Şeyh Sait kıyamından sonra tekrar bir İslami direniş başlar korkusuyla alim ve toplumda etkin olan İslami şahsiyetler, ya şehit edildi ya da sürgün ve zindanla durdurulmaya çalışıldı. Bunların en belirgin simalarından olan Üstad Bediüzzaman, bu kıyamdan sonra bir daha geri dönülmesine izin verilmemek üzere kendi memleketinden uzak yerlere sürgün edildi. İlk sürgün yerlerinden biri olan Denizli’de bir müddet kaldıktan sonra kendilerince daha tenha ve az insanla muhatap olabileceği Emirdağ’a sürgün edildi.
Rektörler Erbakan’ı Atatürk’e Şikâyet Etti (07 Ağustos 1996 )
Halkın oyu ile iktidara gelen, ama derin yapılanmaların muktedirliğe izin vermediği Rahmetli Başbakan Erbakan, Başbakanlık Konutunda vereceği yemek ve resepsiyonlarında içki yasağını koyunca derin yapılanmaların emir eri gibi olan bazı rektörler, anıtkabiri ziyarete koşup yemeklere artık içki servisi yapılmıyacak diye dert yandılar. Anıt defterinin sayfalarını doldurdular. Aynı karanlık odaklarla işbirliği halinde olan ulusal medya da içki servisi yapılmayacak diye çarşaf çarşaf haberleriyle vaveylalar kopardı.
Irak`ın Necef Kentinde Cuma Namazı Çıkışında Patlama (29 Ağustos 2003)
Kurulduğu günden beri Müslüman coğrafyalarda yaşayan Müslüman halkın arasına ihtilaf, fitne, savaş ve gözyaşı getirmekten bir an geri durmayan, İmamın tabiriyle “büyük şeytan”ın son yıllardaki hedefinde Irak ve Afganistan vardı. Burada yaşayan Müslümanları hem şehit ediyor hem de fitne entrikalarıyla birbirine düşürüyordu.
Hz. Ali, bütün Müslümanların Ali’sidir. Cami, bütün Müslümanların mabedi olup aynı mekânda secdede buluştukları yerdir. Küfür müminler arasındaki ittifakı ısrarla bozmaya çalışıyor.
Irak’ın Necef kentinde Şii Müslümanlar Cuma namazı için Hz. Ali Camii’ne gitmişlerdi. Namaz bitimi cami çıkışında iken bomba yüklü bir araç patlatıldı. Aralarında Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi Başkanı (ki yeni sürgünden dönmüştü) Muhammed Bakır El-Hekim’in de bulunduğu yüzlerce Müslüman şehit edildi. Küfür sevinirken manipüleci medya organlarıyla da gönüllerinin istediği katili icat ve teşhirin telaşındaydı. Bu, küfrün değişmez karakteridir. İçler acısı olan, ayetin sarahaten uyarmasına rağmen “Müslümanım” diyen kimselerin bunların yalan yanlış haberlerine hemen inanması, buna göre hareket etmesidir.
Gölcükte Deprem (17 Ağustos 1999)
Sabaha doğru Türkiye’nin yakın tarihinin en büyük depremi meydana geldi. Marmara Bölgesi’nde gerçekleşen depremin merkez üssü Kocaeli/Gölcük’tü. 7,4 şiddetinde olan bu yer sarsıntısı, Ankara ve İzmir’de hissedildi. Resmi olmayan rakamlara göre elli bine yakın insan can verirken 505’i sürekli sakat olmakla beraber yüz bin insan yaralandı. Altı yüz bin insan evsiz kaldı. Özetlemek gerekirse ilahi afetin karşısında bütün insanlar el pençe durarak teslim olmuştu. İnsanın ne kadar da aciz bir kul olduğu, ilahi bir ayet gibi gözler önündeydi.
Mescid-i Aksa’nın, Yahudiler Tarafından Yakılması (21 Ağustos 1969)
Terör devletinin çeteleri olan Yahudilerin inancına göre, eskiden Mescid-i Aksanın yerinde Siyon Mabedi, yani Hz. Süleyman’ın heykeli vardı. Ondan kalan tek eser bugünkü ağlama duvarıdır. Müslümanlar bu ağlama duvarına “Burak” adını verirler. Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine kafalarında tasarladıkları mabedi inşa etmek, Yahudilerin hep hedefleri olmuş ve bunun için birkaç defa girişimde bulunmuşlardı. Bu girişimlerinden bir tanesi de 1969 yılında olmuştur.
Terör devleti 1967 yılında doğu Kudüs’ü işgal etti. 21 Ağustos 1969 yılında işgali fırsat bilen fanatik çeteci Yahudi Denis Ruhan, Mescid-i Aksa’yı ateşe verme girişiminde bulundu. Avustralyalı olan terörist, göründüğüne göre terör devleti tarafından görevlendirilmişti. Çünkü olay Müslümanlar tarafından fark edilip engellenince terör devleti dünyadan gelebilecek tepkilerden korunmak için sadece eylemciyi sınır dışı etmekle yetinmişti. Eylemciye hiçbir ceza verilmedi ve herhangi bir dava da açılmadı.
Karlıova’da deprem (17 Ağustos 1949)
Erzurum, Bingöl ve Karlıova çevresinde 6,7 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Gerçekleşen ilahi afette 450 kişi öldü, 1500 ev yıkılarak kullanılamaz hale geldi. Allah, Müslümanları bu ani afetlerden muhafaza etsin, olması anında da ibret alanlardan eylesin.
ABD’lilere Bombalı saldırı (6 Ağustos 2003)
ABD’nin Müslüman coğrafyalarda katliamlar gerçekleştirmesine karşılık, bu coğrafyaların meskûn Müslümanları çektikleri acıların intikamı için fırsat buldukça ABD’lilere hücum ettiler. Muhtemelen bu gerekçe ile bağlantılı olarak Endonezya’nın Jakarta şehrinin merkezinde olan Marriot Otel’ine bir intihar saldırısı gerçekleştirildi. Saldırıda kırk beş ABD’li ölürken 150 kişi yaralandı.
Kürt Peşmergeler Paris’e gönderildi (01 Ağustos1989)
Batılı devletlerin illeri karakol şefliği konumunda olan Saddam Hüseyin, İslam devrimi yeni gerçekleşen İran’a karşı savaş başlattı. Saddam Hüseyin, bu savaşa katılmayan Kürtlere karşı batılı devletlerin verdiği kimyasal silahları kullanarak zamanın en büyük katliamlarını dünyanın gözleri önünde gerçekleştirdi. Bugün son kullanma tarihi geçen şeflerine karşı mücadele ediyor görünen bu batılı şer odakları, o zaman Saddam’ın bu durumunu meşru savunma hakkı olarak gördüler. Bu zulme dayanamayan Irak’taki Kürt Peşmergeler, Türkiye’ye sığındılar. Geçici olarak Mardin’in Kızıltepe ilçesine yerleştirildiler. Daha sonra bu Peşmergelerin bir kısmı Paris’e gönderildi.
Aziz Börü’nün Şahadeti (07 Ağustos 1993)
Kürdistan’ın çorak topraklarında ayetler, ette kemiğe bürünüyordu. Tıpkı Mekke gibi, Medine gibi… Henüz on sekizinde taptaze fidanlar hicreti yaşıyor, bir mezara sahip olmadan kayıp oluyor, İsmailî bir duruşla Rabbe adanıyordu. Evlenmeyi, nişan yüzüğünü şahadete saklayan gençler, kanlı ve kirli bir savaşın enkazını taşıyan coğrafyada tekbirlerle Allah’ı haykırıyordu.
Aziz Börü, bu gençlerden biriydi. Ailesinin en büyük çocuğuydu. Buna binaen ailesi onu evlendirmek için çok çaba sarf etti. Ama Aziz, şahadetin kokusunu alıyordu.
Arkadaşlarıyla birlikte Diyarbakır Ulu Camii civarında bir çay evinde otururken el bombalarıyla saldırıya uğradı. Vücudundan ağır yaralar aldı. Nihayetinde 7 ağustos 1993 yılında henüz on dokuz yaşında iken Kürdistan’daki Müslümanların mazlumiyetine, gözü dönmüş şer şebekelerinin zulmüne şahitlik ederek şehitlik mertebesiyle Rabbine yükseldi.
Kuran Kursu Binası Çöktü (01 Ağustos 2008)
Konya’nın Taşkent ilçesinde kız çocukların eğitim gördüğü, Kur’an Kursu binası çöktü. Üç katlı olan bina, saat 05.00 yerle bir oldu. Çöken enkazda 18 kız çocuk hakkın rahmetine kavuşurken birçoğu da yaralandı.
Çeçen İslam Şurası Kuruldu (01 Ağustos 1996)
Şamil Basayev, 1 Ağustos’ta Çeçenya’da İslam Şurası kurulunca kendisi şuraya başkan oldu. Moskova’da mühendislik eğitimini gördü. Askerliğini Sovyet ordusunda yaptı. Çeçenistan bağımsızlığına kavuşunca memleketinde özel birlikler kurarak Rus istihbaratına karşı mücadele etti.1992’de Çeçen Birlikleri Komutanlığı’ndan Kafkas Konfederasyonu Birlikleri Komutanlığı’na getirildi.1994’te Ruslar evine bombalarla saldırınca ailesinden on bir kişi şehit oldu.1996’da Çeçen Silahlı Kuvvetler Komutanlığı’na getirildi.1997’de Çeçenistan Başbakan’ı oldu. Şamil Basayev, 1 Ağustos’ta Çeçenya’da İslam Şurası kurulunca kendisi şuraya başkan oldu. 10 Temmuz 2006’da konvoylarında bulunan patlayıcı infilak edince Çeçen İslam Şurası Başkanı Şamil Basayev şehit oldu.
Tarihte Bu Ay / İnzar Dergisi - Ağustos 2013
İnzar - Tarihte Bu Ay