Selahaddin-i Eyyubi, sayıları çok olan İslam ordularını bir düzene koyarak üstün olan komutanlık yeteneğiyle Latin haçlı ordularına yöneldi. Ve bu krallıkları darmadağın etti. yüz yılı aşkın bir süredir işgal altında inleyen Kudüs’ü özgürleştirdi. İslam tarihine iz bırakan bu kahraman 4 Şubat 1193’te vefat etti.
Ankara’da Patlama (3 Şubat 2011)
Ankara Organize Sanayi Bölgesinde, kısa aralıklarla iki patlama meydana geldi. Patlamalarda toplam yirmi vatandaş hayatını kaybetti. Patlamaya lpg sızıntısının neden olduğu söylendi.
Hizbullah Suçlamasıyla STK’lara Baskın.(11 Şubat 2011)
Hizbullah örgütüne üye olmak suçlamasıyla Diyarbakır’da yapılan baskınlarda on bir kişi gözaltına alındı. Daha sonra savcılığa sevk edilen mağdurlardan Alaatin Tonga, Halef Yılmaz, Fesih Güler, Cihat Söyler ve Seyfettin Ağırman tutuklama istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.
İmam Humeyni’den Salman Rüşti’ye Ölüm Fermanı (14 Şubat 1989)
1947 yılında Hindistan’da doğan mürtet Rüşti,1961’de İngiltere’ye lise eğitimi için giderken, ailesi 1964 Pakistan’ın Karaçi şehrine göç etmek zorunda kalmıştır. Olaylara hep eleştirel yaklaşan bir tarzda roman yazan mürtet Rüşti, ekmeğini yediği fikir babalarının adeta öten borazanı olmuş İslam ve Müslümanlarla alay ve hakareti onların minnet borcunu ödemek için bir gereklilik sayıyordu. Daha da ileri giderek, peygambere hakaret eden bir roman yazdı ve dünyanın birçok yerinde Müslümanlar tepkilerini göstererek ayağa kalktı. İran İslam Cumhuriyeti ve Müslümanların inkılap rehberi Ayetullah İmam Humeyni mürteddin ölüm fetvasını verdi, ve bundan sonra hep ekmeğini yediği eğitim babalarının izbe köşelerinde saklanmak zorunda kaldı
Necmettin Erbakan Hakk’a Yürüdü (27 Şubat 2011)
Refah Partisi’nin kurucusu, MGV’nin kurucusu, Prof. Necmettin Erbakan, tedavi gördüğü hastanede kalp yetmezliği nedeni ile Hakk’a yürüdü. Erbakan Hocanın cenazesine birçok ülkeden çok sayıda Müslüman katıldı.
İskilipli Atıf Hoca Ankara’da şehid edildi. (4 Şubat 1926)
Ümmetin bağrından yetişip, imanın prangalara vurulduğu bir dönemde, vaaz ve irşadıyla Müslümanları aydınlatıyordu. O dönem halk dıştan gelen küfrün saldırılarını bertaraf etmenin hem sevinci hem de yorgunluğunu yaşıyordu. Gel gör ki yorgunluk kaldı kalmasına ama sevinç bir anda hüzne dönüştü. Yeni kurulan rejim halkın örf ve inancına ters olan Avrupa’dan ithal yasa ve adetleri inkılap kanunları ile zorla halka dayatıyordu. Bu inkılaplardan biri de şapka kanunu idi. Bu yasa tamamen Frenk’i taklit etme cinsindendi. 1926’nın son baharında şapka devrimine muhalefet gerekçesiyle, polis İskilipli Atıf hocayı aldı. İstiklal mahkemelerinde yargılandı. Hoş zaten orada yargılanacakların kararı henüz alınmadan veriliyordu zaten. Atıf Hoca, mahkemedeki son duruşmasından önceki akşam arkadaşlarının ısrarı üzerine kısa bir müdafaa yazdı. Fakat sabah bu müdafaayı yırtması üzerine şaşıran arkadaşlarına Hoca`nın cevabı: "Rüyamda Resulullah’ı gördüm. Bana: `Atıf bize kavuşmak istemiyorsun da müdafaa yazmakla mı uğraşıyorsun?` buyurdu" olmuştu. Bu olaydan sonra Atıf Hoca mahkemede müdafaa yapmaktan vazgeçti. Ve sabahleyin hakkında verilen idam kararı yüzüne okundu. 4 Şubat 1926’da şehit edildi
İmam Hasan el-Benna’nın Şehadeti (12 Şubat 1949)
İslami tebliğ için köy köy dolaştı. Kahvehanelere gitti, mahalle aralarında her bulduğu fırsata insanlara hakikatten huzmeler anlatı. Bir grup İslam davetçisi olan arkadaşları ile beraber “Müslüman Kardeşler Teşkilatını kurdu. Teşkilat Müslüman coğrafyalarda adeta Nuh’un gemisi vazifesini gördü. Kısa sürede neşvü nema buldu. Günümüze gelinceye kadar birçok İslami yapılanmanın ilham kaynaklarından biri olmuştur.
Zorba diktatörler hareketi yasadışı ilan edip bütün güçleri ile saldırmaya başladılar. Üstad Hasan El-Benna hedefteki isimlerin başında geliyordu. 12 Şubat 1949’da sokak ortasında kurşun yağmuruna tutularak şehit edildi.
