İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Ölçüsüzler her zaman uçlara savrulurlar

2020-02-22
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Hayatta sağlam ölçüsü olmayanlar, bununla birlikte biraz da duygusal iseler uçlara doğru savrulur dururlar. Ölçüsüzlükle bilgisizliği, ufuksuzluğu kast ediyorum. Bu tür kişiler genellikle bir fikrin, bir düşüncenin, bir iddianın her zaman en uç noktasında olurlar. Bir başka deyişle mu’tedil değildirler, i’tidal üzere olamazlar. Dikkat edin, bu kelimenin kökeni adalettir, dengeli olmaktır. Adalet çok önemli bir sıfattır, daha da önemlisi “el Adl” Rabbimizin isimlerindendir. Her bir şeyin hakkını vermek, her şeyi yerli yerine koymaktır. Bunun zıddı zulümdür, çarpıklıktır, haksızlıktır, tutarsızlıktır, dengesizliktir. Adalet sahibi olabilmek için her şeyden önce ilim ve insaf sahibi olmak gerekir. Bununla birlikte geniş bir ufka sahip olmak ve bir meseleyi bütün yönleriyle, bütün ihtimalleriyle birlikte düşünebilmek gerekir. Bu özelliklerden mahrum olmakla birlikte aynı zamanda biraz da duygusallık varsa uçlara kaymak ve savrulmak kaçınılmaz olur. Müslümanların kendi dünyalarından misal verirsek meseleyi biraz daha iyi anlayabiliriz. Öyle kişiler vardır ki her zaman bulundukları yerin en uç noktasındadırlar. Bizzat tecrübelerimizden misaller verelim; Eğer İran İslam inkılabını benimsemişlerse dengeli bir noktada durmamışlar, İran’a biat etmeyenleri Müslüman saymamışlar. Aynı kişiler aradan biraz zaman geçmiş bu defa Şia’yı, İran’a biatlı olanları tekfir etmişlerdir. Hiç bir zaman bunun makul çizgisini bulamamışlardır. Bir zaman gelmiş tasavvufa girmişler, kendileri gibi olmayanları cahil görmüşler, şeyhi olmayanın şeyhinin şeytan olduğunu söylemişler. Aynı insanlar belirli bir zaman sonra bir şeyhe bağlanmayı ve özellikle rabıta yapmayı şirk olarak görmüşler. Dikkat edin aynı kişilerden, bulunduğu çizginin her zaman en ucunda olanlardan bahsediyorum. İslami çizgideki bir partiyi çok aşırı bir şekilde desteklemişler, desteklemeyeni küfürle itham etmişler, öyle bir gün gelmiş ki bu defa destekleyeni, sandığa gidip oy kullanan herkesi küfürle itham etmişlerdir. Bu gruba giren insanlar sadece dini yaşantılarında değil sosyal hayatın bütün alanlarında böyle olmuşlardır. Dikkat edin, bunlar bir insanı değerlendirirken ya tamamen yerin dibine batırırlar yahut tamamen ayaklarını yerden keserler. Böylesi kişiliğe sahip olanlar adaletten mahrumdurlar, vicdansız ve insafsızdırlar. Bütün bunları göz önüne alarak size şöyle bir tavsiyede bulunalım; Sizi körü körüne seven, size çok aşırı bir şekilde bağlanan birisinin bu sevgisine ve bağlılığına kesinlikle güvenmeyin. Özellikle size bu şekilde bağlılığının yanında bir başkasına da ölçüsüz düşmanlık yapıyorsa unutmayın bu kişinin ibresi birden bire değişebilir. Eğer bir kişi sevdiği bir kişiyi niçin sevdiğini, hangi yönlerini takdir ettiğini tam olarak izah edemiyorsa, ifade edemiyorsa onun sevgisinde adalet yoktur. Aslında biz bu ölçüyü erkek – bayan ilişkilerinde gösteremediğimizden dolayı hayatın en büyük darbesini yiyoruz. Körü körüne aşık olma meselesi. Bir kişinin artılarını ve eksilerini bulup ona göre bir değerlendirme yapamayanlar, daha açık bir tabirle, bir insanı takdir edemeyenler her zaman yanılgı içinde olmuşlardır. Hem kendilerini, hem de karşısındakileri yanıltmışlardır. Takdir edebilme çok önemli bir erdemdir. Takdir, bir şeyin hakkını miktar miktar verebilmektir. “Onlar Allah’ı hakkıyla takdir edemediler” kalıbında birçok ayet vardır. Rabbimizi ve O’nun Rasûlünü severken de niçin sevdiğimizi izah edebileceğiz.
Mehmet Göktaş

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS