On yıllardır hikayemiz üç aşağı beş yukarı şöyle seyrediyor: Modernite bir alan belirliyor, biz de moderniteden emanet aldığımız ama bize hiç yakışmayan kavram ve bakış açılarıyla yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Ömrümüz, modernitenin ürettiği sorunlara çözüm bulmakla geçiyor. Zaman ve mekân bilincimiz kontrolümüzden çıkalı çok oldu.
Oysa mü’min olmak; İslam’ın bizden talep ettiği yaşam biçimini hayatımızda tatbik etmektir. Mümin’in ufku ahirete endekslidir. Orada vereceği hesap onun ana gündemidir. Hayatında aldığı her kararın ahirete etkisini hesap ederek yaşamını sürdürmek zorundadır. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem peygamberlikle görevlendirildiğinde ona inen sureler, muhtevası gereği üç ana başlıkta toplanıyordu:
inzar
- Doğru bir Allah tasavvuru
- Doğru bir okuma tasavvuru
- Doğru bir ahiret tasavvuru
- Allah bu konuda bir hüküm koymuş mu? Haram ise tartışmaya açmadan direkt olarak konuyu kapatır. Helal ise bu helalin uygulanma biçimini Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in yaşantısından hareketle uygular.
- Kur’an’da yok ise Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in sünnetinde arar. Sünnette bulursa “en güzel örnek” olan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’e uyar. Tavrı ne ise onu aynen uygular.
- Peygamber sallallahu aleyhi vesellem yaşamında bulamazsa en hayırlı nesil olan sahabelerin uygulamalarına bakar. Onların o konudaki tavır ve uygulamaları ona örnek olur.
- Sahabe yaşantısında da bulamazsa ümmetin geçmişten gelen uygulamalarına bakar ve bir tavır ortaya koyar.
inzar