İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
    • 261.SAYI
    • 262.SAYI
    • 263.SAYI
    • 264.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Oruçsuz Bayram, Bayramsız Oruç

2012-08-21
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Havariler; gökten bir sofra indirmesi için Hz. İsa(a.s)`dan Rabbine dua etmesini istediler. O sofradan yiyelim kalplerimiz tatmin olsun dediler. Hz. İsa da Allah`tan bunun indirilmesini niyaz etti. &`;Bu sofra(Maide) bize ve bizden sonrakilere bayram olsun” dedi(Maide:113-114).
Havariler; gökten bir sofra indirmesi için Hz. İsa(a.s)’dan Rabbine dua etmesini istediler. O sofradan yiyelim kalplerimiz tatmin olsun dediler. Hz. İsa da Allah’tan bunun indirilmesini niyaz etti. “Bu sofra(Maide) bize ve bizden sonrakilere bayram olsun” dedi(Maide:113-114).

Havarilerin istediği sofra, yemek sofrasıydı. Bundan yiyecekler, böylece kalpleri tatmin olacaktı. Hz. İsa(a.s), tatmini yeterli görmedi. Bunun bir bayram olmasını da özellikle istedi. Öyle ya, sofradan yiyerek, kalbi tatmin olan kimsenin bayram etmesi gerekir. Bu sevincin bir seferde olup bitmemesi, yenilenmesi ve yinelenmesi gerekir. Bu da ancak bayramla mümkündür. Arapçada bayrama “iyd” ismi verilir. İyd ise avdetten gelir. İadeden gelir. Buna göre bayram-iyd; bir seferde bitmeyen, sürekli tekrarlanan sevinci ve kutlamayı ifade eder.

Havariler, gökten inen sofradan yiyerek tatmin olmayı düşündüler. Ama Hz. İsa, bunun bir bayram olması gerektiğini söyledi. Çünkü eğer sofranın indirilmesi bayram olmazsa bu, bir seferde olup bitecek, daha sonraki nesillere nakledilemeyecek demekti. Fakat Mesih’in(a.s) bu talebinde ince bir sorun vardı. Çünkü yemek sofrasının üzerindeki yemek, sonraki nesillere nakledilemezdi. Dolayısıyla sonradan gelenler bu olayı zikredebilecek ama bunun hazzını ve tatminini binaenaleyh bayramını fiilen yaşayamayacaktı. Çünkü bayram için aynı duygunun, aynı tatminin somut olarak yaşanması gerekir. Yani Bayram; güzel bir olayın yıl dönümü değil, aynı olayın tekrarlanması, aynı güzelliğin tekrar yaşanmasıdır. Oysa yemek sofrası için bunun olması mümkün değildir.

Havarilerin sofrası sadece kendilerini tatmin etmiş ve sadece kendilerine sevinç olmuştur. Bunun gerçek manada bir bayrama dönüşmesi söz konusu olamamıştır. Sonradan gelenler bu olayı birebir yaşamamış, sadece bunun yıl dönümünü kutlamıştır. Bu da somut bir tatmin ve sevinç sağlamaz.

Havarilerin sofraları üzerindeki yemeğin sonrakilere nakledilememesi bir sorun olmuş bu nedenle Ümmet-i Muhammed’den önceki ümmetlerin gerçek bir bayrama sahip olması söz konusu olmamıştır. Yani diyebiliriz ki, Ümmet-i Muhammed’den önceki ümmetler bayrama hasretti. Ümmeti Muhammed’in dışındaki milletler hala da buna hasrettir.

Ümmet-i Muhammed, gerçek manada bir bayrama sahip olan tek ümmettir. Çünkü onun sofrası bir seferde inmiş ve bitmiş değildir. Sadece bir dönemde birileri, inen bu sofradan yemiş, bununla kalpleri tatmin olmuş ve böylece bu iş orada kalmış bitmiş değildir. Bilakis bu sofra her sene tekrar inmektedir. Bu sofranın üzerinde her yıl en değerli ve en lezzetli gıdalar tekrar ve yine inmektedir. Bu; büyük bir olayın yıl dönümü değil, bizatihi o olayın tekrarlanmasıdır. Bu nedenle bayram; sadece ve bilhassa Ümmeti Muhammed için söz konusudur. Mesih’in; “bu sofra bizden sonrakilere bayram olsun” temennisi, üzerinde maddi yemekler bulunan o sofra için gerçekleşmemiştir. Bu temenni; gökten inen vahiy sofrası/Kuran için ve bu sofranın muhatabı ve ev sahibi Ümmet-i Muhammed için gerçekleşmiştir. Çünkü bu sofra her yıl yeniden Ramazan ayında inmektedir. Kesinlikle Ramazan ayı, Kuran’ın indirilmesinin yıl dönümü değil, bizatihi bu büyük olayın tekrarlandığı, tekrar yaşandığı aydır. Bu nedenle hakikaten bayram yapabilme şans ve imkânı olan tek ümmet, Ümmet-i Muhammed’dir. Her yıl bu sofra yeniden indirilmektedir. Kur’an yeniden okunmakta; ruhlar, kalpler yeniden bundan beslenerek güç toplamaktadır.

Hz. İsa(a.s); “Bu sofra bize bayram olsun” dedi. Havarilerin sofrası ile Ümmet-i Muhammed’in sofrası arasında çok büyük fark vardır. Onlar; “Bu sofradan yiyelim de kalplerimiz tatmin olsun” dediler. Yani burada, maddeden manaya doğru bir seyir vardır. Bizde ise; manadan maddeye doğru bir seyir vardır. Yani önce Ramazan ile ruhumuzu ve kalbimizi besleriz. Bayramda da midemizi serbest bırakırız. Burada latif bir mesele vardır; madde ile başlayan tatmin orada kalır. Sirayet edici değildir. Bedeni ruhun önüne koyar. Dünyayı, ahiretin; maddeyi mananın önüne koyar. Bu da tehlikeli bir durumdur. Yani bu durumda, insanın maddede kalması, bedenden ibaret kalması riski vardır. Dahası dünyayı ahiretin önünde tutma riski vardır. Yani burada ister istemez bir sınır oluşur. Bu nedenle burada bayram yapmak zordur. Bayramın zehir olma tehlikesi vardır.

Ümmet-i Muhammed için bayram, manevi tatminden sonra gelir. Yani havarilerin aksine Ümmet-i Muhammed’de seyir, tam aksi yöndedir. Bu nedenle Allah(c.c); “Senin için; sonuç, başlangıçtan daha hayırlıdır” (Duha:4) buyurur. Dikkat edilirse ayette önce “ahiret-sonuç” zikredilmiştir. Bu seyrin muhteşem bir manası vardır. Bunun sonucu olarak Ümmet-i Muhammed, maddeye ve dünyaya karşı daha temkinli ve daha dirençlidir. Bunun sonucu olarak Ümmet-i Muhammed’de sekülerleşme hiçbir zaman kökleşmez ve kanıksanmaz.

Havarilerin sofrası, maddeden manaya doğru bir tatmini esas aldığı için sonrakilere bayram olamamıştır. Bu nedenle onların bayramı, oruçsuz bir bayramdır. Manaya ulaşamayan maddi bir tatminin bayramı, oruçsuz bir bayramdır. Bu da hakiki bir bayram değildir. Maddeden maddeye geçişte bayram olmaz. Bayram, ancak zıtlıkların bileşimiyle söz konusu olur. Bu nedenle Ümmet-i Muhammed’in bayramı oruçsuz; orucu da bayramsız değildir. Yani Ümmet, bayramsız oruca, oruçsuz bayrama itibar etmez. Ümmet, bayram ederek oruca başlar; orucu bitirerek bayram yapar. Böylece zıtlıkların birliği, kemali oluşturur.

Bazı insanlar oruçsuz bayram yapar. Maddeden maddeye geçer. Oruç tutmadan bayram yapmak, maddeden maddeye geçmektir. Bazıları da bayramsız oruç tutar. Orucun sevincini, bunu eda etmenin mutluluğunu, orucun maddi hazzını yaşamaz. Bu da bir nevi bayramsız bir oruçtur. Ümmet-i Muhammed, vasat bir ümmettir. Onun her ferdi buna layık olmaya çalışmalıdır. Bayramsız oruçtan, oruçsuz bayramdan kesinlikle sakınmalıdır.

Ümmet’in Ramazanı oruçlu, orucu bayram, bayramı da oruçlu olsun.

Abdurrahim Güneş / İnzar Dergisi - Ağustos 2012
 

 


Abdulhakim Sonkaya

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS