İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Ruhsuz Yontu

2016-05-18
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Aylar süren hummalı çalışma sonunda büyük reklam ustalarının tasarımıyla hazırlanan afiş, aynı gün, aynı saatte dünyanın en ücra köşesine kadar her yere bilinmeyen birileri tarafından asıldı.
Aylar süren hummalı çalışma sonunda büyük reklam ustalarının tasarımıyla hazırlanan afiş, aynı gün, aynı saatte dünyanın en ücra köşesine kadar her yere bilinmeyen birileri tarafından asıldı.

Dünya, ilk defa böyle devasa bir organizasyona tanık oluyordu. Organizatörler kimlerden müteşekkil, finansı kim sağlıyor, bunlar tam bir muammaydı. Kimileri İluminati’nin bir çalışması derken, kimileri de İluminati’nin üstünde yeni bir oluşumun varlığından söz ediyor, yeni oluşumun insanı tanrılaştırma gayesiyle yola çıktığından, insanı merkeze alan yapının zamanla tüm dinleri ortadan kaldıracağından, sanatta zirve kişilerin tanrılaştırılacağından; Antik Yunan dinlerindeki güzellik tanrıçası, ateş tanrısı, su tanrısı gibi yeni dinde de resim tanrısı, bale tanrıçası, ses tanrısı, nefes tanrısı gibi yeni tanrıların belirleneceğini iddia ediyordu.

Organizasyon gereği önce bölge birincileri belirlenecek, bölgelerden ülke birincilerine daha sonra kıta birincileri ve finalde de kâinat birincileri seçilecekti.

Put City’de de aynı afişlerin asılması herkesin dikkatini çekti. Dünyanın farklı coğrafyalarındaki tartışmaların bir benzeri de burada yapıldı. Kimileri bilmediği bir konuda ahkâm keserken, kimilerinde de  merak duygusu tavan yapmıştı. Ancak meczup diye bilinen Derviş İbrahim’in yüz ifadesinde pek mutluluk emareleri görülmemektedir, zaten bu meczubun mimiklerinden duygularını okumak imkânsız gibi bir şeydir.

Adeta mimikleri aldırılmış bu meczubun diğer insanlardan farkı ketum derecesindeki sessizliği ve bakışlarındaki derinliktir. Gözlerinin içine baktığınızda okyanusun derinliklerinde debelenmeniz içten bile değildir.

Ayda en fazla bir cümle kullanan bu durc-i esrar Derviş`in duygularını okumaya kalkışmak beyhude bir çabadan öte bir anlam ifade etmez.

Put City`de afişler asıldıktan bir gün sonra billboardlardaki bütün afişlerin yitildiği bir sabaha uyandı halk.

Derviş İbrahim`in afişleri yırttığını görenlerin olduğu söylense de bunun kenar mahalle dedikodularından ibaret olduğunu söyleyenler de yok değildi.

Ancak ortada bir hakikat vardı ki afişlerin asılmasından bir süre sonra Derviş İbrahim’in ortadan kayboluşuydu. Sırra kadem basan Derviş için yapılan tüm aramalar sonuçsuz kalmıştı.

Birkaç gün sonra halk işine gücüne dönmüş, Derviş İbrahim`in kayboluşu çocuklara anlatılan masalvari bir havaya bürünmüştü.
…

Kıta birincilerinden sonra kâinat birincilerinin belirleneceği gün gelip çatmış, final için tüm dünya nefeslerini tutmuş; herkes, sanat ve bilim alanındaki tanrılar ve tanrıçaların belirleneceği salona kitlenmişti.

Büyük meydanlardaki dev ekranlara kitlenen yığınlar, yaklaşık iki yıldır elemeleri yapılan bu dev organizasyon öncesi lal kesilmişlerdi.

Para kazanmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan Capitol’un öncülüğünde para babaları bahis adıyla milyonlardan para toplamış, bahis firmalarının iştirakiyle de yarışma farklı bir atmosfer kazanmıştı.

Heykeltıraş, arkeologların birikiminden yararlanarak arkaik bir hava verdiği yontusuna Mısırlılardan kalma bir amulet asmış.

Ressam, elindeki paleti akrilik boyayla tuvaline aksan verip taslağını eskize dönüştürmekle meşgul…

 Çağın Baudelaire`si olarak tanınan söz ustası şair, şiirini allegorik öğelerle bezemekte…

Yaşlı Pilinus, mermer üstüne yapılan ankostik resimde pigmentler balmumunu, fildişi üstüne yapılan bitkisel kökenli saydam bir zamkla karıştırmış, spatula ile zemine yaymıştı.

Bahause okulunun büyük mimarı, Mimar Suger,  romanesk ve gotik çizimlerine son havayı veriyordu.

Arp, resimlerine  biyomorfik biçim verirken; Rembrandt da chıaroscuro biçiminde yaptıkları tablolarının ışık-gölge dağılımını yapıyordu.

Bir başka sanatçı da detramp çalışmasına son rötüşları yapıyordu.

Klasikler eski tarz şiirleri geliştirip eklektisizme kayarken, Dadaistler kuralları yerle yeksan edip estetik kaygıları boşlamışlardı.

Leonardo Da Vinci`nin torunu, resimlerine atmosferik perspektif vermiş; fotoğrafçı, günün öneminden dolayı objeyi objektif olarak sunmak için olsa gerek enstantane ve diyafram değerini otomatik ölçen pozmetreyi ayarlayıp defalarca deklanşöre basıyordu.

Kromaterapistler kromatik yöntemlerle hastaları iyileştireceklerini iddia edip Hz. İsa’nın mucizesini boşa çıkaracaklarını söylüyorlardı.

Yontucu kendinden emin bir biçimde kuros heykeline bakıyor ve kendisiyle gurur duyuyordu.

Sanatçılar mimesisten uzak olmakla övünüyor ve öykünmeyi sanat ve sanatçının en büyük kusuru görüyorlardı. Sanat, yaratımsaldı ve yaratıcılıktan uzak sanatın bu organizasyonda yeri olamazdı onlara göre.

Oryantalistler Batı’ya Doğu’nun sanatını götürmekle meşgul iken, nü resmin ustaları da nüanslarla uğraşmaktaydı.

R. Fulton panorama biçimindeki polikromik tablosuna son bir defa baktı, bahisçiler bu tabloyu favori görüyordu.

Din adamları, poliptik levhaların birinci olması için istavroz çıkarıyor ve belli belirsiz bir şeyler mırıldanıyordu.

Kitleler de pop art duygularının tercümanı tablolara umut bağlamıştı.
Üçüncü dünya ülkelerinin primitif diye adlandırılan sanatı adet yerini bulsun diye salona kabul edilmişti.
Dünyadaki retrospektif sergilerin gözde eserleri de yerlerini almıştı.

Siluet biçimindeki sfenksler görenleri büyülemiş; telkari, tempera tezhip, triptik gibi sanatlar bir armoni oluşturmuştu.

Mimar maketine son bir göz attı.

Her sanatçıda kendinden emin bir eda, seyircilerin dilinde coşkulu bir seda vardı.
…

Jüri, birincileri belirlemişti. Tüm dünya, medeni dünyada sanata yön verenlerin sahneye çıkmasını beklerken yaklaşık iki yıldır kırklara karıştığı varsayılan Meczup İbrahim elinde bir baltayla sahneye çıktı.

Görevliler müdahale etmek istedi, ancak jüri buna engel oldu. Seyirciler Meczup İbrahim’in sahneye çıkışını organizasyonun bir parçası sandı.
Meczup İbrahim:

-   Ey yenidünyanın tanrı adayları, yarattıklarınıza bir de ruh versenize!

Seyirciler büyük bir şok içinde, bahisçiler şaşkın…

Devamla; Hakikat şu: Allah insanı yarattı, insan da tanrıyı.

Hamdullah Yıldız / İnzar Dergisi – Mayıs 2016 (140. Sayı)
 

Hamdullah Yıldız

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS