İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Oruç daha etkili bir taarruz için savunma hattının gerisine çekilmektir

2020-05-13
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ ﴿١٨٣﴾ شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ ف۪يهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِۚ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُۜ وَمَنْ كَانَ مَر۪يضاً اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ يُر۪يدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُر۪يدُ بِكُمُ الْعُسْرَۘ وَلِتُكْمِلُوا الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿١٨٥﴾  Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize de oruç yazıldı. (Bakara: 183) O, doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, başka günlerden sayısınca tutar. Allah sizin için kolaylık istiyor güçlük çekmenizi istemiyor. Sayıyı tamamlamanız, sizi doğru yola iletmesine karşı Allah’ın ululuğunu dile getirmeniz ve umulur ki şükredersiniz diye (uygun hükümler gönderiyor). (Bakara: 185)   Oruç daha etkili bir taarruz için savunma hattının gerisine çekilmektir Evet, oruç bir içe dönüştür. Yılın on bir ayını dış unsurlarla mücadeleyle geçiren davetçinin içine dönüp gerçekleştirdiği bir iç dizayn hareketidir. Davayı kitlelere ulaştırmakla meşgul olan ve bu yüzden meydana gelme olasılığı oldukça yüksek iç dağınıklığın, yıpranmışlığın farkına varmak için kendi içine dönüp evin içini düzenleme operasyonudur. On bir ay boyunca kemiyetle uğraşan davetçinin keyfiyeti artırma, kaliteyi elde etmeye çalışma hareketidir. İlkin özünden başlayarak safları sıklaştırma, yine aynı şekilde özünden başlamak suretiyle içerdeki çürükleri ayıklama, mücadele sahasında ayağına bağ olan bütün bağları bertaraf etme, eksiklikleri giderme hareketidir. Hem bu eylem yeni ortaya çıkmış, yeni tecrübe edilmiş bir eylem de değil. İnsanlık çağı ile eşzamanlı bu eylem her zaman aynı neticeyi vermiş. Sahibini öyle bir zırhla sarıp sarmalamış ki değil sıradan düşmanların, azılı şeytanların en etkili saldırılarını bile bertaraf edecek dayanıklılık ve kalitedir. Bu sade bir iddia değil, insanlığın kadim mümin medeniyetlerinde tecrübe edilmiş ilahi bir hakikattir. Seçkin ümmete has bir şey değildir.  يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazıldı Bizden önceki ümmetlere nasıl farz kılındıysa bizim için de aynı şekilde farz kılındı. Diğer birçok ibadet de aynı şekilde bizden önceki ümmetlere de farz kılınmıştı. Ama bu gerekçe sadece oruç için dile getiriliyor. Zira zahmeti olan ve nefislerin yerine getirmede sıkıntı yaşayacağı bir ibadet. Ama bu öyle bir ibadet ki, her ne sebeple olursa olsun, yaşama taalluk etmediği sürece ifa edilmesi gereken, eksiltme kabul etmeyen bir ibadet. O yüzden fıtratın üzerindeki baskı hafifletilmeli ve bu meşakkatli yola bir kendisinin sevk edilmediği insan psikolojisine hatırlatıldı. Zira öyle değerler havi ki sıkıntıları dolayısıyla es geçilecek bir eylem değil. İşte böyle mukaddes bir hareket de cephede değil cephenin gerisinde yapılabilecek bir harekettir. Bu da şeytanlar ve onların aveneleri ile iç içe olan bir ortamdan ziyade melekuti bir ortamda olabilecek bir hakikattir. Bu melekuti ortam da ancak hak ile batılı, çürük ile sağlamı, mümin ile münafık ve kâfiri birbirinden ayırt etmek için inzal edilmiş Kur’an’ın ayında yani Ramazan’da olabilecek bir şeydir. O Kur’an ki, insanlar için tam bir hidayet, doğru yolu bulma ve o yolda yürümenin yegane rehberidir. Kendisine iman edip güvenenlerin ellerine öyle beyyineler veriyor ki, artık ona tabi olanların hiçbir saldırı karşısında ellerinin bağlı kalması diye bir olasılık söz konusu dahi olamaz. شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ ف۪يهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِۚ "O Ramazan ayı ki, doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Oruç toplumsal bir eylemden ziyade bireysel bir eylemdir. İnsanın kalabalıklar içerisinde sürü psikoloji ile hareketten kendini kurtarıp özü ile var olduğu, kendi olabildiği ve kendini bulabildiği bireysel bir eylemdir. İnsan genellikle topluluk içerisinde iken kendi olmaktan çıkıp topluluk ile hareket etme mecburiyetinde kalabiliyor. İçinden gelmediği halde yani ihlas ve samimiyetten uzak eylemlerin içerisinde bulabiliyor kendini… Ama oruç öyle değil. Oruç mümin şahsın bireysel iç dinamikleri ile gerçekleştirdiği bir ibadettir. Herhangi bir toplumsal baskıya uğramaksızın, kendi keyfiyetiyle ikame ettiği bir ibadettir. Belki de Allah Teâla’nın; “İnsanın yaptığı her ibadette kendine bir pay vardır. Ancak, oruç öyle değil; o, yalnız Benim içindir ve onun mükâfatını verecek olan da Benim.” Diye buyurmasının hikmetlerinden biri de budur. İşte bu kadar değerli ve mukaddes olan ve sırf rıza-i ilahiyi havi olan bu eylemin hiçbir tarafına en ufak bir leke bile değmemeli. Değmemesi için de Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) özel ihtimam göstermiş ve bizleri şu kutsal uyarı ile uyarmıştır; “Oruç bir zırhtır / bir kalkandır. Oruçlu kimse kötü söz söylemesin ve cahillik yapmasın. Eğer herhangi bir kimse kendisiyle dövüşmeye yâhut sövüşmeye girişirse, ona iki defa 'Ben oruçluyum' desin. Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, oruçlu ağzın kokusu, Yüce Allah katında misk kokusundan daha temizdir”. Madem bu kadar kutsal bir ayın içinde bu kadar bir eylem halindeyiz öyle ise her halimiz ibadet hatta uykumuz bile ibadetten sayılırken bizim bu kadar kutsal zamanı heder etmemiz, hatta en değerlisi ile değerlendirmemiz bizim için ne kadar da büyük bir kayıptır. “Ramazana ulaştığı halde mağfiret edilmiş olarak çıkmayanın burnu sürtünsün”
Mehmet Zeki Ergin

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS