Cezbedarınım Senin
Cezbedar ne ki
BEN kurbanınım Senin
Nebiler ülkesinde Sen sultansın
Çağlara açılan şems-i tabansın
Günler haftalar ve mevsimler
Seninle dolsa da ey aşk
Sen doyulmayansın
Bir kurumuş yaprak gibi
Dalından kopmanın tartalasındayım
Ben aslında Sensizliğin yasındayım
Kalbimi Seninle doldurmuş olsam da
Gözümü doyuramadım aşkla
Her bahar güzelim
Ben yeniden dirilirim
Ey güzeller güzeli
Sende dirilirim
Bahtıma düşen hep hazan olsa da
Sen âlemlere en taze baharsın
Sen en güzel yârsın
Sonsuz şükürler ulu Yezdan’a ki Sen varsın
Aşkımızı kıskanır mı zaman
Yolumda evcilleşmemiş devler var; aman!
Hainler pusuya düşürmeden bizleri
Yetiş ey âşıkların rehberi
Kendimi bildim bileli
Hayatımda bir çöl vardı bir de Sen
Çölde bir damla su bulunmazken
Sende ise hiçbir kusur
Ey sevda yüklü huzur
Gel ve bir daha secdeye dur
Sana gebedir şehir
Sana gebedir meydan
Sen bir daha doğmadasın
Cihanı aşkta boğmadasın
Sen ey aşk
Yine çarpıyor adın sinelerde
Yine bu mevsim
Kalpler Seni pompalıyor damarlara
Kan yerine
Yine bu mevsim
Toprağın yağmura kandığı zaman
Yine bu mevsim
Güllerin aşka geldiği an
Âşık isen ey bülbül haydi uyan
Bu ötüşün
Kupkuru bir nâra değilse
Bu uykusuz bekleyişin
Bir putperest intizarı değilse
Benzersiz gülün tandırında yan!
Zira gül bihemtadır
Zira aşk dürrü yektadır
Sen ey aşk
Sen ey âşıklara sultan
Kadim bir ağıttır mazlum feryadı
Bir inleyiş esriyor zamana
Senden beri
Coğrafya ve tarih
İki kalleş işbirlikçi
Kalem; nicedir ihanet tetikçisi
Hazin öyküyü düşürdü kitabeye
Kitap; artık okunası değil
Kitap; Senin bıraktığın kitap değil
Bütün çıkmazları açacak sen varsın
Sen bir bahr-ı ummansın
Aşk damladı kitaba
Açıldı efsun dolu sayfa
İndi göklerden aşk
Çöllerin en ateşlisine
Yetişin ey dervişler!
Yetimler, öksüzler ve behlüller
Kimsecikler kalmasın
Aşkın bezirgânları
Dolaşır sokakları
Mahmudu arayan kim?
Tüm sahra mahmud oldu
Taştı nil’in suları
Sihirli bir el sonra
Çöl kumunu okşadı
Her biri bir gül oldu
Dünyanın tüm kumları
Sevdaya giden yolda
Tüm kapılar kapalı
Kilidi açtı Ahmed
Bu aşkın anahtarı
Sen ey aşk
Ey sevgili ey suzan!
Kördüğüm olurken yâr
Ruhumun tüm yolları
Sen cansın, sen hayatsın, sen yârsın
Tüm düğümleri açan sen varsın
Bekleşiyor ahali
En esrik meydanlarda
Ağlaşıyor ahali
Bu gurbette bu darda
Bu kapanmaz yarayı
Senden başka kim sarsın
Ey mahbub-u dilara
Tüm hasta âşıklara
Bir tek şifa sen varsın
Sen ey aşk
Bu koca kâinat
Sensiz bir harabedir
Cennetler dahi sensiz
Birer uzlethanedir
Neylesin gönüller
Sarayı köşkü
Neylesin bedenler
Cümbüşü meşki
Sensiz matemhaneye dönmüşse devran
Feryad ve figan sarmışsa her vatanı
Bu muammayı asan eden Sen varsın
Neylesin Seni kaybeden
Cihana olsa da şah
Şahları kademinde turab eden sen varsın
Sen ey aşk
Aşkınla sar bizleri
Harap olmadan tüm beldeler
Viran olmadan bağlar, bostanlar
Şu bizim eller
Yetimce ölmeden ümmetler
Bir yedi beyza ile
Okşayıver başlarımızı
Sana feda başımızı
Göğsüne al ey nebi!
Bu cümle âlemde cana can katan
Bir tek sen varsın
Sonsuz hamd-u sena mevlaya ki
Bize Sen yârsın
Nurullah Gülsever / İnzar Dergisi – Nisan 2013
Nurullah Gülsever