Selvi boylu bir özlem
Yeşerir, büyür, fezaya tırmanır
Ruhumun penceresini yırtar da
Dünyamı çepeçevre kuşatır
Bir sevda ile arzularıma kurulur
Koparır toprak anadan ben’imi
Şefkat ile vahyin kucağına bırakır
Sert rüzgârların iklimidir bu
Tiz bir ıslık eşliğinde
Ruhumun penceresinden haşince
Durmadan benimi döver
Dudaklarım çatlar
Fırat suyunu çeker
Bedenim upuzun düşer de
Beton zemin üzerine
Cemalin hayalimde
Aşkın yüreğimde
Adın zikrimdedir senin
Azalarım camid
Gözlerim kapalı
…
Damarlarımda akan kan
Cılız kalp atışlarım
Kılıç ve mızrağımdır direnişimde
Sevdama kalkan
Varsın tenim olsun
Kargıların, kamçıların önünde
Analar yetimleri ile avunadursun
Ben, sevdadan yana özlem büyütürüm
Hasret bahçesinde,
Çiçek yerine
Sen Mekke’nin ıssız çölündesin
İsmail ile
Ben, esaretin çileli kollarında
Kadim derdimle hücrede
Ömrüm sa’y ile geçti Hacer!
Seherde iltica tepesindeyim, secdede
Gündüz direniş vadisinde
“Bir ensar!” diyen feryadın dilimde
Bilirim Hacer!
Sa’y ve çırpınışın nefsine değil
İsmail içindir
Hicrete, yalnızlığa, Rahmani derde sabrın
Vuslatın şartı oldu
Zemzem fışkırdı
Hayat verdi
“Allah’a kasem olsun ki…”
Rabbinin sınaması çetin oldu Hacer
Çölün acımasızlığı
Yedi başlı ejderhaydı
Sen kazandın
Vâhânın borasına yıkılmadın
İsmail’in çığlıkları
Yüreğinde kasırga oldu
İçinde büyüttüğün sevda
Kum denizini tutuşturdu
Sahra tutamadı feryadını
Sığ kaldı
Devran döndü, zaman aktı
Ümmet çoğaldı, lakin
Senin sevdan
Vuslat şartı ile cilvesi
Hep aynı kaldı
Zemzem burada da fışkırdı Hacer!
Hem hücremde,
Tam yanı başımda
Büyüsün diye sevdamı suladım onunla
Derdim ilahidir
Dermanı
Diderişin kollarında
Şeyhzade Demir / İnzar Dermir - Ekim 2013 (109. Sayı)
Şehzade Demir