İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Tevbe

2013-03-16
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Tövbe; sözlükte dönmeyi ve yönelmeyi ya da geçmişte yapılanlardan vazgeçmeyi ifade eder. Istılah olarak ise tövbe, günah olduğu için bir fiili işlemekten vazgeçip gelecekte de onu işlememeye azmetmek ve geçmiş günahlarını hayır işleyerek telafi etmeye çalışmaktır.
Tövbe; sözlükte dönmeyi ve yönelmeyi ya da geçmişte yapılanlardan vazgeçmeyi ifade eder. Istılah olarak ise tövbe, günah olduğu için bir fiili işlemekten vazgeçip gelecekte de onu işlememeye azmetmek ve geçmiş günahlarını hayır işleyerek telafi etmeye çalışmaktır.

Tövbenin mahiyeti, tövbe edenin durumuna göre farklılık arz eder. Ammenin tövbesi, Allaha karşı gelmekten ve O’nun emrine aykırı davranmaktan vazgeçmeyi ifade ederken içinde Peygamberlerin, Velilerin ve Salihlerin olduğu havas için ise tövbe, günahtan dolayı değil işledikleri Salih amellerin kendilerince azlığından dolayı üzüntü ve acziyeti ifade eder. Yani havas, Allaha karşı görevini ne kadar hakkıyla yerine getirirlerse getirsinler yine de kendilerini aciz görüyor, bu nedenle istiğfar ediyorlar. Buhari’de geçen hadiste Peygamber (sav), “Allaha and olsun ki ben günde yetmiş kereden fazla tövbe eder, istiğfar ederim” buyurur. Müslim’de geçen hadiste ise Peygamber (sav) “Ey insanlar Allaha tövbe edin. Çünkü ben günde yüz kere tövbe ediyorum” buyurmuştur.

Hiç şüphesiz Peygamber (sav)’in tövbesi, işlediği bir günahtan dolayı değildir. Çünkü peygamberlerin tümü özellikle Risalet döneminde, küçük olsun büyük olsun her türlü günahtan korunmuştur. Peygamber (sav)’in istiğfar ve tövbesi yukarıda izah edilen hikmete binaendir. Bir an için Yusuf (as)’ın kalbine Züleyha’ya meyletme düşüncesini ilka ettiği gibi şeytan bazen peygamberlerin kalbine bazı şeyleri ilka edebiliyor. Bundan dolayı peygamberler tövbe ve istiğfar ediyor. Son olarak peygamberlerin istiğfar etmelerinin bir sebebi de ümmetlerine bu konuda da örnek olmak ve onları buna teşvik etmek içindir.

Tövbe, insan ve cinlerin tümünden istenilen bir ameldir. Kafirin tövbesi, Allahın birliğine ve Peygamber (sav)’e iman ederek İslam dairesine girmesi ve İslam’ın emir ve yasaklarına fiilen uymasıyla tahakkuk eder. Müslüman’ın tövbesinin ilk adımı ise geçmişte işlediği günahlara karşı üzüntü ve pişmanlık duymasıdır. Geçmişte işlediği günahları anlatan, bunlarla gurur duyan kimse bu günahları terk etmiş olsa bile tövbe etmiş sayılmaz. Çünkü tövbede yaptığı işten korkma, ürkme ve “Ben bunu nasıl yaptım?” diye hayret etme duygusu hakim olmalıdır. Bu nedenle tövbede pişmanlık işin başıdır. Sonra günahtan vazgeçmek ve bunu gelecekte de işlemeyeceğine dair azmetmek gelir. Burada bir hususu özellikle belirtmekte fayda var. Tövbeyle terk edilen amele bir daha dönmek, tövbeye engel değildir. Böyle bir durumda “Nasıl olsa tövbemi bozdum. Artık bana tövbe yoktur.” düşüncesine kapılmamak lazımdır. Bu, şeytanın bir vesvesesidir. İnsanı tehlikeli bir noktaya sürükleyebilir. Bu durumda olanlar “Kesinlikle Allah çok tövbe edenleri sever” ayetini hatırlamalıdırlar. Çünkü bu ayette Allah(c.c) “Tövbe edenleri sever” buyurmuyor “Çok tövbe edenleri sever” diye buyuruyor. Demek ki, insanın çok tövbe etmesi gerekir. Bu da Allahın çok sevdiği bir durumdur.

Yapılan tövbe eğer kaçırılan bir farz için ise tövbeyle birlikte bu farzın kazası da gereklidir. Örneğin namaz, oruç, zekat, akraba ziyareti gibi kaçırılan amellerin tövbe ile birlikte kaza edilerek telafi edilmeye çalışılması gerekir.

Eğer işlenen günah, kulların maddi haklarına bir tecavüz mahiyetinde ise tövbeyle birlikte bu maddi hakların telafi edilmesi de gerekir. Pişmanlık ve gelecekte bunu işlememeye dair azim, tövbe edenin boynundan kul hakkını kaldırmaz. Bu ancak hakkın iade edilmesiyle mümkündür. Eğer hak sahibi bilinmiyorsa “Fakirler kaybolan malların doğal sahipleridir.” kaidesi gereğince bunun fakirlere dağıtılması gerekir.

Eğer kul hakkı, gıybet ve iftira gibi manevi bir suç ise tövbe ile birlikte bu hakkın sahibinden helallik dilemek de gerekir. Eğer bu manevi hakların zararı o kişiye ulaşmamış ya da o kişinin haberi bundan yoksa bu şart olmayabilir. Ancak eğer bundan o kimseye bir zarar hâsıl olmuş ya da bunu duymuşsa onun gönlünü almak gerekir. Tövbe, ancak Allah’ın haklarından dolayı olduğunda Allah ile kul arasında olabilir. Kulların haklarına taalluk ettiğinde ise tövbe ile birlikle kul haklarının da telafi edilmesi gerekir. Aksi takdirde bu şekilde tövbe edene “taib”yani tövbe eden denilmez.

Nasıl tövbe edebilirsiniz?

• Ey kardeşim! Sakın şeytanın seni “Sen battın, artık senin için hiçbir hayır kalmamıştır” düşüncesine sevk etmesine izin verme. Çünkü günahlar iyilikleri götürmez, iyilikler kötülükleri götürür. Bu nedenle ey kardeşim, herhangi bir kötülük işlediğinde ardından derhal onu silecek bir hayır işle.

• Ey kardeşim! namazını daima vaktinde kıl. Umulur ki bir gün günahlarından bir şekilde tamamen kurtulursun. Çünkü Allah(c.c) şöyle buyurur “Namazını kıl, çünkü namaz azgınlıktan ve münkerden korur.” Ve Allah’ı çokça zikret. Çünkü Allah(c.c) “Allah’ın zikri daha büyüktür” buyurur. Sonra Seni en doğru yola iletmesi ve seni nefsine teslim etmemesi için Allah’a çokça dua et ve yalvar. Unutma ki nefsine güvenen kimse yok olmuştur. Allah(c.c) ahdini yerine getirerek kulunu korur. Allah(c.c) şöyle buyurur: “Kullarım beni sana soracak olurlarsa bilinsinler ki ben yakınım. Dua edenin duasına icabet ederim. O halde benim icap etmemi talep etsinler ve bana inansınlar ki kurtuluşa ersinler.”

• Günah işlemek, hatta tekrar tekrar işlemek tövbe konusunda Müslüman’ı karamsarlığa sevk etmemelidir. Çünkü Allah(c.c) Müslümanı “günah işlemeyen kimse” diye tavsif etmemiştir. Bilakis, “çok ve süratle tövbe eden kimse” diye vasıflandırmıştır. Bu nedenle Allah(c.c) şöyle buyurmuştur “Onlar ki bir aşırılıkta bulunduklarında ya da nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikrederek günahlarından dolayı ondan mağfiret dilerler. Allahtan başka günahları kim bağışlayabilir ki?”

• Ey kardeşim! Kendini zayıf hissettiğinde kendinle baş başa kalma, başkalarından yardım iste. Müslüman; kardeşleriyle güçlü, bir başına kaldığında zayıftır. Bu nedenle zayıf olduğunu hissettiğinde sakın kendinle baş başa kalma, hayır ve nasihat ehli olan arkadaşlarının ve dostlarının yanında ol. Kendini güçlü hissettiğinde dua etmek ve zikir yapmak amacıyla yalnız kal. Daima kötü ve günahkâr kimselerden uzak dur.

• Daima güzel ve hayırlı şeyler düşün. Müslümanların dertleriyle dertlen. İnsanları nasıl Allah’a davet edeceğini, günahkarları nasıl içinde bulundukları durumdan kurtaracağını düşün. Bunu yaptığın takdirde Allah’ın izniyle tövben sağlam ve daimî olur.

• Allah’a güven. O’nun günahları bağışlayıcı olduğunu, O’nun sana karşı senden daha merhametli olduğunu düşün. Unutma ki bu senin süratle tövbe etmeni sağlayacaktır. Ayrıca Allah (c.c)’nun senin tövbene çok sevineceğini de unutma. Çünkü O, bize karşı anne babamızdan daha şefkatlidir.

• Ey kardeşim! Unutma ki senin yaptığın bütün ameller Allahın katında kaydediliyor. O, gizleneni de açığa çıkarılanı da bilir ve o mağfireti geniş olandır. Bu nedenle biz ona yöneldiğimizde sadece günahlarımızı silmekle kalmaz kötülüklerimizi de iyiliklere çevirir. Bu konuda Allah(c.c) şöyle buyurur: “Tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimselere gelince Allah onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah, Gafur’dur Rahim’dir.”

• Unutma ki etrafında gördüğün salih, alim ve hayırlı kimseler mutlak olarak günah işlemedikleri için değil, bilakis onlar tövbe etmede acele ettikleri ve Allah’a çok yakardıkları için bu makamlara erdiler.

Dr. Nevvaf Tekruri / İnzar Dergisi – Mart 2013
 

 


Dr. Nevvaf Tekruri

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS