İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Şehitler İle İlgili Önemli Bilgiler

2014-02-11
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Çok kıymetli kardeşlerim, bu yazımızı da şehitlere ayırdık. Zira şehitler ayında ancak şehitler üzerine yazılır. Şubat ayı içinde, ilahi bir tevafuk olarak İslam âleminin genelinde birçok İslam davetçisi şehit olunca, şubat ayı da tabii olarak şehitler ayı oluverdi.
Allahu Teâlâ’ya layıkıyla hamd, efendimiz Muhammed Mustafa’ya, Onun pak âline, kahraman ashabına ve hak yolda olanlara salat ve selam olsun.

Çok kıymetli kardeşlerim, bu yazımızı da şehitlere ayırdık. Zira şehitler ayında ancak şehitler üzerine yazılır. Şubat ayı içinde, ilahi bir tevafuk olarak İslam âleminin genelinde birçok İslam davetçisi şehit olunca, şubat ayı da tabii olarak şehitler ayı oluverdi.

Bu hususla ilgili size bazı önemli bilgileri maddeler halinde hatırlatmaya çalışacağım. Allahu Teâlâ’ya niyazımız tevfik ve yardımını bizden eksik etmemesidir. Evvela şehitlik kavramına bakalım.

1. Şehidin tarifi: şehid lügatte şahitlik edendir. Istılahta ise şehit, dünya hayatından baki ahiret hayatına özel bir intikalle intikal eden ve Allahu Teâlâ katında özel bir makama erişendir.

2. Şehit ismiyle isimlendirilenleri bazı özellikleri itibariyle üçe ayırmak mümkündür. Bunlar; hem dünyada hem ahirette şehit sayılanlar, sadece ahirette şehit sayılanlar ile sadece dünyada şehit sayılanlardır. Peki, bu kategoridekiler kimlerdir?

a. Dünya ve ahiret şehitleri: Bunlar Allah yolunda başka bir tabirle İslam uğrunda Allah düşmanlarıyla cephede savaşarak öldürülenlerdir. Cumhura göre bu şehitler diğer Müslüman ölüler gibi yıkanmazlar, üzerlerine namaz kılınmaz ve kefenlenmezler. Yani kanıyla birlikte yıkanmadan, kefenlenmeden, içinde şehit olduğu elbiseleriyle ve üzerinde cenaze namazı kılınmadan, şehit olduğu yerde defnedilir. Ahirette de mükemmel olarak şehitlerin mükâfat ve sevabını alırlar.

b. Sadece ahiret şehitleri: Yukarıda zikrettiğimiz öldürülme şeklinde şehit olmayıp ama normal bir ölümden de farklı ve sancılı bir ölümle ölen Müslümanların ölümü bu sınıfa girmektedir. Bu yüzden bu tür şehitler diğer Müslüman ölüler gibi yıkanırlar, kefenlenirler ve üzerlerinde namaz da kılınır. Ancak ahirette ise şehitlerin sevabını eksiksiz alırlar. Bu sınıf şehitlerle ilgili birçok hadis rivayet edilmiştir:

“Hz. Resulullah (SAV) Sahabelerden soruyor: ‘Siz aranızda kimleri şehit sayıyorsunuz?’ Sahabeler: ‘Ya Resulallah! Şehit, Allah yolunda öldürülenlerdir.’ diye cevap verdiler. Resulullah: ‘O zaman ümmetimin şehitleri azdır.’ buyurdular. Sahabeler: ‘Öyleyse başka kimler şehittir?’ diye sordular. Resulullah cevaben dedi ki: ‘Allah yolunda öldürülen şehittir, Allah yolunda ölen şehittir, veba hastalığından ölen şehittir, ishalden ölen şehittir, suda boğularak ölen şehittir.’” (Müslim)

Başka bir hadiste: “Beş sınıf şehit vardır: veba ile ölen, ishal ile ölen, boğularak ölen, yıkım altında kalarak ölen ve Allah yolunda şehit olandır.”(Buhari, Müslim ve İmam Malik)

Hanbeli âlimleri, “Cephe şehidi dışında yirmi küsur şehit vardır” demişler. İmam Suyutî bunu otuza kadar çıkarmış. Bunlar yukarda saydıklarımıza ilaveten şunlardır; “güneş çarpmasıyla ölen, yanarak ölen, göğüs zarı iltihabından ölen, verem ve tüberküloz hastalıklarından ölen, uçurumdan düşerek ölen, Hacda ölen, ilim talep ederken ölen, doğru bir niyetle şehadeti isteyerek ölen, hudutta nöbet tutarak ölen, âlim olarak ölen, deli olarak ölen, doğum nedeniyle ölen, yılan sokmasından ölen, ya dinini ya kanını ya malını ya da ailesini savunurken öldürülen, bir zalime karşı çıkarken öldürülen, bir yırtıcı hayvan tarafından öldürülen, bineğinden düşerek ölen, iffetini koruyarak ve aşkını gizleyerek ölen, Cuma gecesinde ölen, savaşta yaralanıp eve döndükten sonra bir namaz kılacak zaman diliminden sonra ölen.” Bunların hepsi Allah’ın lütfuyla ahiret şehididirler. Dünyada şehit sayılmazlar. Hepsi de normal ölüler gibi yıkanıp kefenlenirler ve cenaze namazları kılınır ancak ahirette şehitlerin sevabını alırlar. (El-fıkhul-İslami/Vehbe Zuhayli c.2 s.1594,1595)

c. Sadece dünya şehitleri: İmam Şafii’ye göre bunlar, kâfirlerle yapılan savaşta öldürülmüş ancak Allah rızası dışındaki bir amaçla mesela gösteriş ve ganimet için savaşa katılanlar ile ya da savaştan kaçarken yahut ganimetten bir şeyler çaldıktan sonra öldürülen kişilerdir. Bu kişi zahiren şehit olduğu için hakiki şehitler gibi yıkanmaz ve cenaze namazları kılınmazlar ancak ahirette şehitlerin sevabından mahrumdurlar. (El-fıkhul-İslami/Vehbe Zuhayli c.2 s.1588,1589)

Bir hadis-i şerifte şöyle geçmektedir: “Öldürülüp de insanların şehit bildiği üç kişi vardır; biri mü`min bir adamdır. Canı ve malıyla Allah yolunda cihad ederken düşmanla karşılaşıyor ve öldürülünceye kadar onlarla çarpışıyor. İşte bu göğsü inşirah eden şehittir. Allah’ın cennetindedir, O’nun arşının gölgesindedir. Nübüvvet faziletiyle ancak nebiler ondan üstün gelebiliyorlar.

Biri de değişik günah ve hatalar işlemiş sonra da canı ve malıyla Allah yolunda cihad ediyor ta ki düşmanla karşılaşıyor. O da öldürülünceye kadar onlarla çarpışıyor. İşte bu kişi de temizlenmiştir. Onun şehadeti günah ve hatalarını temizlemiştir. Zira kılıç hatalarını düzeltiyor. Cennetin sekiz kapısı vardır. Hangisinden istese ondan cennete girebilir. Bazı cennetler bazılarından daha üstündür. Cehennemin de yedi kapısı vardır.

Diğer biri de münafık bir adamdır. Canı ve malıyla cihad ediyor ta ki düşmanlarla karşılaşıyor. Öldürülünceye kadar görünüşte Allah yolunda savaşıyor. İşte bu kişi ateşte olacaktır. Zira kılıç nifakı temizleyemiyor.” (İmam Ahmed, İbn-i Hibban sahihlerinde rivayet etmişler. Lafız İbn-i Hibban’ındır. Ayrıca Taberani ve Belhaki de rivayet etmişler. Avnu’l-Mürid Şerhu-Cevherettut-tevhid. C.2 s. 1132)

3. Şehitlerin Faziletleri ve Sevapları: Allah yolunda savaşarak ölen şehitlerin fazileti faziletlerin en büyüğü olduğu için Allahu Teâlâ Kur’an’da hep onları zikretmektedir. Onların kendi katındaki makam, sevap ve faziletlerinden açıkça bahsetmektedir. Bu husustaki bazı ayetler şunlardır:

“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Aksine onlar diridirler, fakat bunu siz fark etmezsiniz.” (Bakara 154)

“Allah yolunda öldürülenleri kesinlikle ölüler saymayınız. Bilakis onlar diridirler. Rableri katında rızıklandırılırlar. Allah’ın onlara lütfundan verdikleriyle mutlu olurlar. Onlar, şehit olmayıp arkalarında kalanlara da hiçbir korku ve üzüntünün olmadığını müjdelemek isterler. Allah’ın nimetini, lütfunu ve Allah’ın mü`minlerin mükâfatını asla zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.” (Al-i İmran: 169,170,171)

Bu ayetin nüzul sebebiyle ilgili İbn-i Abbas (r.anhüma) Hz. Resulullah (SAV)’tan şöyle rivayet etmiştir: “Uhud’da kardeşleriniz şehit olduğu zaman, Allah onların ruhlarını birer yeşil kuşun içine yerleştirdi. Bunlar cennetin nehirlerine varıyorlar. Cennetin meyvelerinden yerler ve arşın gölgesinde asılı bazı kandillerde barınıyorlar. Kendilerine güzel yiyecek, içecek ve yuva bulduklarından; ‘keşke biri olsaydı da ölmediğimizi, cennette olduğumuzu ve rızıklandırıldığımızı kardeşlerimize ulaştırsaydı. Ta ki cihaddan vazgeçmeyip savaştan geri durmasınlar.’ derler. Allahu Teâlâ da ‘Ben onlara ulaştıracağım’ diyerek Al-i İmran 169,170,171 ayetleri nazil etti” (Ebu Davud sahih bir rivayetle rivayet etmiştir. Kurtubî Tefsirinde adı geçen ayetlerin tefsiri)

4. Allahu Teâlâ’nın şehitlere olan bir ikramı da onların kabir suali ve sorgusundan muaf olmalarıdır. Kabirde Münker ve Nekir adındaki meleklerin sorgusundan sadece enbiyalar ve şehitler müstesnadır.

Bir sahabe Resulullah (SAV)’tan sordu: “Ya Resulallah! Kabirde niye her mü`min sorguya çekiliyor da şehitler çekilmiyorlar? Resulullah (SAV) ‘Başlarının üstündeki kılıcın parıltısı sınav olarak şehide yeterlidir.’ diye cevap verdi.” (Nesai/Kurtubî tefsiri Al-i İmran’ın 140. Ayetinin tefsiri)

5. Şehide şehid adının verilmesindeki hikmetler: Bu hususta birçok görüş vardır. İbnu’l-Enbari “Allah ve melaikeleri onun cennetlik olduğuna dair ona şahitlik ettikleri için bu isim kendisine verilmiştir.” demiştir. (Nisaburi Tefsiri)

İmam Kurtubî kendi tefsirinde şöyle yazmıştır:

“Bazıları, şehit cennetle müjdelendiği için ona şehid denildiğini söylemişler. Bazıları da ona şehid denilmesinin sebebini ruhlarının Daru’s-Selam’da olmasına bağlamışlar. Zira onlar Rableri katında diridirler; şehid şahit anlamındadır. Yani cennette hazır olandır, demişler ve doğru olan da budur.” (Kurtubî Tefsiri/Al-i İmran 140. Ayetin tefsiri)

Keşşaf’da, Allah yolunda öldürülene şehid denir, zira melekler ruhunun alınmasında hazır bulunuyorlar ve kendisi Allah’ın huzurunda hazır bulunuyor, denilmektedir. (Keşşafu Istılahil Fünun)

6. Cennete girdikten sonra şehitlerden başka dünyaya geri dönmek isteyen yoktur:

“Cennete girdikten sonra şehitten başka tekrar dünyaya geri gelmek isteyen hiç kimse yoktur. Velev ki yeryüzünde olan her şey onun olsa da… Ancak şehit temenni eder ki dünyaya dönüp Allah yolunda on defa öldürülmek ister. Zira şehitlere ne denli ikram edildiğini müşahede edip görmüşlerdir.” Bir rivayette de “Ne denli şehadetin faziletinin büyük olduğunu görmüşlerdir.” denilmektedir. (Buhari ve Müslim Riyazü’s-Salihin İmam Nevevi)

Ahirette cennete girenlerden biri getiriliyor. Allahu Teâlâ “Ey Âdemoğlu konağını nasıl buldun?” diye ona sorar. Adam: “En güzel konak olarak buldum” şeklinde cevaplar. Allahu Teâlâ ona; “istekte bulun” der. O da: “Ya Rabbi Senden dünyaya döndürülmemi istiyorum ki on defa senin yolunda öldürüleyim” der. Zira şehadetin faziletinin ne kadar büyük olduğunu görmektedir.

7. Allahu Teâlâ’nın şehitlere bir ikramı da şehitlerin bütün günahlarının bağışlanmasıdır. Fakat kul hakkı bundan müstesnadır. Bu husustaki hadisler:

“Allahu Teâlâ şehidin bütün günahlarını bağışlamaktadır, borç hariç.” (Müslim/Riyazü’s-Salihin İmam Nevevi)

“Cebrail bana Allah yolunda ölmenin borç dışındaki her şeyin kefareti olduğunu söyledi.” (Müslim/Riyazü’s-Salihin)

İmam Kurtubî Camiu’l-Ahkâm adlı tefsirinde bununla ilgili şunları söylemektedir: “Âlimlerimiz demişler ki hadislerde özellikle borçtan bahsediliyor olması şehidin zimmetine taalluk eden bütün hukuklara dikkati çekmek içindir. Gasp, haram kazanç, haksız yere kasti olarak adam öldürmek ve sair diğer bütün mesuliyetler gibi… Tabi diğer insanlar gibi bütün bu hukuklar şehidin hasenat ve sevaplarından ödenecektir. (Bu hususta birçok rivayet vardır. Konu uzamasın diye yazılmamıştır.)

Ayrıca İmam Kurtubî şöyle demektedir: Eğer denilse bu hadisler gösteriyor ki bazı şehitler şehit edildiği anda cennete girmiyorlar, ruhları kuşun içinde de olmuyor, kabirlerinde de olmuyor o zaman bunların ruhları nerde oluyor. Biz de cevaben deriz ki Resulullah (SAV)’tan şöyle bir rivayet varid olmuştur ki, Zat-ı Alisi şöyle buyurmuştur: “Şehitlerin ruhu cennet kapısında barik denilen bir nehrin üzerindedir. Sabah akşam rızıkları cennetten kendilerine çıkarılmaktadır.” İşte cennete giremeyen ve ruhları bu nehir üzerinde olanlar bahsi geçen borçlu şehitler olabilirler. Tabi en iyisini Allah bilir.” (Camiu’l-Ahkâm Kurtubî Tefsiri)

8. Ebi Emame’den rivayet edilmiştir ki; “Ben Resulullah (SAV)’tan duydum ki diyordu ki; ‘Denizin şehidi karanın iki şehidi gibidir. Denizde başı dönen karada kendi kanında kıvranan gibidir. İki dalga arasına giren dünyada ömrünü Allah’ın itaatinde geçiren gibidir. Allahu Teâlâ bütün ruhların alınmasını Azrail(AS)’e teslim etmiştir. Ancak denizde şehit olanların ruhu bundan hariçtir. Zira onların ruhlarını Allahu Teâlâ bizzat almaktadır. Allahu Teâlâ karada şehid olanların borç dışındaki bütün günahlarını bağışlıyor. Denizde şehid olanların ise borçları da dâhil olmak üzere bütün günahlarını bağışlıyor.” (Kurtubî tefsir: Al-i İmran 169,170 ayetlerinin tefsiri)

9. “Allahu Teâlâ şehadeti gönülden isteyeni velev ki yatağında da ölse şehitlerin makamına ulaştırır.” (Müslim/Riyazü’s-Salihin)

“Gönülden şehid olmayı talep eden şehid olmasa da şehidlik makamı kendisine verilir.” (Müslim/Riyazü’s-Salihin)

10. Şehitlerin şefaat etmeleriyle ilgili hadisler:

“Kıyamet gününde üç sınıf insan şefaat ederler. Bunlar Nebiler, sonra âlimler ve sonra da şehidlerdir. (İbn-i Mace)

“Şehidin kendi ev ehlinden yetmiş kişi için şefaati kabul olunur.” (Ebu Davud)

“Allah katında şehitlerin altı meziyeti mevcuttur: Günahları bağışlanır, cennetteki yerini görür, kabir azabından korunur, kıyamet gününün büyük korkusundan emin olur, vakar tacı başına konar ki o taştan bir yakut bütün dünya ve içindekilerden daha değerlidir. Yetmiş iki huri ile evlenir ve yetmiş akrabası için şefaati kabul olunur. (Tirmizi sahih bir senetle Tacu’l-Usul)

11. Şehitlerin hayatıyla ilgili Üstad Bediüzzaman’ın Mektubat eserinin başında güzel bir izahatı vardır. Konuya olan münasebetinden ötürü buraya da almayı ve yazıyı bu şekilde bitirmeyi uygun gördüm:

“Nass-ı Kur’an’la, şüheda hayat-ı dünyevilerini tarik-i hakta feda ettikleri için, Cenab-ı Hak kemal-i kereminden, onlara hayat-ı dünyeviyeye benzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayat-ı âlem-i berzahta onlara ihsan eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar. Yalnız kendilerinin daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar, kemal-i saadetle mütelezziz oluyorlar, ölümdeki firak acılığını hissetmiyorlar. Ehl-i kuburun çendan ruhları bakidir; fakat kendilerini ölmüş biliyorlar. Berzahta aldıkları lezzet ve saadet, şühedanın lezzetine yetişmez.

Nasıl ki iki adam bir rüyada cennet gibi güzel bir saraya girerler. Birisi rüyada olduğunu bilir; aldığı keyif ve lezzet pek noksandır. “Ben uyansam bu lezzet kaçacak” diye düşünür. Diğeri rüyada olduğunu bilmiyor; hakiki lezzet ve hakiki saadete mazhar olur. İşte âlem-i berzahtaki emvat ve şühedanın hayat-ı berzahiyeden istifadeleri öyle farklıdır.”

Allahu Teâla kendi yolunda şehadeti bana ve isteyen tüm Müslümanlara kısmet etsin. Âmin

Selam ve dua ile sizleri yüce Allah’a emanet ediyorum.

M. Beşir Varol / İnzar Dergisi – Şubat 2014 (113. Sayı)
 

 


Mehmet Beşir Varol

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS