. Davetçileri yapının içinde tutma, azim ve kararlılıklarını güçlendirme, şevklerini canlı tutma ameliyelerine işaret ediyor. Belki İnzar’ın dosya konusundan ayrı gibi gözüküyor ama değil. Bir çok sebep dolayısıyla ayrı değil; Birincisi; davet bir bütündür. İçerisi ile dışarısı birbirinden ayrı değildir, olamaz da… Zira hiçbir işte iç aheng herc ü merc bir halde iken dışarıya yönelik başarılı bir faaliyet yürütülemez. Hem Allahu Teala Kitab-ı Kerim’inde; “Ey iman edenler! İman edin!” diye buyuruyor. Öyle ise davet dışta olanları yapının içine dahil etme ameliyesiyle sınırlı değildir. Tam aksine dışarda olanları yapının içine dahil etme, davet ameliyesinin eşiğidir. Evet büyük bir eşiktir, ama hiçbir zaman nihai hedef değildir. Nihai hedef insanlığa Allah Teala’ya giden yolda kemal derecede rehberlik edecek bireyler ve bu bireylerden müteşekkil mükemmel bir ümmet oluşturmaktır. O halde davet Allah’ın kendi kullarına tanıdığı süre doluncaya kadar kesintisiz devam eden, etmesi gereken mukaddes bir eylemdir. İşte bu konunun başına aldığımız ayet-i kerime bu kesintisiz eylemi yürütürken tökezlenmelerden korunmak için kendilerini adamış gerçek davetçilerin yol işaretlerinden biridir. Hatta belki de en önemli işarettir. Zira Allahu Teala Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin en bariz, ayırt edici özelliğini ifade ettiği ayet-i kerimede: لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَز۪يزٌۘ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَر۪يصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ ﴿١٢٨﴾  Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur. (Tevbe Sûresi 128) diye buyuruyor. Bu ayet-i kerimedeki; فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ لِنْتَ لَهُمْۚ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَل۪يظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَۖ (Sen onlara sırf Allah’ın lutfu sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi.) ibaresi, iç ilişkilerdeki merhamet ve yumuşak huyluluğun önemine işaret etmektedir. Zira merhamet ve yumuşak huyluluktan uzak bir tutumun neticesi sarih bir şekilde ifade ediliyor. “Eğer kaba, katı kalpli olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi”, diyor Allahu Teala… Tefsir alimlerinin hemen hepsi “eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi” ibaresini tefsir ederlerken insan fıtratı(psikolojisi) hakkında şu hakikati dile getirirler; “insan fıtratı merhamete meyillidir. Yumuşak ve merhametli insanlara yönelir; kaba, katı kalpten de nefret duyar. Merhametin ve yumuşak huyluluğun etrafında toplandığı kadar kaba ve katı kalplilikten de tiksinir ve uzaklaşır.” Davetçi her şeyden önce rabbine vereceği hesabın şuuruyla hareket eder. İnsanlara Allah’ın dinini hikmetle ve hak bir şekilde tebliğ etme sorumluluğu altında olduğunun şuurunda olduğu gibi bir insanın kendi hatası yüzünden Allah’ın dininden uzaklaşmasından, O’nun dinine hizmetten soğumasından da ürker. Bu bilinçle en doğru yöntemle, hikmetle hareket etmekle mesul olduğunun şuuruyla hareket eder. Bu şuur da davetçiyi fevri çıkışlardan, şeytanın telkinleriyle hareket etmekten korur. Bu hikmet de Allahu Teala’nın kelamında bazen sarih bazen de mündemiç olarak mevcuttur, sarih bir şekilde ise Allah Kelamı’nın en tefsiri olan Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünnet-i seniyesinde mevcuttur. Bu hikmetin sarih olanlarından bir tanesi de konunun başına aldığımız ayet-i kerimedir. Ayet-i kerime Uhud Savaşı’nın atmosferinde nazil olmuştur. Uhud Savaşı ise mutlak bir galibiyet iken sahabe-i kiramın hatası yüzünden zahiren büyük bir hezimete dönüşen bir olaydır. Hz. Resulullah’ın bizzat kılıç kullanma mecburiyetinde kaldığı, yara aldığı, hayati tehlike geçirdiği bir olaydır. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin güvenli bir ortama ulaştırılması için sahabeden onlarcasının kendini feda etmek zorunda kaldığı, İslam ordusunun darmadağın olduğu bir olaydır. Bedir gibi bir hezimetle darmadağın olan müşrik ordusunun tekrar moral bulduğu, İslam davasının bastırılabileceğine dair umutlarının tekrar yeşerdiği bir olaydır. İşte bütün bunlar Müslümanların, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ısrarlı uyarılarına rağmen bile bile yaptıkları hatanın neticeleridir. Ama işte bütün bunlara rağmen Allahu Teala; Allah’tan bir rahmetle Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sahabe-i kiram efendilerimize yumuşak ve merhametli davrandığını ve onların kalplerini Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme bağlayanın da bu olduğunu ifade ediyor. Belki zamanın yönetim bilimi halklarını yönetmek isteyen liderlere başka telkinlerde bulunuyor olabilir. Ancak halkına rehberlik etmek isteyen, halkını irşad etmek isteyen ve halkını insanlığa bu kutlu davada rehberlik edebilecek makama yükseltmek isteyen rehberlere Kur’an-ı Kerim bu daveti yapıyor. Rehberlik makamındaki kişinin kendi halkının tüm hatalarını içine gömebileceği merhamet dolu bir kalbi olmalı ve bu kalp onun diline de itirazsız hükmedebilmeli… Allahu Teala sadece merhamet ve yumuşak huylulukla yetinilmemesi gerektiğini de ifade ediyor. فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الْاَمْرِۚ “Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış,” Kendisinin resullük ve rehberlikten doğan hakları dolayısıyla onları af etmesini… Allah’ın resulüme itaat edin kesin emrini çiğnemeleri sebebiyle onlar için Allahu Teala’dan mağfiret dilenmesini… Bu işin başında onlarla müşavere edip onlardan çoğunluğun görüşüne saygı gösterdiği gibi bundan sonra da aynı şekilde o istişare mekanizmasının aynen devam ettirilmesini istiyor Allahu Teala Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden. Şüphesiz bu sıralanan emirlerin hepsinin çok büyük hikmetleri var. Bu emirler birbirinden bağımsız emirler değil. Tam aksine hepsi de yapı içindeki ahengi korumaya matuf, birbirlerini tamamlayıcı direktiflerdir bunlar… Özel olarak istişareye gelecek olursak; bu direktifin de çok sayıda hikmeti var, ki bunlardan dört tanesini Elmalılı Hamdi Yazır eserinde dile getirmiştir. Bizim konumuzla özel olarak ilişkisi olan ikinci hikmetini şöyle dile getiriyor; “(Âl-i imran; 79, 104, 110), ayetlerin emirleri işaretince Muhammed aleyhisselamın gönderilmesi bütün insanlar için uyulacak, örnek alınacak bir ümmet teşkilini hedef aldığından, Hz. Muhammed'in ashabının en yüksek bir siyasî terbiye kazanması Allah'ın isteği idi. Böyle bir terbiye ise "Allah tarafından bir rahmet ile" âyetinin delaletince sırf ilâhî rahmet olan Hz. Muhammed'in müşavere mektebinde alınabilirdi. Hz. Muhammed'in terbiye ve talim görmüş ashabı, başkalarını terbiye edebilecek şekilde yetişecekler, sonra da "Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz" nebevî hadisi mânâsınca, Allah'ın emriyle nice toplumlar ve Allah'a layıkıyla kulluk etmeye çalışanlar yetiştireceklerdi. Buna ise her şeyden önce pek büyük bir cömertlik ve nezaketi içeren bir ahlakî kemal ve rabbânî irfan gerekli idi ki; işte esası, ilâhî bir vergi ve meyveleri ve inkişafları beşere ait çalışma, kazanma olan bu ahlâkın başlangıcı teşekkür hitabıyla ve gelişmeleri iyiliksever emriyle gösterildikten sonra, o irfanın öğretim ve temrini içinde buyurulmuştur. Bu bakımdan da Peygamber'in müşaveresi bir terbiye sırrını ve uyma hikmetini içine alır.” Hata yapanın özgüveni darbe alır. Özgüven eksikliği yaşayan bir insan başkasına rehberlik etme noktasında sıkıntı yaşar. Yapılan hatanın yan etkilerinin izale edilmeye çalışılması, arkasından gelenleri insanlığa rehberlik edebilecek bireyler olarak yetiştirme hedefinde olan rehberlerin ahlakındandır. Velev ki halkını yönetmek isteyenlerin ahlakından olmasa bile…
Mehmet Zeki Ergin

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS