Bu asırda İslam’ı tebliğ etmeyi, sair İslamî hizmetlerin önünde tutmak için pek çok neden vardır:
İslam’a yönelik fizikî/silahlı saldırılar, Hz. Peygamber salallahü aleyhi vesellem henüz Medine’ye hicret ettiğinde başladı ve yüzyıllar boyunca hiçbir zaman durmadı.
Ortodoks Bizans’ın başkenti İstanbul fethedilemeyince Bizans’ın İslam’a yönelik silahlı saldırıları aralıksız sürdü. İslam orduları, zaman zaman Üsküdar’a kadar geldiler. Hatta Trakya üzerinden bugünkü Galata Kulesi’nin bulunduğu semte ulaşıp orada mescid bile inşa ettiler. Ama bir türlü İstanbul’u fethedemeyince Müslümanların ihtilafa düştükleri her dönemde Bizans, İslam âlemine yönelik silahlı saldırıda bulundu, alanını genişletti.
Bizans, Malatya’da katliamlar gerçekleştirirken zaman zaman Halep’in güneyine kadar dahi inip orada bile katliamlar yaptı.
Aynı süreçte Katolik Avrupa da Endülüs üzerinden İslam’a yönelik saldırılarını devam ettirdi. Endülüs’le beraber Akdeniz’de de Müslümanlara karşı başarılar kazanıp Sicilya gibi çok kıymetli bir İslam yurdunu sürece yayarak Hıristiyanlaştırdı.
Selçuklular Anadolu’yu fethedip İznik’i başkent edinince Bizans, Müslümanlar karşısında aciz kaldı, Katolik Avrupa ile ittifak kurup İslam’a yönelik saldırılar düzenledi. Haçlı Seferleri denen bu Hıristiyan İttifakı saldırıları, üç asra yayılacak kadar uzun sürdü.
Yüzyıllar süren Haçlı saldırıları, İlhanlıların yol açtığı kimi sorunlarla birlikle düşünüldüğünde yüzyıla yaklaşan Moğol saldırıları ile Miladi 13. yüzyılın ortalarında birleşti. Batı’dan gelen Haçlılarla şiddetli bir savaş hâlinde olan Müslümanlar, bir anda kendilerini doğuda Moğol saldırısı altında buldular. Haçlılar, sözde Ehl-i Kitap; Moğollar putperest (pagan) idi. Ama Haçlıların en şeditlerinden IX. Louis, 1248’de Yedinci Haçlı Seferi için Kıbrıs adasına ulaştığında Moğol Hükümdarı Göyük Han, ordu komutanı İlciktay’ı Haçlılarla temas kurması için görevlendirdi. İlciktay, kıymetli hediyelerle birlikte David ve Markus adlı iki Nasuturi keşişi Louis’e gönderdi, ona “Ortak düşman İslam’a karşı” birlikte savaşmayı teklif etti.
Daha sonra Papalık tarafından Aziz (Saint, ermiş kişi, veli) ilan edilecek kadar Hıristiyanlığa bağlı Louis, putperest bile sayılmayacak kadar dine uzak Moğolların bu teklifini memnuniyetle kabul etti ve teklifi kabul ettiğini bildirmek için kendisi de ona elçi gönderdi.
Allahüekber!
Bu o kadar güç bir durumdu ki anlatılması hakikaten zor! Müslümanların hükümdarı Selahâddîn-i Eyyûbî’nin kardeşi Melikü’l-Adîl’in torunu Melik Salih el-Eyyûb hastaydı, sonra savaş sırasında vefat etti.
Müslümanlar, böyle bir savaşta iken bir de hükümdarsız kaldılar, buna rağmen bu silahlı saldırının üstesinden geldiler. Müslümanlar, 1250’de Fransız Kralı Louis’i esir aldılar, Moğol Komutanı Ketboğa’yı ise on yıl sonra 1260’ta Ayncalut Savaşı’nda ortadan kaldırdılar. Böylece Batı’yı da Doğu’yu da dize getirdiler.
Osmanlı günlerinde de Katolik Avrupa ile Ortodoks Rusya bir olup hücum ettiğinde bile İslam kuvvetleri, savaş meydanlarında hiçbir zaman tam bir yenilgiye uğramadılar.
Ne var ki Batı, bu uzun süren mücadelenin Sicilya, Endülüs ve en son yukarıda değinmediğimiz Hindistan sahasından şu tarihi dersi çıkardı:
Müslümanlar, İslam’a bağlılıklarını kaybetmedikleri sürece onları tam bir yenilgiye uğratmak mümkün değildir.
Batılılar, bunun için tarihte ilk kez 19. yüzyıldan başlayarak Müslümanları İslam’dan soğutma yöntemiyle İslam’la baş etme stratejisi geliştirdiler.
Müslümanların hiç de hazırlıklı olmadıkları bu strateji İslam dünyasını çok yıprattı, İslam dünyasının I. Dünya Savaşı’nı kaybedip tarihinin en büyük istilasına uğramasına yol açtı.
Batı, yüzyıllar süren bir mücadelede bizi Hıristiyanlaştıramadı ama Müslümanların siyasi ve askeri üstünlüklerini kaybetmelerinden istifadeyle İslam’ın evlatlarını İslam’dan soğutma projesinde başarılı oldu.
Müslümanlar, 20. yüzyılda toparlanıp bu stratejiye karşı donandılar ve evlatlarını İslamî bir şuura kavuşturmakla kalmadılar, aynı zamanda Batı’nın gençlerine de İslam’ı tebliğ ettiler, nice Batılı gencin Müslüman olmasını sağladılar.
Batı bu kadar güçlü, Müslümanlar bu kadar zayıf iken elde edilen bu başarı karşısında, Batı, Selâhaddîn’in Kudüs’ü fethinden dolayı kapıldığı paniğe benzer bir paniğe kapıldı ve ABD Başkanı Georg W. Bush liderliğinde yeni bir Haçlı Seferi başlattı.
İslam’a yönelik son zamanlardaki silahlı saldırılar, bu son Haçlı Seferi’nin sadece bir ayağıdır. Asıl ayağı ise İslam’a karşı propaganda savaşıdır.
Bu çerçevede,
Dr. Abdulkadir Turan
- İslam’ın evlatları, başta kadın ve çocuklar olmak üzere İslam’dan soğutuluyor.
- Dünyanın doğu veya batısında Latin Amerika ve Hindistan’da İslam’ın yeni mensuplar kazanmaması için “İslamofobi” denen bir proje yürütülüyor.
Dr. Abdulkadir Turan