Hama Katliamı (2-28 Şubat 1982)
İhvan-ı Müslimin’in Suriye yapılanması, halkın arasına dal budak saldı. Fevc fevc insanlar İslami kardeşliğe yöneldi. Bunu hazmedemeyen bugünkü Esad’ın babası olan Hafız Esad, 2 Şubat 1982’de, başta Hama olmak üzere, Suriye’nin birçok kentine ağır silahlarla askeri operasyon başlattı. Hama 26 gün ağır bombardıman altında kaldı. Sadece Hama’da 40 bin insan katledildi. Ülkenin genelinde binlerce kişi tutuklanıp bir daha kendilerinden haber alınamadığı gibi 800 bin kişi hicret etmek zorunda kaldı
Şeyh Said’in Laik Rejime Başkaldırısı (13 Şubat 1925)
Irkçı ve şovenizmden uzak olan halklar iman kardeşliğiyle ağır savaşların verdiği tahribatın acısını yaşıyorlardı. Bu ağır tahribatlar Müslüman halkların kardeşliğini zedeleyemedi. Bilakis daha da pekiştirdi.
Bu vaziyet içinde cumhuriyetin iktidarını ellerinde bulunduran ithal kültürlü ırkçı şovenler genelde bütün Müslümanlara, özelde Müslüman Kürt halka karşı amansız bir mücadele başlattı. Bu saldırılardan sadece Kürtler değil bütün Müslüman şahsiyetler nasibini almıştır. Bu süreci çok tehlikeli gören Piranlı Kürt âlim ve tasavvuf ehli Şeyh Said, halkla istişareler yapmaya başladı. Gelecek olan ve daha da etkin tehlikelere hazırlıklı olmaya davet etti. Bunu fark eden rejim, Şeyh Said’in bu girişimlerini provoke etmeye, başkaldırıyı yeterince hazırlıksız ve erkene almaya çalıştılar. Çok sinsi planlar yapmaya başladılar. Halkla istişareler devam ederken, takdiri ilahi gelişen olaylar yapılan zulümlere başkaldırıyı mecbur hale getirdi. Böylece 13 Şubat 1925’te Şeyh Said kıyamı resmen başladı.
Şeyh Rağıb Harb’ın Şehadeti (16 Şubat 1984)
Güney Lübnan’da dünyaya gelen Şeyh Rağıb henüz küçük yaşlarda Filistinli Mücahitlere katıldı. Beyrut’ta medrese ilmine başladı. Daha sonra ilim tahsili için Necef’e gitti. Burada dört yıl okudu. 1970’lerde Baas rejimi tarafından Irak’tan sürüldü. Lübnan’a yerleşen Şeyh Rağıb hem ders vermeye başladı hem de yanına gelen gençleri örgütledi. 1983’te siyonist rejim tarafından yakalandı. Onu öldürmek için serbest bırakan siyonist rejim 16 Şubat 1984’te havadan füzelerle saldırdı. Bu suikastla yedi çocuk babası olan Şeyh Rağıb Harb hakkın rahmetine kavuştu.
Abbas Musavi’nin Şehadeti (16 Şubat 1992)
Abbas Musevi, sekiz yıl önce şehit olan şehid Ragıb Harb’ı anma merasimlerinden dönüyordu. Onu şehit etmek için fırsat kollayan gözü dönmüş siyonist rejim, takip ettiği arabasına havadan helikopterle roket yağdırdı. Kül yığını haline gelen arabada Abbas Musevi, eşi ve beş yaşındaki çocuğu şehadete kavuştu. Bedenen mücadelenin saflarından Rabbine dönerek ayrıldı ama onun imandan gelen öğretileri mücadelenin en karanlık tünellerine ışık tuttu. Cihat saffındaki mücahitlerin sabır ve cesaret timsali oldu
El Halil Katliamı (25 Şubat 1994)
El Halil Camiinde, sabah namazına duran, Batı Şeria’daki Filistinli Müslümanlar, secdeye varmıştı ki caminin kapısı açıldı. Yahudi Barush Goldetein ve avenesi içeri girdi. Elinde dakikada 750 mermi atan silahıyla ateş etmeye başladı. Barush, ateş ediyor, arkadaşı öbür silaha şarjörü sürüp ateşe hazırlıyordu. Birkaç saniye içerisinde camii kan gölüne döndü 53 Müslüman secdede şehadetle Rabbine yükseldi.
Süleyman Akyüz’ün Şehadeti (20 Şubat 1993)
Şubat soğuğu sarmıştı memleketin her tarafını. Ama özelikle Kürdistan kaynıyordu. Mürtet çeteler Müslüman davetçiler için yaşama hakkını bitirmişti. Her buldukları fırsatta saldırıyorlardı. Süleyman Akyüz sabah namazından dönüp dükkânını açmıştı. Mürtet ve marksist örgütün militanları kin kusan silahlarıyla dükkânı basarak Süleyman’ı kurşun yağmuruna tuttular. Etrafında sevilen Süleyman oracıkta şehit oldu.
Metin Yüksel İstanbul’da Şehid Edildi. (23 Şubat 1979)
1958 Bitlis doğumlu olan Metin Yüksel âlim bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1965’te İstanbul’a geldi. İslami hareketlerin içinde yer almak onun için hiç de zor olmadı. O zaman en faal olan MTTB’nin saflarında yer aldı. 17 yaşlarındayken Fatih Akıncılar Derneği’ni kurdu. Karizmasına takvası libas olunca, ehli iman tarafından sevilip gönüllerinde yer alması çok zaman almamıştı. Sol gruplar tarafından hep tehdit edilen Metin 23 Şubat 1979’da İstanbul’da Fatih Camii’nde, Cuma namazı çıkışı üzerine ateş açılarak şehit edildi.
Mehmet Şadir / İnzar Dergisi – Şubat 2014 (113. Sayı)
İnzar - Tarihte Bu Ay