İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

O`nu Sevmek, Sultan Olmak Demektir

2014-05-09
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Ahiret sevabından, cennetten söz etmiyorum, o apayrı bir şeydir. Zaten Nebevî bir kanun olarak biliyoruz: "Kişi sevdiğiyle beraberdir, Kişi sevdiğiyle birlikte haşrolunur." Amenna.
Ahiret sevabından, cennetten söz etmiyorum, o apayrı bir şeydir. Zaten Nebevî bir kanun olarak biliyoruz: "Kişi sevdiğiyle beraberdir, Kişi sevdiğiyle birlikte haşrolunur." Amenna.

Resulullah (s.a.v) Efendimizi sevenleri, Onu sevme konusunda bir adım öne çıkanları Rabbimiz bu dünyada kesinlikle karşılıksız bırakmamıştır. Şimdi bunu biraz daha yakından görmeye çalışalım:

Ona iman eden, Onun elinden ve eteğinden tutan yakınlarını, kızlarını, eşlerini, damatlarını ve yakın akrabalarını da bir tarafa bırakarak onların dışında bazı isimleri ele alalım ve Allah Teâlâ’nın bu dünyada onlara neler verdiğini görmeye çalışalım.

Zeyd bin Harise (r.a)… Burada onun uzunca hayat hikâyesini anlatmayacağız fakat onun Peygamber Efendimize (s.a.v) olan muhabbetini ve bu dünyada aldığı karşılığını dile getirmeye çalışacağım. Maalesef insanımız onu çok yakinen tanımıyorlar, "Kölelerden ilk Müslüman..." diyerek geçiştiriyorlar, başta Mute Savaşı olmak üzere bir kaç yerde daha bahsediyorlar, o kadar.

Zeyd bin Harise (r.a) aslında özgür bir çocuktu, köle değildi. Yemen civarında küçük bir savaş, bir iç kargaşa esnasında köle olarak satılmış, sonunda döne dolaşa Mekke`ye, Hazreti Hatice annemize gelmiş, o da Resulullah(s.a.v)`a vermiş, hepimizin bildiği gibi o da âzad ederek özgürlüğüne kavuşturmuştur.

Babası ve akrabaları onu arıyorlardı, hem de dillere destan olacak bir şekilde… Hazreti Yakub`un Hazreti Yusuf`u aradığı bir şekilde arıyordu. Babası şairdi, oğlu Zeyd için şiirler yazmıştı, sonunda o şiirler vasıtasıyla oğlunun izine ulaşmıştı. Adamın birisi şiirlerde tanıtılan bu çocuğun Mekke`de olduğunu söyledi babasına…

Zeyd`in babası yanına yüklü miktarda para ve icabında takas edilmek üzere bir de köle alarak akrabalarıyla birlikte yola çıktı ve Mekke`ye ulaştı, oğlunu buldu. Herkesi duygulandıran bir baba-oğul buluşması ve kucaklaşması yaşandı.

Sıra Mekke`den ayrılmaya gelmişti. Babası her şeyini ortaya koymuş, oğlunun bedeli ne ise ödemeye hazır olduğunu söylemişti. Gözler Resulullah(s.a.v)`a dönmüş, Onun vereceği cevabı bekliyordu. O ise Zeyd`e baktı ve babasını işaret ederek:

- Ey Zeyd, işte baban, işte ben, hangimizi tercih edersen et, buyurdu. Zeyd bir babasına, bir de Allah`ın Resulüne baktı, birden Peygamber Aleyhisselam`ın yanına koştu, Onu tercih ettiğini söyledi.

Ortalık buz kesmişti. Yıllardır hasret kaldığı öz babasıyla gitmiyordu. Adam şaşkına dönmüş ne yapacağını bilmiyordu. Evlatlıktan reddetmekle, mirastan mahrum bırakmakla tehdit ettiyse de boşunaydı, oğlunu alamadan memleketine eli boş döndü.

İşte o andan itibaren çocuk Zeyd sultan olmuştu, Arapların âdeti gereği zaten o andan itibaren "Muhammedin oğlu" diye anılmaya başladı.

Zeyd bin Harise sadece babasının yerine Peygamber Aleyhisselam`ı tercih ederek değil, hayatının bundan sonraki bütün sahnelerinde Ona olan muhabbetini göstermiştir.

Hepimizin bildiği Taif taşlanmasında nedense çoğumuz Resulullah (s.a.v) için üzülürüz, çapulcuların Taif`te onu taş yağmuruna tutmasını, vücudundan akan kanların ayakkabılarına dolduğunu okuruz, anlatırız, ağlarız, üzülürüz.. İşte orada bir şeyi unuturuz veya hemen geçiştiririz.

Biliyor musunuz, Taif seferinde Zeyd de vardı. Hem de çapulcuların attığı taşların hepsini önce o karşılıyordu, vücudunu Allah`ın Resulüne siper etmişti. Atılan taşlar hep ona isabet ediyordu. Zaten o da böyle olmasını istiyordu. Onun önleyemediği taşlar Peygamber Aleyhisselam`a değiyordu. Vücudu kanlar içinde kalmıştı.

Yaşadığı müddetçe hep bu şekilde Ona olan muhabbetini ispat etti. Ve Allah Teâlâ da onu sultan eyledi.

Biliyor musunuz, Medine`ye hicretten sonra Zeyd bin Harise birçok seriyyenin başına kumandan olarak getirildi.

En sonunda da Mûte Savaşında İslam ordusuna başkumandan yapıldı ve o savaşta şehadete erdi. Kendisi hep "Resulullah(s.a.v)’ın Sevgilisi" diye anılırdı.

Bu kadar mı? Hayır. Bize göre her şeyden önemlisi Allah Teâlâ Zeyd`in ismini kıyamet gününe kadar anılması için Kitabına aldı, Ahzab Suresi 37. ayetinde bir vesile ile onun adını yazdı, olayın teferruatını tefsir ve meallerden öğrenebilirsiniz.

Lütfen hiç kimse bunu küçümsemesin, basite alıp geçmesin. Düşüne biliyor musunuz? Allah`ın Kitabında ne Hazreti Ebubekir`in, ne Hazreti Ömer`in, ne diğer halifelerin, ne annelerimizin ve ne de kızlarının hiç birisinin ismi doğrudan geçmediği halde Zeyd bin Harise`nin ismi geçmektedir.

Ve Üsame bin Zeyd, o da onun oğlu, "Sevgilinin oğlu sevgili". Dünyada iken Resulullah(s.a.v)`a olan muhabbetinden dolayı sultan olanlardan.

Peygamber Aleyhisselam hiç bir zaman onu torunlarından ayırmamış, çocuklarla ilgili rivayetlerde "Hasan, Hüseyin ve Zeyd" hep birlikte geçmiştir.

O da genç yaşta babası gibi nice seriyyelerde hep öne geçirilmiş, Peygamber Efendimiz hayatının son anlarında koskoca İslam ordusunun başına getirerek Bizans`a gitmesini istemiş, biraz gecikmeli de olsa vefatının ardından Hazreti Ebubekir halife olur olmaz bu görev yerine getirilmiştir.

Daha nice sahabe Peygamber Aleyhisselam`a olan muhabbetinden dolayı bu dünyada iken sultan olmuşlardır. Başta Hazreti Bilal olmak üzere birçok ismi burada zikredebiliriz.

Hepsinden önemlisi, Rabbimizin bu kanununun bugün de yürürlükte olduğunun bilinmesidir.

Yani Rabbimiz Resulünü herkesten biraz fazla seven kullarını daha bu dünyada iken sultan eylemektedir. Etrafınıza dikkatlice baktığınızda bunu siz de fark edeceksiniz.

Mehmet Göktaş / İnzar Dergisi – Mayıs 2014 (116. Sayı)
 

 


Mehmet Göktaş

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS