Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
“İyi bilin ki, şu dünya hayatı boş bir oyalanma ve oyundan başka bir şey değildir. Âhiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bunu bilmiş olsalardı!” [Ankebut, 64]
İnsan, psikolojik açıdan sürekli durgun, durağan olamaz. Cansız bir madde misali hareketsiz bir şekilde aynı pozisyonda uzunca bir süre bekleyemez. Çünkü insan yaratılış gereği enerjik, hareketli, duygusal ve düşünsel açıdan her an aktif ve dinamik olmalıdır. Durgunluk insanın fehmini, verimini minimize eder ve dikkat eksikliğine neden olur. Özellikle de duygusal ve zihinsel durgunluk…
Bu durgunluğu dindirmek ve dinamikleştirmek için zihinsel ve duygusal bir hareketlilik, bir macera bazen insan için elzem olabilir. Bu hareketliliğin, maceranın yani eğlenmenin bir ölçüsü, bir sınırı muhakkak vardır/olmalıdır.
Genel olarak eğlence; kapsam açısından çok geniş bir kavram olmakla birlikte toplumların kültürel yapılarına ve zamana göre hızlı değişebilen, çok aktif bir yapıya da sahiptir.
Duyguları kışkırtarak, nefsi besleyerek, haz arzusunu kamçılayarak yaşam kalitesi üzerinde beklenenin çok çok üstünde negatif etki oluşturabilmektedir.
Fark edildiği üzere eğlenceyi üç ayrı dozda değerlendirmek gerekmektedir. İfrat, tefrit ve vasat…
inzar
- İfrat: Hadsiz ve sınırsız eğlence elbette ki hiç bir dönem insani olmamıştır ve hiçbir zaman İslamî de olmayacaktır. Buna “gayrimeşru eğlence” diyoruz. İçine dolaylı veya direk haram karışmış, kötülük bulaşmış, bozukluk oluşturmuş “yasak eğlencelerdir.”
- Haram barındırması, haramı teşvik etmesi, dolaylı da olsa harama meylettirmesi. (içki, fuhuş, kumar, israf, faiz), (Hayvanlara eziyet, canlılara zulüm, doğaya ve tabiata zarar verici unsurlar barındırması... Zira İslam’da zarar vermek ve zarar görmeye razı olmak yoktur. Her varlık muhteremdir.)
- Gayri ahlaki davranışların olması: Yalan, iftira, hakaret, isyan, küfür, müstehcen sözler, Cinsel tahrik vb. unsurları barındırması. Mahrem, namahrem gerçeğine riayetsizlik...
- Allah yolundan alıkoyması, ibadetlerin edasını engellemesi…
- Batıl dinlerin mukaddesatını, şiârlarını, sembollerini alaya almak… Bunları kutsamak da bunlara ta’zim etmek de bu tür günleri kutlamak da eğlenceyi “gayrimeşru eğlence” yapar.
- Küfür sistemlerine benzemek, gayr-i İslamî kültürlere imrenmek ve zalim-cahil-fasık ünlüleri taklit etmek…
- Tefrit: İnsanın hem mânevi hem duygusal ve hem de psikolojik yönleri göz ardı edilmiş olacağından kabul görülebilir değildir. Önyargılı, nakıs ve kasıtlı alınmış bir sonuç, bir karardır. Eğlenceyi, eğlenmeyi tüm yönleriyle gereksiz, yersiz hatta haram saymak! Kısaca buna “etkisiz ve yetkisiz reddiye veya kanalize edilmiş reddiye” diyelim ve başka bir dosyanın konusu olarak bırakalım.
- Vasat: Olması gerekli ve yeterli olan eğlence. Mubah olan, uygun görülen hatta bazen teşvik edilebilir olan eğlence; özü kavramış, kastını ve haddini aşmadan gerekli ve yeterli düzeyde bu ihtiyacın giderilmesini amaçlayan tüm faaliyetlerdir. Hem insanî hem İslamîdir. Buna “meşru eğlence” diyoruz. Meşru eğlence, insanın özüne uygun bir şekilde doğal ve fıtrî olan eğlencedir. İnsani bir ihtiyacının giderilmesidir.
inzar