İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Müzik Gerçeği ve Alternatif Çalışmalar

2013-11-13
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Günümüzde müziğin geldiği nokta, İlahi tarzı albüm çalışmaları ve bu hususta bilinçli Müslümanlara ne türden bir yükümlülük düştüğünü bir nebze de olsa dikkatlere sunmaya, irdelemeye çalışalım.
Saniî Zü’l Celal olan Allah’a hamd, O’nun güzide Habibine salat ve selam olsun.

Günümüzde müziğin geldiği nokta, İlahi tarzı albüm çalışmaları ve bu hususta bilinçli Müslümanlara ne türden bir yükümlülük düştüğünü bir nebze de olsa dikkatlere sunmaya, irdelemeye çalışalım.

Sanat dalları arasında en etkin ve en yaygın olanının müzik olduğu bilinen bir gerçektir. Geçmişi çok eskilere dayanan müzik; toplumlar üzerindeki tesirini sürdüre gelmiş, günümüzde ise görsellik de kazanarak ölçü ve sınır tanımaz bir etkinlik ve yaygınlık alanına kavuşmuştur. İnsanlar kimi zaman sözle, yazıyla ifade edemediklerini müzik sayesinde daha etkili bir şekilde ifade edebilmektedir. Toplumumuzun ve insanımızın duygusal ve hissi olması, müziğin bu etkinliğini daha bir artırmıştır.

Bugün itibariyle hayatın neredeyse her alanında, her karışında ve her zerresinde müzik gerçeğine rastlamak mümkündür. Radyoda müzik, tv’de müzik; düğünde müzik, seyranda müzik; evde müzik, işyerinde müzik… Yolculuk yapmak için otobüse bindiğinizde, alışveriş yapmak için bir markete girdiğinizde, dinlenmek için bir parkta oturduğunuzda veya gezinmek için çarşıda, pazarda dolaştığınızda… İsteyerek veya istemeyerek çoğu zaman müzik dinlemek zorunda kalırsınız.

Kadınlar evde bulaşık yıkarken, temizlik yaparken müzik dinler, işlerini müzik eşliğinde yaparlar. Esnaf ve memurun çoğu, oturdukları iş yerlerinde müzik dinlemeden edemezler. Özellikle gençler; kulaklarında kulaklık, yolda yürürken dahi cep telefonlarından şarkı türkü dinler, dinlediği müziğin havasına kendini kaptırarak, çevrelerinde olup bitenden habersiz bir şekilde sallana sallana yürürler. Siyasi partiler seçim propagandalarını müzik eşliğinde yapar; firmalar ve şirketler ürünlerinin tanıtımında müzikten faydalanırlar. Kimi doktorların ameliyathanede ameliyat esnasında dahi müzik dinlediği, çobanların koyunlarını güderken artık müzik dinledikleri bahsedilen ilginç vakıalardır.

İnsanlar ve toplumlar üzerinde bu denli büyük etkisi olan müziğin bir de içeriğine bakalım: İlahi tarzı eserleri istisna tutarsak, günümüzde neredeyse bütün ezgi, türkü ve şarkılarda işlenen klasik bir tema vardır; mecazi veya suni aşk ve buna bağlı olarak gelişen olaylar; ayrılık, ihanet, aldanmışlık, vefasızlık vs… Toplumumuzda yaygın olan müziklerin ekseriyeti, insanımızın ahlak ve mizacını bozmakta, aile mefhumunu zedelemekte, toplumsal dokuyu çözmekte, değer ve gelenekleri ciddi anlamda aşındırmaktadır. Daha ziyade insanların nefsine hitap eden ve şehveti tahrik eden bu türden müziklerin yapımcıları gibi, onları istekli bir şekilde dinleyen ve izleyenler de farkında olmadan günah işlemekte, günahlarına günah katmaktadırlar. Kur’an-ı Kerim’in Lokman Süresindeki şu ayet-i Kerimede kast edilen şeyin, bu türden müzikler olduğu bildirilmiştir: “İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik, asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.” (Lokman-6)

İnsanların inancını ve örfünü yansıtması, halkımızın duygu ve hislerine tercümanlık etmesi şöyle dursun; piyasada yaygın olan türkü ve şarkı sözlerinin büyük bir kısmı; insanları bariz bir şekilde edepsizliğe sürüklemekte, içki ve sarhoşluğa davetiye çıkarmaktadır. Kimi söz ve besteler insanların, özellikle de gençlerin psikolojisini bozmakta, onları bunalım ve buhranlara sürüklemekte, isyankârlığa ve psikopatlığa özendirmekte, intihara kadar götürebilmektedir. Yine özellikle son yıllarda vahşi batı müziğinden devşirme yapılarak alınan ve gençler arasında revaç bulan pop müziği, rock müziği, hip müziği, hop müziği… gibi örfümüzde ve geleneğimizde yeri olmayan envai türlü müzikler, gençlerimizin aklını çelmekte, ayaklarını yerden kesmektedir. Bu türden müziklerin de etkisi olsa gerek, bugün olgunluk ve ciddiyetten eser taşımayan, düşünce ve efkârdan yoksun, okuma, araştırma ve yazma gibi erdemlerden mahrum, oynak ve fırıldak bir gençlik ile karşı karşıya bulunmaktayız.

Vakıanın daha üzücü ve elem verici bir diğer boyutu ise; böylesine bir yozlaşı ve tahribatın öncülüğünü ve aktörlüğünü yapan sözde sanatçıların el üstünde tutulması, hadsiz derecede teveccüh görmesi, devletin ve halkın imkânlarından ziyadesiyle faydalandırılmasıdır.

Vaziyet gösteriyor ki; mevzu bahis müzik olsa da, iş çığırından çıkmış, olay salt müzik olmaktan öte çok farklı boyutlara varmıştır. Sanat alabildiğince istismar edilmiş, sanatın adı kirletilmiş, sanatın diğer alanlarında olduğu gibi, müzik üzerinden de imani ve İslami değerlere yönelik çirkin bir savaş yürütülmüştür.

Hal bu iken; şuurlu Müslümanların uzun süre boş bıraktıkları, art niyetlilere ve cahillere terk ettikleri bu alana yeniden el atmaları, şeytanların zehir zemberek ağaçlarını bu alandan söküp atmaları, insanlığa fayda sunacak, cennet meyveleri verecek ve cennet güllerini bitirecek fidanları ve tohumları ekmeleri, onları özenle besleyip büyütmeleri gerekmektedir. Bu konuda sesiyle, sözüyle, sazıyla bir yeteneğe sahip olanlar başta olmak üzere bütün Müslümanlara ciddi manada görev düşmektedir.

Toplumun ıslahı ve irşadını hedefleyen İslami bir camianın, aşağıdaki gayelere matuf alternatif müzik çalışmalarını dikkate almasının ne derece önem arz ettiği anlaşılmış olacaktır:

1-Toplumsal hayatın neredeyse her alanına sızmış ölçüsüz, gayr-ı meşru, tahripkâr ve yozlaştırıcı müziklere alternatif, fıtratımıza, inanç ve değerlerimize uygun kendi özgün müziğimizi üretmek, bunun gelişimine katkıda bulunmak.

2-Müzik vasıtasıyla iman, İslam, Allah (cc) ve peygamber aşkını gönüllere nakşetmek.

3-Müziği bir davet vasıtası, bir eğitim aracı kılarak, halkımızın dini, inancı ve değerleri konusunda eğitilmesini ve bilinçlenmesini sağlamak.

4-İnsanımızın, özellikle de gençlerimizin, ruhun ihtiyacı olarak kabul gördükleri eğlence, dinlence, gibi ihtiyaçlarını meşru bir dairede, meşru vasıtalarla karşılamaları için, daha uygun ve daha cazip alternatifler sunmak.

5­İnançlı halkımızın ve gençliğimizin aşk, muhabbet, merhamet, gayret, hamaset ve fedakârlık gibi duygu ve hissiyatını Hakka, adalete ve hizmete tevcih eylemek.

6-Sesiyle, sözüyle, enstrümanıyla yetenekli olan gençlerimize sahip çıkmak, onların bu kabiliyetlerinden dolayı uygunsuz ortamlara kaymasının önüne geçmek, bu bağlamdaki yeteneklerini meşru bir dairede ve uygun bir zeminde kullanmalarına imkân ve olanak sağlamak.

7-Bu şuur ve bilinçte olan ilahi sanatçıları ile dayanışma içerisinde olmak, bu hizmetin daha etkin ve daha kaliteli bir niteliğe kavuşması için, birlikte-kardeşçe çalışma olanaklarını hazırlamak.

İşte bu şuur ve anlayış ile kurulduğu günden beri bünyesindeki ilahi sanatçıları ve genç yetenekleriyle bütün imkânlarını seferber ederek, bu alandaki yozlaşı ve tahribatın önüne geçmenin ve söz konusu sanatın asli mecrasında icra edilmesinin mücadelesini veren ajansları takdir ve tebrik etmekle birlikte, periyodik olarak yayınlanan albüm çalışmalarına maddi ve manevi katkı sunmak gerekmektedir.

Şöyle bir düşünelim; yolculuk yaptığımız bir otobüste neden ilahi dinlemeyelim. Yolculuğumuzun ilahiler eşliğinde olması daha güzel olmaz mı? Veya dinlenmek için, arkadaşlarımızla muhabbet etmek için bir parkta oturmuşken, Allah’ın isim ve sıfatlarını tatlı bir dil ile terennüm eden bir müzik dinlemek daha güzel olmaz mı? İşte bize çok uzak bir ihtimal gibi görünen bütün bu farklılıklar, kıymetli ilahi albümlerimizin sorumluluk bilinciyle halkın her kesimine ulaştırılması ile olacaktır. Hal bu iken, kardeşlerimizin faydalı gördükleri bir dergiyi, bir kitabı, bir gazeteyi insanlara ulaştırma noktasında gösterdikleri gayret ve hassasiyeti, ajansımızdan çıkan bir albüm için de gösterebilmeleri haklı olarak arzu edilir.

Yeri gelmişken, müzik prodüksiyonlarının oldukça muzdarip olduğu, hele hele hak-hukuk, helal-haram hassasiyetine sahip bilinçli Müslümanlara hiç de yakışık düşmeyen bir başka konuya da temas etmek gerekiyor. İlahi albümlerinin internetten indirilmesi veya kopya edilmek suretiyle, bedeli ödenmeden temin edilme yoluna gidilmesi. Buna korsan kaçakçılık mı yoksa nitelikli hırsızlık mı denilir bilinmez; ancak işin içinde emeğe hürmetsizlik ve kul hakkı ihlalinin olduğu şüphe götürmeyen bir gerçektir. Bu türden uygunsuz girişimlerin, toplumun ıslahı ve eğitimine dönük yapılacak çalışmaları ciddi manada baltalayacağı, bu hayırlı hizmeti akamete uğratacağı ve maddi anlamda sıkıntılar yaşatacağının bilinmesi gerekir. Nitekim bahsini ettiğimiz korsancılık ve kopyacılık olaylarından dolayı şu an müzik piyasasında albüm çıkaran ajanslardan kimi kapanmış, kimi de kapanmanın eşiğine gelmiştir. Bu hizmeti hala devam ettirebilen ajanların bu başarısında hak ve hukuka riayet eden dinleyici kitlesinin etkisi çok büyüktür.

Bu konuda elbette ki ilahi sanatçısı kardeşlerimize de büyük görevler düşmektedir. İlahi sanatçılarının her şeyden önce kendi sanatlarını, Sani-i Zül Celal olan Allah’ın rızasına uygun bir tarzda icra etmeleri, ahlakları, yaşantıları, ilmi ve kültürel birikimleriyle örneklik teşkil etmeleri gerekmektedir. İhlâslı, bilinçli ve yetenekli bir ses sanatçısı, pekâlâ bir hatip gibi, bir yazar gibi veya bunlardan daha etkili bir şekilde Allah (cc) ve peygamber sevgisini gönüllere nakşedebilir, bu anlamda etkin bir davetçi misyonunu üstlenebilir. İlahi sanatçısı, Davut Peygamber gibi, Yüce Yaradanın kendisine bahşeylediği o güzel, tatlı ve hoş sedasıyla İlahi nağmeleri yürekten terennüm ile, halkı Hakka ve Yüce Sanatkâra âşık ve müştak eylemenin gayreti içinde olmalıdır. Yine mü’minlerden bu yeteneğe sahip olanlar, Peygamber Şairi Hasan bin Sabit’in, şiirleriyle müşrik şairlere galebe çalması gibi, kendi dönemlerinin ahlaksız ve fasit sanatçılarını ilzam edebilmeli, onları hayrette bırakacak kalitede eserler ortaya koyabilmelidirler.

Rabbimizden dileğimiz; insanların ıslahı ve hidayetine yönelik çalışmaları bereketlendirmesi, bu cihetteki gayretleri boşa çıkarmamasıdır. Davamızın ve duamızın sonu; Alemlerin Rabbi olan Allah’a (cc) şanına layık bir şekilde hamd olsun.

Cihan Bozaba / İnzar Dergisi – Kasım 2013 (110. Sayı)
 

 


Cihan Bozaba

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS