Hamd olsun bizleri mü’min olarak yaratana.
Şükürler olsun, Hz. Muhammed aleyhisselatu vesselamı âlemlere
rahmet kılana.
Ve şükürler olsun bizleri Nisan ayına kavuşturana.
Peygamber âşıklarını, peygamber sevdalılarını meydanlarda buluşturana.
Âlemler Efendisine, gönüller sultanına salât ve selam olsun.
Mü’minlerin önderine, mücahitlerin rehberine salât ve selam olsun.
Salât ve selam olsun, Amine’nin yetimine.
Salât ve selam olsun, Hatice’nin ümidine.
Salât ve selam olsun, Fatıma’nın babasına.
Salât ve selam olsun, Hasan ve Hüseyin’in ceddine.
Yağmur damlaları, deniz dalgaları ve ağaç yaprakları adedince salât ve selam olsun Sana ey Resul.
Güller açtıkça, bülbüller şakıdıkça, kelebekler uçuştukça… Salât ve selam olsun Sana ey Nebi
Öksüzlerin başı okşandıkça, annelerin yüzü güldükçe, gönüllerin ahı dindikçe… Salât ve selam olsun Sana ey Habib
Nisan, rahmet ayıdır.
Nisan, bereket ayıdır.
Nisan, toprağın yağmur ile nebatın güneş ile hasretin vuslat ile buluştuğu şenlik ayıdır.
Nisan ayı, güllerin açmaya başladığı, gül kokusunun buram buram etrafa yayıldığı, kâinatın ve hususen coğrafyamızın cennete dönüştüğü bahar ayıdır.
Nisan ayı, kin ve nefret duygularının gönüllerden sökülüp atıldığı kardeşlik ayıdır.
Nisan ayı, Allah (cc)’a ve Resulüne bağlılık hususunda nefislerin ve amellerin yoklandığı muhasebe ayıdır.
Nisan ayı, İlahi rızanın ve Muhammedi şefaatin gözyaşı ile talep edildiği dua ve salâvat ayıdır.
Nisan ayı, İlahi aşkın ve Muhammedi sevdanın oluk oluk yüreklere aktığı muhabbet ayıdır.
Ve Nisan ayı, Âlemler Efendisine duyulan aşkın zirveye ulaştığı, yüreklerden meydanlara taştığı, saadet atmosferinin âlemi çepeçevre kuşattığı KUTLU DOĞUM ayıdır. İşte bu ay genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle, büyüğüyle küçüğüyle ümmet; Efendisine koşacaktır. Anneler, dillerinde dua ve salâvatlarla, kucaklarında gönül goncaları Ahmed ve Muhammedleriyle, Hasan ve Hüseyinleriyle, Fatma ve Zeynepleriyle Efendisine koşacak, saadet asrına kucak açacaklardır.
Bir aşktır bu, dilden dile dolaşmakta.
Bir sevdadır bu, gönüllerden meydanlara taşmakta.
Bunun adı İlahi aşktır.
Bunun adı Muhammedi sevdadır.
Rabbimizin izn-i inayetiyle bizler de bu ay boyunca bu aşktan bahsedeceğiz. Muhammedi Sevdayı haykıracağız.
Sümeyyelerin uğruna can adadığı sevdadan bahsedeceğiz.
Hubeyblerin adına darağacına asıldığı sevdadan bahsedeceğiz.
Hamzaların, Hüseyinlerin ve Saidlerin yoluna baş koyduğu sevdadan bahsedeceğiz.
Binlerce fedainin: “Anam babam sana feda olsun Ya Resulallah” diyerek etrafında pervane olduğu, âşıkların toprağına yüz sürmek için yollara düştüğü ve bugün olduğu gibi genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle, on binlerin, yüz binlerin aşku muhabbetiyle yollara döküldüğü, meydanları doldurduğu Muhammedi Sevdadan bahsedeceğiz
Şüphesiz ki, en güzel isimlerin ve en yüce sıfatların sahibi Allah (cc)’tır. Hamd ve şükürlerin, övgü ve senaların en güzeli ve en yücesi de Allah (cc)’adır. Ancak şu var ki; beşer olarak birisinden bahsedilecekse, O, Muhammed Mustafa olsa gerek. Beşer cinsinden biri övülecekse, O Muhammedü’l Emin olsa gerek. Zira Onu Allah Celle Celaluhu övmüştür. Ona Habibim, yani sevgilim demiştir. Zira kâinat Onun hatırına yaratılmıştır. “Lew lake lew lake lema xeleqtu’l eflake.” (Ey habibim!) Sen olmasaydın, Sen olmasaydın, felekleri yaratmazdım. (Hadis-i Kudsi) Zira Onu Allah ve melekleri övmüştür:“Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salât getirirler. Ey iman edenler, siz de Ona salât ve selam getirin.”(Ahzab-56) Zira Allah Celle Celaluhu kendi rızası ve sevgisini Ona ittiba etme şartına bağlamıştır: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizleri sevsin…” (Al-i İmran-31) Hal ve hakikat bu iken, Peygamber Efendimizi anma ve anlatma yönündeki program ve etkinlikleri şu veya bu şekilde eleştirmeye kalkışanların sözleri ve çabaları boş ve bataldır. Onun kutlu ve nurlu viladeti, viladetinin yıl dönümleri elbette ki bizler için bayram ve şenliktir.
Şu bir gerçek ki, günümüzde en fazla istismar edilen kavramlardan iki tanesi, aşk ve sevda kavramlarıdır. Bu kavramlar zamanla kıymetini yitirip ele ayağa düştü. Öyle ki hep mecazi aşklar, sahte ve kirli aşklar için kullanılır hale geldi. Allah (cc)’a hamd olsun ki, bilinçli bir nesil yetişti. İslami mücadeleyi ve bu uğurda çekilen çileleri aşka ve sevdaya dönüştüren rehberler yetişti. Şimdi artık taşlar yerine oturmakta, sular mecrasına çekilmekte, kelime ve kavramlar asli mana ve misyonunu yüklenmektedir.
Ne güzel bir izafe; Peygamber Sevdalıları
Ne mukaddes bir sevda; Peygamber Sevdası
Ne yüce bir dava; Peygamber Sevdasını iddia etmek
Ne büyük bir şeref; Peygamber Sevdalısı olmak.
Peygamber Sevdalısı olmak; Hidayet Rehberi ve Tevhid Kahramanı bütün nebi ve resullere ayrım yapmadan inanmaktır.
Peygamber Sevdalısı olmak; Kur’an-ı Kerim’i ve Sünnet-i Seniyyeyi medeniyetin mihveri ve eşsiz hayat modeli bilmektir.
Peygamber Sevdalısı olmak; Allah’ın Resulünü “Usve-i Hasene” (En güzel Örnek) kabul etmektir. Nitekim ayet-i kerimede “And olsun ki, sizin için Allah’a ve Ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça anan kimseler için Allah’ın Resulünde en güzel bir örnek vardır.”(Ahzab-21) buyrulmaktadır. Dolayısıyla Peygamber sevdalısı olmak, şahsi yaşantısında, ailevi yaşantısında, ticari, içtimai yaşantısında Allah (cc)’ın Resulünü örnek almak, Sünnet-i Seniyye’ye ittiba etmektir.
Peygamber Sevdalısı olmak; Allah (cc) Resulünü malından, canından, evlad-u iyalinden daha fazla sevmektir. Şöyle buyurmuştur, Allah’ın Habibi: “Nefsim kudret elinde olana yemin ederim ki, Ben sizden birinize evladından, babasından ve tüm insanlardan daha sevgili olmadığım müddetçe iman etmiş olmaz.”(Buhari)
Peygamber Sevdalısı olmak; Hz. Muhammed’i (sav) yegâne kurtuluş ve özgürlük önderi kabul etmektir. O’na aykırı öncü ve liderleri lider kabul etmemektir.
Peygamber sevdalısı olmak; Onun pak ve yüce davasını layıkıyla yüklenmek, yolunu sürdürmektir.
Sevgi, delil ve ispat isteyen bir iddia olduğuna göre; Peygamber Sevdalısı olmak, bu iddiaya delil olacak ihlâs ve fedakârlık örnekleri sergilemektir. Darlıkta ve genişlikte malıyla, canıyla ve bütün imkânlarıyla Muhammedi Dava uğrunda seferber olmaktır.
Gerçek manasıyla isme layık bir Peygamber Sevdalısı olmak dileğiyle…
Cihan Bozaba / İnzar Dergisi - Nisan 2012
Cihan Bozaba