İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Tarihte Bu Ay - Nisan 2013

2013-04-15
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Tarihte bu ay... Nisan ayında vuku bulan ve hafızalara kazınan olaylardan bazıları...
Seyda Muhammed Arapkendi’nin Vefatı (1 Nisan 1987)

1911 yılında Şeyh Muhammed Arapkendi, Bismil’in Arapkend Köyü’nde dünyaya geldi. Kürdistan’ın Medeniyet beşiği olan medreselerde, devrin önemli alimlerinden çok zor ve sıkıntılarla beraber ilim tahsilini on yıldan fazla sürdürmüştür. İlim tahsili için Suriye’de iken gözlerinden rahatsız olmuştur. Şeyh Ahmet Haznevi’den ilim icazetini almıştır.

Tasavvufi terbiyesini Şeyh Masum’dan aldığı gibi aynı zamanda halifeliğini de bu muhterem zattan almıştır.

Daha sonra müderrislik yapmaya başlayan Seyda, yanında ilim tahsilini yapan talebelerin ihtiyaçlarını da kendi çabalarıyla karşılardı. halk arasındaki birçok mesele kendisinin yanında sulh bulur, fitnenin ateşi onun himmetiyle barışa inkılap ederdi.

Hastalığı için Ankara İbni Sina Hastanesi’ne gelen Seyda, burada 1 Nisan 1987 de ruhunu hakka teslim ederek Rabbine rücu etti.

Genelkurmay Eski Alışkanlıklarını Tekrarladı (6 Nisan 2011)

Darbeye teşebbüs suçlamasıyla Balyoz davası adıyla birçok TSK personeli tutuklandı. Haklarında kuvvetli suç delilleri toplandı. Mezkûr deliller korkunç ve dehşet vericiydi. Bunların halk tarafından duyulmasıyla beraber genelkurmay mahkemeleri etkileyecek şekilde rahatsızlığını dile getirdi. Genelkurmay yargılamalara anlam veremediğini beyan etti.

Şer’iye Mahkemelerinin Kapatılması (8 Nisan 1924)

Ülke her taraftan düşman saldırılarına maruz kaldığında, Cumhuriyetçiler de birer samimi Müslüman libasında görünmeyi başarabildiler. Müslüman halk ümmet bilinci ve şahadet aşkıyla dıştan gelen düşmana karşı kenetlendi. Öyle ki bu ülkenin her bir karışında farklı ırklardan ama aynı inançtan şehit kanları vardır. Dış düşmanlar bertaraf edilince batıya aşık taklitçi zihniyetler, halkın bu yorgunluğunu fırsat bilerek halkın mukaddesatına savaş başlattılar. Her tarafta ahlaki yozlaştırma harekâtlarını başlattılar. İslami kurumları kapatmaya başladılar. Bunlardan biri olan Şer’iye Mahkemeleri’ydi ve 8 Nisan 1924 kapatıldı.

Der Yassin Katliamı (9 Nisan 1948)

Sömürgeci devletlerin yardımıyla Filistin’de toplanan yahudiler, kudurmuş gibi her tarafa saldırıyordu. İlerde terör devletinin elebaşısı olacak olan Menahem Begin başlığında, bugünkü israil ordusunun çekirdeğini oluşturan Argun ve Stein çeteleri Kudüs yakınlarında bulunan Der Yassin Köyü’ne baskın yaptı. Önce hoparlörlerden köyü terk etme anonsları yapıldı. Ardından evler ateşe verildi ve barbarca bir katliam yapmaya başladılar. 52 çocuk annelerinin gözleri önünde başları kesilerek katledildi. Yakaladıkları hamile bir kadının çenesine otomatik silah koyarak otuz mermi boşaltılar. Sonra bu genç kadının karnı deşilerek bebeği öldürüldü. Bu olay kadının annesinin gözleri önünde oldu. Bu katliamda 254 kişi öldürüldü. 500 kişi yaralandı.

Hizbullah Mensuplarına Yardım Gerekçesi (14 Nisan 2011)

Tutukluluk süresini belirleyen yasa gereği bazı Hizbullah mensupları serbest kalınca medya, vaveylaları kopardı. Oysa aynı düzenlemeden bine yakın kişi istifade etmişti. Ortamın kuru gümbürtüsüne dayanamayan hükümet peş peşe sert açıklamalarda bulundu, adeta operasyon için düğmeye basıldı. Çıkan Hizbullah mensuplarına yardım ettikleri gerekçesiyle birçok kişi hakkında on yıla kadar hapis istemiyle davalar açıldı.

Dr. Abdulaziz Rantisi’nin Şahadeti (17 Nisan 2004)

Kameraların karşısında israil terörizmine “Siz bizim ölümden korktuğumuzu mu zannediyorsunuz? Ölüm, kanserden ölsen de Apaçi ile vurulsan ya da kalp krizi geçirsen de aynıdır. Ama ben Apaçi helikopterlerinden atılan füzelerle ölmeyi tercih ederim” diyen kahraman...

1948’de zorbalıkla vatanlarından sürülen zulme uğramış, mülteci bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Abdulaziz Rantisi on beş yaşında iken babasını kaybetti. Kardeşleriyle aynı ayakkabıyı dönüşümlü olarak giyecek kadar fakirdiler. Bu durumda olan Rantisi hem okuyor, hem de aile geçimi için çalışıyordu. İskenderiye Üniversitesi’nde tıp doktoru olarak mezun olan Rantsi, ihtiyaca binaen 1975 yılında akademik kariyerini keserek Gazze’ye kesin olarak dönüş yapmıştır. Öğrencilik yıllarında İslami hassasiyetleri olmakla beraber herhangi İslami bir hareketin içinde değildi. Gazze’ye dönünce Filistin’deki İhvan-ı Müslimin’in içinde yer almaya başladı.

Gazze’deki fakirlere yardımından dolayı “fakirlerin babası” olarak tanın Rantisi, Filistinli doktorların arasında oluşturduğu diyalogla doktorların israil’e vergi vermemelerini ilan etmelerini sağladı. Bu eyleme katılan doktorların muayenehaneleri kapatıldı.

Dr. Rantisi terör şebekesi israil’in takibatına aldırış etmeden İslami çalışmalarını kesintisiz sürdürdü. Şeyh Ahmet Yasin, Şeyh Salah Şahade, Üstad İsa Neşşar, Üstad Hasan Şema ve Dr. İbrahim Yezuri ile beraber Hamas’ın kuruluşuna katkı sağlayan temel dinamiklerden biridir.

1989 yılında tutuklanan Dr. Rantisi iki yıl içerde kaldı. Cezaevinden çıktığı aynı gün tekrar içeri alınıp altı ay daha bekletildi. Cezaevinden çıktıktan üç ay sonra tekrar tutuklandı ve bu sefer bir yıl içeride kaldı. Zindan hayatının bu sürecinden sonra 1992 de 415 Hamas mensubuyla beraber Lübnan’a sürgüne gönderildi. Bir yıllık sürgün hayatının akabinde evine gelmeden önce tekrar yakalanan Dr. Rantisi’nin bu seferki zindan hayatı dört yıl sürdü.

İsrail cezaevi sorumlusu, mahkûmların temsilcileri ile görüşmek ister. Temsilciler bir odada bekletiliyor. Şarit el adındaki sorumlu kişi içeri girince Hamas’ın temsilcisi Rantisi ve arkadaşı hariç bütün temsilciler ayağa kalkar. Bundan dolayı Rantisi’ye üç ay hücre cezası verilir. Üç defa özür beyan etmesi halinde affedileceği söylenmesine rağmen Rantisi bunu kabul etmemiştir. Hücrede iken Kur’an-ı Kerimi ezberlemiştir.

Bu dönemde Arafat’ın liderliğindeki özerk Filistin kurulmuş ve Dr. Rantisi çıkar çıkmaz Arafat’ın emriyle tekrar içeri alınmıştır. Üç yıl Filistin zindanlarında kaldı. Serbest bırakıldıktan sonra onu tekrar içeri almak isteyen Arafat güçleri Rantisi’nin evini kuşatma altına aldılar. Teslim olmayan Rantisi’nin yardımına çevredeki camilerden Müslüman halk tekbirlerle geldi. Askerler kaçmak zorunda kaldı.

Dr. Rantisi’ye, terör şebekesi 2003’te apaçilerden füzelerle suikast gerçekleştirdi. Saldırıda koruması şehit oldu, Rantisi ve oğlu ağır yaralı olarak kurtuldular.

Hamas’ın liderlerinden İsmail Ebu Şenneb şehit edilince hareket liderleri gizlenerek daveti sürdürme kararı aldı. Bundan sonra Rantisi, basına gerekli açıklamalar yapıldığı zamanlarda görünüyordu. 2004 yılında Şeyh Ahmet Yasin şehit edilince Hamas’ın liderliğine Dr. Rantisi getirildi. Kur’an-ı Kerimi her okuduğunda şehit arkadaşlarını hatırladığı için ağlayan Dr. Rantisi, Şeyh Ahmet Yasin’den yirmi gün sonra arabasına yapılan saldırı neticesinde 17 Nisan 2004’te şahadet şerbetini içerek şehit arkadaşlarına yetişti.

Peygamber Sevdalıları Alanları doldurdu (22 Nisan 2012)

Muhammedi sevdayı bütün halka ulaştırmayı hedef edinen, Peygamber Sevdalıları Platformu, 25 Mart 2012’de Kutlu Doğum etkinliklerine başladı. Nisan ayında toplam 116 ayrı yerde kutlamalar gerçekleştirildi. Batman, Diyarbakır, Van ve İstanbul’daki Müslüman halklar yılların özlemini giderme hasretiyle meydanlara akın etti.

Tarihte Bu Ay / İnzar Dergisi – Nisan 2013
 

 


İnzar - Tarihte Bu Ay

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS