Noktasız kaldı cümleler anlamlar cümlesiz... Bitap düştü kelimeler, kelimeler şairsiz... Bir yığın tebar oldu sandıklarda çeyizler... Âşıklar yetim kaldı çeyizlerse gelinsiz...
M. Salih Gönül
Noktasız kaldı cümleler anlamlar cümlesiz
Bitap düştü kelimeler, kelimeler şairsiz
Bir yığın tebar oldu sandıklarda çeyizler
Âşıklar yetim kaldı çeyizlerse gelinsiz
Gönül karanlıkları hasretinle katlandı
Sızım sızım sızlandı mehtapsızlıktan gece
Ve göz sustu o gece sevgililer ağladı
Gönül otağım karardı otağımda güneş yok
Bağım bahçem kurudu toprağımda mahsul yok
Firak ihtiyar etti kundaktaki bebeyi
Ab-ı hayat kurudu gençlikten hiç eser yok
Sular kıpkızıl sular akarda yorgun yorgun
Kan sızdıran saatler geçerken ağır ağır
Gözler hasrete kaldı zaman ülgün ve durgun
Kenetlenen elleri sensiz ayrılık vurdu
Ak pak yürek karardı dostluğu nisyan vurdu
Gölgende yıllar yılı yaşandı mutluluklar
Sensiz geceler ayı gündüz güneşi vurdu
Nur doğardı sabahın huzur saatlerine
Ehli suffa yolunu hasretle gözetlerdi
Şimdi sensiz bu sabah yaş doldu gözlerine
İsli bir cam misali yürekler buğulandı
Figanlar deldi geçti gönüller parçalandı
İnanmadı insanlar inanamadı bir Faruk
Mateminden yerle gök birbirine sarıldı
Yağmur toprağa düştü gözyaşına karışıp
Bir teselli edası kuşların göç mevsimi
Vedalaştı adeta son kez ardına bakıp
Sonra iklim değişti kar borandır haziran
Yalandan saatlerle akıp durdu bir zaman
Not düşüldü tarihe bu acı yaşanmadı
Ne kalem şahit buna ne de damardaki kan
Saatler inleyerek sensizliği gösterdi
Durdu kalpler bir anlık demir soğukluğunda
Örselendi âşıklar matemini dinledi
Bülbülü aşiyanda kırmızı güller vurdu
Vuslatı can evinden kara hicranlar vurdu
Kokusunu terk etti soldu sarardı reyhan
Sensiz tohum toprağı topraklar suyu vurdu
Kan sağılan taşlardan bir an feryadın duydum
Bir derviş edasıyla fikrimi terk eyleyip
Çöle sefer eyledim hasrete yaren oldum
Kup kurak diyarlara rahmeti Mevla oldun
Kapkaranlık çöllere nur-u ilahi oldun
Küçük kızlara umut kölelere bir çare
Kalplerin ilk cemresi bahara ilham oldun
Sana uzanan bir el özleminde olsaydım
Üveys gibi kapını görüp dönsem geriye
Yüzüm dönüp Mekke`ye adını haykırsaydım
Seninle çöllere binlerce vaha indi
Seninle düşmanlara barış kardeşlik indi
Korkular kayboldu bedevi sahrasında
Seninle senden sonra baki bir dostluk indi
Bilal`in pak teninde cennetleri erittin
Ve böylece kalmadı bir soyun üstünlüğü
Asırların o kara perdelerini deldin
Bilmedi anlamayan durup bileni vurdu
Batıl kılıç bileyip haince hakkı vurdu
Sünnet-i seniyenin mirası bize yeter
Gölgenden çıkanları şer vurdu ateş vurdu
Ah bir gün cemalini görmek ne güzel olur
Ellerine yüz sürmek cennet yaşamaya eş
Sana bir gül uzatmak en güzel muştu olur
Mehmet Salih Gönül / İnzar Dergisi – Ekim 2012 (97. Sayı)
Bitap düştü kelimeler, kelimeler şairsiz
Bir yığın tebar oldu sandıklarda çeyizler
Âşıklar yetim kaldı çeyizlerse gelinsiz
Gönül karanlıkları hasretinle katlandı
Sızım sızım sızlandı mehtapsızlıktan gece
Ve göz sustu o gece sevgililer ağladı
Gönül otağım karardı otağımda güneş yok
Bağım bahçem kurudu toprağımda mahsul yok
Firak ihtiyar etti kundaktaki bebeyi
Ab-ı hayat kurudu gençlikten hiç eser yok
Sular kıpkızıl sular akarda yorgun yorgun
Kan sızdıran saatler geçerken ağır ağır
Gözler hasrete kaldı zaman ülgün ve durgun
Kenetlenen elleri sensiz ayrılık vurdu
Ak pak yürek karardı dostluğu nisyan vurdu
Gölgende yıllar yılı yaşandı mutluluklar
Sensiz geceler ayı gündüz güneşi vurdu
Nur doğardı sabahın huzur saatlerine
Ehli suffa yolunu hasretle gözetlerdi
Şimdi sensiz bu sabah yaş doldu gözlerine
İsli bir cam misali yürekler buğulandı
Figanlar deldi geçti gönüller parçalandı
İnanmadı insanlar inanamadı bir Faruk
Mateminden yerle gök birbirine sarıldı
Yağmur toprağa düştü gözyaşına karışıp
Bir teselli edası kuşların göç mevsimi
Vedalaştı adeta son kez ardına bakıp
Sonra iklim değişti kar borandır haziran
Yalandan saatlerle akıp durdu bir zaman
Not düşüldü tarihe bu acı yaşanmadı
Ne kalem şahit buna ne de damardaki kan
Saatler inleyerek sensizliği gösterdi
Durdu kalpler bir anlık demir soğukluğunda
Örselendi âşıklar matemini dinledi
Bülbülü aşiyanda kırmızı güller vurdu
Vuslatı can evinden kara hicranlar vurdu
Kokusunu terk etti soldu sarardı reyhan
Sensiz tohum toprağı topraklar suyu vurdu
Kan sağılan taşlardan bir an feryadın duydum
Bir derviş edasıyla fikrimi terk eyleyip
Çöle sefer eyledim hasrete yaren oldum
Kup kurak diyarlara rahmeti Mevla oldun
Kapkaranlık çöllere nur-u ilahi oldun
Küçük kızlara umut kölelere bir çare
Kalplerin ilk cemresi bahara ilham oldun
Sana uzanan bir el özleminde olsaydım
Üveys gibi kapını görüp dönsem geriye
Yüzüm dönüp Mekke`ye adını haykırsaydım
Seninle çöllere binlerce vaha indi
Seninle düşmanlara barış kardeşlik indi
Korkular kayboldu bedevi sahrasında
Seninle senden sonra baki bir dostluk indi
Bilal`in pak teninde cennetleri erittin
Ve böylece kalmadı bir soyun üstünlüğü
Asırların o kara perdelerini deldin
Bilmedi anlamayan durup bileni vurdu
Batıl kılıç bileyip haince hakkı vurdu
Sünnet-i seniyenin mirası bize yeter
Gölgenden çıkanları şer vurdu ateş vurdu
Ah bir gün cemalini görmek ne güzel olur
Ellerine yüz sürmek cennet yaşamaya eş
Sana bir gül uzatmak en güzel muştu olur
Mehmet Salih Gönül / İnzar Dergisi – Ekim 2012 (97. Sayı)
M. Salih Gönül