Müslümanlar olarak yaşamış olduğumuz olayları ve gelişen hadiseleri iyi tahlil etmeli, Kur’an ve Sünnet penceresinden bakıp iyi değerlendirmeliyiz. Ümmet olarak derin bir sarsıntı yaşamaktayız. Ancak sünnetullah gereği inanıyor ve umuyoruz ki Müslümanların yaşamış olduğu bunca zorluk ve sıkıntıdan sonrabirinşirah dönemi yaşayacağız.“Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah- 5)
Bu süreç ne kadar zorlu olursa olsun neticesinde muvaffakiyet takva sahibi Müslümanların olacaktır inşallah. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Biz Müslümanlara düşen, bu süreci layıkıyla değerlendirip Rabbimizin bizlere yüklediği sorumluluğu hakkıyla yerine getirmektir. Yaşamış olduğumuz sıkıntılı dönemden ders çıkartıp davamıza daha sıkı sarılmaktır. Rabbimizin şu hükmünün tecelli edeceğinden hiçbir kuşku duymamaktayız: “… Allah sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve kâfirlerin ardını (kökünü) kesmek istiyordu. Mücrimler (kâfirler, müşrikler) hoş görmeseler de (Allah, ) hakkı gerçekleştirmek ve batılı yok etmek için (bunu istiyordu).” (Enfal: 7–8)
Yaşamış olduğumuz sürecin zorluklarıyla beraber neticede hak üstün gelecek, batıl ise yok olacaktır. İslam ümmeti olarak bu ilahi vaatle sevinmemiz ve önümüze çıkacak zorluklara karşı hazırlıklı olmamız gerekir. Rabbimizin mukadderatının tecellisi için en başta maneviyatımızı güçlendirmemiz ve lazım olan bütün maddi sebeplere başvurmamız gerekir. Bu süreçten ümmet olarak başarıyla çıkmak, küfrün ve tuğyanın belini kırmak durumundayız. Maneviyatımızı güçlendirmezsek ve İslam dairesi içinde bütün maddi sebeplere başvurmazsak neticesi mağlubiyet olur. Müslümanlar aziz ve üstün durumda olmalıdırlar. Küfrün tasallutuna son verip ilahi adaleti ve ahkâmıhâkim kılmamız gerekiyor.
Hz. Ömer (RA) komutanlarına ve askerlerine hep şu hatırlatmada bulunuyordu: “Ey Müslümanlar! Sizler Allah yolundasınız. Allah’a karşı gelmekten utanınız!” Bizler de aziz İslam davasına gönül vermiş ve bu uğurda yola çıkmış bütün kardeşlerimize aynı tavsiyeyi yapıyoruz. Unutmamak gerekir ki tarihin hiçbir döneminde Müslümanlar, kendi güç ve imkânlarıyla zafer elde etmemişlerdir. Elde etmiş oldukları zaferlerinin temelinde hep güçlü iman ve üstün takvaları olmuştur. Manevi yöndeki eksiklik ve esbaba sarılmadaki ihmalkârlık, peşinden yenilgiyi getirmiştir.
İçinde yaşamış olduğumuz toplumda münkerat ve masiyetin hangi boyutlara ulaştığı hepimizin malumudur. Tüm kardeşler olarak bizler; başta kendimizi, ailelerimizi, akrabalarımızı, dostlarımızı ve peyderpey toplumun diğer kesimlerini bu haram bataklığından ve masiyet felaketinden korumaya yönelik büyük bir gayret sarf etmemiz gerekmektedir. Bunun, öncelikli görevlerimiz içerisinde olduğunu hiçbir zaman unutmamamız gerekir. Bir taraftan insanlarımızı haramdan korumaya çalışırken diğer taraftanharamın kaynaklarını kurutup yoketme gayreti içinde olacağız.
Haram ve masiyet, Müslümanların gücünü yok eden felaketlerdir. Harama bulaşmış bir topluluk, su üzerinde bulunan çerçöpten farklı bir özellik arz etmez. Güç ve kuvvet, iman ve takvadan neşet eder. İslam cemaatinin fertleri ve bağlıları olarak iman, ihlâs ve takvamızı daha bir güçlendirme ve muhkem kılmaçabası içinde olmalıyız. Bunun için de helal ve haram konusunda çok daha dikkatli olmalı hatta şüpheli şeylerden dahi sakınmalıyız. İslam dininde cemaatin büyük ehemmiyet arz etmesi, fertlerini her türlü münkerattan ve masiyetten koruması ve hayra yöneltmesi sebebiyledir.Onun için Müslüman kardeşler ve İslam cemaatinin fertleriolarakbir taraftan birbirimizi haram ve masiyetten korumalı, diğer taraftan da Allah’a (CC) itaateve hayırlara yönelmeye teşviketmeliyiz.
Allah (CC)’nun yardım kapılarının açılmasında “sabır ve namaz”ın belirleyici olduğu unutulmamalıdır. Allah (CC)’ya kullukta ve sınırlarını muhafazada, sabır zırhına bürünmeliyiz. İslami mücadelede İman ve takvayla beraber mutlaka güçlü bir sabırolmalıdır. Mücadele yolunda ancak sabredenler başarıya ulaşırlar. Diğer önemli bir husus da namazdır. Namaza bütün benliğimizle ve varlığımızla sarılmalıyız. Huşu ile namaz kılmaya itina göstermeli, erkânına riayet etmeli ve özellikle de tüm farz namazlarımızı cemaatle kılmaya azami gayret göstermeliyiz. Namazımızla Rabbimize olan niyazımızı daha bir artırmalı, namazımızı yardım kapılarının açılması ve üzerimize rahmetinin boşalmasına vesile kılmalıyız.
İslam düşmanlarının boş durmadıkları ve sürekli şeytani planların peşinde olduklarıbilinen bir gerçektir. İnsanlarımızı ifsat etmek, oluşan manevi havayı dağıtmak, İslam’a ve İslami değerlere olan bağlılıklarını zayıflatmak için çirkeflikler tertip etmeleri, İslami aktivitelerimize engel olmaya çalışmaları ve bunun için taşkınlık çıkarmaları kuşkusuz şeytani planlarından sadece birkaçıdır. Müslümanlar olarak bu tür şeytani planlara ve desiselere karşı dikkatli ve uyanık olmamız gerekir. Bu şer odaklarının hesaplarını boşa çıkarıp akamete uğratmalıyız. Güçlü bir şekilde inanmalıyız ki bu toprakların ve coğrafyanın sahipleri Müslümanlardır. Buranın kaderini İslam ve Müslümanlar belirleyecektir. Bu toplumun mayası İslam’la yoğrulmuştur. Müslümanlar olarak Rabbimizin ipine sımsıkı sarılacağız. Bütün alanlarda toplumumuzu kucaklayarakküfrün ve batılın her türlü ifsadından ve kokuşmuşluğundan kurtarmaya çalışacağız.
Ey hassasiyet sahibi kardeşler! Zaman, İslam ve İslam’ın hâkimiyeti uğruna seferber olma, dünya ve ahiretimizi kurtarma zamanıdır. Zaman, “Allah’ın mağfiretine ve cennetine koşma” zamanıdır.
Rabbim! Seni çağıranı cevapsız bırakmazsın. Kalplerimizle, dillerimizle ve uzuvlarımızla Seni razı edecek işleri bizlere yaptır.
Allah (CC)`ya emanet olun.
Başyazı / İnzar Dergisi – Mayıs 2013
Başyazı