NATO ile birlikte, Taliban birliklerine karşı işbirliği halinde olan Pakistan, birçok şaibeli eyleme sahne oldu. NATO birlikleri Taliban güçleri karşısında sürekli artan kayıplar verince, NATO güçleri yaş kuru demeden kendince büyük operasyonlar başlattı. Bu operasyonlarda yerleşik halktan 18 bin kendi öz yurdunda mülteci durumuna düştü. Bu durum yabancı güçlerin, halkta var olan nefretini daha da artırmaya yetiyordu. Tam da bu psikolojik hal içinde Pakistan’ın Afganistan sınırına yakın bölgesinde, Tirah Vadisinde Cuma namazında camiye bir intihar saldırısı gerçekleştirildi. Batı medyası Saldırıyı Taliban’a mal etti. Yirmi üç kişinin vefat ettiği saldırıda, bir o kadar kişi de yaralandı.
Türkiye Afganistan Polis Eğitimi İşbirliği (5 Mart 2011)
Afganistan’daki Taliban direnişine karşı müttefiki olduğu NATO güçleri ile beraber hareket eden Türkiye, Afgan Ulusal Polis Eğitimini Üstlenerek Mutabakat muhtırasına İmza attı. Bu eğitim ABD ve Japonya’nın desteğiyle Sivas Meslek Yüksek Okulunda yapıldı. Afganistan halkının ezici bir çoğunluğunun karşı olduğu bu girişimler Batılı güçlerin silah zoruyla dayatılıyor. Bu uğurda binlerce insan katledildi, buna da insan hakları ve demokrasi deniyor.
Silopi Petrol Arama Kuyularında İnsan Kafatasları (9 Mart 2009)
Cumhuriyet döneminden beri olağan üstü haller yaşatılan bölge halkına karşı sinsi olay ve entrikalar,1990-1998 yılları arasında daha da artarak devam etti. Birçok insan faili meçhule kurban giderken, binlerce insan kaçırılarak bir daha da geri dönmedi. 2009’dan sonra devletin derin güçlerine karşı soruşturma ve kovuşturmalar konuşulmaya başlandı. Zamanında bu karanlık güçlerle işbirliği yapan bazı kişiler konuşmaya başlayınca bölgenin birçok yeri kazılmaya başlandı. Kazılan birçok yerde öldürülen insanların kemikleri çıktı. Bu itirafların en dramatiklerinden bir tanesi öldürülen kurbanlardan bazılarının cesetlerinin petrol aramak için kazılan 1200 metre derinlikteki kuyulara atılmalarıydı. Bu mesele ile alakalı olarak Silopi BOTAŞ tesislerinde yapılan kazılarda bazı insanların kafatası kemiklerine rastlandı.
Elazığ’da Deprem (10 Mart 2010)
Sabah saat 04.32 sularında, Elazığ’da 6,0 şiddetinde deprem gerçekleşti. Daha çok Kovancılar çevresinde etkili olan depremde, elli bir insan hakkın rahmetine kavuştu. Böyle küçük şiddetinde bu denli hasarın meydana gelmesindeki en büyük etken kerpiç evlerin dayanıksızlığı dile getirildi. Nitekim şehir merkezinde can kaybının ve yıkımın olmaması da buna işaret ediyordu.
Halepçe Katliamı (16 Mart 1988)
Temelleri hakka ve adalete dayanmayan rejimler, kendi içlerindeki farklı halkların haklarını dile getirmek bir yana onları asimile etmek için başvurmadık çirkinlik bırakmazlar. Aynı yolun yolcusu olan Saddam, uzun yıllar Kürtleri Araplaştırmaya çalıştı. Bu baskıları devam ederken, beklemediği gelişmelerin neticesinde, özellikle ABD’nin ve batılı ülkelerin dürtmesiyle, İran İslam Cumhuriyetine karşı savaş açtı. Kürtler ön plana sürülmeye çalışıldı. Kürtler bu savaşın haksızca yapıldığını dile getirerek İran’ı desteklediler. Saddam’ın haksızlığını beyan ettiler. Kürtleri öldürmek için bahane arayan Saddam, dostu olduğu ABD’den kimyasal silah peyda etti. İran sınırına yakın olan Halepçe İslami hassasiyetleri ile biliniyor. 16 Mart 1988’de Halepçe’nin semalarında görülen savaş uçaklarından atılan bombalardan toz bulutları çevreye yayıldı. Ağır ağır her tarafı kapladı. Halepçe’de canlı namına ne varsa bu çöken bulutlardan, yudum yudum ölümü içti. Bütün dünyanın gözü önünde yedi bin’e yakın insan can verdi. Bugün orta doğuya hürriyet havarisi kesilen ABD ve yandaşları bu katliamı meşru savunma hakkı gördükleri bahanesiyle gıkları bile çıkmadı. Çünkü katliamı yapan aveneleriydi. Çünkü bu ölüm iksirini onlar Saddam’a vermişlerdi.
Şeyh Ahmet Yasin’in Şehit Edilmesi (22 Mart 2004)
Henüz on beş yaşında iken boyundan aşağı felç olan Şeyh Ahmet Yasin aktif olarak Filistin direnişinin içinde yer aldı.13 yıl Siyonist zindanlarında kaldı.1985’te Filistin İslami direnişi ve terör şebekesi arasında yapılan esir değişiminde zindandan çıktı.
İhvan-ı Müslimin merkeziyle yapılan istişareler sonucu, Filistin’de kurulan HAMAS hareketinin liderliğine getirilen Şeyh Ahmet Yasin, Birinci İntifadadan sonra 1989’da tekrar terör şebekesi tarafından tutuklandı. Yaklaşık iki yıl sonra mahkemeye çıkarılıp, kendisine ömür boyu zindan cezası verildi. Terör şebekesi direniş karşısında her sıkıştığında zindanda Şeyhle pazarlık yapmaya kalkışıyordu. Şeyh onların hiçbir şartını kabul etmedi. Ürdün’de Halid Meşal’e Karşı suikast girişiminde bulunan Terör şebekesi ajanları, Meşal’in korumaları tarafından esir alınarak etkisiz hale getirildi. Terör ajanları Ürdün polisine teslim edildi.
Sırrı açıklanmamakla beraber iddialara göre Ürdün kralı terör şebekesinin bu ajanlara karşı yapılan pazarlık sonucu Ürdün’e tedavi amaçlı gönderilen Şeyh serbest bırakıldı. Ama bu pazarlıktan ne Hamas’ın ne de Şeyhin haberi yoktu.
2000 yılında verilen Aksa intifadasının mimarı olan Şeyh Ahmet, İsmail Heniyye ile bir ziyarette iken, bulundukları apartmanın katı F-16’ların saldırısına uğradı. Bina tamamen tahrip olmasına rağmen takdiri ilahi Şeyh yara almadan saldırıyı atlattı.
22 Mart 2004’te direnişin asırlık çınarı felçli haliyle sabah namazına gitmişti. İşgalci teröristler, Apaçilerden Füzelerle camiden dönen Şeyhe saldırdılar. Olayda şeyhle beraber olan iki yardımcısı toplam dört kişi şahadet mertebesiyle Rablerine yükseldiler.
TC. İsrail devletini resmen tanıdı. (28 Mart 1949)
Batılı güçlerin elbirliği ve silah zoruyla dışarıdan taşıma Yahudilerden müteşekkil terör devleti kurulunca, bölgeye kabuk tutması çok zor ihtimal olan kanayan bir yara da açılmış oldu. Kuruluşundan hemen bir yıl sonra NATO üyelerince kabul edildi. Türkiye de bir NATO üyesi olup aynı yıl İsrail’i tanıyan en çok Müslüman nüfusa sahip ilk devlet oldu.
İnzar Dergisi - Mart 2013
İnzar - Tarihte Bu Ay